⚖️ Hûd Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
11:1. Ayet
Şinasi Güneş
Güçlü, yönlendirici, lider; ayetleri muhkem kılınmış [sıkıca bağlanmış, gevşemesi ve bozulması engellenmiş, dış etkilere karşı korunaklı kılınmış] sonra da, bozulmayı engelleyen, adaleti sağlayan en doğru hükümleri veren ve haberdar olan tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır.
11:2. Ayet
Şinasi Güneş
İyi bilin ki bu, Allah'ın dışında kimseye kulluk etmeyin diyedir [1]. Şüphesiz ben [Kur'an], size O'ndan uyarıcı ve müjdeciyim [41:4].
11:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin, sonra tövbe ile O’na yönelin ki belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın ve her erdem sahibine hak ettiği mükâfatını versin. Şayet yüz çevirecek olursanız ben sizin başınıza gelecek olan o korkunç günün azabından korkarım. 5/74, 11/52- 90, 25/70-71,
Şinasi Güneş
Ve Rabbinizin bağışlamasını dilemeniz, sonra O'na itaate yönelmeniz [1], böylece adı belirlenmiş sürenin sonuna kadar sizi iyi bir yararlandırmayla yararlandırması ve her armağan sahibine armağanını vermesi için [2]. Şayet yüz çevirirseniz / dikkate almazsanız, ben, aleyhinize olan büyük bir günün azabından korkarım.
11:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Er ya da geç dönüşünüz Allah’adır. Zira Allah her şey için bir ölçü
Şinasi Güneş
Dönüşünüz Allah'adır. Ve O, her şeye bir ölçü koyandır.
11:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Dikkat edin onlar güya Allah’tan kaçıp saklanmak için kalplerindeki kötü niyetleri örtüp gizlemeye çalışıyorlar. İyi bilin ki onlar kalplerinde olanları kat be kat örtüp gizleseler bile Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Zira O, göğüslerdeki sırları bilendir. 16/19- 23,
Şinasi Güneş
İyi bilin ki! Şüphesiz onlar, ondan [Kur'an'dan] gizlenmek için göğüslerini iki büklüm ederler. İyi bilin ki! Onlar, elbiselerine örtündükleri [niyetlerini gizledikleri] zaman, gizledikleri şeyleri de, açığa vurdukları şeyleri de bilir. Şüphesiz O, göğüslerde olanı bilendir.
11:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O, onların hayat mecrasındaki geçici ve kalıcı olarak yerleştikleri yeri bilir. Zira bunların hepsi apaçık bir kitapta/yasada mevcuttur. 2/126, 16/52...56- 71,
Şinasi Güneş
Yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan küçük büyük hiçbir canlı yoktur. O, onun konaklama yerini de, konulduğu yeri [1] de bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.
11:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Gökleri ve yeri altı aşamada yaratan O’dur. O, hanginiz daha güzel amel yapacak diye sizi sınamak için hükümranlığının en büyük göstergesi olan hayatı su ile başlatmış idi. Eğer onlara “Öldükten sonra kesinlikle yeniden diriltileceksiniz” diye söylesen o gerçeği örtbas eden kâfirler: “Bu apaçık sihirden/aldatmacadan başka bir şey değildir” derler. 10/3, 32/4, 57,4,
Şinasi Güneş
O, hanginiz daha iyi amel işlediğini ortaya çıkarmak için [1], arşı [egemenlik alnı / evren] su üzerinde iken [2], gökleri ve yeryüzünü altı aşamada oluşturdu [3]. Şayet onlara: ''Şüphesiz siz, ölümün ardından harekete geçirilenler olacaksınız.'' desen, gerçekleri örtenler kesinlikle: ''Bu, apaçık bir büyüleyiciliğin [etkili bir aldatmacanın] dışında bir şey değildir.'' derler.
11:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Şayet onlardan o azabı belli bir süre ertelersek: – Onu engelleyen nedir, derler. İyi bilin ki o azap geldiği gün onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak ve hafife aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. 16/61, 18/58- 59,
Şinasi Güneş
Sayılı [belirli] bir önderli toplum olana kadar onlardan azabı ertelesek kesinlikle: ''Onu tutan nedir?'' derler. İyi bilin ki! ''Onlara geldiği gün, [alay ettikleri azap] onlardan çevrilmez. Ve alay etmekte oldukları o şey onları kuşatmıştır [cezadan kurtulamazlar].
11:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra o nimeti çekip alsak hemen karamsarlığa kapılır ve nankörleşir. 17/83, 34/15...21, 89/15...28
Şinasi Güneş
Şayet insana bizden bir rahmet tattırsak, sonra onu ondan çekip alsak, şüphesiz o, karamsarlığa kapılır [1], bir nankör olur.
11:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer ona dokunan sıkıntı ve darlıktan sonra onu nimetlere gark etmiş olsak bütün kötülükler benden uzaklaştı onlardan kurtuldum der ve küstahça bir övünce kapılır. 10/12, 16/53- 54, 39/7- 8- 49, 89/15- 16
Şinasi Güneş
Ona temas eden bir darlığın ardından ona nimetler tattırsak da kesinlikle: ''Kötülükler benden gitti [kurtuldum].'' der. Şüphesiz o, şımarıktır, böbürlenendir [1].
11:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Yalnız sıkıntı ve darlıklara sabreden ve güzel işler yapanlar böyle şımarmazlar. İşte onlar için ilahi bir bağış ve muhteşem bir ödül vardır. 2/153- 155,
Şinasi Güneş
Ancak, dirençli olanlar ve düzeltici işler yapanlar öyle değildir. İşte onlara, bağışlanma ve büyük bir karşılık vardır [5:9, 22:50].
11:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen: – Sana bir hazine indirilmeli veya seninle birlikte bir melek gelmeli değil miydi? Dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilen ayetlerden
Şinasi Güneş
''Onunla bir melek gelse veya üzerine birikmiş bir hazine indirilseydi ya.'' demelerinden dolayı göğsün daralıcısın diye sana vahyedilmekte olanı terk edicisin. Şüphesiz sen bir uyarıcısın. Her şeyin üzerine dayanak olan Allah'tır.
11:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa: – Bu Kuran’ı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: – Eğer iddianızda samimi iseniz Allah ile aranıza koyduğunuz herkesi yardıma çağırın da uydurulmuş on sure de siz getirin bakalım.
Şinasi Güneş
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar [1]? De ki! ''Şayet doğru sözlüler iseniz, uydurulmuş olanlardan da olsa, onun benzeri on sure getirin ve Allah'ın yakınından gücünüzün yettiği kimseleri de çağırın.''
11:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer sizin bu meydan okumanıza cevap veremezlerse, iyi bilin ki bu Kuran Allah’ın sonsuz bilgisi ile indirilmiştir ve şunu da iyi bilsinler ki O’ndan başka ilah yoktur, sadece O vardır. Artık Müslüman oldunuz değil mi?
Şinasi Güneş
Size cevap vermezlerse bilin ki; O'nun dışında bir ilahın olmamasından dolayı, ancak Allah'ın ilmiyle [4:166, 7:52] indirilmiştir. Artık Müslimler misiniz [1]?
11:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim bu dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, burada onların yaptıklarının karşılığını tastamam veririz de onlar orada hiçbir haksızlığa uğratılmazlar. 17/18- 19, 42/20, 75/20-21,
Şinasi Güneş
Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini istiyorsa, onlara orada amellerinin tam karşılığını tastamam veririz. Ve onlara orada eksiltme yapılmaz [1].
11:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne var ki onların ahirette hak ettikleri ateşten başka bir şey olmayacaktır. Zira onların dünyadayken yapıp ettikleri her şey boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları her şey de batıldır. 10/7-8,
Şinasi Güneş
İşte onlara, ahirette ateşin dışında bir şey yoktur. Orada, ürettikleri şeyler hiç olmuştur ve yapmakta oldukları şeyler de geçersizdir [1].
11:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbinden gelen kesin bir bilgiye dayanan ve O’nun katından bir şahidin izlediği ve ondan önce de bir önder ve rahmet olarak Musa’ya indirdiğimiz kitabı tasdik eden bir olur mu? İşte bunlar ilahi hakikatlere iman edenlerdir. Bu gruplardan kim bu hakikate inanmazsa onun varış yeri ateştir. Sakın sen bu Kuran’dan şüphe etme! Zira bu Rabbinden gelen hakkın ta kendisidir. Fakat insanların çoğu iman edip mümin olmuyorlar.
Şinasi Güneş
Onun öncesinde bir önder ve bir rahmet olan Musa'nın kitabı varken [46:12], Ondan bir şahidin tilavet ettiği [1] ve Rabbinden apaçık bir kanıt üzere olan kimse gibi midir [2]? Onlar, ona da [3] inanıp güvenirler. Taraflardan kim onun hakkındaki gerçekleri örterse, ona vaat edilen ateştir. Ondan dolayı bir tereddüdün olmasın. Şüphesiz o, Rabbinden bir gerçektir. Lakin insanların çoğu inanıp güvenmiyor.
11:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır? İşte onlar hesap için Rabblerinin huzuruna getirildiklerinde şahitler diyecekler ki: İşte Rablerine karşı yalan uyduranlar bunlardır, iyi bilin ki Allah’ın laneti Allah’a iftira eden bu zalimlerin üzerinedir. 6/21-93, 10/17-69
Şinasi Güneş
Yalanı Allah'a iftira atan kimseden daha yanlışta olan kimdir? Onlar Rablerine sunulurlar ve şahitler: ''Rableri üzerine yalan söyleyenler bunlardır.'' der. İyi bilin ki! Allah'ın laneti [rahmetinden dışlaması] yanlış yapanların üzerinedir.
11:19. Ayet
Mustafa Çavdar
–Onlar insanları Allah’ın yolundan saptırır ve onu eğri büğrü göstermeye çalışırlar, onlar ahireti de hesaba katmayan kâfirlerdir. 14/2-3
Şinasi Güneş
Onlar ki, Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onda eğrilik ararlar. Ve onlar, ahiret hakkında da gerçekleri örterler.
11:20. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte onlar, bu dünyada Allah’ın cezalandırmasından kurtulamayacaklar, ahirette ise Allah ile aralarına girip kendilerine yardım edecek
Şinasi Güneş
Onlar, yeryüzünde aciz bırakıcılar olamazlar. Ve onlara, Allah'ın yanı sıra yakınlar, yol göstericiler, müttefikler de yoktur. Onlara azap katlanır. Onlar, kulak vermeye güç yetiriyor değillerdi. Ve hakikati görüyor da değillerdi.
11:21. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar kendilerini mahvedenlerdir. Ve uydurdukları kurtarıcıları kendilerini yüzüstü bırakıp terk etmişlerdir. 2/166- 167, 33/66...68, 34/31...33, 40/47...50
Şinasi Güneş
Onlar, kendilerini kayba uğrattılar. Ve uydurmakta oldukları şeyler onlardan kaybolup gitti.
11:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç kuşkusuz ki bunlar ahirette en çok hüsrana uğrayacak olanlardır.
Şinasi Güneş
Gerçekten onlar, ahirette daha çok kayba uğrayanlardır.
11:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama iman edip, doğru işler yapanlar ve Rablerine yürekten bağlananlar, işte bunlar cennet halkıdırlar ve orada kalıcıdırlar.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar ve Rablerine samimiyetle bağlı olanlar ise, onlar cennet arkadaşlarıdır, onlar orada kalıcıdırlar.
11:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu iki topluluğun durumu; kör ile gören, sağır ile işiten gibidir, örnek olarak bu ikisi bir olur mu? Hiç düşünüp ibret almaz mısınız? 35/19...23, 38/28, 40/58, 68/35...37
Şinasi Güneş
O iki kesimin örneği, kör ve sağır ile hakikati gören ve kulak veren gibidir. Örnek olarak bunlar eşit olabilir mi? Bu bilgileri kullanmaz mısınız?
11:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz Nuh’u halkına elçi olarak göndermiştik. O da şöyle demişti: – Ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Şinasi Güneş
Şüphesiz Nuh'u halkına gönderdik: ''Şüphesiz ben size açıkça bir uyarıcıyım [71:2].''
11:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, eğer böyle yaparsanız ben sizin acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum.
Şinasi Güneş
Allah'ın dışında kimseye kulluk etmeyin diye. Şüphesiz ben, aleyhinize olan can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.
11:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun üzerine halkının ileri gelen kâfirleri şöyle dediler: – Bize göre sen de bizim gibi sıradan bir beşersin üstelik sana içimizden ayak takımından başkasının uymadığını da görüyoruz, senin bize bir üstünlüğünün olduğunu da düşünmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuza inanıyoruz.
Şinasi Güneş
Halkından gerçekleri örten ileri gelenler: ''Seni bizim gibi bir beşerin dışında bir şey olarak görmüyoruz. Ve, görüş ortaya koymada daha düşük seviyeli olanlarımızın dışındakilerin sana uyduğunu da görmüyoruz. Ve sizin üzerimize fazlalıktan bir şey de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılardan olduğunuza kanaat getiriyoruz.'' dediler [1].
11:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Nuh şöyle dedi: - Ey halkım, düşünsenize, ya ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye/vahye dayanıyorsam ve bana katından bir rahmet/elçilik verilmişse siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde biz sizi iman etmeye zorlayabilir miyiz?
Şinasi Güneş
''Ey halkım, dikkat ettiniz mi? Şayet ben Rabbimden apaçık bir kanıt üzerinde idiysem ve bana katından bir rahmet verilmiş, size körleştirilmişse [siz göremiyorsanız], siz ona karşı hoşlanmayanlar olduğunuz halde, onu size gerekli kılabilir miyiz [1]?'' dedi.
11:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, ben sizden bu tebliğe karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi/mükâfatımı sadece Allah verecektir. Ben, iman eden kimseleri yanımdan kovacak da değilim. Zira onlar bir gün elbette Rabblerine kavuşacaklar. Fakat ben sizin cahilce hareket eden bir topluluk olduğunuzu görüyorum.
Şinasi Güneş
''Ey halkım! Onun üzerine sizden bir mal istemiyorum. Karşılığım Allah'a aittir. Ben inanıp güvenenleri kovucu da değilim [1]. Şüphesiz onlar, Rablerine karşılaşıcıdırlar. Lakin ben, sizi cahillik eden bir halk olarak görüyorum.''
11:30. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey Halkım, eğer ben bunları kovarsam, Allah’a karşı beni kim savunup yardım edebilir? Hiç düşünmüyor musunuz?
Şinasi Güneş
''Ey halkım! Şayet onları kovsam, Allah'tan [gelecek cezaya karşı] bana kim yardım edebilir? Bu bilgileri kullanmaz mısınız?
11:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Ayrıca ben size, “Allah’ın hazineleri benim yanımda” demiyorum. Ve ben gaybı/gelecekte olacakları da bilemem. Ve ben, size “Ben bir meleğim” de demiyorum. Küçümseyip hor gördükleriniz hakkında “Allah kesinlikle bunlara ileride hayır vermeyecek” diye bir hüküm de veremem. Zira onların içlerinde olan niyet ve düşünceleri en iyi Allah bilir. Eğer bunları söylersem o zaman ben haksızlık yapan zalimlerden olurum.
Şinasi Güneş
''Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ve görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyenleri de bilmiyorum. Ve ben, bir meleğim de demiyorum. Gözlerinizin küçümsediği kimseler hakkında, Allah onlara asla bir hayır vermez de demiyorum. Allah kendilerinde olanı daha iyi bilir. Şüphesiz o zaman ben, kesinlikle yanlış yapanlardan olurum.''
11:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Dediler ki: – Ey Nuh, sen bizimle epey tartıştın ve tartışmada da çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan haydi bize vaat ettiğin azabı hemen getir.
Şinasi Güneş
''Ey Nuh! Şüphesiz bizimle mücadele edip, bizim de mücadelemizi çoğalttın. Şayet doğru sözlülerden isen, bize vaat ettiğin şeyi getir.'' dediler.
11:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Nuh da dedi ki: - Allah onu yeter ki dilesin onu sizin başınıza sardığında ondan asla kaçıp kurtulamazsınız.
Şinasi Güneş
''Şüphesiz Allah, gerekli görürse onu size getirir ve siz aciz bırakamazsınız.'' dedi.
11:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Ben size ne kadar öğüt vermeye çalışırsam çalışayım eğer Allah sizin azgınlığınızı onaylamışsa benim size verdiğim öğütlerin hiçbir faydası olmaz, zira Rabbiniz O’dur, en sonunda Allah’a döndürüleceksiniz.
Şinasi Güneş
''Şayet size nasihat etmeyi dilemişsem, Allah da sizin sapkınlıkta ileri gitmenizi diliyor idiyse, nasihatim size menfaat sağlamaz. Rabbiniz O'dur. Ve O'na döndürülüyorsunuz.''
11:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa “Uydurdu” mu? Diyorlar. De ki: – Eğer, onu ben uydurmuşsam bunun suçu bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz suçlardan sorumlu değilim.
Şinasi Güneş
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar [1]? De ki! ''Onu uydurmuşsam suçu üzerimedir. Ve ben, sizin işlemekte olduğunuz suçlarla ilişkim yoktur.''
11:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Nuh’a şöyle vahyedilmişti “Halkından şimdiye kadar iman edenlerin dışında kimse inanmayacak, o halde onların yaptıklarına sakın üzülme.”
Şinasi Güneş
Ve Nuh'a: ''Şu bir gerçek ki, halkından inanıp güvenenler dışında asla kimse inanıp güvenmez. Yapmakta oldukları şeylerden dolayı sıkıntıya girme.'' diye vahyedildi.
11:37. Ayet
Mustafa Çavdar
– Şimdi sen bizim gözetimimizde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi inşa etmeye başla, sakın ola ki kendine yazık eden zalimler için bana yalvarma! Onlar kesinlikle boğulacaklar.
Şinasi Güneş
”Vahyimiz ve gözetimimiz altında gemiyi yap. Yanlış yapan kimseler hakkında benimle muhatap olma [1]. Şüphesiz onlar, boğulacaklardır.”
11:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Nuh gemiyi inşa etmeye başladığında toplumun ileri gelenleri oradan her gelip geçtiklerinde onunla alay ederlerdi. Nuh da: – Bizimle alay edin bakalım, zamanı geldiğinde sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz, derdi. 83/29...36
Şinasi Güneş
Ve o gemiyi yaparken, halkından ileri gelenler oradan gidip gelirken, her defasında ondan dolayı küçümsediler. ''Siz bizi küçümsüyorsanız, biz de sizin küçümsediğiniz gibi sizi küçümseriz.'' dedi.
11:39. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte o zaman dünyada rezil rüsva eden azabın kime gelip çatacağını ve ahirette de kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.
Şinasi Güneş
''Onu rezil eden azabın kime gelmekte olduğunu ve kalıcı bir azabın kimin üzerine inmekte olduğunu öğreneceksiniz [39:40].''
11:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda azap ve helak emrimiz gelip de, her yerden sular fışkırmaya başlayınca Nuh’a dedik ki: – Her canlıdan birer çift ve haklarında helak hükmü verilmiş olanlar dışında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir. Zaten onunla birlikte iman etmiş olanların sayısı çok azdı.
Şinasi Güneş
Emrimiz geldiğinde ve tennur kaynadığında [iş kızıştığında 23:27]: ''Oraya, öncesinde aleyhlerine sözü geçmiş [azaba uğratılmalarına hüküm verilmiş] kimseler dışında, her [ihtiyacınız olandan] iki çiftten iki tane ve ahalini ve inanıp güvenen kimseleri yükle.'' dedik. Ve azı dışında, onunla birlikte inanıp güvenen yoktu.
11:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Nuh da: - Gemiye binin, onun yol alması da durması da Allah’ın adı Bismillah ile olsun. Şüphesiz benim Rabbim, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir, dedi.
Şinasi Güneş
''Oraya binin. Onun akışı da, duruşu da Allah adınadır. Şüphesiz Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir.'' dedi.
11:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Gemi dağ gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh da bir kenara çekilmiş olan oğluna: – Yavrucuğum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerle beraber olma! Diye seslendi. 46/15...17
Şinasi Güneş
Ve o, dağlar gibi dalgaların içinde akarken, ayrı bir yere çekilen oğluna: ''Ey oğlum! Bizimle bin. Gerçekleri örtenlerle beraber olma.'' diye seslendi.
11:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Oğlu: – Ben bir dağa tırmanırım o dağ beni suda boğulmaktan korur dedi. Nuh da, – Bugün Allah’ın kendisine merhamet ettiğinden başkası kurtulamaz, dedi. O arada aralarına bir dalga girdi ve artık o da boğulanlardan biriydi.
Şinasi Güneş
''Dağa sığınacağım, beni sudan korur.'' dedi. ''Merhamet ettiği dışında, bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur.'' dedi. Ve aralarına dalgalar girdi. Böylece boğulanlardan oldu.
11:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir süre sonra “Ey gökyüzü yağmuru tut, ey yeryüzü suyunu çek!” diye emredildi. Sular çekildi ve hüküm gerçekleşti ve gemi Cudi’de karaya oturdu ve şöyle denildi: – Kahrolsun yanlışta ısrar eden zalimler topluluğu!
Şinasi Güneş
''Ey yer! Suyunu yut. Ve ey gök! Sen de tut.'' denildi. Ve su eksildi, iş gerçekleştirildi ve Cudi'nin üzerine düzgün bir şekilde oturdu. Ve yanlış yapanlar halkı için ''Uzaklık vardır'' denildi [1].
11:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Nuh, Rabbine yalvararak şöyle dedi: – Rabbim, oğlum da benim ailemden biriydi ve şüphesiz senin vaadin de mutlaka yerine gelecektir. Zira sen hüküm verenlerin en adilisin.
Şinasi Güneş
Ve Nuh Rabbine seslendi: ''Rabbim, oğlum benim ahalimdendi. Ve şüphesiz senin vaadin haktır. Ve şüphesiz sen, hüküm verenlerin en iyi hüküm verenisin.'' dedi.
11:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah buyurdu ki: - Ey Nuh şüphesiz o ehlinden değildir. Ve isteğin geçersizdir. Bilgin olmadığı bir konuda istekte bulunma. Cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.
Şinasi Güneş
''Ey Nuh! Şüphesiz o ahalinden değildi. Şüphesiz o [yaptıkları], düzeltici olmayan bir ameldi [bozgunculuktu]. Hakkında ilmin olmayan şeyi benden isteme. Şüphesiz ben, cahillerden olmandan dolayı sana öğüt veriyorum.'' dedi.
11:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Nuh da: - Rabbim, aslını esasını bilmediğim şeyi senden talep etmekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olurum, dedi.
Şinasi Güneş
''Rabbim, şüphesiz ben, hakkında ilmim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınıyorum. Ve şayet beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, kayba uğrayanlardan olurum.'' dedi.
11:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun üzerine denildi ki : - Ey Nuh, sen ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan selam mutluluk ve bereket müjdesiyle gemi 182
Şinasi Güneş
''Ey Nuh! Senin üzerine ve seninle birlikte olan kimselerden oluşan önderli toplumların üzerine bizden bir esenlik ve bereketlerle in. Ve onları yararlandıracağımız, sonra bizden can yakıcı bir azap temas edecek önderli toplumlar da vardır.'' denildi [17:58].
11:49. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu kıssa, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce ne sen ne de kavmin bu kıssayı biliyordunuz. Sabret, mutlu son sorumluluğunu yerine getiren ve günahlardan korunan muttakilerindir.
Şinasi Güneş
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen haberlerdendir. Bundan önce sen ve halkın onu biliyor değildiniz. Dirençli ol. Şüphesiz akıbeti, vahyin sınırlarına uyup korunanlar içindir.
11:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Âd toplumuna da soydaşları Hud’u gönderdik. O da: – Ey halkım, Allah’a gereği gibi kulluk edin, zira sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Siz Allah’a iftira etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz, dedi.
Şinasi Güneş
Ve Ad'a kardeşleri Hud. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Size O'nun dışında bir ilah yoktur. Siz, iftira atanların dışında bir şey değilsiniz." dedi.
11:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, bu göreve karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi takdir etmek yalnızca beni yoktan yaratana düşer, bunu da mı düşünemiyorsunuz?
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığım, fıtratımı belirleyenin [1] üzerinedir. Aklınızı kullanmaz mısınız?"
11:52. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, günahlarınız için Rabbinizden af dileyin, sonra da iyiliklerle ve tövbe ile O’na yönelin ki üzerinize gökten bol bol rahmet yağdırsın ve gücünüze güç katsın, Ondan yüz çevirip de suçlu duruma düşmeyin.
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Rabbinizin bağışlamasını dileyin. Sonra O'na itaate yönelin [1]. Göğü üzerinize bol bol göndersin, kuvvetinize kuvvet artırsın [2]. Suçta ileri gidenler olarak yüz çevirmeyin."
11:53. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey Hud, sen bize apaçık bir belge/mucize getirmedin, sırf sen söyledin diye ilahlarımızı bırakacak değiliz ayrıca biz senin söylediklerine de hiç inanmıyoruz, dediler. 28/48 54-55. - Bizim sana, “İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış” demekten başka söyleyecek bir sözümüz yok, dediler. Hud: – Bakın Allah şahidim olsun, siz de şahit olun ki, ben sizin Allah’tan başka ilahlık yakıştırıp şirk koştuğunuz o ortaklardan tamamen uzağım, haydi hepiniz birden bana istediğiniz tuzağı kurun sonra da bana göz açtırmayın, dedi.
Şinasi Güneş
"Ey Hud! Bize apaçık bir kanıtla gelmedin. Biz, senin sözünden dolayı ilahlarımızı terk edici değiliz. Ve biz, sana inanıp güvenenler de değiliz." dediler.
11:54. Ayet
Şinasi Güneş
11:54-55: "İlahlarımızın bazısı seni kötülükle çarpmış demenin dışında bir şey söylemiyoruz." Dedi ki: "Şüphesiz ben, Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun. Gerçekten benim, Allah'ın yanı sıra ortak koştuğunuz şeylerle ilişkim yoktur. Topunuz bana plan yapın, sonra da beni gözetmeyin!"
11:55. Ayet
Şinasi Güneş
11:54-55: "İlahlarımızın bazısı seni kötülükle çarpmış demenin dışında bir şey söylemiyoruz." Dedi ki: "Şüphesiz ben, Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun. Gerçekten benim, Allah'ın yanı sıra ortak koştuğunuz şeylerle ilişkim yoktur. Topunuz bana plan yapın, sonra da beni gözetmeyin!"
11:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü ben, sadece benim de sizin de Rabbiniz/sahibiniz olan Allah’a güvenip dayanmışım, Zira hiçbir canlı yoktur ki Allah’ın yönetimi altında bulunmasın. Şüphesiz ki Rabbimin yolu dosdoğru yolun ta kendisidir.
Şinasi Güneş
"Şüphesiz ben, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a güvenip dayandım. O'nun perçemiyle tutmadığı [kontrolünde olmayan] hareket eden hiçbir canlı yoktur. Şüphesiz Rabbim, dosdoğru bir yol üzerindedir."
11:57. Ayet
Şinasi Güneş
"Şayet yüz çevirirseniz / dikkate almazsanız, şüphesiz onunla gönderildiğim şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizden başka bir halkı yerinize getirir [1]. Ve hiçbir şekilde O'na darlık veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyin üzerinde koruyucudur."
11:58. Ayet
Şinasi Güneş
Emrimiz geldiğinde, bizden bir rahmetle Hud'u ve onunla birlikte inanıp güvenenleri kurtardık. Onları katı / sağlam bir azaptan kurtardık [1].
11:59. Ayet
Şinasi Güneş
İşte Ad. Rablerinin ayetlerini reddettiler, elçilerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emrine / işine uydular.
11:60. Ayet
Şinasi Güneş
Bu dünyada da, kıyamet gününde de Allah'ın rahmetinden dışlanmak peşlerindedir. İyi bilin ki Ad, Rablerine nankörlük etti. İyi bilin ki, Hud'un halkı Ad için uzaklık vardır [1].
11:61. Ayet
Şinasi Güneş
Ve Semud'a kardeşleri Salih. "Allah'a kulluk edin. Size O'nun dışında bir ilah yoktur. O, sizi yerden inşa etti ve sizi orada bayındır kıldı. O'nun bağışlamasını dileyin. Sonra hatanızdan kesin dönüş yaparak O'na itaate yönelin [1]. Şüphesiz Rabbim yakındır, cevap verendir [2:186, 40:60]." dedi.
11:62. Ayet
Şinasi Güneş
"Ey Salih! Şüphesiz sen, bundan önce içimizde beklentide olunan / ümit beslenen biriydin. Atalarımızın kulluk ettiği şeye kulluk etmekten bizi engelliyor musun? Şüphesiz biz, bizi davet ettiğin şeyden, yeterli, ikna edici bilgiye sahip değiliz, ona karşı tereddüt ediyoruz." dediler.
11:63. Ayet
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Dikkat ettiniz mi? Şayet Rabbimden apaçık bir kanıt üzerinde idiysem ve bana O'ndan bir rahmet verilmişse. Bu durumda, şayet O'na asi olursam, Allah'tan [gelecek azabından] bana kim yardım edebilir? Kaybımdan başka bir şeyimi de arttırmamış olursunuz." dedi.
11:64. Ayet
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Bu, Allah'ın dişi devesi [kamunun gelir kaynaklarının kullanım ilkeleri] size ayettir. Bırakın Allah'ın yerinde nasiplensin. Ona kötülükle dokunmayın [kamunun gelir kaynaklarına zarar vermeyin]. Yoksa, yakın bir azaba tutulursunuz."
11:65. Ayet
Mustafa Çavdar
Deveyi hunharca kestiler bunun üzerine Salih “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın bakalım, zira sizi uyardığım azap yalanlanamayacak bir vaattir.” dedi. 26/141...159, 54/23...31
Şinasi Güneş
Onun [kurumların] ayaklarını kestiler. "Yurdunuzda üç gün yararlanın [çok az zamanınız kaldı]. Bu, yalan bir vaat değildir." dedi.
11:66. Ayet
Mustafa Çavdar
Cezalandırma emrimiz gelince Salih’i ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmet ile kurtardık dolayısıyla o gün yaşayacakları utançtan kurtardık. Kuşkusuz senin Rabbin var ya O sınırsız bir güç sahibidir ve üstün olandır.
Şinasi Güneş
Emrimiz geldiğinde, bizden bir rahmetle, Salih'i ve onunla birlikte inanıp güvenenleri o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin, üstün bir güce sahip olanın ta kendisidir..
11:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve o yanlışta ısrar eden zalimleri korkunç bir çığlık yakalayıverdi, dizüstü çökmüş bir halde evlerinde cansız donakaldılar.
Şinasi Güneş
Yanlış yapanları o çığlık tuttu. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
11:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Rablerine nankörlük edenler bu Semud halkı idi. Ve iyi bilin ki Semud tarihten silindi gitti.
Şinasi Güneş
Orada hiç zenginlik sürmemiş gibiydiler. İyi bilin ki, Semud Rablerine nankörlük etti. İyi bilin ki, Semud için uzaklık vardır [1].
11:69. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki elçilerimiz, İbrahim’e bilge bir oğlan çocuğu müjdesi ile gelmişler ve “Selam!” demişlerdi. İbrahim de: – Selam! Diye mukabele etmiş, çok geçmeden önlerine kızarmış bir dana kebabı getirmiş idi.
Şinasi Güneş
Şüphesiz elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelmişti. "Esenlik" dediler. "Esenlik" dedi [15:52, 51:25]. Arıtılmış bir buzağı [1] getirmeye gecikmedi.
11:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat ona ellerini uzatmadıklarını görünce onlardan işkillendi ve içine bir korku düştü. - Korkma, dediler, biz, aslında Lut kavmine gönderildik. 51/26-27
Şinasi Güneş
Ellerinin ona doğru uzanmadığını görünce, onları yadırgadı ve onlardan korkuya kapıldı [51:28]. "Korkma. Şüphesiz biz, Lut halkına gönderildik." dediler.
11:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu arada ayakta durmakta olan hanımı güldü, biz de ona İshak’ı müjdeledik, İshak’ın ardından da Yakub’u müjdeledik.
Şinasi Güneş
Ayaklanmış olan kadını kahkaha attı [1]. Ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından Yakub'u müjdeledik.
11:72. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ardından şaşkınlık içerisinde “Vay başıma gelene, ben bu ihtiyar halimle çocuk mu doğuracağım? Üstelik kocam da iyice ihtiyarlamışken, bu gerçekten şaşılacak bir şey” dedi.
Şinasi Güneş
"Vay halime. Ben mi doğuracağım? Ben acizim [1], şu kocam da ihtiyardır. Şüphesiz bu, hayret edilecek bir şeydir." dedi.
11:73. Ayet
Mustafa Çavdar
Melekler: - Sen Allah’ın takdirine mi şaşırıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun ey hane halkı, şüphesiz ki odur her türlü övgüye layık olan ve sonsuz cömert olan, dediler. 37/108-109
Şinasi Güneş
"Allah'ın emrinden dolayı mı hayret ediyorsun? Ev ahalisi! Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinizedir. Şüphesiz O, her işini kusursuz yapandır, şanı yücedir." dediler.
11:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet İbrahim’in korkusu geçip, meleklerin müjdesini de alınca Lut halkı için bizimle tartışmaya başladı.
Şinasi Güneş
İbrahim'den korku gidince ve ona müjde gelince, Lut halkı hakkında bizimle [elçilerimizle] mücadeleye başladı.
11:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü İbrahim, insanlara karşı çok yumuşak ve yufka yürekli idi ve kendini Allah’a adamış biriydi. 9/113-114
Şinasi Güneş
Şüphesiz İbrahim, yumuşak huylu, duygusal [9:114], daima Allah'a yönelen / bağlı biriydi.
11:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Melekler: - Ey İbrahim, bundan vazgeç. Şüphesiz Rabbinin cezalandırma talimatı gelmiştir, onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelmiştir, dediler.
Şinasi Güneş
''Ey İbrahim! Bundan geri dur [1]. Şüphesiz o Rabbinin emri gelmiştir. Şüphesiz onlara, geri döndürülmesi olmayan bir azap gelmektedir.''
11:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Elçilerimiz, Lut’a gelince onları kavmine karşı koruyamayacağını düşünerek derin bir endişeye kapıldı ve yüreği daraldı. Ve ‘’Bu gün çok çetin bir gün olacak’’ dedi. 15/67- 68
Şinasi Güneş
Elçilerimiz Lut'a geldiğinde, onlardan dolayı kötüleşti ve aşırı şekilde daraldı. ''Bu zor / çetin bir gün.'' dedi [29:33].
11:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Daha önce de bu çirkin işleri yapmaya alışmış olan halk, koşarak ona geldiler. Ve Lût onlara: – Ey kavmim, Allah’tan korkun da, misafirlerime karşı beni rezil etmeyin İşte kızlarım(ız) onlar sizin için temiz olandır. İçinizde hiç mi aklı başında bir adam yok? Dedi.
Şinasi Güneş
Ve halkı koşarak ona doğru geldi. Önceden kötülükler yapmakta idiler. ''Ey halkım! Bunlar, [halkımın içerisindeki] kızlarım. Onlar size daha temizdir. Allah'ın sınırlarına uyup kendinizi azabından koruyun, konuklarım için beni rezil etmeyin. Sizden reşit [aklı başında, olgun] bir adam yok mu?'' dedi.
11:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar: - Sen de iyi biliyorsun ki senin kızlarında bizim gözümüz yok. Aslında sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun, dediler.
Şinasi Güneş
''Şüphesiz kızlarında bizim hakkımız [amacımız] olmadığını biliyorsun. Şüphesiz sen, istediğimiz şeyi de biliyorsun.'' dediler.
11:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Lut: Ah keşke size karşı koyabilecek bir gücüm ya da sağlam bir kaleye sığınabilme imkânım olsa, dedi.
Şinasi Güneş
''Gerçekten bende size karşı bir kuvvet olsaydı veya güçlü bir dayanağa sığınabilseydim.'' dedi.
11:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Melekler: - Ey Lût, biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar, sana asla ilişemeyecekler sen gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola koyul ve sizden hiç kimse ardına bakmasın, eşin hariç, zira o azgın toplumun başına gelecek bela onun da başına gelecektir. Onların azapla randevuları bu sabahtır. Zaten sabah da çok yakın değil mi? dediler. 51/35 82-83. Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.
Şinasi Güneş
''Ey Lut! Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. Sana asla ulaşamazlar [dokunamazlar]. Ahalinle gecenin bir kesitinde yola çık. Kadının dışında, sizden tek bir kişi bile ardına dönüp bakmasın. Şüphesiz onlara isabet edecek olan şey ona da isabet edecektir. Onlara vaat edilen o sabahtır. O sabah yakın değil mi?'' dediler.
11:82. Ayet
Şinasi Güneş
Emrimiz geldiğinde orayı alt üst ettik. Üzerine, üst üste yığılmış, pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık [1].
11:83. Ayet
Şinasi Güneş
Rabbinin katında belirlenmiş. Ve o, yanlış yapanlardan uzak değildir [51:34].
11:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Medyen halkına da soydaşları Şuayb’i gönderdik. – Ey halkım, dedi, yalnızca Allah’a kulluk edin. Çünkü sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçü ve tartıda sakın hile yapmayın. Şu anda ben sizi her ne kadar bolluk ve refah içinde görüyorsam da ben yine de sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.
Şinasi Güneş
Ve Medyen'e kardeşleri Şuayb. ''Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Size O'nun dışında bir ilah yoktur. Ölçüyü ve tartıyı kısmayın. Sizi bir hayırla görüyorum [hayrınızı istiyorum: 11:88]. Şüphesiz ben, aleyhinize kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.'' dedi.
11:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey Halkım, işte bunun için ölçü ve tartıyı hakkıyla yapın. İnsanların mallarını çalıp çırpmayın, böyle yaparak da memlekette bozgunculuk çıkarmayın. 26/181- 182, 83/1...3
Şinasi Güneş
''Ey halkım! Ölçüyü ve tartıyı hakkaniyetle tam ifa edin. İnsanların eşyalarını eksiltmeyin [1]. Bozguncular olarak yeryüzünde kargaşa çıkarmayın [29:36].''
11:86. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer mümin olursanız Allah’ın bıraktığı kâr sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin koruyucunuz değilim.
Şinasi Güneş
“Şayet inanıp güvenmiş iseniz, Allah'ın bıraktığı size hayırlıdır [1]. Ben sizin üzerinize koruyucu değilim.''
11:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar da: – Ey Şuayb, dediler, atalarımızın kulluk ettiğini terk etmemizi ya da mallarımız üzerinde istediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin salâtın mı/namazın mı emrediyor? Hâlbuki sen akıllı uslu bir adamsın! 38/6...9
Şinasi Güneş
''Ey Şuayb! Atalarımızın kulluk ettiği şeyleri veya mallarımızı gerekli gördüğümüz şekilde yapmamızı terk etmemizi sana salatın [1] mı emrediyor? Şüphesiz sen, yumuşak huylu, reşit [aklı başında, olgun] birisin.'' dediler.
11:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Şuayb: – Ey halkım, düşünsenize, ya ben, Rabbimden gelen kesin bir delile/vahye dayanıyorsam ve beni katından güzel bir rızıkla/elçilikle rızıklandırmışsa? Oysa ben size yasakladığım konularda size muhalefet etmek istemiyorum/kendim bunları yaparak menfaat sağlamak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince düzeltmek istiyorum ama bunu başarabilmem de yalnızca Allah’ın yardımıyla mümkündür. Zira ben sadece O’na dayanmış ve sadece O’na yönelmişim.
Şinasi Güneş
''Ey halkım! Dikkat ettiniz mi? Şayet Rabbimden apaçık bir kanıt üzerinde isem ve beni O'ndan iyi bir rızıkla rızıklandırmışsa. Sizi engellediğim o şeylerden dolayı sizinle muhalefet etmek istemiyorum. Gücümün yettiği kadar düzeltmekten başka bir şey de istemiyorum. Uygunluğum / başarım ancak Allah iledir. O'na güvenip dayandım. Daima O'na yönelirim / bağlıyım." dedi.
11:89. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey halkım, bana düşmanlığınız sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin ya da Salih’in kavminin başına gelen felaketlere yol açacak günahlar işlemeye sürüklemesin. Lut kavmi de size hiç de uzak değil. 40/30...34
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Benimle ayrı düşmeniz; Nuh'un halkına, Hud'un halkına veya Salih'in halkına isabet eden şeylerin benzerinin size isabet etmesine sizi yönlendirmesin. Lut halkı sizden uzak değildir."
11:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyleyse haydi Rabbinizden bağışlanma dileyip tövbe ile O’na yönelin! Kuşkusuz ki benim Rabbim çok merhamet edendir ve yanlıştan dönenleri çok sevendir. 5/74, 11/2- 3- 52, 110/1-3
Şinasi Güneş
"Rabbinizin bağışlamasını dileyin ve hatanızdan kesin dönüş yaparak O'na itaate yönelin [1]. Şüphesiz Rabbim, merhamet edendir, sevendir."
11:91. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey Şuayb, dediler. Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve üstelik senin aramızda ne kadar güçsüz biri olduğunu da görüyoruz. Eğer kabilenin hatırı olmasaydı seni taşlayarak öldürürdük. Zaten senin bize hiçbir üstünlüğün de yok.
Şinasi Güneş
"Ey Şuayb! Söylediğin şeylerden çoğunu kavrayamıyoruz. Ve şüphesiz seni, içimizde zayıf olarak görüyoruz. Yakın çevren olmasaydı kesinlikle seni taşlardık. Senin bize karşı bir üstünlüğün yoktur." dediler.
11:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Şuayb: Ey halkım, benim kabilemin hatırı sizin nazarınızda Allah’ın hatırından daha mı üstün ki Allah’ı hiç hesaba katmıyorsunuz? Elbette Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatacaktır, dedi. 32/14, 45/34- 35
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Size karşı yakın çevrem Allah'tan daha mı üstün ki, O'nu arkanızda sırt dönülmüş edindiniz [1]? Şüphesiz Rabbim, yapmakta olduğunuz şeyleri kuşatandır." dedi.
11:93. Ayet
Şinasi Güneş
"Ey halkım! Bulunduğunuz yerde yapacağınızı yapın, şüphesiz ben de yapmaktayım. O yalancı kimmiş, onu rezil eden azap kime gelecekmiş bileceksiniz. Gözetleyin. Şüphesiz ben de sizinle birlikte gözetlemekteyim.
11:94. Ayet
Şinasi Güneş
Emrimiz geldiğinde bizden bir rahmetle Şuayb'i ve onunla birlikte inanıp güvenenleri kurtardık. Yanlış yapanları o çığlık tuttu. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
11:95. Ayet
Şinasi Güneş
Orada bir zenginlik sürmemiş gibiydiler. İyi bilin ki, Semud uzak olduğu gibi, Medyen için de uzaklık [1] vardır.
11:96. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik [1].
11:97. Ayet
Şinasi Güneş
Firavun ve ileri gelenlerine. Firavun’un emrine uydular. Firavunun emri / işi reşit [1] değildi.
11:98. Ayet
Şinasi Güneş
Kıyamet günü, halkının önüne düşer ve onları ateşe götürür [28:41, 40:41]. Varılan yer, ne sıkıntılı bir yerdir.
11:99. Ayet
Şinasi Güneş
Bu dünyada da, kıyamet gününde de Allah'ın rahmetinden dışlanmak peşlerindedir [28:42]. Paylarına düşen ne sıkıntılı bir paydır.
11:100. Ayet
Şinasi Güneş
İşte bu, kentlerin önemli haberlerindendir, onu sana anlatıyoruz. Ondan ayakta olanı da var, hasat edilmiş olanı da.
11:101. Ayet
Şinasi Güneş
Biz onlara yanlış yapmadık lakin onlar kendilerine yanlış yaptılar. Rabbinin emri geldiğinde de, Allah'ın yanı sıra çağrıda bulundukları ilahları onlardan bir şey gidermedi. Onların, kayıptan / ziyandan başka bir şeylerini de arttırmadı.
11:102. Ayet
Şinasi Güneş
O yanlış yapan kentleri tuttuğunda, Rabbinin tutuşu işte böyledir. Şüphesiz O'nun tutuşu can yakıcıdır, şiddetlidir.
11:103. Ayet
Şinasi Güneş
Ahiret azabından korkan kimse için, şüphesiz bunda bir ayet vardır. Şüphesiz bu, insanların toplandığı bir gündür. Ve bu şahit olunan bir gündür.
11:104. Ayet
Şinasi Güneş
Onu [hesap gününü], sayısı belirli bir sürenin sonu için erteliyoruz.
11:105. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün gelince, Allah’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamayacak, o gün insanların bir kısmı bedbaht ve mutsuzdur, bir kısmı da bahtiyar ve mesuttur. 123/108, 50/28, 78/38.
Şinasi Güneş
O gün geldiğinde, O'nun koyduğu kurallar çerçevesi dışında hiç kimse kelam edemez. Onlardan kimisi mutlu ve kimisi de mutsuzdur.
11:106. Ayet
Mustafa Çavdar
Bedbaht olanlar ateşe girecekler ve orada inim inim inleyecekler. 22/22, 32/20, 35/37, 40/47...50
Şinasi Güneş
Mutsuz olanlar ateştedir [87:12]. Orada inleme ve uğultu vardır.
11:107. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbin aksini dilemezse, gökler ve yer durdukça onlar orada kalacaklar. Şüphesiz senin Rabbin, dilediğini yapandır. 23/99...118, 43/74...78
Şinasi Güneş
Rabbinin gerekli görmesi dışında [6:128], gökler ve yer devam ettikçe onlar orada kalıcıdırlar. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.
11:108. Ayet
Mustafa Çavdar
Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbin aksini dilemezse gökler ve yer durdukça cennette kalacaklar. Bitmez tükenmez bir nimete nail olacaklar. 10/26, 35/33...35, 36/55...58
Şinasi Güneş
Mutlu olanlar ise cennettedir. Rabbinin gerekli görmesi dışında, kesintisiz olarak verilmek üzere, gökler ver devam ettikçe [1] onlar orada kalıcıdırlar.
11:109. Ayet
Mustafa Çavdar
Artık şu adamların neye kulluk ettiklerinden hiç şüphen olmasın, zira onlar, daha önce babalarının ibadet ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Hiç şüphe yok ki biz onların payına düşeni eksiksiz ödeyeceğiz. 2/170-171, 37/69-70
Şinasi Güneş
Bunların kulluk ettikleri hakkında bir tereddüt içinde olma. Önceden atalarının kulluk ettiği gibi kulluk etmenin dışında bir şey yapmıyorlar. Ve şüphesiz biz, onların nasiplerini kısmadan, tastamam ifa ederiz.
11:110. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz Musa’ya da kitap vermiştik de onlar, onda da görüş ayrılığına düşmüşlerdi. Eğer daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir kelime/söz olmasaydı, aralarında hüküm verilir ve işleri bitirilirdi. Onlar hala bu Kuran’dan da şüphe içindedirler. 6/91, 14/5, 35/45, 45/16-17
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'ya kitabı vermiştik de onda ihtilafa düşmüşlerdi. Öncesinde Rabbinden bir kelime [takdir edilmiş hüküm] olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm gerçekleştirilirdi. Şüphesiz onlar, yeterli bilgiye sahip değiller ve ondan tereddüt içindeler [1].
11:111. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç şüphen olmasın ki Rabbin onların her birine yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Çünkü Allah, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.
Şinasi Güneş
Ve şüphesiz Rabbin, onların hepsinin amellerinin karşılığını tastamam ifa eder. Şüphesiz O, yaptıkları şeylerden haberdardır.
11:112. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyleyse sen emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Senin yanında Allah’a yönelenler de. Sakın ola ki taşkınlık yapmayın. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızı görmektedir.
Şinasi Güneş
Emrolduğun gibi dosdoğru ol [1]. Seninle birlikte hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelen kimseler de. Ve bardağı taşırmayın. Şüphesiz O, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir.
11:113. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve sakın yanlışta ısrar eden zalimlere en ufak meyil göstermeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka evliya ve koruyucunuz olmadığına göre sonra hiç yardım da göremezsiniz.
Şinasi Güneş
Yanlış yapanlara yanaşmayın, yoksa size de ateş temas eder [1]. Size, Allah'ın yanı sıra yakınlar, yol göstericiler, müttefikler de yoktur. Sonra size yardım da edilmez.
11:114. Ayet
Mustafa Çavdar
Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi) ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde (Sabah, akşam ve yatsı) namazını kıl, unutma ki iyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, öğüt alacaklara bir hatırlatmadır. 17/78, 20/130, 30/17- 18
Şinasi Güneş
Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakınlarında [1] salatı ikame et [2]. Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir [3]. Bu, zikredenler için bir zikirdir [4].
11:115. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve sen (sıkıntı ve zorluklara karşı) sabret! Zira Allah sebat eden iyilerin mükâfatını asla zayi etmez.
Şinasi Güneş
Dirençli ol. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların karşılığını zayi etmez.
11:116. Ayet
Şinasi Güneş
Sizden önceki kuşaklardan; onlardan kurtardığımız az bir kimse dışında, yeryüzünde bozgunculuktan engelleyen bakiye [söz, eser] sahipleri olmuş olsaydı. Yanlış yapanlar refaha kavuşturuldukları şeylere uydular ve suçta ileri gidenler oldular [19:59][1].
11:117. Ayet
Şinasi Güneş
Rabbin, ahalisi ıslah ediciler olduğu durumda, kentleri, yanlış yaparak yıkıma uğratıyor değildi.
11:118. Ayet
Şinasi Güneş
Şayet Rabbin gerekli görseydi, kesinlikle insanları tek önderli bir toplum kılardı. Onlar, ihtilaf etmeye devam ediyorlar.
11:119. Ayet
Şinasi Güneş
Rabbinin merhamet ettiği kimseler dışında [1]. Onları bunun için oluşturdu. Ve Rabbinin kelimesi [takdir ettiği hükmü] tamamlandı: ''Kesinlikle cehennemi, insanlardan ve cinlerden [2] hepsinden dolduracağım [3].
11:120. Ayet
Şinasi Güneş
Onunla gönlünü sağlamlaştıracağımız elçilerin önemli haberlerinden gerekli olan hepsini sana anlatıyoruz. Bu konuda sana gerçek ve inanıp güvenenler için bir öğüt ve bir hatırlatıcı bilgi gelmiştir.
11:121. Ayet
Şinasi Güneş
İnanıp güvenmeyenlere de ki: ''Bulunduğunuz yerde yapacağınızı yapın. Şüphesiz biz de yapıyoruz.''
11:122. Ayet
Şinasi Güneş
''Gözleyin. Şüphesiz biz de gözleyenleriz.
11:123. Ayet
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni Allah'a aittir. Bütün iş O'na döndürülür. O'na kulluk et ve O'na güvenip dayan. Rabbin yaptığınız şeylerden gafil değildir.
← 10. Yûnus 12. Yûsuf →