⚖️ Nisâ Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
4:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar! Sizi tek bir özden/candan yaratan, ondan da eşini yaratan, bu ikisinden de birçok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinizden/sahibinizden çekinin. O Allah’tan korkun ki O’nun adına birbirinizden talepte bulunur ve akraba olursunuz. Şüphesiz Allah, üzerinizde daima gözetendir. 2/21, 32/7-8,
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Sizi tek bir candan oluşturan, eşini de ondan oluşturan [1], ikisinden bir çok erkek ve kadın yayan Rabbinizin sınırlarına uyup korunun. Onunla birbirinize dileklerde bulunduğunuz Allah'ın ve akrabalık bağlarının sınırlarına uyup korunun [2]. Allah, üzerinizde daima gözetim altında tutandır.
4:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyleyse himayenizde bulunan yetimlere mallarını verin ve değersiz mallarınızı, onların değerli mallarıyla değiştirerek ve onların mallarını, kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu, büyük bir vebaldir. 4/5-6-10
Şinasi Güneş
Yetimlere mallarını verin [4:6]. Temiz ve faydalı olan ile pis ve zararlı olanı değiştirmeyin. Onların mallarını sizin mallarınıza katarak nasiplenmeyin. Bu, büyük bir vebaldir [6:152].
4:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer yetimlere adil davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden kadınlardan ikişer üçer ve dörder hanımla nikâhlanın. Nikâhlanmış
Şinasi Güneş
Yetimler konusunda hakkaniyetli davranamamaktan korkarsanız, size göre uygun ve faydalı olan [soruna katkı sunan][1] kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın [evlenin veya evlendirin][2]. Eğer adaleti sağlayamamaktan korkarsanız [4:129], tekini veya yeminlerinize / antlaşmanıza sahip olanları…[3]. Bu, ihmalkar olmamanıza daha uygundur.
4:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınlara mehirlerini/evlenme bedellerini gönül rızasıyla verin. Eğer, kendi istekleriyle mehrin bir kısmından vazgeçerler de size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin. 2/236, 5/5, 4/24-25
Şinasi Güneş
Kadınlara, onlara olan sadakatinizin ispatını [mehirlerini] içtenlikle verin. O verdiğiniz şeyden, kendileri size bir fayda sağlarlarsa, onu afiyetle nasiplenin [4:24].
4:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın, ayakta kalmanıza vesile kıldığı mallarınızı kâr ve zararı bilemeyecek kadar aklı zayıf olanlara vermeyin. Fakat o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara güzel, iyi sözler söyleyin. 4/2-6-10
Şinasi Güneş
Allah'ın sizi kaim kıldığı [korumanız altına verdiği] mallarınızı aklı ermezlere [olgunluğa ulaşmamışlara] vermeyin. Onlarla, onların rızkını temin edin ve onlara, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun söz söyleyin [kırıcı, kaba, aşağılayıcı olmayın].
4:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar deneyin. Eğer onlarda olgunlaşma/yeterlilik görürseniz, mallarını kendilerine iade edin. Onların mallarını büyüyüp de alacaklar korkusu ile tez elden harcamaya kalkmayın. İhtiyaç sahibi olmayan kimse tenezzül etmesin, eğer fakir ise makul ölçüde istifade etsin. Mallarını iade ettiğiniz zaman, onları şahitler huzurunda verin. Hesap sorucu olarak Allah yeter. 4/2-5-10
Şinasi Güneş
Nikaha [çağına] ulaştıkları zamana kadar, yetimleri olgunlaştırıcı sınavlara tabi tutun. Onlarda bir olgunluk hissederseniz, onlara mallarını hemen verin [1]. Büyümelerinden dolayı, onu ölçüsüzce ve acelece nasiplenmeyin. Kendine yeten iffetli davransın. Kim yoksulsa, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun olarak nasiplensin. Mallarını onlara verdiğinizde, üzerlerine şahit tutun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
4:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Ana babanın ve yakın akrabanın miras olarak bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır, kadınlar için de ana babanın ve akrabanın mirasından ister az olsun ister çok olsun bir hisse vardır. 2/180, 4/8-11-12-13-14-176
Şinasi Güneş
Anne baba ve akrabaların bıraktığı şeylerden, erkekler için bir nasip vardır. Anne baba ve akrabaların bıraktığı şeylerden, ondan az olsa da, çok olsa da, kadınlar için de ayırılması zorunlu bir nasip olarak, bir nasip vardır [1].
4:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Diğer akrabalar, yetimler ve yoksullar, miras taksimi sırasında yanınızda bulunurlarsa; onlara da ondan az çok bir şeyler verin ve onların gönüllerini hoş eden güzel söz söyleyin. 4/7-11-12-13-14-176
Şinasi Güneş
Taksim edilmesi esnasında, yakınlık sahiplerini, yetimleri ve ihtiyaç sahiplerini ondan rızıklandırın ve onlara, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun söz söyleyin.
4:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Arkalarında muhtaç ve zayıf çocuklar bırakmaktan korkanlar, diğer yetimler için de aynı endişeyi duysunlar ve Allah’tan sakınsınlar da doğru söz söylesinler. 2/266, 89/18-19
Şinasi Güneş
Arkalarından zayıf bir soy bırakmaları durumunda onlar için korku duyanlar, yakınlık sahipleri, yetimler ve ihtiyaç sahiplerine olan tutumları hakkında da Allah'a karşı derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşıyarak Allah'ın sınırlarına uyup korunsunlar ve belgeli söz söylesinler.
4:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ateş doldururlar ve alevli bir ateşe atılırlar. 4/2-5-6
Şinasi Güneş
Yanlış yaparak yetimlerin mallarını nasiplenenler var ya, onlar ancak karınlarında bir ateş nasiplenmiş olurlar. Onlar, çılgın bir ateşe yaslanacaklardır.
4:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, miras konusunda çocuklarınızın paylarıyla ilgili şunu tavsiye eder; erkeğin payı iki kızın payı kadardır. Eğer mirasçılar sadece kızlar ise ve ikiden fazlaysa, onlar mirasın üçte ikisini alırlar. Şayet bir tek kız ise, o zaman yarısı onundur. Ana babaya gelince; ölenin çocuğu varsa her birine altıda bir düşer, ölenin çocuğu yok da mirasçısı sadece anne ve babası ise üçte biri annesinindir. Kardeşleri de varsa,
Şinasi Güneş
Allah size evlatlarınız hakkında yükümlülük verdi: Erkeğin payı, iki kız kadardır [1]. Eğer onlar, [hepsi] kadın [olmak üzere] ikinin üstünde iseler, bırakılan şeylerin üçte ikisi onlarındır. Eğer tek bir [kadın] ise, yarısı onundur. Eğer [ölenin] çocuğu varsa, bıraktığı şeylerden anne babanın her biri için altıda bir [pay] vardır. Eğer ölenin çocuğu yoksa ve varisi anne babası ise, annesi için üçte bir pay vardır. Eğer onun kardeşleri varsa, annesinin payı altıda birdir. [Bu paylaşım] Vasiyet ettiği vasiyetin veya borcun ödenmesinin ardından yapılır. Babalarınız [büyükleriniz] ve oğullarınızın [çocuklarınızın] hangileri size menfaat olarak daha yakın olduğunu kestiremezsiniz. [Bu paylaşımın] Yerine getirilmesi Allah'tan bir zorunluluktur. Allah, daima bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer çocukları yoksa hanımlarınızın bıraktığı mirasın yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, miraslarının dörtte biri size aittir. Bu da yaptıkları vasiyetlerinin yerine getirilmesinden ve borçları ödendikten sonradır. Sizin miras olarak bıraktıklarınızda, çocuğunuz yoksa dörtte biri hanımlarınızındır. Eğer, çocuklarınız varsa sekizde biri onlarındır. Bunlar da yaptığınız vasiyetinizin yerine getirilmesinden ve borcunuzun ödenmesinden sonradır. Eğer miras bırakan bir erkek veya bir kadının birinci derece mirasçısı olan ana babası ve çocuğu yok da bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Eğer kardeşleri daha fazla ise; ölenin vasiyetinden ve borçlarının ödenmesinden sonra, üçte bir hisseye ortaktırlar. Mirasın üçte birinden fazlası, vasiyet yoluyla dağıtılarak mirasçılar mağdur edilmemelidir. Bu, Allah’ın size bir vasiyetidir. Allah, hakkıyla bilendir. Müsamahakârdır. 4/7-8-11-13-14-176
Şinasi Güneş
Eğer onların çocukları yoksa, eşlerinizin bıraktığı şeylerin yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktığı şeylerden dörtte biri sizindir. [Bu paylaşım] Vasiyet ettiği vasiyetin veya borcun [ödenmesinin] ardındandır. Sizin çocuğunuz da yoksa, bıraktığınız şeylerden dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınız şeylerden sekizde biri onlarındır. [Bu paylaşım] Vasiyet ettiği vasiyetin veya borcun [ödenmesinin] ardındandır. Eğer erkek veya kadın, birinci derece yakını [eşi, anne babası, çocukları] olmadığı halde [4:176] miras bırakıyor ve bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa, onlardan her biri için altıda bir [pay vardır]. Eğer onlar bundan daha çok iseler, onlar üçte birine ortaktırlar. [Bu paylaşım da] Kimseye zarar verilmeden, vasiyet ettiği vasiyetin veya borcun [ödenmesinin] ardındandır. Allah'tan bir yükümlülüktür. Allah bilgedir, yumuşak davranandır.
4:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat ederse, onu içinde kalacağı tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyar. İşte bu en büyük kurtuluştur. 4/78-11-12-14-33-176
Şinasi Güneş
İşte bu, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, orada kalıcılar olmak üzere, onu altından nehirler akan bahçelere sokar. Hak edilen muazzam kazanç işte budur [33:71][1].
4:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne isyan eder ve onun sınırlarını çiğnerse, onu içinde kalacağı ateşe atar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. 4/7-8-11-12-13-176
Şinasi Güneş
Kim Allah'a ve elçisine asi olursa ve O'nun sınırlarını çiğnerse, orada kalıcı biri olarak onu ateşe sokar. Ve ona, küçük düşürücü bir azap vardır [4:42].
4:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınlarınızdan, kendi aralarında fuhuş/lezbiyenlik yapanlara buna karşı dört şahitle delillendirin. Eğer o dört şahit, şahitlik ederlerse; ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah, onlar için bir yol gösterinceye kadar ev hapsinde tutun. 24/2...9
Şinasi Güneş
Kadınlarınızdan aşırılığa, hayasızlığa [eşcinselliğe] yanaşanların aleyhine sizden [müminlerden] dört şahit tutun. Şahitlik ederlerse, bu manevi olarak ölü olmak, çürümüşlük onları ahlaken üstün bir seviyeye getirinceye kadar [1] veya Allah onlara bir yol [çözüm] kılıncaya kadar, onları [tedavi için] kurumlarda [2] tutun.
4:16. Ayet
Mustafa Çavdar
İçinizden, eşcinsellik yapan erkekleri kınamak ve azarlamak yoluyla cezalandırın. Eğer tövbe ile dönüş yapıp kendilerini düzeltirlerse,
Şinasi Güneş
Sizden ona [eşcinselliğe] yanaşanlara [erkeklere] eziyet edin. Hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirler ve kendilerini düzeltirlerse, onları kendi hallerine bırakın [1]. Allah, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul eden, merhamet edendir.
4:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın kabul ettiği tövbe yalnızca; kendine hâkim olamayarak günah işleyen ve hemen ardından pişmanlık duyup vazgeçenlerin yaptığı tövbedir. Allah, samimi tövbeleri bilen ve hükmünde doğru karar verendir. 2/37, 3/90, 9/104, 20/82, 25/70-71
Şinasi Güneş
Hatadan kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yöneliş, cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra [6:54], çok vakit geçirmeden hatadan kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yöneliştir. Allah, o, hatalarından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul eder. Allah bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne hayat boyu günah işleyip de son nefesinde; “Ben şimdi tövbe ediyorum.” diyenlerin tövbesi ne de kâfir olarak yaşayıp o halde ölenlerin tövbesi kabul edilir. Ve biz, onların hepsine acıklı bir azap hazırladık. 2/37, 3/90, 9/104, 20/82, 25/70-71
Şinasi Güneş
Onlardan birinin, ölüm esnasına kadar kötülükler yapıp: ''Ben hatamdan kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yöneldim.'' demesi ve gerçekleri örtenler olarak ölenlerinki, hatadan kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yöneliş değildir [10:91, 40:84-85]. İşte onlar, kendilerine can yakıcı bir azap hazırladıklarımızdır [1].
4:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Hanımlara, zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık bir fuhuş işlemedikçe verdiklerinizin bir kısmını elde etmek için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzel güzel geçinin; onlardan hoşlanmasanız bile, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah birçok hayır takdir eder. 4/20-21
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Kadınlara zorla varis olmanız [mallarına el koymanız] size helal değildir. Açıkça bir aşırılığa, hayasızlığa yanaşmaları dışında, onlara verdiğiniz şeylerin bazısını götürmeniz için onlara baskı yapmayın. Onlarla, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde iletişim kurun. Onlardan hoşlanmadıysanız, hoşlanmadığınız şey hakkında Allah bir çok hayır kılabilir [2:216].
4:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer eşinizi boşayıp başka bir eş almak isterseniz, öncekine bir yük dolusu altın mehir vermiş olsanız bile ondan hiçbir şeyi geri almayın. Şimdi siz, ona iftira ederek ve büyük bir günaha girerek onu geri mi alacaksınız? 4/19-21,
Şinasi Güneş
Bir eşin yerine bir eş değiştirmek istediyseniz ve onlardan birincisine kantarlarca mal verdiyseniz, ondan hiçbir şeyi almayın. Onu, açıkça zarara neden olmakla ve büyük bir iftirayla alır mısınız [1]?
4:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Nasıl alabilirsiniz ki, oysa siz birbirinizle kaynaşmış üstelikte eşleriniz sizden misak almıştı şimdi verdiğiniz mehri geri mi alacaksınız?
Şinasi Güneş
Birbirinizin en içli dışlısı olmuştunuz ve sizden katı, bağlayıcı bir söz almışlardı. Bu durumda, onu nasıl geri alırsınız?
4:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Geçmişte olanlar, geçmişte kalmıştır. Bundan böyle, babalarınızın vaktiyle evlilik yaptığı hanımlarla evlenmeyin. Bu, açık bir hayâsızlık, iğrenç bir şey ve kötü bir adettir.
Şinasi Güneş
Geçmişte olanlar dışında, babalarınızın nikahladığı kadınlardan nikahlamayın. O, bir aşırılık, hayasızlık ve nefret uyandıran kötü bir yoldur.
4:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, bu emzirmeden olan kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz eşlerinizden doğmuş ve aynı çatı altında bulunduğunuz üvey kızlarınız, -eğer anneleriyle gerdeğe girmemiş iseniz bir sakınca yoktur- öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir nikâh altında bulundurmanız size haram kılınmıştır. Ancak geçmişte olanlar geçmişte kalmıştır. Allah çokça bağışlayan ve merhameti bol olandır. 5/5, 20/82, 39/53...60
Şinasi Güneş
Anneleriniz [büyük anneleriniz], kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, sizi emziren süt annelerinizden olan süt kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri [büyük anneleri], kendisiyle ilişkiye girdiğiniz kadınlardan, sizin çatınız altında yetişip büyüyen üvey kızlarınız -ki, onlarla [anneleriyle] ilişkiye girmemişseniz, aleyhinize bir günah yoktur,- sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşin arasını birleştirmeniz [eşinizin peşine baldızınızla evlenmeniz], geçmişte olanlar dışında, size haram kılınmıştır. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.
4:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Meşru şekilde sahip olduklarınızın dışında, evli kadınlarla evlenmeniz de haramdır. Bu, Allah’ın size bildirdiği hükmüdür. Bunların dışında kalan kadınlarla, evlilik dışı bir ilişkiye girmeksizin iffet ve namus ölçülerine bağlı kalarak, mallarınızdan mehirlerini vermek şartıyla evlenmek istemeniz size helaldir. Kendilerinden faydalandığınız kadınlara bir farz olan mehirlerini tastamam veriniz. Mehrin tespitinden sonra, karşılıklı rızaya dayalı, başka bir mehir üzerinde anlaşmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve hükmünde doğru karar verendir. 2/221-236, 5/5, 4/4-23-25, 24/32-33,
Şinasi Güneş
Ve yeminlerinize / antlaşmanıza sahip olanlar dışında [1], kadınlardan, korunan [evli] kadınlar da [haram kılınmıştır]. Allah'ın size yasasıdır. Korunarak ve iffetsizlik yapmadan, malınızla bunun ötesini aramak size helal kılındı. Onlardan karşılıklı hoşlandığınız şeyle, zorunlu bir gereklilik olarak karşılıklarını [mehirlerini] verin. Zorunlu gerekliliğin [mehrin] yerine getirilmesinin ardından, aranızda rıza gösterdiğiniz şeyler hakkında [4:4] size bir günah yoktur. Allah, daima bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:25. Ayet
Mustafa Çavdar
İçinizden özgür mümin hanımlarla evlenmeye gücü yetmeyenler, elinizin altındaki malik olduğunuz mümin hanım ile evlensin. Allah sizin değerinizi, imanınızı en iyi bilendir. Siz, hepiniz mümin olarak birsiniz. O halde iffetlerini korumaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları şartıyla ve velilerinin izniyle onları nikâhlayın ve mehirlerini uygun bir şekilde verin. Evlendikten sonra zina yaparlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısını uygulayın. Bu, sizden zinaya düşme korkusu yaşayanlar içindir. Eğer sabrederseniz, sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Şinasi Güneş
Sizden, korunan mümin kadınları nikahlayacak genişliğe gücü yetmeyen kimse, yeminlerinize / antlaşmanıza sahip olan yanınızda çalışan inanıp güvenen genç kızlarınızdan [evlensin]. Allah, inanıp güvenmenizi daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. Korunan, iffetsizlik yapmayan ve gizli dost edinmeyenleri, ahalisinin izniyle nikahlayın. Herkesçe kabul edilen ortak iyiye göre karşılıklarını [mehirlerini] verin. Koruma altına girdiğinde [evlendiğinde] bir aşırılığa, hayasızlığa yanaşırlarsa, onlara, diğer korunan [evli] hür kadınlara verilen azaptan yarısı verilir. İşte bu, sizden sıkıntıya düşmekten endişe eden kimseler içindir. Dirençli olmanız sizin için hayırlı olandır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
4:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, bütün bunları size beyan etmek, sizden öncekilerin hayat tarzlarına yöneltmek ve günahlarınızı affetmek istiyor. Allah, her şeyi bilen ve doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
Allah, size açıkça ortaya koymak, sizi, sizden öncekilerin uygulamalarına yönlendirmek ve size merhametiyle yönelmek ister. Allah, bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet Allah, sizi bağışlamak ister; şehvetlerine uyanlar da sizin doğru yoldan sapmanızı isterler.
Şinasi Güneş
Allah size merhametiyle yönelmek isterken, tutkularına uyanlar ise, dehşet bir meyledişe [sapıklığa, küfre] meyletmenizi isterler.
4:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah yükümlülüklerinizi hafifletmek ister, çünkü insan, zayıf bir varlık olarak yaratılmıştır.
Şinasi Güneş
Allah, sizden hafifletmek ister. İnsan zayıf oluşturulmuştur.
4:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret olmadan haksız ve gayrı meşru yollarla birbirinizin mallarını yemeyin. Böylece kendinizi ekonomik olarak mahvetmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Rızanızla yaptığınız, [batıl yollarla olmayan] ticaret olması dışında, mallarınızı aranızda batıl yollarla nasiplenmeyin [4:161]. Kendinizi mahvetmeyin. Allah, size karşı daima merhametlidir.
4:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim, düşmanca ve hukuku çiğneyerek bunu yaparsa, biz onu ateşe atarız. Bu ise Allah’a göre çok kolaydır. 41/19...26
Şinasi Güneş
Kim, saldırganca ve yanlış yaparak bunu yaparsa, ileride onu ateşe yaslayacağız. Bu, Allah'a daima kolaydır.
4:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Size yasaklanan günahların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin diğer kusurlarınızı örteriz ve sizi onurlu ve üstün bir makama yerleştiririz.
Şinasi Güneş
Ondan engellendiğiniz büyük şeylerden [suçlardan] uzak durursanız, sizden kötülüklerinizi örteriz ve sizi saygın bir giriş yerine girdiririz [1].
4:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın verdiği, bir kısmınızı bir kısmınıza farklı kıldığı değerleri temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah’ın hazinesinden isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Allah'ın, bazınızın bazınıza fazlalık olarak verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkekler için kazandıkları şeylerden bir nasip vardır. Kadınlar için de kazandıkları şeylerden bir nasip vardır. Allah'ın armağanından isteyin. Allah, her şey hakkında daima bilgi sahibidir.
4:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerek ana babanın gerekse akrabaların her birine geride bıraktıkları mallar için mirasçılar belirledik. Bir de yeminlerinizle kendinize mirasçı kıldığınız kimselere de paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir. 4/7-8-11-12-13-33-176
Şinasi Güneş
Anne baba ve akrabaların bıraktıkları şeylerden hepsi için, yerine geçecek kimseler [varisler] tayin ettik. Sözleşmelerinizin bağladığı [söz verdiğiniz, senetli, borçlu olduğunuz] kimselere nasiplerini verin. Allah, daima her şeye şahittir.
4:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın, kadınlara göre farklı alanlarda hak ve yetki vermesinden ve evinin geçimini sağlamasından dolayı; erkekler, kadınlar üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Namuslu kadınlar, itaatkârdırlar ve kocalarının yokluğunda Allah’ın korunmasını emrettiği iffet ve namuslarını korurlar. Hayâsızlık yapmalarından endişe duyduğunuz hanımlarınıza, önce öğüt verin sonra yataklarını ayırın, sonrada serbest bırakın. İtaat ederlerse, onları cezalandırmak için bahane aramayın. Elbette Allah, pek yücedir ve pek büyüktür. 2/228, 65/1...11
Şinasi Güneş
Allah, bazısını bazısına fazlalıklı kıldığı şeylerle mallarından infak ettiklerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerinde koruyup gözeticidirler [1]. Düzeltici kadınlar; Allah'a gönülden boyun eğen, Allah'ın koruduğu şey nedeniyle [24:4], görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen [namusuna leke sürebilecek] şeyler için koruyucudurlar. Nuşuzundan [2] korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Onları yattıkları yerden uzaklaştırın [3], onlara örnekler vurgulayın [4]. Eğer size gönülden uyarlarsa, aleyhlerine bir yol aramayın. Allah, daima yücedir, büyüktür.
4:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Eşler arasındaki anlaşmazlığın, boşanma noktasına gelmesinden korkarsanız; o zaman, kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderiniz. Eğer aralarını düzeltmek isterlerse, Allah da onların arasını uzlaştırır. Muhakkak Allah, bilen ve haberdar olandır.
Şinasi Güneş
Eğer aralarının bozulmasından korktuysanız, erkeğin ahalisinden bir hakem ve kadının ahalisinden bir hakem görevlendirin. İkisi, bir düzeltme isterlerse, Allah aralarını uzlaştırır. Allah, daima bilendir, haberdar olandır.
4:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Yalnız Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak ederek şirk koşmayın. Anaya, babaya, akrabalara, yetimlere, fakirlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altında bulunanlara iyilik edin. Şüphesiz Allah, büyüklük taslayıp, böbürlenen hiç kimseyi sevmez. 2/177- 17/23, 24/22, 16/23-31/18
Şinasi Güneş
Allah'a kulluk edin ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Anne babaya, yakınlık sahiplerine, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yakınlık sahibi komşuya, uzak komşuya, yakınınızda olan arkadaşa, yol oğluna, yeminlerinize / antlaşmanıza sahip olanlara iyilik yapın [2:83]. Allah, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez [31:18, 57:23].
4:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, kendileri cimrilik yapan, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın verdiği nimetleri başkalarından saklayanlardır. İşte bu nankör kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.
Şinasi Güneş
Onlar, cimrilik edenler, insanlara cimriliği emredenler [1] ve Allah'ın onlara armağanından verdiği şeyleri gizleyenlerdir. Gerçekleri örtenler için küçük düşürücü bir azap hazırladık.
4:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine bunlar, Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenmediği halde mallarını sırf insanlara gösteriş olsun diye harcayanlardır. Can yoldaşı şeytan olan bu kimse, ne kötü bir yoldaşa sahip olmuştur! 2/264- 268
Şinasi Güneş
Mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak edenler [1], Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyenlerdir. Şeytan, kimin yakın arkadaşı olursa, o [şeytan], kötü bir yakın arkadaştır [2].
4:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâlbuki bunlar, Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenselerdi ve Allah’ın kendilerine bağışladığı rızıktan gösteriş yapmadan bağışta bulunsalardı ne kaybederlerdi sanki? Ama Allah, onların hakkında her şeyi bilendir. 2/267-271
Şinasi Güneş
Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenselerdi ve Allah'ın onları rızıklandırdığı şeylerden infak etselerdi aleyhlerine miydi? Allah, onları daima bilendir.
4:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira Allah, hiç kimseye zerre kadar zulmedip haksızlık yapmaz. Bir iyilik olsa, onu kat be kat artırır. Ve katından da büyük bir mükâfat verir. 2/245, 34/37, 6/160, 43/36-37,
Şinasi Güneş
Allah, zerre ağırlığınca yanlış yapmaz. Bir iyilik olsa, onu kat kat arttırır ve katından muazzam bir karşılık verir.
4:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Her toplumdan bir şahit getireceğimiz ve seni de onların aleyhine şahit tutacağımız o gün, onların hali ne olacak?
Şinasi Güneş
Her önderli topluluktan şahidini getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit olarak getirdiğimizde halleri nasıl olacak [1]?
4:42. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün, inanmayarak kâfir olan ve elçiye isyan edenler, yerin dibine girmek isteyecekler. Fakat Allah’tan hiçbir hadisi gizleyemeyecekler.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ve elçiye isyan edenler [4:14], o gün yerle bir olsalar arzu ederler. Tek bir konuyu bile Allah'a gizleyemezler.
4:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de yolculuk durumu hariç, yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut eşlerinizle münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir yer/ yüzey ile teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Şüphesiz Allah, affeden ve bağışlayandır. 2/219, 5/6, 5/90-91-92-93,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünüb iseniz de; yolculukta olmanız dışında, yıkanma durumunda olana kadar, salata [o yükümlülüğe] yaklaşmayın / toplum içine çıkmayın. Eğer, hasta veya hareketli bir iş üzerindeyseniz veya sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlara temas edip su bulamamışsa, temiz bir toprağa yönelip yüzlerinizi ve ellerinizi silin. Allah, daima affedendir, bağışlayandır [1].
4:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Sapkınlığı satın alıp, sizin de doğru yoldan sapmanızı arzulayan şu kendilerine kitaptan pay verilenleri görmüyor musunuz? 2/16- 174-175
Şinasi Güneş
Kitaptan kendilerine bir nasip verilenlere dikkat etmedin mi? Sapıklığı satın alıyorlar ve yolu şaşırmanızı istiyorlar [1].
4:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, sizin düşmanlarınızın kimler olduğunu çok iyi bilir. Gerek veli ve koruyucu olarak ve gerekse yardımcı olarak Allah yeter. 3/160-173,
Şinasi Güneş
Allah, düşmanlarınızı daha iyi bilir. Yakın, yol gösterici olarak Allah yeter. Yardımcı olarak da Allah yeter.
4:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahudileşenlerden kimileri de dine hakaret maksadıyla kelimeleri asıl anlamlarından saptırarak ve dillerini eğip bükerek: “İşittik tutunduk/isyan ettik.”, “İşitmez olasıca dinle” ve “Raina”, “Bizi güt” diyenler eğer, “İşittik ve itaat ettik, bizi dinle bizimle ilgilen” deselerdi elbette bu kendileri için daha hayırlı ve daha dürüstçe olurdu. Fakat Allah, onları bu kâfirlikleri yüzünden lanetlemiştir. Artık onların, çok azı dışında mümin olmazlar. 2/93, 2/75-76,
Şinasi Güneş
Yahudilerden bir kısmı, kelimeleri yerlerinden [gerçek anlamlarından] kaydırırlar [2:75, 5:13-41] ve din hakkında, saldırganca dilleriyle eğip bükerek: ''İşittik ve isyan ettik [2:93].'', ''Kulak vermeden dinleyin.'', ''Bize riayet et.'' derler. Onlar: ''İşittik ve itaat ettik, kulak ver ve bizi gözet.'' deselerdi, kesinlikle onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu [2:104]. Fakat, gerçekleri örtmeleriyle Allah onları rahmetinden dışlamıştır. Azı dışında inanıp güvenmezler [2:88-89].
4:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey kendilerine kitap verilenler! Sizi hor, hakir ve gözünüz arkada kalmış bir şekilde bu topraklardan çıkarmadan veya cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi lanetlemeden, elinizdeki gerçekleri doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu Kuran’a iman edin! Allah’ın emri mutlaka gerçekleşir. 515,
Şinasi Güneş
Ey kendilerine kitap verilenler! Bazı yüzleri silip arkalarına döndürmeden veya sebt ashabını [cumartesi yasağını çiğneyenleri][1] rahmetimizden dışladığımız gibi, rahmetimizden dışlamadan önce [2:89], beraberinizde olanı tasdik edici olarak indirdiğimiz şeye inanıp güvenin [2:41-91]. Allah'ın emri daima yerine getirilendir.
4:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah kendisine şirk koşulmasını kesinlikle bağışlamaz. Şirkten vazgeçen kimseyi de bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, büyük bir günahla Allah’a iftira etmiş olur. 2/48-123-254, 4/116, 6/94, 32/4, 3943-44
Şinasi Güneş
Allah, O'na ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun altındakileri, gerekli gördüğü kimse için bağışlayabilir [4:116]. Kim Allah'a ortak koşarsa, dehşet bir şekilde zarara neden olan şeyler uydurmuş olur [1].
4:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Şu kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Oysa Allah, hak eden kişileri temize çıkarır ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmazlar. 2/111-112,
Şinasi Güneş
Kendilerini arındıranlara [1] dikkat etmedin mi? Bilakis Allah, gereğini yapanı arındırır. Ve onlara, kıl kadar bile yanlış yapılmaz.
4:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Bak işte kendi yalanlarını nasıl Allah’a mal ediyorlar! Bu apaçık bir günah olarak onlara yeter. 6/17, 10/17, 11/18-19
Şinasi Güneş
Yalanı Allah'a karşı nasıl uydurduklarını bir gözlemle. Açıkça zarara neden olarak o yeter.
4:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Şu kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Uğur/ uğursuzluğa ve tağut yani şer odaklarına inanıyorlar. Bir de kâfirler için: “Onlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır.” diye iddia ediyorlar.
Şinasi Güneş
Kitaptan kendilerine bir nasip verilenlere dikkat etmedin mi? Cipt'e [puta, kahinlere, hurafelere] ve tağuta [dine ekleme çıkarma yapıp bardağı taşıran otoritelere] inanıp güveniyorlar. Ve gerçekleri örtenler için: ''İşte bunlar, yol olarak inanıp güvenenlerden daha doğru yoldadır.'' diyorlar.
4:52. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte onları Allah lanetlemiştir. Allah, kime lanet ederse, ona yardım edecek kimse bulamazsın. 2/88, 2/159-161-162,
Şinasi Güneş
İşte onlar, Allah'ın rahmetinden dışladıklarıdır. Allah, kimi rahmetinden dışlamışsa, ona asla bir yardımcı bulamazsın.
4:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa onların, hükümranlıkta/mülk ve yönetimde bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara kırıntı bile vermezlerdi.
Şinasi Güneş
Yoksa, onların mülkten bir nasibi mi var? O taktirde, insanlara hurma çekirdeğinin oyuğunu dahi vermezler.
4:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan insanlara verdiği vahyi mi kıskanıyorlar? Şüphesiz ki biz, İbrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermiş, ona ve onun soyuna büyük bir saltanat bahşetmiştik.
Şinasi Güneş
Yoksa onlar, Allah'ın armağanından verdiğini mi kıskanıyorlar [1]? Şüphesiz, İbrahim ailesine, kitabı ve adaleti sağlayan en doğru hükümleri verdik. Ve onlara, muazzam bir mülk [yönetim imkanı / alanı] verdik.
4:55. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan bir kısmı buna iman etti, bir kısmı da bundan yüz çevirdi. O kâfirlerin hakkından, alev püskürten cehennem gelir. 3/113-114,
Şinasi Güneş
Onlardan kimisi ona inanıp güvendi, kimisi ondan alıkoydu [57:26]. Çılgın bir yer olarak cehennem yeter.
4:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz ki, ayetlerimizi tanımayanları yakında ateşe sokacağız. Derileri kavrulup döküldükçe, azabı tatmaları için derilerini yenisiyle değiştireceğiz. Allah, üstün kudret sahibi ve verdiği hükümde doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
Ayetlerimiz hakkında gerçekleri örtenleri ileride ateşe yaslayacağız. Ciltlerinin tamamen yandığı her defasında, azabı tatmaları için, onların ciltlerini başkasıyla değiştireceğiz. Allah, daima üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:57. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edip imana yaraşan güzel işler yapanları, tabanından ırmakların çağladığı, içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Orada, tertemiz eşler vardır. Onları, orada büyük bir konfor içinde yaşatacağız. 4/173, 18/30-31, 29/7, 36/55...58
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanları, orada ebedi olarak kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçelere sokacağız. Onlara orada tertemiz, faydalı eşler [eşlik edenler] vardır. Onları koyu bir gölgeliğe sokacağız.
4:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman da adalet ve hakkaniyetle hüküm vermenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, her şeyi işiten ve görendir.
Şinasi Güneş
Allah, emaneti ehline teslim etmenizi [1] ve insanlar arasında hakemlik yaptığınızda, adaletle hükmetmenizi emrediyor [2]. Allah, onunla size ne güzel öğüt veriyor. Allah, daima işiten, hakkıyla görendir.
4:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat edin ve sizden olan yetki ve otorite sahiplerine de. Eğer, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz ve gerçekten de Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, çözüm için Allah’a ve elçisine (Allah’ın elçisi ile tebliğ ettiği Kuran’a) başvurun. Böylesi hem çok hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. 3/31-32,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve elçisine ve sizden olan iş / yetki sahiplerine [4:83] itaat edin. Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz ve Allah'a ve ahiret gününe inanıp güveniyorsanız, onu Allah'a ve elçisine yönlendirin. Hayırlı ve çözüme ulaşmanın daha iyi yolu olan işte budur.
4:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Hem sana indirilen Kuran’a ve hem de senden önce indirilen vahiylere, iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar, Allah’a isyanı sistemleştirenin yani tağutun hakemliğine başvurmak istiyorlar. Oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Kaldı ki bu şeytan, onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. 24/47...52, 63/1...4,
Şinasi Güneş
Sana ve senden önce indirilene inanıp güvendiklerini iddia edenlere dikkat etmedin mi? Onu görmezden gelmekle emrolundukları halde [1], tağutu [dine ekleme çıkarma yapıp bardağı taşıran otoriteleri] aralarında hakem yapmak istiyorlar [2]. Şeytan onları uzak [dönüşü olmayan] bir sapıklığa saptırmak istiyor.
4:61. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara: “Allah’ın indirdiği elçinin tebliğ ettiği Kuran’ın hükmüne gelin!” denildiğinde, o ikiyüzlü münafıkların senden olabildiğince uzaklaştıklarını görürsün.
Şinasi Güneş
Onlara: ''Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin.'' dendiğinde, münafıkların senden geri çekildikçe geri çekildiklerini görürsün [1].
4:62. Ayet
Mustafa Çavdar
Peki onlar, kendi elleriyle işlediklerine karşılık, bir musibete uğrayınca onların hali ne olacak? Sonra da sana gelip Allah’a yemin ederek “Biz iyilikten ve uzlaşı sağlamaktan başka bir şey istemiyorduk!” diyecekler.
Şinasi Güneş
Ellerinin takdim ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet isabet ettiğinde bak nasıl oldu? Sonra sana gelip: ''Biz iyileştirmek ve uzlaşının dışında bir şey istemedik.'' diye Allah'a yemin ediyorlar.
4:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, onların kalplerindeki gerçek niyet ve maksadı çok iyi bilir. Öyleyse, onlara itibar etme ama yine de onlara öğüt ver ve onlara vicdanlarını sızlatacak açık ve etkileyici söz söyle.
Şinasi Güneş
İşte onların kalplerinde olanları Allah biliyor. Onları umursama ve öğüt ver. Ve onlara, kendileri hakkında en etkili sözleri söyle.
4:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz, her elçiyi ancak Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, kendilerine yazık ettiklerinde sana gelerek Allah’tan bağışlama dileselerdi ve sen de onlar için af dileseydin, elbette Allah’ı affedici ve merhametli olarak bulurlardı. 6/35-111, 33/45...48,
Şinasi Güneş
Biz hiçbir elçiyi, Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde, kendisine itaat edilmesi dışında göndermedik [4:80][1]. Kendilerine yanlış yaptıklarında, sana gelip Allah'a bağışlanma dileselerdi ve elçi de onlara bağışlama dileseydi, kesinlikle Allah'ı, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul eden ve merhamet eden olarak bulurlardı [2].
4:65. Ayet
Mustafa Çavdar
Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda, çözüm hususunda senin hakemliğine başvurmadıkça ve senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça mümin olmazlar.
Şinasi Güneş
Hayır! Rabbin şahit olsun ki, aralarındaki çekişmeli, dallı budaklı şeyler hakkında seni hakem kabul edip, hükme bağladığın şeylerden benliklerinde bir güçlük bulunmadan, tam bir teslimiyetle selameti sağlamadan / teslim olmadan inanıp güvenmiş olmazlar [1].
4:66. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer gerçekten biz, onlara “Kendinizi feda edin veya yurtlarınızı terk edin!” diye yazmış olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu yapmazlardı. Ama yine de onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve iman açısından daha sağlam olurdu. 2/286, 47/20-21
Şinasi Güneş
Biz onların aleyhine, kendilerini etkisiz hale getirmeyi veya yurtlarından çıkmayı yazsaydık, onlardan azı dışındakiler onu yapmazlardı. Eğer onlar, kendilerine verilen öğüdü yapsalardı, kesinlikle onlar için hayırlı ve sağlamlık olarak daha şiddetli olurdu.
4:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz de o zaman, katımızdan büyük bir ödül verirdik.
Şinasi Güneş
O zaman onlara, kesinlikle tarafımızdan muazzam bir karşılık verirdik.
4:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onları, elbette dosdoğru bir yola yöneltirdik. 1/5, .4/174-175,
Şinasi Güneş
Ve onlara dosdoğru yolu gösterirdik.
4:69. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim Allah’a ve Allah’ın mesajını tebliğ eden Elçisine itaat ederse işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği, nebiler, doğrular, şehitler/İslam’ı yaşamada model olanlar ve iyilerle beraberdirler. Ne de güzel arkadaştır bunlar! 29/9, 54/54-55
Şinasi Güneş
Allah'a ve elçiye itaat eden kimseler var ya, işte onlar; nebilerden, özü sözü doğru olanlardan [1], şahitlerden [3:18-53] ve düzelticilerden, Allah'ın kendisine nimet verdikleriyle beraberdir. İşte onlar, arkadaş olarak ne kadar da iyidirler.
4:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu bahtiyarlık Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter. 41/30...32
Şinasi Güneş
İşte bu, Allah'tan bir armağandır. Bilen olarak Allah yeter.
4:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Savaşta tedbirinizi alın ya küçük birlikler halinde ya da topyekûn seferber olun.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Önleminizi alın [1]. Gruplar halinde veya toplu olarak seferber olun.
4:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Elbette içinizden, işi ağırdan alıp ayak sürüyenler olacaktır. Savaşta yenilmeniz durumunda, “Onlarla birlikte olmamakla Allah beni korumuş’’ der.
Şinasi Güneş
Ve şüphesiz sizden, ağır davranan kimseler vardır. Size bir musibet isabet etse: ''Onlarla beraber musibete şahit olmadığımda kesinlikle Allah bana nimet verdi.'' der.
4:73. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer size Allah’tan bir zafer gelirse, o zaman da sanki onunla sizin aranızda hiçbir yakınlık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke, onlarla birlikte olsaydım da bu büyük bir başarıya ereydim.”
Şinasi Güneş
Allah'tan size bir armağan isabet etse, aranızda içten bir sevgi, bağlılık yokmuş gibi [olması gerekmiyormuş gibi], kesinlikle: ''Keşke onlarla beraber olsaydım da, muazzam kazancı ben hak etseydim.'' der.
4:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Geçici dünya hayatına ahireti tercih edenler, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşırken öldürülür veya zafere ulaşırsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. 3/169-170, 36/26-27,
Şinasi Güneş
Öyleyse, dünya hayatını ahiret hayatına satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır da, etkisiz hale getirilir veya galip gelirse, ileride ona muazzam bir karşılık vereceğiz [1].
4:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Hem size ne oluyor ki “Rabbimiz, bizi idarecileri zalim olan bu ülkeden kurtar, bize katından bir koruyucu ve bize sahip çıkacak bir yardımcı yolla” diyen çaresiz adamlar, kadınlar ve çocuklar için Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
Şinasi Güneş
Size ne oluyor da, ''Rabbimiz, bizi ahalisi yanlış yapan bu kentten çıkar. Bize tarafından bir yakın, yol gösterici, müttefik kıl. Bize tarafından bir yardımcı kıl.'' diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf düşürülmüşler için Allah yolunda çarpışmıyorsunuz [1]?
4:76. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yani şer odaklarının yolunda savaşırlar. O halde şeytanın evliyaları/dostları ile savaşın. Zira şeytanın hile ve tuzağı zayıftır.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler Allah yolunda çarpışırlar. Gerçekleri örtenler de tağut yolunda çarpışırlar. Öyleyse, şeytanın yakınları, müttefikleriyle [2:257] çarpışın. Şüphesiz, şeytanın planı her zaman zayıftır.
4:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine “Elinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekâtı verin’’ denilenleri görmedin mi? Oysa onlara savaşmaları yazıldığında, onlardan bir grup, Allah’tan korkarcasına hatta daha da büyük bir korkuyla düş 4. NİSA SURESİ manlardan korkuyor ve “Rabbimiz niye bize savaşı yazdın, biraz daha ertelesen olmaz mı?’’ dediler. De ki: “Dünyanın hazzı geçici ve çok azdır. Ahiret ise sorumlu davrananlar için daha hayırlıdır. Zira en ufak bir haksızlığa dahi uğratılmayacaksınız.” 3/172-173,
Şinasi Güneş
Kendilerine: ''Ellerinizi [yaptığınız yanlıştan] çekin, salatı ikame edin, arınmanın bedelini yerine getirin [1].'' denilenlere dikkat etmedin mi? Kendilerine çarpışmak yazıldığında, onlardan bir kesim, Allah'a huşu [Allah'a duyulan derin saygıdan kaynaklanan rızasını kaybetme endişesi] duyar gibi, hatta daha şiddetli bir huşuyla insanlara huşu duyuyorlar. ''Rabbimiz, bize çarpışmayı niçin yazdın? Yakın bir sürenin sonuna kadar erteleseydin ya.'' dediler. De ki! ''Dünyanın yararlanması azdır. Vahyin sınırlarına uyup korunanlar için ahiret hayırlı olandır. Ve size, kıl kadar haksızlık yapılmaz.''
4:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Her nerede olsanız ölüm sizi yakalayacaktır, sapasağlam kalelerin burçlarında olsanız bile. İşleri iyi gittiğinde: “Bu, Allah’tandır.” derler. Başlarına bir sıkıntı gelse, “Bu, senin yüzünden” derler. De ki: “Başınıza gelen her şey Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Şunlara ne oluyor ki neredeyse Allah’ın hadisini anlamak istemiyorlar. 3/156, 36/13...27
Şinasi Güneş
Nerede olursanız, sağlam kalelerin içinde olsanız da ölüm size yetişir [1]. Onlara bir iyilik isabet etse: ''Bu Allah katındandır.'' derler. Onlara bir kötülük isabet etse: ''Bu senin yüzündendir.'' derler [7:131]. De ki! ''Hepsi Allah katındandır.'' Bu halka ne oluyor ki, neredeyse bir konuyu kavrayamıyorlar?
4:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana iyilik olarak ne gelirse Allah’tandır. Kötülük olarak gelen de kendi yaptığın yanlışlardandır.1 Biz, seni insanlara elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.2
Şinasi Güneş
Sana iyilikten isabet edenler Allah'tandır. Sana kötülükten isabet edenlerse kendindendir [1]. Seni insanlar için bir elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
4:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.1 Kim de yüz çevirirse, bilsin ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.2 113/31-32,
Şinasi Güneş
Elçiye itaat eden kimse, kesinlikle Allah'a itaat etmiştir [4:64]. Yüz çeviren kimseye gelince, seni onlara bir koruyucu olarak göndermedik.
4:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar “Baş üstüne!” derler ama yanından ayrılınca da onlardan bir bölümü, gece boyunca söylediklerinin tam tersini yaparlar. Allah, onların gece boyunca yaptıkları planları kaydediyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah’a dayan. Vekil olarak Allah yeter.
Şinasi Güneş
''Baş üstüne'' diyorlar. Yanından ayrıldıklarında, onlardan bir tayfa, dediğin şeylerin başkasını tasarlıyor. Allah, onların tasarladıklarını yazıyor [1]. Onları umursama, Allah'a güvenip dayan. Dayanak olarak Allah yeter.
4:82. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Kuran’ı derinlemesine hiç düşünmüyorlar mı?1 Eğer bu Kuran Allah’tan başka bir kaynaktan gelmiş olsaydı, içinde birçok çelişki ve tutarsızlık bulurlardı.2
Şinasi Güneş
Kur'an üzerine derinine düşünmezler mi [23:68, 47:24]? Allah'tan başkasının katından olsaydı, kesinlikle onda bir çok ihtilaf bulurlardı [1].
4:83. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara zafer veya yenilgiyle ilgili bir haber geldiğinde onu araştırmadan hemen yayarlar. Oysa onu elçiye ve müminlerden olan yetki sahiplerine götürselerdi, onlardan işin aslını araştırıp gerçeği bulacak olanlar onu bilir. Eğer Allah’ın size lütfu (Resul) ve rahmeti (Vahiy) olmamış olsaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.
Şinasi Güneş
Onlara, güvenle veya korkuyla ilgili bir iş geldiğinde onu yayarlar. Onu, elçiye ve onlardan iş / yetki sahiplerine [4:59] yönlendirselerdi, işin iç yüzünü araştırıp bulanlar onu bilirlerdi [49:6]. Allah'ın üzerinize olan armağanı ve rahmeti olmasaydı, kesinlikle azınız dışında şeytana [etrafa yalan yanlış dedikodu yayan iki yüzlüye] uyardınız.
4:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyleyse, sen Allah yolunda savaş. Zira sen yalnızca kendinden sorumlusun. Ancak müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah, inanmayanların güç ve kuvvetlerini kırar. Allah, karşı konulmaz bir güce sahiptir ve cezalandırması da pek şiddetlidir.
Şinasi Güneş
Allah yolunda çarpış. Kendinin dışında kimseyle mükellef değilsin. İnanıp güvenenleri de teşvik et [8:65]. Belki Allah, gerçekleri örtenlerin verdiği sıkıntıyı çekip alır. Allah'ın sıkıntı vermesi daha şiddetlidir. Caydırıcı cezası da daha şiddetlidir.
4:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Her kim hak davada, bir işe şefaat/destek çıkarsa onun getirisinden ona bir pay vardır. Kim de kötü bir işe şefaat/destek olursa ona da onun günahından bir pay vardır. Allah, herkese yaptığının karşılığını verendir.
Şinasi Güneş
Kim bir iyiliğe şefaat ederse [arka çıkarsa, katkı sunarsa], ona ondan bir nasip vardır. Kim bir kötülüğe şefaat ederse de, ona ondan bir sorumluluk vardır. Allah, daima varlıkların ihtiyaçlarını karşılayandır [41:10].
4:86. Ayet
Mustafa Çavdar
Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık verin. Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır. 24/27-61
Şinasi Güneş
Size iyi bir hayat dileğiyle iyi dilekte bulunulduğunda, siz de ondan daha iyisiyle iyi bir hayat dileğinde bulunun veya onun aynıyla karşılık verin. Allah, daima her şeyin hesabını yapandır.
4:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’tan başka ilah yoktur.1 O, sizi kıyamet gününde kesinlikle bir araya getirecektir. Bunda hiç şüphe yok, zira Allah’tan daha doğru hadisli kim var?2
Şinasi Güneş
O'nun dışında bir ilah olmayan Allah, hakkında hiçbir kuşku olmayan kıyamet gününde sizi kesinlikle toplayacaktır. Hadisi Allah'tan daha doğru olan kimdir?
4:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Size ne oluyor ki, işledikleri yüzünden Allah onları ters yüz etmişken; ikiyüzlü münafıklar hakkında iki grup oluyorsunuz? Allah’ın, sapıklıkta dediğini siz mi doğru yolda diyorsunuz? Allah, kimin sapıklığını onayladıysa ona asla bir çıkış yolu bulamazsın. 2/8...20, 63/1…11
Şinasi Güneş
Size ne oluyor ki, kazandıkları şeylerden dolayı Allah onları baş aşağı ettiği halde, münafıklar hakkında ikiye ayrıldınız? Allah'ın saptırdığı kimseye yol göstermek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimseye asla bir yol bulamazsın [1].
4:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendileri küfre saptıkları gibi, sizin de küfre sapmanızı istiyorlar ki böylece kendileri ile eşit seviyeye düşesiniz. Bu sebeple onlar iman edip Allah yolunda hicret etmedikçe, onları evliya/veliler yani dost ve sırdaş edinmeyin. Eğer, size karşı düşmanlığa yönelirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan veli/dost ve yardımcı edinmeyin.
Şinasi Güneş
Kendileri gerçekleri örttükleri gibi, siz de gerçekleri örtseniz ve onlarla aynı seviyede olsanız arzu ederler [60:2]. Onlar, Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan yakınlar, yol göstericiler edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse, onları bulduğunuz yerde tutun ve etkisiz hale getirin. Ve onlardan, yakın, yol gösterici ve yardımcı edinmeyin.
4:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara, sizinle veya kendi toplumları ile savaşmak istemeyip içleri daralıp size gelenlere dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer size ilişmez, sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse; artık Allah, onların aleyhine size yetki vermemiştir. 47/4, 48/25, 60/8-9,
Şinasi Güneş
Aranızda bağlayıcı bir sözleşme olan bir halka ulaşanlar veya sizinle çarpışmaktan veya halklarıyla çarpışmaktan göğüsleri daralıp size gelenler bunun dışındadır. Allah gerekli görseydi, onları size musallat ederdi de sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durup, sizinle çarpışmaz ve zorunlu olarak teslim olurlarsa, Allah size, onların aleyhine bir yol kılmamıştır [60:8].
4:91. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de hem sizden hem de kendi toplumlarından, kendilerini sağlama almak ve güvende olmayı arzu eden bir grup bulabilirsin ama size karşı bir savaşa çağrıldıklarında hemen koşarlar. Şayet sizi tacizden geri durmaz, barışa yanaşmaz ve saldırıdan ellerini çekmezlerse, onları takip edin ve yakaladığınız yerde tutup öldürün. İşte size, aleyhlerine açık bir yetki verdiklerimiz bunlardır. 9/1...8, 60/8-9
Şinasi Güneş
Size karşı güvende olmak ve kendi halklarına karşı güvende olmak isteyen [ikili oynayan] başkalarını da bulacaksınız. Toplumu ateşe atacak, sıkıntıya sokacak bir duruma yönlendirildikleri her defasında, oraya baş aşağı dalarlar. Sizden uzak durmazlar, zorunlu olarak teslim olmazlar ve ellerini çekmezlerse, onlara rastladığınız yerde tutun ve etkisiz hale getirin. İşte böylelerinin aleyhine size apaçık bir yetki kıldık [1].
4:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir müminin, diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur. Meğer ki yanlışlıkla ola; eğer bir kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası bir mümini boyunduruktan kurtarmak ve öldürülenin ailesine teslim edilen bir diyettir yani kan parasıdır. Eğer diyet almaktan vazgeçerlerse öldüren ödemeden kurtulur. Eğer ölen, mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza, bir mümini boyunduruktan özgürlüğüne kavuşturmaktan ibarettir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mümini boyunduruktan kurtarmaktır. Fakat kim buna imkân bulamazsa, Allah tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Zira Allah, her şeyi bilen ve doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
Hata dışında, bir inanıp güvenenin bir inanıp güveneni etkisiz hale getirmesi olur şey değildir. Kim bir inanıp güveneni hata ile etkisiz hale getirirse, [cezası] boyunduruk altında olan bir inanıp güveneni özgürlüğüne kavuşturmak ve hakkından vazgeçmezse, ahalisine, esenlik, barış, rahatlık veren [selametini sağlayan] bir diyet vermektir. Eğer [etkisiz hale getirilen] inanıp güvenen, size düşman bir halktan ise, [cezası] boyunduruk altında olan bir inanıp güveneni özgürlüğüne kavuşturmaktır. Eğer aranızda bağlayıcı bir sözleşme olan bir halktan ise, cezası, ahalisine, esenlik, barış, rahatlık veren [selametini sağlayan] bir diyet vermek ve boyunduruk altında olan bir inanıp güveneni özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kim bunu [imkanları] bulamazsa, Allah'tan merhametle kendisine bir kolaylık olarak, [cezası] birbirini takip eden iki ay siyam yapmaktır. Allah, daima bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:93. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. 25/68-69-70
Şinasi Güneş
Bir inanıp güveneni kasıtlı olarak etkisiz hale getiren kimsenin karşılığı, orada kalıcı olarak cehennemdir. Allah'ın hoşnutsuzluğu ve rahmetinden dışlaması onun üzerinedir. Ona, dehşet bir azap hazırladı [1].
4:94. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, Allah yolunda savaş için sefere çıktığınız zaman, karşınıza çıkan yabancı kimselerin durumunu iyi araştırın. Size selam veren/barış teklif eden kimseye, geçici dünya hayatının ganimetini arzulayarak “Sen mümin değilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Öyleyse iyice araştırıp anlayın. Şüphesiz ki Allah, onlara karşı davranışlarınızdan haberdardır.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Allah yolunda yol teptiğiniz zaman, her şeyi açıkça ortaya koyun [belirleyin]. Size barış teklif eden kimselere, dünya hayatının genişliğini [menfaatlerini] arayarak [1]: ''Sen inanıp güvenen değilsin.'' demeyin. Allah katında çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz, Allah sizi memnun etti. Öyleyse, her şeyi açıkça ortaya koyun [araştırın]. Allah, daima yaptığınız şeyler hakkında haberdardır.
4:95. Ayet
Mustafa Çavdar
Geçerli mazeretleri olmaksızın, savaşa katılmayıp evlerinde oturmayı tercih edenler; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda savaşan müminlerle asla bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, mücadeleden kaçanlardan daha üstün bir mertebeye yükseltmiştir. Gerçi Allah, bütün müminlere cenneti vaat etmiştir. Fakat Allah savaşanlara, oturanlardan çok daha büyük bir mükâfat vermiştir. 4/75...77
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenlerden yokluk sahibi [geçerli mazereti 9:91-92, 48:17] olmayıp oturanlar ile, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda ellerinden geleni yapanlar aynı seviyede değildir [57:10]. Allah, derece olarak, mallarıyla ve canlarıyla ellerinden geleni yapanları, oturanların üzerinde fazlalıklı kılmıştır. Allah, hepsine en iyisini vaat etmiştir. Ellerinden geleni yapanları, oturanların üzerinde muazzam bir karşılıkla fazlalıklı kılmıştır.
4:96. Ayet
Mustafa Çavdar
Dahası Allah, onlara yüksek dereceler verecek günahlarını bağışlayacak ve katından bir rahmete mazhar kılacaktır. Zira Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Şinasi Güneş
Bağışlama, rahmet ve O'ndan derecelerle. Allah, daima bağışlayan, merhamet edendir.
4:97. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine zulmedip yazık edenlere gelince, Melekler onların canlarını alırken: “İmanınız uğruna ne yaptınız?” Onlar da derler ki: “Biz
Şinasi Güneş
Görevli güçler kendilerine yanlış yapanları vefat ettirirken: ''Ne haldeydiniz?'' dediler. ''Biz o yerde zayıf düşürülenlerdik.'' dediler. ''Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz ya.'' dediler. İşte onların barınakları cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir [1].
4:98. Ayet
Mustafa Çavdar
Yalnız, ezilen ve güçsüz olduğu için hicret etmeye imkân bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadır.
Şinasi Güneş
Çıkış yolu bulamayan ve bir çözüme gücü yetmeyen adamlardan, kadınlardan ve çocuklardan zayıf düşürülenler bunun dışındadır.
4:99. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunları, Allah’ın affetmesi umulan kişilerdir. Allah, affedendir, bağışlayandır. 15/49, 39/53...60
Şinasi Güneş
İşte onlar, Allah'ın onlardan silmesi / vazgeçmesi umulanlardır. Allah, daima affedendir, bağışlayandır [1].
4:100. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde imanını yaşayacak birçok geniş yer ve imkân bulur. Kim, evinden Allah ve elçisinin yolunda hicret için ayrılır da hicret esnasında ölürse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
Şinasi Güneş
Allah yolunda hicret eden kimse, yeryüzünde gidecek bir çok yer ve genişlik bulur. Evinden, Allah'a ve elçisine hicret eden olarak çıkan kimseyi, sonrasında ölüm yakalarsa, onun karşılığı kesinlikle Allah'a düşer [1]. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.
4:101. Ayet
Mustafa Çavdar
Savaş için yeryüzünde sefere çıktığınızda, kâfirlerin ani bir baskınla size zarar vermesinden korkarsanız, namazları kısaltarak kılmanızda size bir günah yoktur. Zira kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. 2/238-239,
Şinasi Güneş
Yeryüzünde yol teptiğinizde, gerçekleri örtenlerin sizi ateşe atmasından, sıkıntıya sokmasından korkarsanız, salattan [1] kısaltmanızda, aleyhinize bir günah yoktur. Gerçekleri örtenler, daima size apaçık bir düşmandır [2].
4:102. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu esnada sen de onların arasındayken onlara namaz kıldıracak olursan, bir grup silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursun. Diğer grup nöbet tutsun. Seninle namaz kılanlar, secde ettikten sonra geri çekilsinler ve namaz kılmamış diğer grup gelsin ve seninle namaz kılsınlar. Tabii ki onlar da tedbirli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler, silahlarınızı ve teçhizatınızı namaz dolayısıyla unutup bırakmanızı, gafil bulunmanızı ve size ansızın baskın yapmayı arzu ederler. Eğer yağmur dolayısıyla size bir zorluk olursa veya hasta olursanız, silahlarınızı yere bırakarak namaz kılmanızda bir sakınca yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır. 3/131, 18/100...106
Şinasi Güneş
Senin de içinde olup, onlara salatı ikame ettirdiğinde, onlardan bir tayfa seninle birlikte dursun ve silahlarını da alsınlar. Onlar secde ettiklerinde [verdiğin eğitimi öğrenip kabul ettiklerinde] de [1], ardınızda olsunlar ve salat etmemiş diğer tayfa gelip seninle birlikte salat etsin. Önlemlerini ve silahlarını alsınlar. Gerçekleri örtenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gaflete düşesiniz de tek bir baskınla size baskın yapsınlar. Yağandan dolayı eziyette olursanız veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda aleyhinize bir günah yoktur. Önleminizi alın. Allah, gerçekleri örtenler için küçük düşürücü bir azap hazırladı.
4:103. Ayet
Mustafa Çavdar
Namazı tamamladıktan sonra; ayakta, otururken ve yanlarınız üzereyken her halde Allah’ı zikredin. Düşman tehlikesi ortadan kalkıp güvene kavuştuğunuzda, namazı tüm şartlarına uygun bir biçimde kılın. Çünkü namaz, müminlere vakitlerle sınırlı olarak yazılmış bir görevdir. 2/45-46,
Şinasi Güneş
Salatı gerçekleştirdiğinizde, ayakta, otururken ve yanlarınız üzerinde [her durumda, devamlı olarak: 3:191] Allah'ı ve mesajlarını aklınızdan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirin. Rahatladığınızda da, salatı [tam olarak] ikame edin. Şüphesiz salat, daima inanıp güvenenlerin üzerine vakti belirlenmiş bir yasadır [1].
4:104. Ayet
Mustafa Çavdar
Düşman birliklerini, takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz sıkıntı çekiyorsanız, onlar da sizin sıkıntı çektiğiniz gibi sıkıntı çekiyorlar.
Şinasi Güneş
O halkı aramakta gevşeklik göstermeyin. Eğer canınız yanıyorsa, sizin canınız yandığı gibi onların da canı yanıyor. Ve siz, onların Allah'tan beklemediği şeyi [bağışlanma, ödül, cennet] bekliyorsunuz. Allah, daima bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:105. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz biz, bu kitabı/Kuran’ı sana insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin diye hak olarak indirdik, sakın hainlerin savunucusu olma!
Şinasi Güneş
Biz sana kitabı gerçek bir amaçla, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm vermen için indirdik. Hainler için davalaşan olma [hainleri savunma][28:86][1].
4:106. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’tan bağışlama dile, şüphesiz Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir. 5/74, 15/49, 25/70-71,
Şinasi Güneş
Allah'a bağışlanma dile. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.
4:107. Ayet
Mustafa Çavdar
Sakın, kendilerine ihanet edenleri savunayım deme! Çünkü Allah, ihaneti meslek edinen günahkârı sevmez. 7/31-55,
Şinasi Güneş
Kendilerine ihanet edenlerden yana mücadele etme. Allah, zarara neden olan hainleri sevmez.
4:108. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, işledikleri suçu insanlardan gizleyebilirler de Allah’tan gizleyemezler. Oysa Allah’ın razı olmadığı sözü, geceleyin planlarken Allah onlarla beraberdir. Zira Allah, onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. 18/49, 41/22-23, 45/29, 50/1...18,
Şinasi Güneş
İnsanlardan gizliyorlar da, Allah'tan gizleyemezler. Allah'ın razı olmadığı sözü tasarlarlarken, Allah onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıkları şeyleri daima kuşatandır [57:4, 58:7].
4:109. Ayet
Mustafa Çavdar
Diyelim ki, dünya hayatında siz onları savundunuz. Peki, kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunur veya kim onlara vekil olur? 2/119, 4/105, 26/92-93,
Şinasi Güneş
Haydi siz, bu dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Kıyamet günü onlardan yana Allah'a karşı kim mücadele edecek? Ya da, kim onlara dayanak olacak?
4:110. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim, başkalarına zarar veren bir kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse; Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhametli olarak bulur.
Şinasi Güneş
Kötülük yapan veya kendine yanlış yapan, sonra Allah'a bağışlanma dileyen kimse, Allah'ı, bağışlayan, merhamet eden olarak bulur.
4:111. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de kendini ilgilendiren bir günah işlerse, bunun vebali kendine yönelik olur. Allah, her şeyi bilen doğru karar verendir. 3/135, 43/74...78
Şinasi Güneş
Zarara neden olan bir şey kazananın, o kazandığı şey kendi aleyhinedir. Allah, bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:112. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de bir hata yapar veya günah işler de ardından onu suçsuz kimsenin üzerine atarsa; işte o zaman korkunç bir iftira etmiş ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur. 24/4-11
Şinasi Güneş
Bir hata veya bir zarara neden olma kazanan kimse, onu suçsuz birine atarsa, büyük bir iftira ve açıkça bir zarara neden olma suçu yüklenir.
4:113. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer Allah’ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, o günahkârlardan bir grup seni saptırmaya çalışacaklardı. Gerçi onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiçbir zarar veremezler. Zira Allah, sana kitabı/Kuran’ı ve hikmeti indirmiş ve bununla sana bilmediklerini öğretmiştir. Bil ki Allah’ın sana karşı lütfu/ikramı çok büyüktür. 2/269, 5/105, 17/73-74
Şinasi Güneş
Allah'ın üzerine armağanı ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir tayfa, seni şaşırtmaya yeltenmişti. Onlar kendileri dışındakileri şaşırtamazlar ve sana hiçbir şekilde darlık veremezler. Allah, sana kitabı ve adaleti sağlayan en doğru hükümleri indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allah'ın sana olan armağanı muazzamdır.
4:114. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların, gizli toplantı ve konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Yalnız, muhtaçlara yardım etmeyi veya güzel bir iş yapmayı ya da insanlar arasını düzeltmeyi amaçlayanların ki hariçtir. Kim bu güzel işleri
Şinasi Güneş
Doğruluğu veya herkesçe kabul edilen ortak iyiyi veya insanların arasını düzeltmeyi emreden kimseler dışında, onların gizli görüşmelerinin [kulis faaliyetlerinin] çoğunda bir hayır yoktur. Allah'ın rızasını arayarak, kim bunları yaparsa, ona ileride muazzam bir karşılık vereceğiz [58:9].
4:115. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat kim de kendisine hak ve hakikat apaçık belli olduktan sonra elçiye karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa; onu döndüğü sapıklıkta bırakır ve cehenneme atarız. Orası ne kötü bir yerdir! 6/153, 47/25-32,
Şinasi Güneş
Ona, doğru yolu gösteren açıkça ortaya konulmasının ardından [9:115], kim elçinin karşısında yer alır [47:25-32, 59:4], inanıp güvenenlerin yolundan başkasına uyarsa, onu, yöneldiği yöne çeviririz ve cehenneme yaslarız. Ne sıkıntılı bir varış yeridir.
4:116. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah kendisine şirk koşulmasını kesinlikle bağışlamaz. Şirkten vazgeçen kimseyi de bağışlar. Çünkü kim Allah’a şirk koşarsa, o derin bir sapıklığa düşmüştür. 4/48, 46/4...6
Şinasi Güneş
Allah, O'na ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun altındakileri, gerekli gördüğü kimse için bağışlayabilir [4:48]. Kim Allah'a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapıklığa sapmış olur.
4:117. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, Allah ile aralarına bir takım dişi varlıkları koyup onlara dua ile yalvarıyorlar. Oysa onlar, azgın şeytandan başkasına dua etmiyorlar. 6/63-64,
Şinasi Güneş
O'nun yanı sıra, bir takım dişilerin [Lat, Menat, Uzza] dışında bir şeye çağrıda bulunmuyorlar. Küstah şeytanın dışında bir şeye çağrıda bulunmuyorlar.
4:118. Ayet
Mustafa Çavdar
O şeytan ki, Allah onu lanetledi. O da şöyle dedi: “Elbette kullarından bir kısmını yandaşım yapacağım.” 7/16-17,
Şinasi Güneş
Allah onu rahmetinden dışladı. ''Kesinlikle kullarından belirli bir nasip edineceğim [17:64].'' dedi.
4:119. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ve onları saptıracağım, onları hep kuruntuların peşinden koşturacağım. Zira onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını yaracaklar, yine ben onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığı saf yapıyı değiştirecekler.” Kim Allah ile beraber şeytanı da veli edinirse, apaçık bir kayba ve ziyana uğramış olur. 36/60...64
Şinasi Güneş
''Kesinlikle onları saptıracağım, kesinlikle onları kuruntulara daldıracağım. Kesinlikle onlara emredeceğim, etinden sütünden yararlanılan hayvanların kulaklarını yaracaklar. Kesinlikle onlara emredeceğim, Allah'ın oluşturuşunu başkalaştıracaklar [1].'' Allah'ın yanı sıra şeytanı yakın, yol gösterici edinen kimse, kesinlikle açıkça büyük bir kayıpla kaybeder [58:19].
4:120. Ayet
Mustafa Çavdar
Şeytan, onlara hep boş vaatlerde bulunur ve onları boş kuruntularla oyalar. Zira şeytanın vaat ettiği şey onları sadece aldatmadır.
Şinasi Güneş
Onlara vaat eder ve onları kuruntulara sokar. Şeytan, onlara aldatmanın dışında bir şey vaat etmez [1].
4:121. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte, barınakları cehennem olanlar bunlardır ve ondan kurtulmak için hiçbir yol ve çıkış bulamayacaklar. 14/22, 26/92...103
Şinasi Güneş
İşte onların barınağı cehennemdir. Oradan kaçacak bir yer de bulamazlar [82:16].
4:122. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edip imanına yaraşır güzel işler yapanlara gelince, onları tabanından ırmakların çağladığı ve içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Bu Allah’ın, gerçekleşecek olan vaadidir. Zira Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanları, ebedi olarak orada kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçelere sokacağız. Allah'ın vaadi gerçektir. Allah'tan daha doğru sözlü kimdir?
4:123. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey müminler ne sizin kuruntularınız ne de ehli kitabın kuruntuları (Cennet ve Cehenneme girme konusunda) belirleyici değildir. Çünkü kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını mutlaka görür. O, kendisi için Allah’tan başka bir veli/koruyucu ve yardımcı bulamaz. 27/89-90,
Şinasi Güneş
Sizin kuruntunuzla da değil, Kitap Ehli'nin kuruntusuyla da değil. Kötülük yapan kimse, onunla karşılığını görür. Ve ona, Allah'ın yanı sıra bir yakın, yol gösterici ve yardımcı da bulamaz.
4:124. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de ister erkek ister kadın olsun, mümin olarak doğru ve güzel bir iş yaparsa; işte bunlar cennete girecekler ve en küçük bir haksızlığa uğramayacaklar.
Şinasi Güneş
Erkek veya dişiden, bir inanıp güvenen olarak düzeltici işlerden yapan kimse… İşte onlar, cennete girerler ve onlara hurma çekirdeğinin oyuğu kadar bile yanlış yapılmaz [1].
4:125. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün varlığı ile Allah’a teslim olan ve sürekli iyilik yapan ve İbrahim’in şirksiz tertemiz tevhid inancına uyan kimseden daha güzel din sahibi kim vardır. Allah, bu yüzden İbrahim’i Halil/dost edinmiştir. 2/131, 39/11...15
Şinasi Güneş
O bir iyileştiren olarak, yönünü, ilgisini Allah için İslamlaştıran [1][2:112, 31:22] ve şirkten arınmış olan [2] İbrahim'in inanç sistemine, yaşam tarzına [3] uyan kimseden, din olarak daha iyi olan kimdir? Allah İbrahim'i iz bırakan önder edinmişti.
4:126. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Zira Allah, her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Allah, daima her şeyi kuşatandır.
4:127. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, kadınlar hakkında senden açıklama istiyorlar. De ki, “Onlar hakkında açıklamayı size Allah yapmıştır, kaldı ki kendileriyle nikâhlama arzusuyla lehlerine bu kitapta yazılmış olan hakları vermediğiniz yetim kızlara, kimsesiz çocuklara ve bütün yetimlere hakka uygun davranmanızla ilgili ayetler zaten bu kitapta okunup durmaktadır. Onlara yapacağınız her türlü iyiliği, Allah zaten bilmektedir.” 2/221...242, 65/1…12,
Şinasi Güneş
Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki! ''Onlar hakkında fetvayı Allah ve -yazılmış olanı vermediğiniz ve nikahlamanız için kendilerine rağbet ettiğiniz kadınların yetimleri ve çocuklardan zayıf düşürülenler ve yetimler için hakkaniyeti ayakta tutmanız hakkında kitapta size okunanlar- veriyor. Hayırdan ne yaparsanız, daima Allah onu bilendir [1].
4:128. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer bir kadın, kocasının geçimsizliğinden veya kendisinden uzaklaşmasından dolayı yuvasının yıkılmasından korkarsa, bir anlaşma ile aralarındaki problemi çözmelerinde ve aralarını düzeltmelerinde bir sakınca yoktur. Böyle bir anlaşma daha iyidir. Zira kıskançlık, insan fıtratında sürekli bulunur. Eğer iyilik eder ve sorumlu davranırsanız, şüphesiz Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Şinasi Güneş
Eğer bir kadın, verimsiz kocasının nuşuzundan [1] veya geri durmasından korkarsa, aralarının bir düzeltmeyle düzeltilmesinde bir günah yoktur. Düzeltmek hayırlıdır. Benlik, başkasında olana göz dikmeye hazırdır [yatkındır]. Eğer iyileştirirseniz ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, Allah, daima yaptığınız şeyler hakkında haberdardır.
4:129. Ayet
Mustafa Çavdar
Hanımlarınız arasında, sevgi ve ilgide eşit davranmaya ne kadar uğraşsanız da buna asla gücünüz yetmez. O halde büsbütün birine meyledip de diğerlerini boşlukta kalmış gibi bırakmayın. Eğer kendinizi düzeltir ve haksızlık yapmaktan korunursanız gerçekten Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir. 4/3, 25/68...71
Şinasi Güneş
Ne kadar düşkün olsanız da, kadınlar arasında adil olmanıza asla güç yetiremezsiniz [4:3]. Öyleyse, diğerini askıda bırakılmış gibi bırakıp, tamamen birine meyletmeye meyletmeyin. Düzeltirseniz ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.
4:130. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer eşler birbirinden ayrılırlarsa Allah, her birini kendi kudreti ile birbirlerine muhtaç olmaktan kurtarır. Zira Allah, sınırsız lütuf/ikram sahibidir, hükmünde de doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
Eğer ayrılırlarsa, Allah, genişliğinden her ikisini de kendine yeterli kılar. Allah, daima genişlik verendir [1], adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:131. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de Allah’a karşı sorumlu davranmanızı tavsiye ettik. Eğer nankörlük ederseniz, bilin ki göklerde ve
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz, size ve sizden önce kendilerine kitap verilenlere, Allah'ın sınırlarına uyup korunmanızı buyruk olarak ulaştırdık. Eğer gerçekleri örterseniz, göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Allah, daima kendine yetendir, her işinde kusursuz olandır.
4:132. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Her şeye vekil olarak da Allah yeter. 6/66-102-107,
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Dayanak olarak Allah yeter.
4:133. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar, eğer o dilerse sizi yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Allah’ın, bunu yapmaya elbette gücü yeter.
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Eğer gerekli görürse sizi giderir de başkalarını getirir. Allah, daima bunun ölçüsünü de koyandır [1].
4:134. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim dünyanın nimet ve ödülünü isterse, bilsin ki dünyanın da ahiretin de mükâfatı Allah katındadır. Allah, her şeyi işiten ve görendir. 11/15, 17/18-19,
Şinasi Güneş
Dünyanın karşılığını isteyen kimse bilsin ki, dünya ve ahiretin karşılığı Allah katındadır [1]. Allah, daima işiten ve hakkıyla görendir.
4:135. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Kendinizin, ana babanızın veya akrabanızın aleyhine dahi olsa, Allah için doğru şahitlik yaparak bütün gücünüzle hak ve adaleti ayakta tutmaya gayret edin! İster zengin olsun ister fakir olsun Allah’ın hakkı hepsinden önde gelir. Arzu ve heveslerinize uyarak adaletten sapmayın. Eğer dillerinizi eğip bükerek gerçeği çarpıtırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa, kendine yetenler veya yoksul da olsalar -ki, Allah ikisine de daha yakındır,- Allah için hakkaniyeti koruyup gözeten, ayakta tutan şahitler olun. Adil olmanız için hevaya uymayın [1]. Eğip bükerseniz veya umursamazsanız, Allah, daima yaptığınız şeyler hakkında haberdar olandır.
4:136. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Allah’a, onun elçisine ve o elçisine indirdiği kitaba/Kuran’a ve daha önce indirdiği vahiylere imanınızda sebat ediniz. Kim, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine ve ahiret gününe inanmazsa, muhakkak derin bir sapıklığa düşmüştür. 2/177-285,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve elçisine ve elçisine indirdiği kitaba ve önceden indirdiği kitaba inanıp güvenin. Kim Allah'ı, görevli güçlerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü örterse / görmezden gelirse, kesinlikle uzak bir sapıklığa sapmış olur.
4:137. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edip sonra vazgeçip kâfir olan, sonra tekrar inanan ve sonra yine kâfirliğe yönelip sonra da küfürde zirve yapanlar var ya Allah, böylelerini ne bağışlayacak ne de yola getirecektir. 3/86-91,
Şinasi Güneş
İnanıp güvendikten sonra gerçekleri örtenler, sonra inanıp güvenip sonra gerçekleri örtenler, sonra da gerçekleri örtmelerini arttıranları, Allah bağışlayacak ve onlara bir yol gösterecek değildir [1].
4:138. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böyle inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklara, kendilerini bekleyen acıklı bir azap olduğunu haber ver. 4/145, 45/6...9
Şinasi Güneş
Onlara can yakıcı bir azaptan dolayı münafıkları müjdele.
4:139. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri evliya/dost ve müttefik edinirler. Onların yanında şeref ve itibar mı arıyorlar? Şeref ve itibar bütünüyle Allah’a aittir. 5/51-57
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenlerin yanı sıra gerçekleri örtenleri yakın, yol gösterici, müttefik edinenler, onların yanında izzet, üstünlük mü arıyorlar? İzzetin, üstünlüğün tamamı Allah'a aittir [1].
4:140. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâlbuki Allah, bu kitapta size şu hükmü yazıp bildirmiştir: “Allah’ın ayetlerine inanılmadığı ve hafife alındığını işittiğiniz zaman, onlarla beraber oturmayın. Onlar Allah’ın hadisi Kuran’a inanıp dönünceye
Şinasi Güneş
Allah size kitapta, ''Allah'ın ayetlerinin örtülmesini veya onunla alay edilmesini işittiğinizde, onlar başka bir konuya dalana kadar, onlarla birlikte oturmamanızı, o taktirde onlar gibi olacağınızı'' indirdi [6:68]. Allah, münafıkları ve gerçekleri örtenleri topluca cehennemde toplayıcıdır.
4:141. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, sizin başınıza gelecekleri gözler dururlar. Allah, size bir zafer nasip ettiğinde: “Sizinle beraber değil miydik?” derler. Yok, eğer kâfirler bir başarı kazanırlarsa: “Biz, inananlara destek vermemekle size yardım etmedik mi? Böylece sizin mağlup olmanızı engellemedik mi?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir. Allah, kâfirlere müminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir. 59/11-12,
Şinasi Güneş
Onlar devamlı sizi gözetliyorlar. Size Allah'tan bir fetih olursa: ''Sizinle birlikte değil miydik?'' derler. Gerçekleri örtenlere bir nasip olursa: ''Sizi muhafaza edip inanıp güvenenlerden gelen hamleyi engellemedik mi?'' derler [57:14]. Allah, kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. Allah, gerçeği örtenlere, inanıp güvenenlerin aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
4:142. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz ki inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar, böyle yapmakla Allah’ı aldatmaya kalkışırlar. Aslında onlar Allah’ı değil kendilerini aldatıyorlar. Namaza kalktıkları zaman, istemeye istemeye kalkarlar ve namazı insanlara gösterişe dönüştürürler, Allah’ı çok az düşünür ve anarlar. 2/8-9,
Şinasi Güneş
Münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışıyorlar, oysa O, onların aldatıcısıdır [1]. Salata [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma faaliyetine] kalktıklarında, üşenerek kalkarlar [9:54], insanlara gösteriş yaparlar [2] ve Allah'ı ve mesajlarını çok az hatırlayıp yerine getirirler.
4:143. Ayet
Mustafa Çavdar
(İman ile küfür) arasında bocalayıp dururlar; onlar ne müminler tarafındadırlar ne de kâfirler tarafında. Allah, kimin sapıklığını onaylarsa artık onun için bir çıkış yolu bulamazsın.
Şinasi Güneş
Ne bunlara, ne şunlara, bunun arasında yalpalayanlardır [58:14]. Allah'ın saptırdığı kimseye, asla bir yol bulamazsın [1].
4:144. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri evliya/dost ve müttefik edinmeyin. Allah’a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz?
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! İnanıp güvenenlerin yanı sıra gerçekleri örtenleri yakınlar, yol göstericiler, müttefikler edinmeyin. Allah'a karşı aleyhinize açıkça bir yetki / güç kılmak mı istiyorsunuz?
4:145. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz ki, inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar ateşin en dibini boylayacaklardır. Onlar için asla bir yardımcı bulamazsın. 57/13-14
Şinasi Güneş
Münafıklar, ateşin en dibinde olanlardır. Onlara asla bir yardımcı da bulamazsın.
4:146. Ayet
Mustafa Çavdar
Ancak, tövbe ile dönüş yapanlar, durumlarını düzeltip, Allah’a sımsıkı bağlananlar ve dinlerini Allah’a has kılarak yaşayanlar, işte bunlar müminlerle beraberdir. Vakti geldiğinde Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir. 9/104, 20/82, 25/70-71,
Şinasi Güneş
Hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a yönelenler, düzeltenler, Allah'a tutunanlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar bunun dışındadır. Onlar, inanıp güvenenlerle beraberdir. Allah, inanıp güvenenlere ileride muazzam bir karşılık verecektir [1].
4:147. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer siz, şükreder, inanır ve güvenirseniz; Allah sizi niye cezalandırsın ki? Allah, şükrün karşılığını veren ve şükredenleri bilendir. 6/46-47,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenirseniz ve nimetlerin karşılığını verirseniz, Allah sizin azabınızla ne yapsın [39:7]? Allah, nimetlerin karşılığını verenlerin karşılığını verendir, bilendir.
4:148. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, kötü sözü, ondan zarar gören ve haksızlığa uğrayan hariç açıktan söylenmesini sevmez. Allah, her şeyi işiten ve bilendir. 42/41...43
Şinasi Güneş
Allah, kendisine yanlış yapılanın dışında, sözün kötülükle ilgili olanının açıktan olmasını sevmez. Allah, daima işitendir, bilendir.
4:149. Ayet
Mustafa Çavdar
Yaptığınız bir iyiliği açıklasanız veya gizleseniz yahut da bir kötülüğü affetseniz, onu da bilir. Şüphesiz Allah, çok affedicidir ve güçlüdür.
Şinasi Güneş
Bir hayrı açığa vursanız veya onu gizleseniz veya kötülükten affetseniz, Allah, daima affedendir, ölçü koyandır.
4:150. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine inanmak istemeyenler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak amacıyla; “Elçilerin bazısına inanırız, bazısına da inanmayız” diyerek, küfür ile iman arasında bir yol tutmak isterler.
Şinasi Güneş
Allah ve elçileri hakkında gerçekleri örtenler, Allah'ın ve elçilerinin arasının ayırmak isteyenler ve: ''Bazısına inanıp güveniriz, bazısını görmezden geliriz.'' diyenler [2:85] ve bunun arasında bir yol edinmek isteyenler…[1]
4:151. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte, gerçekten kâfir olanlar bunlardır. Biz, bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık. 3/131, 18/100...106
Şinasi Güneş
İşte onlar, asıl gerçeği örtenlerin ta kendileridir. Biz, gerçekleri örtenler için küçük düşürücü bir azap hazırladık.
4:152. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine iman edip, elçilerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayanlara, zamanı geldiğinde onlara mükâfatlarını vereceğiz. Allah, eşsiz bir bağışlayan ve sınırsız merhamet edendir.
Şinasi Güneş
Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler ve onların hiçbirinin arasını ayırmayanlar [2:136-285], işte onların ileride karşılıkları verilecektir. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.
4:153. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Oysa Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi. Bu zalimlikleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra buzağı heykeline tapmışlardı. Ardından, onları yine de bağışladık ve Musa’ya apaçık bir delil ve güç verdik. 2/55-56-108, 7/148, 17/90..93
Şinasi Güneş
Kitap Ehli senden, onlara gökten bir kitap indirmeni [1] istiyorlar. Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler; ''Allah'ı bize açıkça göster.'' demişlerdi. Bunun üzerine onları, yanlışlarından dolayı aklı gideren bir dehşet tutuvermişti [2:55, 33:69]. Sonra onlara apaçık kanıtların gelmesinin ardından, buzağıyı [altın sevgisini][2] edinmişlerdi. Bundan da affettik ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
4:154. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz vaktiyle verdikleri misakı yerine getirmeleri için dağı onların tepesine yükseltmiştik ve onlara: “Şehrin kapısından, secde ederek ve alçak gönüllü olarak girin” dedik. “Cumartesi yasağını çiğnemeyin” diyerek onlardan kesin bir misak almıştık.
Şinasi Güneş
Bağlayıcı sözleriyle nebilik makamını üzerlerine yükselttik [1]. Ve onlara: ''Kapılara boyun eğerek [kentin kurallarına uyarak, kargaşa çıkarmadan girin 2:58].'' dedik. Ve onlara: ''Sebt hakkında sınırı çiğnemeyin [2].'' dedik. Ve onlardan, katı bir bağlayıcı söz aldık.
4:155. Ayet
Mustafa Çavdar
Verdikleri misakı bozmaları, Allah’ın ayetlerine inanmamaları, nebileri haksız yere öldürmeleri, “Kalplerimiz bilgiye kapalıdır” demeleri sebebi ile onları lanetlemiştik. Aslında onlar Allah’ın ayetlerine kalplerini kapatmışlardır; artık çok azı dışında onlar iman etmezler.
Şinasi Güneş
Bağlayıcı sözlerini bozmalarından, Allah'ın ayetleri hakkında gerçekleri örtmelerinden, haksız yere nebileri etkisiz hale getirmelerinden [1] ve: ''Kalplerimiz kılıflıdır [2:88].'' demelerinden dolayı gerçekleri örtmelerinden, Allah elbette kalplerinin üzerini damgalamıştır. Azı dışında inanıp güvenmezler.
4:156. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de, küfürde ısrarları ve Meryem’e büyük bir iftira atmaları sebebiyle onları lanetlemiştik.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtmelerinden ve Meryem'in aleyhine dehşet, büyük bir iftira olan sözlerinden dolayı.
4:157. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve de “Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük” demeleri sebebiyle. Oysa onu ne öldürebildiler ne de çarmıha gerebildiler. Fakat onlar öyle sandılar. İsa hakkında ihtilaf edenler, bu konuda derin
Şinasi Güneş
Ve: ''Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih'i kesinlikle biz etkisiz hale getirdik.'' sözlerinden dolayı. Onu etkisiz hale getirmediler ve onu asmadılar. Fakat onlara benzetildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler, kesinlikle o konuda yeterli bilgiye sahip değildirler. Onların, kanaate uymanın dışında bir bilgileri yoktur. Kesin olarak onu etkisiz hale getirmediler.
4:158. Ayet
Mustafa Çavdar
Aksine Allah, onu (Eceli gelince vefat ettirdi) kendi katına yüceltti. Allah, güçlü ve yüce olan ve her hükmünde doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
Bilakis Allah onu kendine yükseltti [3:55]. Allah, daima üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir [1].
4:159. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce bu gerçeği kabul etmiş olmasın. İsa da kıyamet günü onların aleyhine şahitlik edecektir. 5/116-117
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden hiç kimse yoktu ki, İsa'nın ölümünden önce kesinlikle onun hakkındaki gerçeğe inanmış olmasın. Kıyamet günü onların aleyhine şahit olacaktır [1].
4:160. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahudileşenler, isyankâr davrandılar ve insanları Allah’ın yolundan saptırdılar, daha önce kendilerine helal kılınmış olan temiz yiyecekleri haram kıldılar.
Şinasi Güneş
Yahudilerin yanlış yapmalarından ve bir çoklarını Allah'ın yolundan alıkoymalarından dolayı, kendilerine helal olan temiz ve faydalı şeyleri haram kıldık [1].
4:161. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bir de kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz/haksız kazanç elde etmeleri ve bu yolla insanların mallarını batıl yolla yemelerinden dolayı, işte biz bu kâfirler için acıklı bir azap hazırladık. 2/275...280,
Şinasi Güneş
Ondan engellendikleri halde, riba almaları ve insanların mallarını batıl yollarla nasiplenmelerinden [4:29] dolayı. Onlardan gerçekleri örtenler için can yakıcı bir azap hazırladık.
4:162. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat içlerinde gerçek bilgi ve iman sahibi olanlar, sana ve senden önceki indirilen vahiylere ayırım yapmadan inananlar, namazı dosdoğru kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe tam inanıp güvenenler var ya işte bunlara, çok büyük bir mükâfat vereceğiz. 2/4-5,
Şinasi Güneş
Fakat, onlardan ilimde derinleşenler [3:7] ve inanıp güvenenler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanıp güvenirler [1]. Salatı ikame ederler, arınmanın bedelini yerine getirirler [2] ve Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenirler. İşte onlara, muazzam bir karşılık vereceğiz.
4:163. Ayet
Mustafa Çavdar
Nuh’a ve ondan sonra gelen nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.
Şinasi Güneş
Biz, Nuh'a ve onun ardından gelen nebilere [1] vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Ve Davud'a hikmet yüklü sayfalar verdik.
4:164. Ayet
Mustafa Çavdar
O elçilerden bir kısmını, sana daha önce anlattık; bir kısmını da anlatmadık. Allah, Musa ile doğrudan doğruya konuşmuştu.
Şinasi Güneş
Ve önceden onları sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız [40:78] elçilere de vahyettik. Allah, Musa'ya, hükümlerini bildirerek kelam etti.
4:165. Ayet
Mustafa Çavdar
O elçileri, biz uyarıcılar ve müjdeciler olarak gönderdik ki, onların ardından insanların Allah’a karşı bir bahaneleri kalmasın diye. Allah, güçlü olan ve doğru karar verendir. 6/48, 7/172-173
Şinasi Güneş
İnsanların, elçilerin ardından Allah'ın aleyhine bir delili olmaması için, uyarıcı ve müjdeci elçiler gönderdik [5:19]. Allah, daima üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:166. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat Allah, sana indirdiğine şahitlik eder ki bu Kuran’ı kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de buna şahitlik ederler. Zira şahit olarak Allah yeter.
Şinasi Güneş
Fakat Allah, sana indirdiğini, kendi ilmiyle [7:52, 11:14] indirdiğine şahitlik eder [6:19, 13:43]. Haberci ayetler de şahitlik eder [36:3]. Şahit olarak Allah yeter.
4:167. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu vahye inanmayanlar ve insanları Allah’ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, kesinlikle uzak bir sapıklığa sapmıştır.
4:168. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu kâfirleri ve kendilerine yazık eden zalimleri, Allah bağışlamayacak ve onlara bir yol da göstermeyecektir. 18/103...106, 45/34-35
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ve yanlış yapanlar... Allah, onları bağışlayacak ve onlara bir yol gösterecek de değildir.
4:169. Ayet
Mustafa Çavdar
Sadece içinde ebedi kalacakları cehennemin yolunu. Bu da Allah’a göre çok kolaydır.
Şinasi Güneş
Orada ebedi olarak kalıcılar olmak üzere cehennemin yolu dışında. Bu, daima Allah'a kolaydır.
4:170. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar, elçi size Rabbinizden hak olan Kuran ile gelmiştir. Kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inanmaz inkâr ederseniz biliniz ki, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah, her şeyi bilendir ve hükmünde doğru olandır. 64/8-9,
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Elçi Rabbinizden gerçekle geldi. Hayrınız için inanıp güvenin [1]. Eğer gerçekleri örterseniz, göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Allah, daima bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
4:171. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey kitap ehli, dini inancınızda aşırıya gitmeyin. Allah hakkında, sadece Hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih sadece Allah’ın elçisi ve Meryem’e ulaştırdığı bir kelimesi ve kendinden bir mesajdır. Allah’a ve elçilerine iman edin, “İlah üçtür” demeyin. Kendi iyiliğiniz için bundan vazgeçin. Allah, sadece tek bir ilahtır, çocuğu olmaktan yüce ve münezzehtir. Göklerdekiler ve yerdekiler O’nundur. Zira her şeye vekil olarak Allah yeter. 3/35...64,
Şinasi Güneş
Ey Kitap Ehli! Dininizde aşırıya gitmeyin ve Allah hakkında gerçeğin dışında söz söylemeyin [5:77]. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın elçisi, Meryem'e bıraktığı takdir ettiği hükmü [3:45] ve kendinden bir ruhtur [bilgidir][1]. Öyleyse, Allah'a ve elçisine inanıp güvenin ve ''Üçtür'' demeyin, hayrınız için son verin [5:73]. Allah, ancak tek ilahtır. O'nun evladının olmasından, O münezzehtir. Göklerde ve yeryüzünde olanlar O'nundur. Dayanak olarak Allah yeter.
4:172. Ayet
Mustafa Çavdar
Mesih İsa da Allah’a yakın olan melekler de Allah’a kulluktan asla kaçınmazlar. Kim Allah’a kulluk etmekten kaçınır ve ona kulluğu kibrine yediremezse; bilsin ki Allah, bunların hepsini huzurunda toplayacaktır. 43/57...65
Şinasi Güneş
Mesih ve yakınlaştırılmış güçler [güçlü varlıklar], Allah için bir kul olmayı asla küçümsemezler. O'na kulluğu küçümseyen ve büyüklenenlerin tamamını huzurunda toplayacaktır [40:60].
4:173. Ayet
Mustafa Çavdar
İnanan ve imanına yaraşır iyi işler yapanlara Allah, mükâfatlarını tastamam verecek hem de fazlasını ikram edecektir. Kulluğu kibrine yediremeyip büyüklük taslayanları da acı verici bir azaba çarptıracaktır. Onlar, kendileri için Allah’ın yakınından ne bir veli ne de yardımcı bulamayacaklar. 4/57, 18/30-31,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara gelince, onların karşılıkları tastamam verilir ve onlara armağanından da arttırır. Küçümseyenler ve büyüklenenlere gelince, onları can yakıcı bir azapla azaba uğratır ve onlara, Allah'ın yanı sıra bir yakın, yol gösterici ve yardımcı da bulamazlar.
4:174. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar, Rabbinizden size hakikatin belgesi olan apaçık aydınlatıcı Kuran’ı indirdik. 6/104, 42/52, 65/10-11
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi. Size apaçık bir nur [ışık] indirdik.
4:175. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a inanıp güvenen ve Kuran’a sımsıkı sarılanlara gelince; Allah onları katından bir rahmete ve lütfa gark edecek ve onları dosdoğru yoluna yöneltecektir.
Şinasi Güneş
Allah'a inanıp güvenenler ve O'na tutunanlara gelince [1], onları, O'ndan bir armağan ve bir rahmetin içine sokacak ve onlara dosdoğru yolu gösterecektir.
4:176. Ayet
Mustafa Çavdar
Senden fetva istiyorlar. De ki: “Kelâle (Birinci derecede mirasçısı olmayan kişi) konusundaki fetvayı size Allah veriyor. Bir kimse ölür, çocuğu olmaz, tek bir kız kardeşi bulunursa bıraktığı mirasın yarısı ona kalır.
Şinasi Güneş
Senden fetva istiyorlar, De ki! ''Birinci derece yakını [eşi, anne babası, çocukları] olmayanlar [4:12] hakkında Allah fetvayı veriyor: Helak olan kişinin çocuğu yoksa ve bir kız kardeşi varsa, bıraktığının yarısı onundur. Kız kardeşin çocuğu yoksa, o [erkek kardeş] ona varis olur. Eğer iki kız kardeş iseler, bıraktığının üçte ikisi ikisinindir. Eğer erkek ve kadın olarak çok kardeşlerse, erkek için iki dişinin payı vardır. Saparsınız diye Allah size açıkça ortaya koyuyor. Allah, her şey hakkında bilgi sahibidir.”
← 3. Âl-i İmrân 5. Mâide →