⚖️ Ahkâf Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
46:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâ mîm.
Şinasi Güneş
Ayrı ayrı ileten kimdir?
46:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu kitabın/Kuran’ın indirilişi mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan Allah tarafındandır. 2/97-98,
Şinasi Güneş
Kitabın indirilişi, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olan Allah tarafındandır.
46:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ve belirli bir süreliğine yarattık. Ne var ki gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine yapılan uyarılara kulak asmıyorlar.
Şinasi Güneş
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri, adı belirlenmiş bir süre ve gerçek bir amaç dışında oluşturmadık [1]. Gerçekleri örtenler ise, uyarıldıkları şeyden geri durdular [duyarsız kaldılar].
46:4. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınıza bir bakar mısınız? Gösterin bana onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar, yoksa göklerin hükümranlığında ortaklıkları mı var? Eğer iddianızda samimi iseniz bana bu Kuran’dan önce vahyedilmiş bir kitap veya bilimsel bir kanıt getirin. 16/17...25,
Şinasi Güneş
De ki! "Allah'ın yanı sıra çağrıda bulunduklarınıza dikkat ettiniz mi? Bana gösterin bakalım yerden ne oluşturmuşlar? Yoksa göklerde ortaklıkları mı var [34:22, 35:40]? Eğer doğru sözlüler iseniz, bana ilimden bir eser veya bundan önceki bir kitap getirin [1]."
46:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah ile aralarına koyup, kendisine yapılan duaya kıyamete kadar cevap veremeyecek olan üstelik kendilerine yapılan duadan da habersiz olan kişilere dua ile yalvarıp yakarandan daha sapık kim vardır? 13/14, 22/73, 35/13-14,
Şinasi Güneş
Allah'ın yanı sıra, kıyamet gününe kadar ona cevap veremeyecek ve onların çağrılarından da gaflette olanlara çağrıda bulunan kimseden daha sapkın kimdir [1]?
46:6. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlar bir araya toplandığında dua edilen kişiler dua edenlere düşman olacaklar ve kendilerine yapılan kulluğu da ısrarla reddedecekler. 10/28-29,
Şinasi Güneş
İnsanlar toplandığında, onlara düşmanlar oldular. Onların kulluk etmelerine de kafirler oldular [1].
46:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa ayetlerimiz onlara bütün açıklığı ile iletildiğinde gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine gelen hak olan Kuran için; “Bu apaçık bir sihirden ibarettir” demişlerdi. 37/14-15, 38/1...10
Şinasi Güneş
Apaçık kanıtlı ayetlerimiz onlara okunup aydınlatıldıklarında gerçekleri örtenler, kendilerine gelen hakikat için: "Bu açıkça, etkili bir aldatmacadır" dediler [1].
46:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa onlar, “Bu Kuran’ı kendisi uydurdu” mu diyorlar? – De ki: “Şayet onu ben kendiliğimden uydurmuş olsaydım o zaman hiç biriniz beni Allah’ın azabından kurtaramazdınız. Zira O, sizin bu vahiy hakkında söylediğiniz yakışıksız sözleri bilmektedir. Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı sonsuz bir rahmet kaynağıdır.”
Şinasi Güneş
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar [1]? Onu uydurmuşsam Allah'tan [gelecek] hiçbir şeye benim için gücünüz yetmez. O, içine daldırıldığınız şeyleri daha iyi bilir. Aramızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayıp merhamet edendir.
46:9. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Ben, elçilerin ilki değilim. Gelecekte beni ve sizi nelerin beklediğini de bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyedilen Kuran’a uyuyorum. Çünkü ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.
Şinasi Güneş
De ki! "Ben elçilerden yeni ortaya çıkmış biri değilim [3:144]. Bana ve size ne yapılır idrak edemiyorum [1]. Ben, bana vahyedilenin dışında hiçbir şeye de uymuyorum [2]. Ben, açıkça bir uyarıcının dışında bir şey de değilim."
46:10. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Söyleyin bakalım şayet bu Kuran Allah katından indirilmiş ise siz de buna inanmamışsanız, üstelik İsrailoğullarından bir şahit de bu şekilde elçi geldiğine şahitlik ederek ona iman etmiş olduğu halde, siz buna inanmayı kibrinize yedirememişseniz. Bu durumda hiç şüpheniz olmasın ki Allah ayetlerine karşı kibirlenen zalimleri emellerine ulaştırmayacaktır.
Şinasi Güneş
De ki! "Dikkat ettiniz mi? Ya [Kur'an] Allah katından ise ve siz onun hakkındaki gerçekleri örtmüşseniz ve İsrailoğulları'ndan bir şahit de onun benzerine şahit olup inanıp güvenmiş ve siz büyüklük taslamışsanız? Şüphesiz Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez."
46:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de gerçekleri örtbas eden kâfirler, iman edenler için: – Eğer bu Kuran’da bir hayır olsaydı, önce ona biz inanırdık, dediler. Onlar bu Kuran’la doğru yolu bulma niyetinde olmadıkları için “Bu eskilerin uydurması” derler. 16/24, 23/82-83
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler inanıp güvenenlere: ''Eğer bir hayır olsaydı, ona karşı bizi geçemezlerdi [1]'' dediler. Onunla doğru yola uymadıklarında da: ''Bu eski, hakikati tersyüz eden bir iftiradır'' diyecekler.
46:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa bu Kuran’dan önce de, bir rehber ve bir rahmet olarak Musa’ya verilen kitap vardı. Dolayısıyla bu Kuran hem önceki hakikatleri tasdik etmek hem de kendisine haksızlık yapan zalimleri uyarmak, itaat ve iyilik edenleri de müjdelemek için Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
Şinasi Güneş
Ve ondan önce bir önder ve bir rahmet olan Musa'nın kitabı vardı [11:17]. Ve bu da, yanlış yapanları uyarmak ve iyileştirenleri müjdelemek için, açık, anlaşılır bir dili [1] olan, tasdik edici bir kitaptır.
46:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Müjdesi de şudur: “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur ve bunlar üzülmeyecekler. 41/30...33
Şinasi Güneş
''Rabbimiz Allah'tır'' deyip, sonra dosdoğru olanlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler [1].
46:14. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte cennetlikler bunlardır, onlar yaptıkları güzel işlerin karşılığı olarak orada kalıcıdırlar.
Şinasi Güneş
Onlar, yaptıklarının karşılığı olarak orada kalıcılar olmak üzere cennet arkadaşlarıdır.
46:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice sıkıntılarla
Şinasi Güneş
Biz insana anne babasına iyiliği vasiyet ettik [1]. Annesi onu zorlukla taşıdı ve onu zorlukla koydu. Onu taşıması ve onu ayırması otuz aydır [2]. Şiddetli çağına ulaştığında ve kırk seneyi tamamladığında [3]: ''Rabbim, beni, bana ve anne babama verdiğin nimetlerin karşılığını vermeye ve razı olduğun düzeltici işler yapmaya yönlendir. Benim için soyumu da düzelt. Şüphesiz ben, sana yöneldim ve şüphesiz ben Müslimlerdenim [4]'' dedi [27:19].
46:16. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte biz böylelerini yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz ve onların kötülüklerini bağışlayacağız ve kendilerine verilmiş olan vaadin bir gereği olarak onları cennetlikler içinde değerlendireceğiz.
Şinasi Güneş
Onlar, vaat edildikleri doğru vaat olarak [1], yaptıklarını daha iyisiyle onlardan kabul ettiğimiz, kötülüklerinden geçtiğimiz cennet arkadaşlarının içindedirler.
46:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun yanında, kendisine nasihat eden anne ve babasına; – Yuh olsun size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken benim yeniden diriltileceğimi mi söylüyorsunuz? Diyerek çıkışan evladına Allah’a sığınarak; “Bak yavrucuğum ne olur kendine yazık etme imana gel zira Allah’ın yeniden diriliş vaadi mutlaka gerçekleşecektir” diyen anne ve babasına; “Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diye cevap veren evlat da vardır.
Şinasi Güneş
Anne babasına: ''Öf ikinize. Şüphesiz benden önce kuşaklar gelip geçmişken, benim çıkarılmamı mı [yeniden diriltileceğimi mi] vaat ediyorsunuz?'' dedi. O ikisi Allah'a yalvararak: ''Eyvah sana! İnanıp güven. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir'' deyince: ''Bu, evvelkilerin satırlarının dışında bir şey değildir [23:83, 27:68].'' dedi.
46:18. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böyleleri, kendilerinden önce gelip geçen ve haklarında azap hükmü gerçekleşmiş olan insan ve cin topluluklarına dâhil olmuşlardır. Şüphesiz onların hepsi de hüsrana uğramışlardır. 6/130-131,
Şinasi Güneş
Onlar, ins ve cinden [1] onlardan önce gelip geçen önderli toplum içerisinde, üzerlerine sözün gerçekleştiği kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir [41:25].
46:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira orada herkesin yaptıkları işlere göre dereceleri olacaktır, onların yaptıkları işlerin karşılığı kendilerine tastamam verilecek ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak. 3/163, 6/132, 15/43-44,
Şinasi Güneş
Yaptıklarının tam karşılığı verilmesi için, hepsinin yaptıkları şeylerden dereceleri vardır ve onlara yanlış yapılmaz.
46:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ateşe sunulduğu o gün kendilerine: “Siz sahip olduğunuz tüm güzellikleri dünya hayatında tükettiniz ve onlarla zevk ve sefa içinde yaşadınız ama bugün gerek dünyada hak hukuk tanımayarak küstahça böbürlenmeniz gerekse günaha dalarak yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı azaba çaptırılacaksınız,” denilecek. 6/26...28, 23/99...108,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin ateşe arz olundukları gün: ''Dünya hayatınızda temiz şeylerinizi giderdiniz, onlarla yararlandınız. Yeryüzünde haksız yere büyüklendiğiniz ve yoldan çıktığınızdan dolayı [1], bugün küçük düşürücü azapla karşılık görürsünüz.''
46:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve hatırlat, Âd kavminin kardeşi Hud’u. Hani o, Ahkaf’da/kum tepelerinde yaşayan kavmini uyarmıştı. Hâlbuki ondan önce de sonra da “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, aksi halde ben sizin o dehşetli
Şinasi Güneş
Ad'ın kardeşinin bilgisini ver. Şüphesiz önünden ve arkasından uyarıcıların gelip geçtiği Ahkaf'ta [1] halkını: ''Allah'ın dışında hiçbir şeye kulluk etmeyin. Şüphesiz beni, aleyhinize dehşet bir günün azabı korkutuyor'' diye uyardığında:
46:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar da: – Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin azabı başımıza hemen getir! Demişlerdi. 38/1...10,
Şinasi Güneş
''Bize, ilahlarımızdan bizi çevirmen için mi geldin [7:70, 14:10]? Doğru sözlülerden isen, bize vaat ettiğini getir'' dediler.
46:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Hud da: – Bu azabın ne zaman geleceğini sadece Allah bilir. Ben sadece bana verilen mesajı iletiyorum, fakat görüyorum ki siz gerçekten cahil bir topluluksunuz, dedi. 5/48-49,
Şinasi Güneş
''Şüphesiz o bilgi Allah'ın katındadır. Ben gönderildiğim şeyi size tebliğ ediyorum [1]. Fakat ben, sizi cahillik eden bir halk olarak görüyorum'' dedi.
46:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Günün birinde halk yoğun bir bulut tabakasının vadilerine doğru yaklaştığını görünce: – İşte bize yağmur getiren bir bulut, diye sevinmişlerdi. Hud da: – Hayır. O, hemen gelmesini istediğiniz şey, o bir kasırga hem de acıklı bir azap yüklü kasırga! Dedi. 41/15-16, 51/41-42
Şinasi Güneş
Onu geniş bir bulut şeklinde vadilerine yönelmiş gördüklerinde: ''Bu bize yağmur yağdıran geniş bir buluttur'' dediler. Bilakis o, hakkında acele ettiğiniz şeydir. İçerisinde can yakıcı bir azap olan rüzgar [44:11].
46:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Hem de Rabbinin emriyle her şeyi altını üstüne getirecek bir kasırga! Sonun da geriye bomboş evlerden başka bir şey kalmadı. İşte biz, suça batmış bir toplumu böyle cezalandırırız. 26/123...139
Şinasi Güneş
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Meskenleri dışında görünmeyen oldular [51:42]. Suçta ileri gidenler halkına işte böyle karşılık veririz.
46:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz onlara da size verdiğimiz nice imkânlar vermiş, işitme görme ve akletme organları ile donatmıştık ama Allah’ın ayetlerine bile bile inanmak istemedikleri için ne duyma ne görme ve ne de akletme organları hiçbir işe yaramadı sonunda da alaya aldıkları azap kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.
Şinasi Güneş
Onlara, size vermediğimiz imkanlar verdik. Onlara da kulak verme, hakikati görme kabiliyetleri ve beyin fonksiyonları kıldık [1]. Allah'ın ayetlerini reddederken alay ettikleri şeyler onları kuşattığında, kulak verme, hakikati görme kabiliyetleri ve beyin fonksiyonları onlardan bir şey gidermedi.
46:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz çevrenizdeki buna benzer daha nice ülkeleri de helak etmiştik. Hâlbuki biz onlara belki vazgeçip dönerler diye ayetlerimizi değişik şekillerde tekrar tekrar bildirmiştik.
Şinasi Güneş
Şüphesiz çevrenizdeki kentlerden yıkıma uğratmıştık. Ve dönsünler diye, ayetleri evire çevire açıklamıştık.
46:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Peki kendilerini Allah’a yaklaştırsınlar diye Allah ile aralarına koydukları ilahları azap geldiğinde onların yardımına koşsaydı ya! Aksine onları yüzüstü bıraktılar. Zaten bu inanç onların uydurup icat ettikleri bir iftiradan ibaretti. 19/81, 36/74-75,
Şinasi Güneş
Allah'ın yanı sıra yakınlık sağlamak için edindikleri ilahlar [1] onlara yardım etseydi ya. Bilakis onlardan saptılar. Bu, onların hakikati tersyüz eden iftiralarıydı.
46:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani biz, cinlerden bir grubu Kuran’ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik.
Şinasi Güneş
Cinlerden [yabancılardan] bir neferi [3 ile 10 kişi arasında bir grubu: 72:1], Kur'an'ı dinlemeye sana çevirdiğimizde ve onlar ona hazır olduklarında: ''Susun'' dediler [1]. Gerçekleştirildiğinde de, uyarıcılar olarak halklarına doğru uzaklaştılar.
46:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve şöyle demişlerdi: Ey kavmimiz, biz, Musa’dan sonra indirilen, kendisinden önceki vahiyleri tasdik eden, hak ve hakikati gösteren ve dosdoğru yola ileten bir mesaj dinledik.
Şinasi Güneş
''Ey halkımız! Şüphesiz biz, Musa'nın ardından indirilen, önündekini tasdik edici, gerçeğe ve dosdoğru yola rehberlik eden bir kitap dinledik'' dediler [72:1-2].
46:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey kavmimiz, Allah’ın yoluna çağıran bu davetçiye uyun. Allah’a inanıp güvenin ki O da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.
Şinasi Güneş
''Ey halkımız, Allah'ın davetine icabet edin ve O'na inanıp güvenin [2:186]. Sizi suçlarınızdan bağışlasın ve sizi can yakıcı bir azaptan yanına alsın [kurtarsın].''
46:32. Ayet
Mustafa Çavdar
– Zira kim Allah’ın bu davetçisine uymazsa, iyi bilsin ki yeryüzünde kendisini Allah’ın azabından kurtaracak kimse yoktur ve Allah’tan başka hiçbir evliyası da olmayacaktır. İşte böyleleri apaçık bir sapkınlık içindedirler. 26/69...103
Şinasi Güneş
Kim Allah'ın davetine icabet etmezse, yeryüzünde aciz bırakamaz ve ona, O'nun yanı sıra yakınlar, yol göstericiler, müttefikler de olmaz. Onlar, açıkça bir sapıklığın içerisindedirler.
46:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın ölüleri de diriltmeye gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Elbette Allah her şeye gücü yetendir. 17/97.99
Şinasi Güneş
Gerçekten, gökleri ve yeryüzünü oluşturan ve onların oluşturulmasıyla yorulmayan Allah'ın, ölülere hayat vermeye de ölçü koyucu olduğuna dikkat etmediler mi? Elbette ölçü koyar. Şüphesiz O, her şeye ölçü koyandır.
46:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ateşe sunuldukları o gün onlara: – Şimdi bu hak, değil miymiş? Denildiğinde onlar: – Evet, Rabbimize andolsun ki hakmış, diyecekler. Allah da: – Öyleyse gerçekleri örtbas ettiğiniz için tadın bakalım bu azabı! Diyecek. 10/25.30,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin ateşin üzerine arz olundukları gün: ''Bu gerçek değil miymiş?'' dendi. ''Elbette Rabbimiz'' dediler. ''Gerçekleri örttüğünüz şeylerle azabı tadın'' dedi [6:30].
46:35. Ayet
Mustafa Çavdar
O halde, sen de kararlılık ve direnç sahibi elçilerin direndiği gibi zorluklara sabrederek göğüs ger! Artık onların cezalandırılması için de acele etme! Nasıl olsa kendilerine vaat edilen o saat başlarına gelince onlar sanki gündüzün bir saatinden fazla dünyada yaşamadıklarını sanacaklar. İşte bütün bunlar açık bir tebliğdir. Zaten yoldan çıkmış fasık topluluktan başkası mı helak edilir? 6/130-131. 10/44-45,
Şinasi Güneş
Kararlılık sahibi elçilerden dirençli olanlar gibi dirençli ol. Onlara acele etme. Onlar, kendilerine vaat edileni gördükleri gün, gündüzden bir saat dışında kalmamış gibidirler [1]. Bir tebliğdir. Yoldan çıkmışlar halkı dışındakiler yıkıma uğratılır mı?
← 45. Câsiye 47. Muhammed →