Mealler › Karşılaştırma › Yûnus
⚖️ Yûnus Suresi — Karşılaştırma
Mustafa Çavdar
Şinasi Güneş
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
10:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Elif Lâm Râ, İşte bunlar bütün hükümleri doğru olan kitabın ayetleridir.
Şinasi Güneş
Güçlü, yönlendirici, lider, işte bu, adaleti sağlayan en doğru hükümleri içeren kitabın ayetleridir.
10:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Aralarından bir kişiye, ‘İnsanları uyar, iman edenlere Rableri katında büyük bir itibar ve yüksek makamlar olduğunu müjdele!’ diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, gerçeği örtbas eden kâfirler “bu düpedüz bir sihirdir”, diyorlar.
Şinasi Güneş
İnsanları uyarması ve inanıp güvenenlere, ''Gerçekten onlara Rablerinin katında bir doğruluk kademesi olduğunu müjdele.'' diye, onlardan bir adama vahyetmemiz, insanlar için hayret edilecek bir şey mi oldu? Gerçekleri örtenler: ''Şüphesiz bu, açıkça bir büyüleyicidir [1].'' dedi.
10:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan sonra kâinatı mutlak hükümranlığı altına alan ve işi düzenleyen Allah’tır. İzni olmadan kimse şefaat edemez. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Allah’a kulluk edin, öğüt dinlemiyor musunuz? 22/47, 32/4, 57/4, 2/254, 6/94, 10/18, 39/43-44
Şinasi Güneş
Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeryüzünü altı aşamada oluşturan [1], sonra en büyük egemenlik makamını düzenleyendir [2]. İşi döndürüyor [çekip çeviriyor][3]. O'nun koyduğu kuralların ardından bir şefaatçi yoktur [4]. İşte bu, Rabbiniz Allah'tır, O'na kulluk edin. Bu bilgileri kullanmaz mısınız?
10:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Sadece O’nadır hepinizin dönüşü. Bu Allah’ın mutlaka gerçekleşecek olan vaadidir. Zira O, iman eden ve imanının gereği güzel işler yapanları adilane bir şekilde ödüllendirmek için yaratmayı başlatıp ahirette yeniden diriltecek olandır. Gerçeği örtbas eden kâfirlere gelince bu küfürlerinden dolayı onlara kaynar bir içecek ve acıklı bir azap vardır. 4/173, 16/39, 24/55, 40/77, 51/5- 6
Şinasi Güneş
Dönüşünüz topluca O'nadır. Allah'ın vaadi gerçektir. Şüphesiz O, oluşturuluşu başlatıyor ve inanıp güvenen ve düzeltici işler yapanların karşılığını hakkaniyetle vermek için onu [yaratılışı] döndürüyor. Gerçekleri örtenlere ise, sıcak sudan bir içecek ve gerçekleri örtmüş olmalarından dolayı can yakıcı bir azap vardır.
10:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Güneşi ışık kaynağı, ayı da (O ışığı yansıtan) bir nur kılan, yılların sayısını ve (mevsimlerin ve ayların) hesabını bilmeniz için Ay’a yörüngeler ve duraklar takdir eden O’dur. Allah bütün bunları boş yere değil gerçek bir amaç için yapmıştır, Allah hakikati bilmek isteyen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyor.
Şinasi Güneş
O, güneşi bir ışık ve ayı aydınlık kıldı. Senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için ona menziller ölçümledi. Allah bunları gerçek bir amaç dışında oluşturmadı. Bilinçli bir halk için ayetleri ayrı ayrı açıklıyor.
10:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sorumluluğunu bilen bir toplum için nice ayetler/işaretler vardır. 2/164, 3/190, 25/61- 62,
Şinasi Güneş
Şüphesiz gece ve gündüzün art arda gelmesinde ve Allah'ın göklerde ve yeryüzünde oluşturduğu şeylerde, vahyin sınırlarına uyup korunan bir halk için ayetler vardır [1].
10:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Bizimle karşılaşmayı hesaba katmayan ve geçici dünya hayatından memnun olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizden gafil/duyarsız olanlar var ya. 7/51, 32/14, 45/34- 35, 14/2- 3, 17/18- 19,
Şinasi Güneş
Bizimle karşılaşmayı beklemeyenler, dünya hayatına razı olanlar, onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizden gafil olanlar...[1].
10:8. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte onların kazandıklarının karşılığı olarak barınakları ateştir.
Şinasi Güneş
İşte bunların barınağı, kazanmış oldukları şeylerden dolayı ateştir.
10:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama iman edip, imanına yaraşır doğruları yapanları Rabbleri onları imanları sebebiyle tabanından ırmakların çağladığı nimetlerle dolu cennetlerine ulaştıracaktır. 2/25, 4/57, 18/30- 31,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara, Rableri, imanlarıyla doğru yolu gösterir [1][2]. Nimetlerle dolu bahçelerde, altlarından nehirler akar.
10:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Orada onların duaları: ‘Allah’ım sen ne muhteşemsin!’ olur, orada onların karşılanmaları mutluluk ifadesi olan “Selam”dır ve onların son nidaları ise: “Âlemlerin Rabbi Allah’a övgüler olsun”dur. 39/73- 74- 75
Şinasi Güneş
Oradaki çağrıları: ''Allah'ım, sen bütün noksanlıklardan münezzehsin'' dir. Ve orada iyi dilekleri "Esenlik" tir [1]. Çağrılarının sonu da: ''Her işini kusursuz yapmak alemlerin Rabbi Allah'a aittir'' dir.
10:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer Allah, insanların dünya nimetlerini elde etmede acele ettikleri gibi hak ettikleri cezayı vermede de acele etseydi işleri bitirilirdi. Onun için biz, bizimle buluşmayı hesaba katmayanları taşkınlıkları içinde bocalamaya terk ederiz. 16/61, 18/58- 59,
Şinasi Güneş
Onların hayrı acele ettirdikleri gibi, şayet Allah, insanlar için şerre acele etseydi, kesinlikle onların son sürelerini gerçekleştirirdi [işlerini bitirirdi][1]. Bizimle karşılaşmayı beklemeyenleri tuğyanlarında [bardağı taşırmalarında] bocalar halde bırakırız.
10:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Her ne zaman insana bir sıkıntı dokunsa gerek yan üstü yatarken gerek otururken gerekse ayakta iken bize yalvarıp yakarmaya başlar. Biz onun başındaki sıkıntıyı giderdiğimizde başına gelen o sıkıntı sebebiyle sanki bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte, böyle imkânları boşa harcayanlara yapmakta oldukları şeyler güzel görünür. 3/191, 16/53- 54, 39/7- 8- 49, 89/15- 16
Şinasi Güneş
İnsana bir darlık temas edince, ayakta veya otururken veya yanı üzerinde bize dua eder. Ondan darlığını kaldırdığımızda da, ona temas eden darlık hakkında bize dua etmemiş gibi geçip gider. Ölçüsüz davrananlara, yapmakta oldukları şeyler işte böyle çekici gösterilmiştir.
10:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki, sizden önce nice memleketleri zulüm ve haksızlık yapmalarından dolayı helak ettik. Zira elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi ama onlar iman etmeye yanaşmamışlardı. İşte biz, suça batmış bir toplumu böyle cezalandırırız. 30/9- 47,
Şinasi Güneş
Şüphesiz sizden önceki kuşakları, yanlış yaptıklarında, elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldiği halde inanıp güvenmedikleri için yıkıma uğrattık. Suçta ileri gidenler halkına işte böyle karşılık veririz.
10:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Daha sonra bu toplumların ardından, nasıl davranacağınızı görmek için bu topraklarda size hayat imkânı verip iş başına getirdik. 6/156157, 35/42, 37/167- 168
Şinasi Güneş
Sonra, onların ardından nasıl davranıyorsunuz gözlemlememiz için [7:129] sizi o yerde halifeler kıldık [1].
10:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz onlara okununca, bizimle karşılaşmayı hesaba katmayanlar: “Bize bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir” derler. De ki: – Bunu kendi arzuma göre değiştirme yetkim yok, zira ben sadece bana vahyedilen Kuran’a uymak zorundayım, eğer Rabbime isyan edersem o zaman ben o korkunç günün azabından korkarım. 6/50- 51,
Şinasi Güneş
Apaçık kanıtlı ayetlerimizi onlara okuyup aydınlattığında, bizimle karşılaşmayı beklemeyenler: ''Bize bundan başka bir kur'an [hitap / bilgi kümesi] getir veya onu değiştir'' dedi. De ki! ''Onu kendi tarafımdan değiştirmem, benim için olur şey değildir. Ben bana vahyolunan şeyden başkasına uymam. Şüphesiz ben, Rabbime asi olursam dehşetli bir günün azabından korkarım [1].”
10:16. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: - Eğer Allah dileseydi ne ben size bu ayetleri okurdum, ne de O bunu size bildirirdi. Düşünsenize bundan önce aranızda bir ömür yaşadım, hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?
Şinasi Güneş
De ki! ''Şayet, Allah gerekli görseydi, onu size okuyup aydınlatmazdım ve onunla sizi bilgilendirmezdim. Şüphesiz onun öncesinde içinizde bir ömür kaldım. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
10:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendi uydurduğu yalanı Allah’a isnat eden veya ayetlerimiz karşısında yalana sarılandan daha zalim/büyük iftiracı kim vardır? Şu bir gerçek ki iftira eden bu günahkârlar asla iflah olmayacaklar. 6/21- 93, 10/69, 11/18- 19
Şinasi Güneş
Yalanı Allah'a iftira atan veya O'nun ayetleri hakkında yalana sarılandan daha yanlışta olan kimdir? Şüphesiz O, suçta ileri gidenleri başarıya ulaştırmaz [6:21].
10:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar kendilerine fayda da zarar da veremeyenlere: -Bunlar “Allah katında bizim şefaatçilerimizdir”, diyerek Allah ile aralarına koyduklarına kulluk ederler. De ki: -Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir. 2/48- 123,
Şinasi Güneş
Onlara darlık veremeyen veya menfaat sağlamayan şeylere, Allah'ın yanı sıra kulluk ediyorlar ve: ''Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir'' diyorlar. De ki! ''Allah'a göklerde ve yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?'' O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir ve yüceler yücesidir [1].
10:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Başlangıçta insanlar tek bir ümmetti fakat sonra ihtilaf edip ayrı görüşlere saptılar. Eğer Rabbinden daha önce konulmuş bir yasa olmasaydı ihtilaf ettikleri konularda aralarında ki hüküm verilmiş olurdu. 2/213, 23/52...61
Şinasi Güneş
İnsanlar tek bir önderli bir toplumun dışında bir şey değildi fakat ihtilafa düştüler. Şayet, Rabbinden, önceden bir kelime [takdir ettiği hüküm][1] olmasaydı, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında verilen hüküm kesinlikle gerçekleştirilirdi.
10:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, “Sana Rabbinden bir mucize verilmeli değil miydi?” diyorlar. De ki: – Gaybın bilgileri Allah’ındır, siz mucize bekleyedurun biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz. 13/7-27, 17/59, 20/133-134, 29/50-1
Şinasi Güneş
Ve: ''Ona Rabbinden bir ayet indirilmesi gerekmez miydi?'' diyorlar. De ki! ''Görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyenler Allah'a aittir, siz gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle birlikte gözleyenlerdenim.''
10:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne zaman insanlara dokunan sıkıntıdan sonra, onlara bir rahmet tattırsak, hemen ayetlerimiz hakkında hile ve tuzaklar kurmaya başlarlar. De ki: – Allah her türlü hile ve tuzağı en hızlı biçimde bozandır. Şüphesiz bizim elçilerimiz onların tasarladıkları planları yazıyorlar. 11/8...12, 21/35, 30/33...36, 8/30, 43/80, 45/29, 50/17-18
Şinasi Güneş
Onlara temas eden bir darlığın ardından insana bir rahmet tattırdığımızda [1], onların ayetlerimiz için uyguladıkları bir planları vardır. De ki! ''Allah, plan uygulamada daha seridir. Şüphesiz elçilerimiz, planlamakta olduğunuz şeyleri yazmaktadırlar.''
10:22. Ayet
Mustafa Çavdar
O’dur sizi karada gezdiren ve denizde yüzdüren. Düşünün ki siz bir gemidesiniz ve gemi esen güzel bir rüzgârla tatlı tatlı yol alıyor, yol 10. YUNUS SURESİ cular da bu durumdan son derece memnun ve neşeli. Derken şiddetli bir fırtına çıkıyor ve gemiyi her bir yandan dağ gibi dalgalar sarıyor ve yolcular çepeçevre kuşatıldıklarını ve boğulacaklarını anladıkları anda dini tamamen Allah’a has kılarak içten bir yalvarışla: – Eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun ki şükredenlerden olacağız, diye Allah’a dua ile yalvarıyorlar.
Şinasi Güneş
O, sizi karada ve denizde gezdirendir. Ne zaman ki gemi, onlarla yumuşak bir rüzgarla akıp giderken ve onunla ferahlarlarken, oraya sert bir rüzgar ve her mekandan dalgalar geldi ve onlar onlarla [rüzgar ve dalgalarla] gerçekten kuşatıldıklarını anladıklarında, dini O'na halis kılanlar olarak [1]: ''Eğer bizi bundan kurtarırsan, kesinlikle karşılığını verenlerden oluruz.'' diye Allah'a dua ettiler.
10:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah da onları kurtarınca, hemen yeryüzünde hak hukuk dinlemeden başlıyorlar azgınlık ve taşkınlık yapmaya. Ey insanlar, geçici dünya hayatının hazzı ve menfaati için yaptığınız azgınlık ve taşkınlığınız kendinize dönecektir. Sonunda dönüşünüz bize olacak biz de yaptıklarınızı size bir bir haber vereceğiz. 18/49, 58/6, 54/52-53
Şinasi Güneş
Onları kurtarınca ise, haksız yere yeryüzünde taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Şüphesiz taşkınlığınız kendi aleyhinizedir, dünya hayatının bir yararlanmasıdır. Sonra dönüşünüz bizedir. Yapmakta olduğunuz şeyleri size haber veririz.
10:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Dünya hayatı tıpkı şuna benzer: Gökten indirdiğimiz yağmur gibidir. Nihayet onunla insanların ve hayvanların yiyeceği bir bitki örtüsü oluşur ve yeryüzü tüm güzellikleriyle süslenip bezenir. Ve bahçe sahipleri ürünlere tam sahip olduklarını düşündükleri ve hayaller kurdukları bir sırada geceleyin veya gündüzün gönderdiğimiz bir afet gelir de sanki dün orada hiçbir şey yokmuş gibi her şeyi çerçöp haline getiririz. İşte biz derinliğine düşünen bir toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz.
Şinasi Güneş
Şüphesiz dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz o su gibidir ki [18:45], onunla insanların ve etinden ve sütünden yararlanılan hayvanların nasiplendiği şeylerden olan yeryüzünün bitkisi birbirine karışır. Ta ki, yeryüzü süslerini aldığı ve çekici hale geldiğinde ve ahalisinin üzerindekini ölçüp biçmeyi hesapladıklarında, oraya gece veya gündüz emrimiz gelir de, onu, dün hiçbir şeye sahip değilmiş gibi hasat edilmiş kılarız [1]. Devamlı düşünen bir halk için ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
10:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa Allah kalıcı mutluluk ve esenlik yurduna yani cennete çağırıyor, zira O dileyeni dosdoğru yola yöneltmektedir.
Şinasi Güneş
Allah, esenlik yurduna [6:127] çağırır. Ve kim gereğini yaparsa, dosdoğru yolu gösterir.
10:26. Ayet
Mustafa Çavdar
İyi davrananlara, daha iyisi ve de fazlası vardır. Hesap gününde onların yüzlerinde en küçük bir mahcubiyet ve kararma olmayacak. İşte bunlar cennet halkı ve orada kalıcıdırlar. 3/107, 27/89, 80/38- 39,
Şinasi Güneş
İyilik yapanlara en iyisi ve fazlası vardır. Yüzlerini karalık ve zillet sarmaz. Onlar cennet arkadaşlarıdır. Onlar orada kalıcıdırlar.
10:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Kötülük işleyenlere gelince onlara işledikleri kötülükleri kadar ceza vardır. Hesap gününde onları her yönden zillet ve mahcubiyet kaplayacaktır ve onları Allah’ın azabından kurtaracak kimse de olmayacaktır. Korku ve dehşetten yüzleri sanki gecenin zifiri karanlığı gibi kapkara kesilecektir. İşte onlar ateş halkıdır ve onlar orada kalıcıdırlar. 3/105- 106,
Şinasi Güneş
Kötülükler kazananların cezası ise kötülüğün misli iledir. Onları zillet sarar. Onları Allah'tan koruyacak da yoktur. Onların yüzlerini sanki karanlık geceden bir parça örtmüş gibidir. Onlar ateş arkadaşlarıdır. Onlar orada kalıcıdırlar.
10:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onları topladığımız o gün onların hepsini bir araya toplarız. Siz ve şirk koştuklarınız haydi yerlerinize! Deriz. Ve onları birbirlerinden ayırırız. – Aslında siz bize kulluk etmiyordunuz. 16/86, 46/4...6,
Şinasi Güneş
Bir gün onların hepsini toplarız. Sonra ortak koşanlara: ''Siz ve ortak koştuklarınız yerlerinize!'' deriz. Böylece aralarını açarız. Ortak koştukları: ''Siz yalnız bize kulluk etmiyordunuz.'' der.
10:29. Ayet
Mustafa Çavdar
– Sizinle bizim aramızda Allah’ın şahitliği yeter. Sizin bize kulluk ettiğinizden haberimiz bile yoktu, derler. 2/165...167, 46/4..6
Şinasi Güneş
''Aramızda ve aranızda şahit olarak Allah yeter. Biz, sizin kulluğunuzdan kesinlikle gafildik [1].''
10:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve işte orada ve o anda herkes dünyadayken yaptıklarının muhasebesini yapacak ve gerçek Mevlaları/koruyucuları olan Allah’ın huzuruna çıkarılmış olacaklar ve uydurdukları o sahte mevlaları kendilerini yüzüstü bırakacaklar.
Şinasi Güneş
İşte orada herkesin geçmişte yaptığı ortaya çıkar [69:18, 86:9]. Ve gerçek Mevlaları olan Allah'a kavuşturulurlar. Uydurmakta oldukları şeyler onlardan kaybolup gider [1].
10:31. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Kimdir gökten yağmur indirerek ve yerden çeşit çeşit ürünler çıkararak sizi rızıklandıran? Yine kimdir işitme ve görme duyularınızın üzerinde mutlak hâkim olan? Ölüden diriyi çıkaran; diriden de ölüyü çıkaran kimdir? Kâinatın düzen ve dengesini sağlayan kimdir? Onlar hemen ‘Allah’ diyeceklerdir. Öyleyse de ki: – Sorumluluğunuzu yerine getirmeyecek misiniz? 6/95, 30/19- 48- 49- 50
Şinasi Güneş
De ki! ''Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? İşitme ve görmelere kim malik oluyor? Ve ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor [1] ve işi kim döndürüyor [çekip çeviriyor][2]?'' ''Allah'tır'' diyecekler. De ki! ''Vahyin sınırlarına uyup korunmaz mısınız [3]?''
10:32. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu Allah’tır sizin gerçek Rabbiniz. Haktan saptıktan sonra, sapkınlıktan başka ne kalıyor? O halde nasıl sırt çeviriyorsunuz?
Şinasi Güneş
İşte bu, gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Hakkın ardından sapıklıktan başka ne vardır? Nasıl çevriliyorsunuz?
10:33. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böylece, iman etmeyerek yoldan çıkanların üzerine Allah’ın azap sözü hak oldu. 32/18...20
Şinasi Güneş
İşte böyle, yoldan çıkmışlar üzerinde Rabbinin kelimesi [takdir ettiği hükmü] gerçekleşti. Gerçekten onlar, inanıp güvenmiyorlar.
10:34. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: Şirk koştuklarınızdan, yaratmayı başlatıp sonra bunu sürekli tekrarlayan var mıdır? De ki: – Eşsiz yaratılıştan sonra onun tekrar edilişinin Allah’a ait olduğunu söyle. Nasıl da böylesine aldanıyorsunuz? 29/19- 20, 35/40, 46/4...6
Şinasi Güneş
De ki! ''Ortak koştuklarınızdan kim oluşturuluşu başlatıp onu döndürüyor?'' De ki! ''Allah oluşturuluşu başlatıp onu döndürüyor. Nasıl da hakikatten tersyüz ediliyorsunuz?
10:35. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: Sizin şirk koştuklarınızdan hakikate ulaştıran var mıdır? De ki: – Allah’tır hakka ulaştıran. Hakikate ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl böyle hüküm veriyorsunuz?
Şinasi Güneş
De ki! ''Ortak koştuklarınızdan kim hakka yol gösterebilir?'' De ki! ''Allah hak için yol gösterir.'' Hakka yol gösteren kimseye mi tabi olunması daha haktır, yoksa kendisine yol gösterilmeden yolu bulamayana mı? Ne oluyor size, nasıl hüküm veriyorsunuz [1]?
10:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların çoğu hakka yani Kuran’a değil sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan hakikati ortaya koyma adına hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.
Şinasi Güneş
Onların çoğu, kanaatin dışında bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz kanaat, haktan yana hiçbir şey kazandırmaz [53:28][1]. Şüphesiz Allah, yaptıkları şeyleri bilendir.
10:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu Kuran, başkaları tarafından uydurulmuş ve Allah’a isnat edilmiş bir kitap değildir. Fakat o kendinden önceki ilahi mesajları tasdik etmek
Şinasi Güneş
Şüphesiz bu Kuran, Allah'ın yanı sıra uydurulması olur şey olamamakla birlikte, önündekilerin içeriğindekilerin tasdiki ve kitabın ayrıntılı olarak açıklamasıdır. Alemlerin Rabbinden olduğu konusunda hiçbir tereddüt yoktur.
10:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa bu Kuran’ı uydurdu mu diyorlar? De ki: – Eğer iddianızda samimi iseniz Allah’tan başka yardıma çağırabileceğiniz herkesi çağırın da Kuran’ın surelerine benzeyen bir sure meydana getirin bakalım!
Şinasi Güneş
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar?1 De ki! ''Öyleyse, onun misli bir sure getirin. Şayet doğru sözlülerden iseniz, Allah'ın yanı sıra gücünüzün yettiği kimseleri de çağırın.''
10:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Hayır aslında onlar Kuran’ın içindeki gerçekleri kavrayamadıkları ve kendilerine haber verilen birtakım olaylar henüz gerçekleşmediği için Kuran karşısında yalana sarılıyorlar. Onlardan önceki nice topluluklar da aynen böyle yalanlamışlardı. İşte o yalanlayanların sonunun ne olduğuna bir bak!
Şinasi Güneş
Bilakis, ilmiyle kuşatamadıkları şey hakkında, onlara tevili gelmeden [1] yalana sarıldılar. Onlardan öncekiler de işte böyle yalana sarılmıştı [2]. Yanlış yapanların akıbeti nasıl oldu bir gözlemle.
10:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların arasından bu Kuran’a inanacak olan da var, inanmayacak olan da ama senin Rabbin o bozguncuları çok iyi bilmektedir. 2/41- 99,
Şinasi Güneş
Onlardan kimisi ona inanıp güveniyor ve onlardan kimisi de ona inanıp güvenmiyor. Rabbin bozguncuları daha iyi bilir.
10:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer seni yalancılıkla suçlarlarsa de ki: – Benim yaptıklarım bana ait sizin yaptıklarınız da size aittir, zira siz benim yaptıklarımdan sorumlu değilsiniz ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim. 3/184, 6/33- 34,
Şinasi Güneş
Seni yalancı saydılarsa de ki! ''Benim amelim bana, sizin ameliniz sizedir. Sizin, benim amel ettiğim şeylerle ilişkiniz yoktur, benim de, sizin amel ettiğiniz şeylerle ilişkim yoktur.''
10:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan kimileri güya seni dinlerler, eğer akıllarını kullanmıyorlarsa bu sağırlara sen mi işittireceksin? 27/80- 81, 30/52- 53,
Şinasi Güneş
Onlardan sana kulak veren kimseler de vardır. Şayet akıllarını kullanmazlarsa, sen sağırlara işittirebilir misin?
10:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan güya sana bakanlar vardır. Gerçeği görme kabiliyetlerini kaybetmişlerse bu körlere sen mi yol göstereceksin?
Şinasi Güneş
Onlardan seni gözlemleyenler de vardır. Şayet hakikati görmüyorlarsa, sen körlere yol gösterebilir misin [1]?
10:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz Allah insanlara asla haksızlık yapıp zulmetmiyor, fakat insanlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlar. 3/108- 11/117, 8/50- 51,
Şinasi Güneş
Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde yanlış yapmaz. Lakin insanlar, kendilerine yanlış yapıyorlar.
10:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların hepsini bir araya toplayacağı o gün, sanki gündüzün bir vaktinde birbirleriyle tanışacakları bir zaman kadar kalmış olduklarını sanacaklar. Allah ile karşılaşmayı hesaba katmayıp doğru yolda gitmeyenler kesinlikle kaybetmiş olacaklar. 20/103- 104, 30/55- 56, 46/35, 45/34- 35,
Şinasi Güneş
Onları topladığı gün, aralarında tanıştıkları gündüzden bir saat dışında kalmamış gibi olurlar [1]. Şüphesiz Allah ile karşılaşma hakkında yalanla sarılanlar ve doğru yolda olmayanlar, kaybetmiştir.
10:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara vaat ettiğimiz azabın bir kısmını sen bu dünyadayken sana göstersek; ya da onların cezasını vermeden seni vefat ettirsek, nasıl olsa onların önünde sonunda dönüşü bizedir. Sonra da Allah, onların bütün yaptıklarına zaten şahittir.
Şinasi Güneş
Onlara vaat ettiğimizin bazısını sana göstersek veya seni vefat ettirsek de, dönüşleri bizedir. Allah, yaptıkları şeylere şahittir [1].
10:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Her ümmet için ilahi mesajı aktaran bir elçi vardır. Onlara elçileri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulüm ve haksızlık yapılmaz.
Şinasi Güneş
Her önderli toplum için bir elçi vardır [1]. Elçileri geldiğinde, aralarında hakkaniyetle hüküm gerçekleştirilir ve onlara yanlış yapılmaz.
10:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de kalkıp onlar; “Eğer iddianızda doğru iseniz şu vaat edilen şey ne zaman gerçekleşecek?” diye soruyorlar.
Şinasi Güneş
''Şayet doğru sözlüler iseniz, o vaat ne zamandır?'' diyorlar.
10:49. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Ben Allah’ın dilediğinden başka, kendim için herhangi bir zarar da fayda da sağlayamam. Zira her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri/ vadeleri geldiği zaman ne bir saat geri alınır ne de bir saat ertelenir.
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'ın gerekli görmesi dışında, kendim için darlığa veya menfaate malik değilim.'' Her toplum için bir ecel [verilen süresinin sonu] vardır [1]. Ecelleri geldiğinde, saatleri ertelenmezler ve öne de alınmazlar.
10:50. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Allah’ın azabı size gece veya gündüz ansızın geliverse ne yaparsınız hiç düşündünüz mü? Peki, bu suçlular o azabın acele gelmesini niye istiyorlar? 7/4- 5, 23/99, 63/10-11
Şinasi Güneş
De ki! ''Dikkat ettiniz mi? Şayet azabı size evde gecelerken veya gündüz gelse [7:4][1].'' Suçta ileri gidenler, ondan neye acele ediyorlar?
10:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi siz, azap size gelince mi inanacaksınız? O zaman size, “Şimdi mi aklınız başınıza geldi? Oysa bu azabın gelmesi için acele edip duruyordunuz” Denilecek. 6/26...28, 10/48, 23/99...102,
Şinasi Güneş
O şey başınıza geldikten sonra mı ona inanıp güveneceksiniz, şimdi mi? Şüphesiz ona acele ediyorsunuz [1].
10:52. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra o kendilerine yazık edenlere: – Tadın bakalım kalıcı azabı, kazandıklarınızın dışında bir karşılık mı bekliyordunuz? 6/70, 27/90, 68/35…37
Şinasi Güneş
Sonra yanlış yapanlara: ''Kalıcı azabı tadın!'' denir. Kazanmış olduğunuz şeylerin dışında mı karşılık görürsünüz?
10:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de kalkıp “Senin söylediğin bu azap gerçek mi?” diye sana soruyorlar. De ki: – Evet, Rabbime yemin ederim ki o gerçeğin ta kendisidir. Ve siz ondan asla kurtulamayacaksınız. 23/107, 32/12, 40/49-50, 43/74…79
Şinasi Güneş
''O gerçek mi'' diye senden haber almaya çalışıyorlar. De ki! ''Rabbim şahit olsun ki, o kesinlikle gerçektir. Ve siz aciz bırakamazsınız."
10:54. Ayet
Mustafa Çavdar
(O gün) Kendine zulmedip yazık etmiş olan herkes, yeryüzündeki her şey kendinin olsa cehennemden kurtulmak için onu fidye olarak vermek ister. Nitekim azabı gördüklerinde pişmanlıklarını bile açığa vurmaktan aciz olacaklar. Zira aralarında adaletle hüküm verilecek ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir. 13/18, 39/47, 18/49, 21/47, 40/17...20
Şinasi Güneş
Şayet gerçekten yeryüzündekiler yanlış yapan kimseler için olsa, kesinlikle onu fidye verirlerdi [feda ederlerdi][1]. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler. Ve aralarında hakkaniyetle hüküm gerçekleştirilir, onlara yanlış yapılmaz.
10:55. Ayet
Mustafa Çavdar
İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Yine iyi bilin ki, Allah’ın azap vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Fakat onların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar. 2/116, 14/2, 27/91, 42/4, 14/22, 45/32, 51/5- 6
Şinasi Güneş
İyi bilin ki, şüphesiz göklerde ve yeryüzünde ne varsa Allah'ındır. İyi bilin ki, şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Lakin, onların çoğu bu bilinçte değildirler.
10:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira hayat veren de odur öldürüp dirilten de odur. Ve hesap vermek için Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız.
Şinasi Güneş
Dirilten ve öldüren O'dur. Ve O'na döndürülüyorsunuz.
10:57. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey İnsanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara şifa, müminler için doğru yol kılavuzu ve rahmet olan Kuran gelmiştir. 2/21, 4/174- 175, 22/49, 35/3- 5, 17/41, 51/55, 87/9, 9/14, 26/80, 41/44, 7/52, 45/11- 20,
Şinasi Güneş
Ey İnsanlar! Şüphesiz Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerde olana bir şifa [1] ve inanıp güvenenler için bir yol gösterici ve bir rahmet gelmiştir [17:82, 41:44][2].
10:58. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: - Başka şeylere değil Allah’ın ikramı ve rahmeti olan bu Kuran’a sevinsinler, zira o elde edebileceğiniz her şeyden daha hayırlıdır. 41/32, 55/21, 28/60- 61
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'ın rahmeti ve armağanıyla.'' İşte bununla ferahlasınlar. O, topladıkları şeylerden hayırlıdır.
10:59. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Görmüyor musunuz Allah’ın size rızık olarak ikram ettiği yiyecekleri keyfinize göre bir kısmını helal bir kısmını haram kılıyorsunuz. De ki Allah mı buna izin verdi, yoksa uydurarak Allah’a iftira mı ediyorsunuz?
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'ın size rızıktan indirdiği, sizin de ondan helal ve haram kıldığınız şeylere dikkat ettiniz mi?'' De ki! ''Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı atıyorsunuz?''
10:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenler kıyamet gününü ne zannediyorlar? Allah insanlara karşı bol ikram sahibidir ama onların çoğu bu nimetlerin hakkını verip şükretmiyorlar.
Şinasi Güneş
Yalanı Allah'a iftira atanların kıyamet günü kanaati nedir? Şüphesiz Allah, insanlar üzerine armağan sahibidir. Lakin, onların çoğu karşılığını vermiyorlar.
10:61. Ayet
Mustafa Çavdar
Hangi koşullarda bulunursan bulun ve Kuran’dan hangi konuyu gündeme taşırsan taşı biz sizin Allah rızası için yaptığınız eylemlere mutlaka şahidiz. Zira ne yeryüzünde ne de gökyüzünde zerre kadar bir şey Rabbinden gizli kalamaz. İster ondan daha küçüğü veya büyüğü olsun hepsi apaçık kitapta kayıtlıdır. 18/49, 24/64, 54/52- 53
Şinasi Güneş
Hangi işte olursan, ondaki bilgi kümesinden [1] ne okuyup aydınlatırsan ve bir amelden içine daldırılıp ne amel yapıyorsanız, biz üzerinize şahidiz [57:4, 58:7]. Gökte ve yeryüzünde zerre ağırlığından bir parça bile Rabbinden uzak kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki, apaçık bir kitapta [2] olmasın [3].
10:62. Ayet
Mustafa Çavdar
– İyi bilin ki, Allah’ı evliya edinenlere korku yoktur ve onlar üzüntü duymazlar.
Şinasi Güneş
İyi bilin ki, Allah'ın velilerine [1] korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler.
10:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Allah’a inanıp güvenen ve sorumluluğunu yerine getirenlerdir.
Şinasi Güneş
Onlar, inanıp güvenenler ve vahyin sınırlarına uyup korunanlardır.
10:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara hem dünya hayatında hem de ahirette müjdeler vardır. Zira Allah’ın kelimelerinde hiçbir değişiklik olmayacaktır. İşte budur muhteşem zafer. 6/34, 10/103, 40/51, 41/30- 31
Şinasi Güneş
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjde vardır. Allah'ın takdir ettiği hükümler için değişiklik yoktur [6:34-115, 18:27]. Hak edilen muazzam kazancın ta kendisi işte budur.
10:65. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların incitici sözleri seni üzmesin, çünkü şeref ve güç tamamen Allah’a aittir. Zira O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Onların sözleri seni hüzünlendirmesin [1]. Şüphesiz üstünlüğün tamamı Allah'ındır [2]. O, işitip bilendir.
10:66. Ayet
Mustafa Çavdar
İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah ile aralarına koyduklarına dua ederek şirk koşanlar yalnızca zanna uyu 172
Şinasi Güneş
İyi bilin ki, göklerde ve yeryüzünde ortak koştuğunuz kim varsa Allah'ındır. Allah'ın yanı sıra çağrı yapanlar, ortaklara uymuyorlar. Onlar kanaatin dışında bir şeye uymuyorlar. Ve onlar, atıp tutmanın dışında bir şey yapmıyorlar.
10:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü de çalışıp işlerinizi göresiniz diye aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Hakikate kulak veren toplum için bunlarda nice deliller/ayetler vardır.
Şinasi Güneş
O ki, size geceyi, içinde sukünet bulmanız için, gündüzü de aydınlık kıldı. Şüphesiz bunda, kulak veren bir halk için ayetler vardır.
10:68. Ayet
Mustafa Çavdar
“Allah çocuk edindi.” dediler. Hâşâ, O, Allah yüceler yücesidir O’nun hiç böyle bir şeye ihtiyacı yoktur, zira göklerde ve yerde olan her şey O’nundur. Elinizde bunu belgeleyecek hiçbir deliliniz yoktur. Buna rağmen Allah hakkında bilip bilmeden mi konuşuyorsunuz? 16/57- 58, 18/4- 5,
Şinasi Güneş
''Allah evlat edindi.'' dediler [1]. O bundan münezzehtir. O, hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Göklerde ve yeryüzünde ne varsa O'nundur. Bu konuda yanınızda bir yetki yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
10:69. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenler asla başarıya ulaşamazlar. 6/21- 93, 10/17, 11/18- 19
Şinasi Güneş
De ki! ''Yalanı Allah'a iftira atanlar başarıya ulaşamazlar.''
10:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Yalnızca dünyada geçici bir geçimlik; sonra onların dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara gerçeği örtbas etmelerinden dolayı şiddetli azap tattıracağız. 28/58...60,
Şinasi Güneş
Dünyada bir yararlanma. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra, gerçekleri örtmüş olmalarından dolayı, onlara şiddetli azabı tattırırız.
10:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara Nuh’un kıssasını anlat! Hani o kavmine demişti ki: – Ey Kavmim! İçinizde bir elçi olarak bulunmam ve Allah’ın ayetlerini size hatırlatmam eğer sizin zorunuza gidiyorsa bilin ki ben sadece Allah’a güveniyor ve dayanıyorum. Haydi, siz ve ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin ve kararınızı verin. Sonra da yapacağınız işi açıktan yapın ve kararınızı hemen uygulayın ve bana da göz açtırmayın. 7/59...69, 71/1…28
Şinasi Güneş
Nuh'un önemli haberini onlara okuyup aydınlat. Hani halkına: ''Ey halkım! Konumum ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmaya vesile olmam size büyük geldiyse, ben Allah'a güvenip dayandım. İşiniz ve ortaklarınız toplanın. İşiniz üzerinize bir gam olmasın. Sonra, verdiğiniz kararı bana uygulayın ve gözetmeyin.'' demişti.
10:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Şunu iyi bilin eğer yüz çevirirseniz, ben zaten bu tebliğ için sizden bir ücret istememiştim. Benim ücretimi takdir etmek sadece Allah’a aittir. Ve ben Müslümanlardan olmakla emrolundum.
Şinasi Güneş
Şayet yüz çevirirseniz / dikkate almazsanız, sizden, karşılıktan yana bir şey istemedim. Benim karşılığım Allah'a aittir. Ve ben, Müslimlerden [1] olmakla emrolundum.
10:73. Ayet
Mustafa Çavdar
Buna rağmen onu yalancılıkla suçladılar. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve onları o memleketlere yerleştirdik. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları ise suda boğduk. Uyarıldıkları halde Allah’ın ayetlerini yalanlayanların sonu nasılmış bir bak! 11/25... 49
Şinasi Güneş
Onu yalancı saydılar. Biz de onu ve beraberinde olan kimseleri o gemide kurtardık. Ve onları halifeler kıldık. Ve ayetlerimiz hakkında yalana sarılanları boğduk. Uyarılanların akıbeti nasıl oldu bir gözlemle.
10:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Ondan sonra da toplumlarına kendi içlerinden elçiler göndermiştik. Elçiler de onlara hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi, fakat
Şinasi Güneş
Sonra onun ardından, halklarına elçiler görevlendirdik. Onlara apaçık kanıtlarla geldiler. Fakat, önceden yalanladıkları o şeye inanıp güvenmediler. Haddi aşanların kalplerinin üzerini işte böyle damgalarız [7:101].
10:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra onların izinden Musa ve Harun’u apaçık belgelerimizle, Firavun ve onun yönetici seçkinlerine gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar. Onlar zaten günaha batmış bir toplum idi. 40/22...46
Şinasi Güneş
Sonra onların ardından, Firavun ve ileri gelenlerine Musa ve Harun'u ayetlerimizle görevlendirdik. Büyüklendiler ve suçta ileri giden bir halk oldular.
10:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Katımızdan onlara hakikatin belgeleri mucizeler geldiğinde, onlar: – Bu, apaçık bir sihirdir! Demişlerdi. 26/34- 35
Şinasi Güneş
Onlara katımızdan hak gelince: "Şüphesiz bu, açıkça bir büyüleyiciliktir [1]." dediler.
10:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa: – Size gelen hakikat için hep böyle mi söylersiniz ve bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar asla başarıya ulaşamazlar, demişti.
Şinasi Güneş
Musa: "Size geldiğinde hak için, bu bir büyüleyiciliktir mi diyorsunuz? Büyüleyiciler başarıya ulaşamazlar." dedi.
10:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ise: – Sen bize, atalarımızdan görüp öğrendiğimiz dinden bizi döndürmek, kardeşinle beraber bu ülkede iktidarı ele geçirip bize üstünlük sağlamak için mi geldin? Biz ikinize de asla inanacak değiliz. 23/24- 47,
Şinasi Güneş
"Sen bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çevirmek ve bu yerde büyüklük ikinizde olsun diye mi geldin? Biz, ikinize inanıp güvenenler değiliz." dediler.
10:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu sırada Firavun: – Bütün usta sihirbazları bulup bana getirin! Diye emretti.
Şinasi Güneş
Firavun: "Bütün büyüleyicileri [etkili bilginleri] bana getirin." dedi.
10:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Sihirbazlar gelince Musa onlara: – Ne atacaksanız atın/ne hüneriniz varsa gösterin! Dedi.
Şinasi Güneş
Büyüleyiciler [etkili bilginler] geldiklerinde Musa onlara: "Ortaya atacağınız şeyleri ortaya atın.'' dedi.
10:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, hünerlerini ortaya koyunca, Musa: – Yaptığınız şeyler sihirden ibarettir. Şüphesiz ki Allah onların gerçek olmadığını ortaya çıkaracaktır. Zira Allah düzenbazların işlerini başarıya ulaştırmaz, dedi.
Şinasi Güneş
Ortaya attıklarında Musa: "Sizin onunla geldiğiniz şey büyüleyiciliktir [etkili bir aldatmacadır]. Şüphesiz Allah, onu boşa çıkaracaktır. Allah, bozguncuların amelini düzeltmez." dedi.
10:82. Ayet
Mustafa Çavdar
Günahkârlar hoşlanmasa da Allah kelimeleriyle hakkı ortaya koyacaktır.
Şinasi Güneş
"Suçta ileri gidenler hoşlanmasa da, Allah, kelimeleriyle hakkı gerçekleştirir [8:7][1]."
10:83. Ayet
Mustafa Çavdar
Firavun’un ve onun yakın çevresinin işkencelerinden korktukları için Musa’nın toplumundan çok küçük bir grup dışında Musa’ya iman ettiğini açıklayan olmadı. Zira Firavun ülkede tam bir zorbaydı ve o haddi aşan biriydi. 7/168- 169
Şinasi Güneş
Firavun ve ileri gelenlerinin onları ateşe atmalarının [sıkıntıya sokmalarının] korkusu üzerine, halkından bir soy dışında kimse Musa'ya inanıp güvenmedi. Şüphesiz Firavun, o yerde çok üstündü / galipti [40:29]. Ve şüphesiz o, ölçüsüz davrananlardandı [44:31].
10:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa da: – Ey kavmim, eğer Allah’a inanıyorsanız ve Müslüman olmuşsanız sadece O’na dayanıp güvenin, dedi.
Şinasi Güneş
Musa: "Ey halkım! Eğer Allah'a inanıp güvendiyseniz, O'na güvenip dayanın. Eğer Müslimler [1] olduysanız" dedi.
10:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar da: Sadece Allah’a dayanıp güvendik, ey Rabbimiz! Bizi şu zalim toplumun fitnesiyle sınama!
Şinasi Güneş
"Allah'a güvenip dayandık. Yanlış yapanlar halkı için bizi fitne kılma [1]." dediler.
10:86. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve rahmetinle bizi bu kâfirlerin elinden kurtar, dediler.
Şinasi Güneş
"Ve rahmetinle, bizi gerçekleri örtenler halkından kurtar."
10:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun üzerine biz de Musa ve kardeşine şöyle vahyettik: – Şehirde toplumunuz için evler inşa edin ve bu evleri birer ibadet ve istikamet merkezi haline getirin ve namazlarınızı kılın. Bu Müminleri Allah’ın yardımıyla müjdele. 16/80-102
Şinasi Güneş
Musa ve kardeşine: "Halkınız için Mısır'da kurumlar yerleştirin. Ve bu kurumları kıble kılın ve salâtı ikame edin [1]. İnanıp güvenenleri müjdele." diye vahyettik.
10:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa da dedi ki: – Ey Rabbimiz, doğrusu sen Firavun’a ve onun ileri gelen seçkinlerine görkemli bir hayat ve muazzam bir servet verdin, Rabbimiz, onlar senin verdiğin bu imkânları, insanları senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar, Rabbimiz, onların servetlerini yok et, kalplerine sıkıntı ve darlık ver; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler.
Şinasi Güneş
Musa: "Rabbimiz, şüphesiz sen, Firavun ve ileri gelenlerine dünya hayatında bir çekicilik ve mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırmaları için [1]. Rabbimiz, mallarını sil, kalplerini şiddetlendir [2]. Onlar, can yakıcı azabı görene kadar inanıp güvenmiyorlar." dedi.
10:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah da: – İkinizin duası da kabul olundu, fakat siz de hak yolda sebat edip dosdoğru olun; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın, dedi.
Şinasi Güneş
''İkinizin duasına cevap verilmiştir. Dosdoğru olun. Bilinçsizlerin yoluna uymayın.'' dedi.
10:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Derken biz İsrailoğullarını denizin öte yakasına geçirdik. Firavun ve askerleri de azgınca ve düşmanca bir tavırla onları takip ettiler. Nihayet Firavun boğulacağını anladığında şöyle yalvardı: – Ben de İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım. Artık ben Müslümanlardan oldum dedi. 2/50, 17/103, 20/77...79, 23/99...101,
Şinasi Güneş
İsrailoğullarını bol sudan geçirdik. Firavun ve orduları, azgınlık ve düşmanlıkla onların izini sürdü [1]. Boğulmak onu yetişince: ''Gerçekten O, İsrailoğulları'nın inanıp güvendiğinin dışında bir ilah olmadığına inanıp güvendim ve ben Müslimlerdenim [2]'' dedi [51:40].
10:91. Ayet
Mustafa Çavdar
– Şimdi mi? Oysa sen, daha önce isyan edip duruyordun ve bozgunculardan olmuştun! 23/99- 100
Şinasi Güneş
''Şimdi mi? Şüphesiz önceden isyan etmiştin ve sen bozgunculardandın [1].''
10:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet şimdi senin bedenini de arkandan gelenlere ibret olması için cansız olarak koruyacağız. Şüphesiz ki insanların çoğu bizim ibret vesikalarımıza karşı umursamaz bir tavır içindeler.
Şinasi Güneş
Bugün seni, senden sonrakilere bir ayet olman için bedeninle / zırhınla kurtarırız. Şüphesiz insanların çoğu ayetlerimizden gafildirler.
10:93. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz İsrailoğullarını güzel ve güvenilir yerlere yerleştirmiş ve onları tertemiz ve güzel yiyeceklerle rızıklandırmıştık. Kendilerine ilahi mesaj gelinceye kadar aralarında görüş ayrılığı yoktu. Şüphesiz Rabbin, kıyamet gününde ayrılığa düştükleri konularda onların arasında hüküm verecektir.42/10,
Şinasi Güneş
Şüphesiz İsrailoğullarını doğruluk yerleşkesine yerleştirdik ve onları temiz şeylerden rızıklandırdık. Onlara ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler [1]. Şüphesiz Rabbin, ihtilafa düşmekte oldukları konularda kıyamet günü aralarında hükmünü gerçekleştirir.
10:94. Ayet
Mustafa Çavdar
Şayet sana indirdiğimiz bu mesajların gerçekliği hakkında herhangi bir şüphen varsa senden öncekilere gönderilmiş kitapları okuyanlara sor. Andolsun ki sana Rabbinden hak olan Kuran gelmiştir. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
Şinasi Güneş
Sana indirdiğimiz şeyden ikna edici bilgiye sahip değilsen, senden önce kitabı öğrenip öğretenlere sor [21:7, 16:43]. Şüphesiz Rabbinden sana hak geldi [1]. Sakın tartışmaya girenlerden olma.
10:95. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de Allah’ın ayetleri karşısında yalana sarılanlardan da olma; yoksa büsbütün kaybedenlerden olursun! 39/71, 67/8...11
Şinasi Güneş
Sakın Allah'ın ayetleri hakkında yalana sarılanlardan olma. Yoksa kaybedenlerden olursun.
10:96. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçek şu ki, Rabbinin azap kelimesini/sözünü hak edenler iman etmeyenlerdir. 37/162- 163
Şinasi Güneş
Şüphesiz üzerlerine Rabbinin kelimesi [takdir ettiği hükmü] gerçekleşenler inanıp güvenmezler…..
10:97. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira onlar hakikatin her türlü belgesi olan ayetler kendilerine gelse bile can yakıcı azabı görene kadar iman etmezler.
Şinasi Güneş
Onlara her ayet gelse de, can yakıcı azabı görene kadar inanıp güvenmezler.
10:98. Ayet
Mustafa Çavdar
Keşke olsaydı, ne yazık ki Yunus’un toplumu dışında belde halklarından (azabımız gelmeden önce) iman edip imanının faydasını gören bir toplum olmadı. Fakat Yunus’un toplumu (azap onlara gelmeden) iman ettiler, biz de onlardan dünyadaki rezillik azabını kaldırdık ve onları bir süre daha dünyadaki nimetlerden yararlandırdık. 21/87, 37/139...148
Şinasi Güneş
Yunus'un halkı dışında, inanıp güvenen ve inanıp güvenmesinin fayda verdiği bir kent olsaydı [1]. İnanıp güvendiklerinde, dünya hayatındaki rezillik azabını onlardan kaldırdık ve bir süreye kadar da yararlandırdık [37:148].
10:99. Ayet
Mustafa Çavdar
Şayet Rabbin isteseydi, yeryüzünde bulunanların tümü iman ederdi. Hal böyleyken insanları iman edinceye kadar sen mi zorlayacaksın?
Şinasi Güneş
Şayet Rabbin gerekli görseydi, yeryüzünde kim varsa tamamı kesinlikle topluca inanıp güvenirdi. Sen insanları, inanıp güvenenler olana kadar zorlayacak mısın [1]?
10:100. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın izni/duyurması olmasaydı hiç kimse iman edemezdi. Zira O, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır.
Şinasi Güneş
Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında hiç kimse için inanıp güvenmesi diye bir şey yoktur [1]. Allah, ahlaki kokuşmuşluğu aklını kullanmayanların üzerine kılar [2].
10:101. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Göklerde ve yerde neler var ibret nazarıyla bir bakın!” ama iman etmeye yanaşmayan topluma ayetler ve uyarılar fayda vermez. 12/105, 45/3, 51/20- 21
Şinasi Güneş
De ki! ''Göklerde ve yeryüzünde ne var bir gözlemleyin. Ayetler [1] ve uyarılar, inanıp güvenmeyen bir halka hiçbir şey kazandırmaz.
10:102. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar kendilerinden öncekilerin başlarına gelen felaketlerden başka bir şey mi bekliyorlar? – De ki: - Bekleyin bakalım ben de sizinle beraber beklemekteyim!
Şinasi Güneş
Onlardan öncekilerin geçirdiği günlerin benzerinden başka bir şey mi gözlüyorlar? De ki! ''Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle birlikte gözleyenlerdenim.''
10:103. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarmışızdır. Bizim yasamız işte böyledir. Zira bize düşen iman edenleri kurtarmaktır.
Şinasi Güneş
Sonra elçilerimizi kurtarırız. İnanıp güvenenleri de işte böyle. İnanıp güvenenleri kurtarmak üzerimize haktır [1].
10:104. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Ey İnsanlar! Eğer benim dinimden şüphede iseniz iyi bilin ki ben sizin Allah ile aranıza koyup kulluk ettiklerinize asla kulluk etmem; ancak
Şinasi Güneş
De ki! ''Ey insanlar! Şayet dinimden yeterli, ikna edici bilgiye sahip değilseniz bilin ki; Allah'ın yanı sıra kulluk etmekte olduklarınıza ben kulluk etmem. Lakin, sizi vefat ettiren Allah'a kulluk ederim [1]. Ve bana, inanıp güvenenlerden olmam emredildi.''
10:105. Ayet
Şinasi Güneş
Ve yüzünü hanif [1] olarak, din için ikame et [2]. Sakın ortak koşanlardan olma.
10:106. Ayet
Şinasi Güneş
Allah'ın yanı sıra, sana menfaat ve darlık veremeyen şeylere çağrı yapma. Eğer bunu yaparsan, şüphesiz sen o zaman yanlışta olanlardansın.
10:107. Ayet
Şinasi Güneş
Allah sana bir darlık temas ettirirse, onu O'nun dışında kaldıracak yoktur. Senin için bir hayır dilerse, O'nun armağanını geri döndürecek de yoktur [6:17]. Onu, kullarından kim gereğini yaparsa ona isabet ettirir. O, bağışlayıp merhamet edendir.
10:108. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! ''Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden hak geldi [1]. Kim doğru yolu görürse, şüphesiz kendisi için doğru yolu görür. Kim saparsa da kendi aleyhine sapar. Ben üzerinize bir dayanak değilim.''
10:109. Ayet
Şinasi Güneş
Sana vahyedilen şeye uy. Allah hükmünü verene kadar diren [1]. O, hüküm verenlerin hayırlısıdır.