⚖️ Mü'min Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
40:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâ, mîm.
Şinasi Güneş
Ayrı ayrı ileten kimdir?
40:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu Kuran, gücü sonsuz ve bilgisi sınırsız olan Allah katından indirilmiştir.
Şinasi Güneş
Kitabın indirilişi, üstün bilge olan Allah tarafındandır [1].
40:3. Ayet
Mustafa Çavdar
O, günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, cezalandırması çetin fakat lütuf ve ihsanı da bol olandır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur, zira dönüş yalnızca Allah’adır.
Şinasi Güneş
Günahı bağışlayıcı, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenin yönelişini kabul edici, suçun karşılığında sonuçlandırması şiddetli olan, geniş imkan sahibidir. O'nun dışında bir ilah yoktur. Varış yeri O'nadır.
40:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın ayetlerini tartışan ve geçersiz kılmaya çalışanlar yalnızca hakkı örtbas eden kâfirlerdir. Onların bu dünyada memleket memleket gezip dolaşıyor olması sakın seni aldatmasın.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin dışında kimse, Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri tartışmaz [1]. Beldelerde dönüp durmaları seni aldatmasın [3:196].
40:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Nitekim onlardan önce Nuh Kavmi ve onların peşinden gelen topluluklar da elçilerini yalancılıkla suçlamış, hatta her topluluk elçilerini yakalayıp ortadan kaldırmanın planlarını yapmış, hakkı etkisiz kılmak için batıl yollara başvurarak canla başla mücadele etmişti. Fakat sonuçta ben de onları kıskıvrak yakalamıştım. Benim cezalandırmam nasılmış görsünler!
Şinasi Güneş
Onlardan önce de Nuh halkı ve onların ardından taraflar [hizipler] da yalana sarılmıştı. Her önderli toplum, elçilerini tutmak için meyletti [1]. Hakkı gidermek için batılla mücadele ettiler [2]. Bunun üzerine onları tutuverdim. Suçlarına karşılık sonuçlandırmam nasılmış?
40:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet Rabbinin, kâfirler aleyhindeki “Onlar ateş ehlidir” hükmü işte böyle gerçekleşmiş oldu. 6/130-131,
Şinasi Güneş
İşte böylece, Rabbinin takdir ettiği hüküm, gerçekleri örtenlerin üzerine gerçekleşti [1]. Gerçekten onlar, ateşin arkadaşlarıdır.
40:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın hükümranlık tahtını taşıyanlar ve O’nun çevresinde bulunanlar her daim Rabblerini överek yüceltirler. O’na iman edip güvenirler ve müminlerin de bağışlanmaları için şöyle derler:
Şinasi Güneş
Arşı [Allah'ın egemenlik alanını , evreni] taşıyanlar [1] ve etrafındakiler [müminler], Rablerinin her işini kusursuz yapmasıyla görevlerini yerine getirirler [2]. O'na inanıp güvenirler [3] ve inanıp güvenenler için bağışlanma dilerler [4]: "Rabbimiz, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Hatasından kesin dönüş yapıp sana itaate yönelenleri ve yoluna uyanları kat kat ateşin azabından koru."
40:8. Ayet
Mustafa Çavdar
– Rabbimiz, onları ve onların atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanları kendilerine vaatte bulunduğun Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen, üstün kudret sahibisin ve doğru karar verensin!
Şinasi Güneş
"Rabbimiz, onları ve soylarından, eşlerinden, atalarından kim ıslah olduysa [kendini düzelttiyse], onlara vaat ettiğin Adn bahçelerine girdir [13:23]. Şüphesiz sen, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olansın.''
40:9. Ayet
Mustafa Çavdar
– Onları kötülüklerden koru, zira sen kimi kötülüklerden korumuşsan, ona merhamet etmişsindir. Bu ise en büyük kurtuluştur. 7/156, 9/20...22
Şinasi Güneş
"Onları kötülüklere karşı koru. O gün, kimi kötülüklere karşı korursan, şüphesiz ona rahmet etmişsindir. Hak edilen muazzam kazanç işte budur."
40:10. Ayet
Mustafa Çavdar
– O gün gerçekleri örtbas eden kâfirlere şöyle seslenilir; Allah’ın size olan kızgınlığı, bugün sizin kendinize duyduğunuz kızgınlıktan çok daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz ama siz inanmıyordunuz. 7/59...70
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere seslenilir: "Allah'ın nefreti sizin kendinize nefretinizden daha büyüktür. İnanıp güvenmeye çağrıldığınızda gerçekleri örttünüz."
40:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar; “Ey Rabbimiz, sen bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ediyoruz. Artık bizim için bir çıkış yolu yok mudur?”
Şinasi Güneş
Dediler ki: "Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin [2:28, 67:2]. Suçlarımızı itiraf ettik. Çıkışa bir yol var mı [bizim için bir çıkış yolu var mı]?"
40:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onlara şöyle karşılık verilir; “Bu hale düşmenizin sebebi şudur; dünyada iken tek bir Allah’a çağrıldığınızda bunu reddettiniz, O’na ortak koşulduğunda ise hemen bunu kabullendiniz. Artık hüküm yüceler yücesi ve büyükler büyüğü Allah’ındır.” 38/1...10,
Şinasi Güneş
Bu, Allah'ın birliğine davet edildiğinde gerçekleri örtmenizdendir. O'na ortak koşulunca inanıyordunuz [1]. Artık hüküm, büyük bir yüceliğe sahip olan Allah'a aittir.
40:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira O’dur size gökten rızık indirerek delillerini gösteren. Ama Allah’a yönelenden başkası bunu kavrayamaz. 13/1...5, 27/59...64
Şinasi Güneş
O, size ayetlerini gösterir [1] ve size gökten rızık indirir. Daima Allah'a yönelenin / bağlı kalanın dışındakiler bu bilgileri kullanmazlar.
40:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyleyse siz, kâfirler hoşlanmasalar bile dini yaşamınızı Allah’a has kılarak Allah’a dua ile yalvarıp yakarın!
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler hoşlanmasa da, dini O'na halis kılanlar olarak Allah'a davet edin [1].
40:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü O, erişilmez yüceliklerin ve mutlak hükümranlık makamının sahibi ve insanları buluşma günü ile uyarmak için kendi emriyle kullarından dileyene bu vahyi ulaştırandır. 16/2, 67/6...12
Şinasi Güneş
Dereceleri yükseltendir, arşın sahibidir [1]. Karşılaşma gününü uyarması için işinden olan ruhu [2], kullarından gerekli gördüğü kimseye bırakır.
40:16. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün onlar ortaya çıkacak ve hiçbir şeyleri Allah’a gizli kalmayacak. Peki, böyle bir günde mutlak hükümranlık kimindir? Elbette bir olan ve karşı konulamaz bir güce sahip olan Allah’ındır! 18/49, 54/52-53,
Şinasi Güneş
Bir gün ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. O gün mülk kimindir [1]? Tek ezici güce sahip olan Allah'ındır.
40:17. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün herkes yaptığının karşılığını görecek, evet o gün hiç kimseye zulüm haksızlık edilmeyecek. Çünkü Allah, çok hızlı hesap görendir.
Şinasi Güneş
O gün herkes kazandıklarıyla karşılık görür. O gün yanlış yoktur [36:54]. Şüphesiz Allah, hesabı seri olandır [1].
40:18. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanları, korkudan yüreklerin gırtlağa dayanacağı ve yutkunup duracakları iyice yaklaşan o dehşetli gün ile uyar! O gün yanlışta ısrar eden zalimlerin ne samimi bir dostu ne de sözü geçen bir şefaatçisi olacak. 6/94, 14/44-45
Şinasi Güneş
Yaklaşan gün hakkında onları uyar. Kalpler gırtlaklara dayandığında yutkunurlar. Yanlış yapanlar için sıcak bir dost ve kendisine itaat edilir bir şefaatçi yoktur.
40:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira Allah, bakışlardaki ihaneti ve sinelerin sakladığı tüm sırları bilir.
Şinasi Güneş
Gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.
40:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, hak ve adalet ile hükmeder. Ama onların Allah ile aralarına koyup dua ile yalvardıkları ise hiçbir şey hakkında hüküm veremezler. Hiç şüphe yok ki her şeyi işiten ve her şeyi gören Allah’tır.
Şinasi Güneş
Allah hakikati gerçekleştirir. O'nun yanı sıra çağrıda bulundukları hiçbir şey gerçekleştiremez. Şüphesiz Allah, işitip hakkıyla görendir.
40:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar yeryüzünde gezip dolaşarak kendilerinden önceki toplumların sonlarının nasıl olduğuna bakıp ibret almıyorlar mı? Oysa onlar, kendilerinden çok daha güçlü idiler ve memleketlerinde daha çok eser bırakmışlardı. Ama Allah onları işledikleri günahları yüzünden kıskıvrak yakalayıp cezalandırdı ve kendilerini Allah’ın azabına karşı koruyacak kimse de olmadı.
Şinasi Güneş
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nasıl oldu gözlemlesinler [1]. Onlar, yeryüzünde kuvvetçe ve eserce onlardan daha şiddetliydi. Allah, suçlarıyla onları tutuverdi. Onları, Allah'tan bir koruyan da olmadı.
40:22. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böyle. Zira elçileri onlara apaçık belgeler getirmesine rağmen, inanmayarak kâfir oldular. Allah da onları kıskıvrak yakalayıp cezalandırdı. Çünkü Allah güçlüdür ve çok şiddetli cezalandırandır. 10/13, 35/37 23-24. Biz Musa’yı apaçık deliller olan ayetlerimizle Firavun’a, Karun’a ve Haman’a göndermiştik. O yalancı bir sihirbazdır dediler. 7/104...110
Şinasi Güneş
Bu, elçileri apaçık kanıtlarla geldiği halde, onların gerçekleri örtmelerindendi. Bunun üzerine Allah, onları tutuverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, suçun karşılığında sonuçlandırması şiddetli olandır.
40:23. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik [1].
40:24. Ayet
Şinasi Güneş
''Firavun, Haman ve Karun'a. ''Yalan yanlış şeylerle insanları etkileyen büyük bir yalancı.'' dediler.
40:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa onlara katımızdan vahyedilmiş ayetleri iletince Firavun ve adamları şöyle dediler: – Musa ile birlikte olup ona iman etmiş olanların erkek çocuklarını katledip kızlarını sağ bırakın. Ne var ki bu kâfirlerin tuzakları boşa çıkmaya mahkûmdu.
Şinasi Güneş
Onlara katımızdan gerçekle geldiğinde: ''Onunla birlikte inanıp güvenenlerin oğullarını etkisizleştirin ve kadınlarını hayasızlaştırın.'' dediler [1]. Gerçekleri örtenlerin planı hedefine ulaşmaz.
40:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Firavun: – Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim. O, Rabbine yalvaradursun. Ben, onun, sizin dininizi değiştirmesinden aynı zamanda ülkede düzeni bozarak kargaşa/fesat çıkarmasından endişe ediyorum, dedi. 20/47...58
Şinasi Güneş
Firavun: ''Bırakın Musa'yı etkisiz hale getireyim ve Rabbini çağırsın. Şüphesiz ben, dininizi değiştirmesinden veya bu yerde bozgunculuğu galip getirmesinden korkuyorum.'' dedi.
40:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa da: – Ben, büyüklük taslayarak hesap gününe inanmayan, her zorbadan, sizin de benim de Rabbim/sahibim olan Allah’a sığınırım. Dedi.
Şinasi Güneş
Musa: ''Şüphesiz ben, hesap gününe inanıp güvenmeyen her büyüklenenden, benim ve sizin Rabbinize sığındım.'' dedi [44:20].
40:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Firavun hanedanından olan ve o güne kadar inancını gizleyen bir
Şinasi Güneş
Firavun ailesinden, imanını gizleyen inanıp güvenmiş bir adam: ''Siz, -Rabbim Allah'tır- demesinden dolayı mı bir adamı etkisiz hale getiriyorsunuz [1]? Şüphesiz Rabbinizden apaçık kanıtlarla geldi. Eğer yalancıysa, yalancılığı kendi aleyhinedir. Eğer doğruysa, vaat ettiğinin bazısı size isabet eder. Şüphesiz Allah, ölçüyü kaçıran yalancılara yol göstermez.'' dedi.
40:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, bugün ülkede iktidar sizin elinizde ve güçlü olan sizsiniz şayet azap bir gün başımıza gelirse Allah’ın azabına karşı bize kim yardım edecek? Firavun: – Ben size sadece kendi görüşümü söylüyorum ve ben sizi doğru yoldan başka bir yola da sevk etmem, dedi. 28/38...41 30-31. İman eden kimse şöyle dedi: Ey halkım! Ben, daha önce gelip-geçen, Nuh, Âd, Semûd kavimlerinin ve ondan sonraki nice halkların başına gelen bir azabın bir gün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmedip haksızlık etmeyi asla istemez. 10/44-45
Şinasi Güneş
''Ey halkım, bugün mülk sizde, yeryüzünde galipsiniz [10:83]. Eğer bize gelirse, Allah'ın vereceği sıkıntıdan bize kim yardım edebilir?'' Firavun: ''Benim gördüğümün dışında size bir şey göstermiyorum. Ve size olgunluğun yolu dışında bir yol da göstermiyorum.'' dedi [11:97].
40:30. Ayet
Şinasi Güneş
''İnanıp güvenen: ''Ey halkım, şüphesiz beni, aleyhinize olan, ahzabın [1] gününün benzeri korkutuyor.''
40:31. Ayet
Şinasi Güneş
''Nuh halkının ve Ad'ın ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin [uğradığı akıbetin] durumu gibi. Allah, kulları için yanlışlık istemez.''
40:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, ben herkesin feryat edeceği bir gün sizin de başınıza geleceklerden endişe ediyorum.
Şinasi Güneş
''Ey halkım, şüphesiz beni, aleyhinize olan çağrışma günü korkutuyor.''
40:33. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün arkanızı dönüp kaçmaya çalışacaksınız. Fakat sizi Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramayacak, zira Allah’ın sapkınlığını onayladığı kişiye doğru yolu gösterecek kimse olmayacaktır.
Şinasi Güneş
''Arkanızı dönüp uzaklaşacağınız gün. Size, Allah'tan koruyacak kimse de yoktur. Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa, ona bir yol gösterici de yoktur.''
40:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan önce Yusuf da size apaçık belgelerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiği deliller konusunda sürekli şüphe içinde oldunuz. Sonunda o öldüğü zaman: Allah ondan sonra artık asla bir elçi göndermeyecektir demiştiniz. Allah, taşkınlık eden ve hep şüphe içinde olanları işte böyle sapkınlıkları içinde bırakır.
Şinasi Güneş
''Şüphesiz önceden de Yusuf apaçık kanıtlarla gelmişti. Fakat onun size getirdiği şey hakkında yeterli bilgiye sahip olamamaktan ikilemde kalmaya devam ettiniz. Helak olduğunda da [1], onun ardından Allah asla bir elçi görevlendirmez dediniz. Allah, ölçüyü kaçıran şüpheci kimseleri işte böyle şaşkınlıkta bırakır.''
40:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu kimseler, ellerinde hiçbir delil bulunmadığı halde Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri tartışıp konuşur dururlar. Bu, hem Allah nezdinde hem de inananlar nezdinde büyük bir öfkeye sebep olur. Onlar Allah’ın ayetlerine kalplerini mühürleyerek büyüklenmişlerdir.
Şinasi Güneş
''Kendilerine verilen bir yetki olmadan Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşuyorlar. Bu da, Allah katında ve inanıp güvenlerin katında nefret uyandırmayı büyütüyor. Allah, büyüklenen zorba her kalbi işte böyle damgalar.''
40:36. Ayet
Mustafa Çavdar
O esnada Firavun da dedi ki: Ey Hâman, benim için yüksek bir kule yap ki bazı yollar bulayım.
Şinasi Güneş
Firavun: ''Ey Haman, sebeplere ulaşayım diye, benim için bir köşk bina et.'' dedi.
40:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklere ulaşmanın yollarını. Gerçi ben onun kesinlikle bir yalancı olduğunu biliyorum ama belli mi olur belki de Musa’nın İlah’ına erişirim. İşte böylece yaptığı kötü işler Firavun’a cazip görünmüş ve onu doğru yoldan alıkoymuştu. Neticede Firavun’un kurmuş olduğu tuzak boşa çıkmış oldu.
Şinasi Güneş
''Göklerin sebeplerine. Musa'nın ilahını araştırayım. Ben onun, kesinlikle bir yalancı olduğuna kanaat getiriyorum [28:38].'' Amelinin kötülüğü Firavun'a işte böyle çekici gösterildi ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un planı, kayıp / ziyan içinde [1] olmasının dışında bir şeye yaramadı.
40:38. Ayet
Mustafa Çavdar
İnanan o kişi şöyle dedi: Ey halkım, bana uyun ki, ben de size doğru yolu göstereyim. 4/174-175,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen: ''Bana uyun, size olgunluk yolunu göstereyim.'' dedi.
40:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, unutmayın bu dünya hayatı kısa vadeli bir geçimden ibarettir. Ahiret ise, yerleşip kalınacak olan asıl yurt orasıdır. 17/18-19
Şinasi Güneş
''Ey halkım, şüphesiz bu dünya hayatı bir yararlanmadır. Şüphesiz ahiret, odur konaklama yurdu.''
40:40. Ayet
Mustafa Çavdar
– Kim kötülük yaparsa cezası sadece yaptığı kötülük kadardır. Ama ister erkek olsun, ister kadın olsun kim de mümin olarak iyi ve güzel işler yaparsa, işte bunlar da cennete girecekler orada haddi hesabı olmayan nimetlere kavuşacaklar.
Şinasi Güneş
''Kim bir kötülük yaparsa, benzeri dışında karşılık verilmez. Ve erkek veya kadından kim düzeltici olursa [1] ki o inanıp güvenmiştir, onlar cennete girerler, orada hesapsız rızıklandırılırlar [10:9, 20:75-112].''
40:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey halkım, nasıl oluyor da ben sizi kurtuluşa çağırırken, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.
Şinasi Güneş
''Ey halkım, bana ne ki, sizi kurtuluşa davet ediyorum. Ve siz beni ateşe davet ediyorsunuz [11:98, 28:41].''
40:42. Ayet
Mustafa Çavdar
– Siz beni, hakkında hiçbir bilgim olmadığı halde Allah’a karşı nankörlüğü ve Allah’a ortak ederek şirk koşmaya davet ediyorsunuz. Oysa ben sizi sonsuz kudret sahibi ve mağfireti sınırsız olan Allah’a davet ediyorum.
Şinasi Güneş
''Allah hakkında gerçekleri örtmeye [1] ve hakkında bilgim olmayan şeyi O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz [31:15]. Ve ben sizi, üstün çok bağışlayana davet ediyorum.''
40:43. Ayet
Mustafa Çavdar
– Gerçek şu ki siz beni, dünyada da ahirette de duaya cevap veremeyecek olana çağırıyorsunuz. Hâlbuki bizim dönüp dolaşıp varacağımız yer Allah’ın huzurudur. Taşkınlık edenler ise kesinlikle ateş halkıdır. 46/4...6
Şinasi Güneş
Gerçekten, beni kendisine davet ettiğiniz şey, dünyada ve ahirette bir karşılığı olmayan davettir. Kavuşmamız Allah'adır. Ve ölçüyü kaçıranlar ateşin arkadaşlarıdır.
40:44. Ayet
Mustafa Çavdar
– Yakında size söylediğim bu sözlerin ne kadar gerçek olduğunu anlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını daima görüp gözetir.
Şinasi Güneş
Size dediğimi ileride hatırlayacaksınız. İşimi Allah'a bırakıyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.
40:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, onu, onların kurdukları tuzakların şerrinden korudu. Firavun ve ailesini de kötü bir azap kuşatıverdi. 43/46...52,
Şinasi Güneş
Onların uyguladıkları planların kötülüklerinden Allah onu korudu. Ve Firavun ailesini azabın kötüsü kuşattı.
40:46. Ayet
Mustafa Çavdar
O azap onların sabah akşam sürekli maruz kaldığı ızdıraptır. O saatin gerçekleştiği gün ise Firavun ailesini azabın en şiddetlisine atın! Denilecek. 10/88…91,
Şinasi Güneş
Ateş [1]. Devamlı [2] ona sunulurlar [3]. Saatin kalkacağı gün [kıyamet günü9, Firavun ailesini daha şiddetli bir azaba sokun.
40:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ateşte birbirleriyle tartışacaklar. Zayıf halk kitleleri kibirli ve
Şinasi Güneş
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar büyüklenenler için: ''Şüphesiz biz size uymuştuk. Ateşten bir kısmını bizden giderebilir misiniz?'' derler.
40:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Kibirli ve azgın liderler de: – Çaresiz hepimiz ateşin içindeyiz. Allah, kulları arasında hükmünü çoktan vermiştir. 34/31...33
Şinasi Güneş
Büyüklenenler: ''Şüphesiz biz, hepimiz onun içerisindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü verdi.'' dediler.
40:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Ateşte yananlar, cehennem görevlilerine: – Ne olur Rabbinize dua edip yalvarın da çektiğimiz şu azabı kısa bir süreliğine de olsa hafifletsin, diye yalvarırlar. 67/6...12
Şinasi Güneş
Ateşin içinde olanlar, cehennemin bekçilerine: ''Rabbinize çağrı yapın, azaptan bir gün bizden hafifletsin.'' dediler.
40:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Görevliler de: – Elçileriniz size, hakikatin apaçık belgeleri ile gelmedi mi? derler. – Onlar; – Evet, geldi. Derler. Bekçiler de: – O halde kendiniz yalvarıp yakarın. Fakat bugün gerçekleri örtbas eden kâfirlerin dua ile yalvarıp yakarması boşunadır.
Şinasi Güneş
''Elçileriniz apaçık kanıtlarla size gelmiş değil miydi?'' dediler. ''Elbette.'' dediler [1]. ''Siz çağırın. Gerçekleri örtenlerin çağrısı hedefine ulaşmaz.'' dediler.
40:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç şüpheniz olmasın ki biz, elçilerimize ve onlara inananlara hem bu dünya da hem de şahitlerin tanıklık edeceği günde mutlaka yardım edeceğiz. 21/101...103,
Şinasi Güneş
Şüphesiz biz, elçilerimize ve inanıp güvenenlere dünya hayatında da, şahitlerin kıyam ettiği günde [1] de, kesinlikle yardım ederiz [2].
40:52. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün bizim elçilerimize ve ayetlerimize inanmayan zalimlere mazeret beyanları hiçbir işe yaramayacak. Onların hakkı lanetlenip dışlanmak ve en kötü bir yerde azaba mahkûm olmaktır. 45/34-35
Şinasi Güneş
O gün, yanlış yapanların mazeretleri menfaat sağlamaz. Dışlanma onlaradır. Ve onlara, yurdun kötüsü vardır [13:25].
40:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz Musa’ya doğru yol kılavuzu olan bir kitap vermiş, İsrailoğullarını da o kitaba mirasçı kılmıştık.
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'ya yol göstericiyi verdik. Ve kitabı İsailoğulları'na miras bıraktık [1].
40:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Sağduyu sahipleri için bir doğru yol kılavuzu ve öğüt kaynağı olan kitabı.
Şinasi Güneş
Sağlam duruşlu akıl sahipleri için, bir yol gösterici ve bir zikir [yeri geldiğinde kullanmamız için aklımızdan çıkarmamamız gereken bilgi, öğreti] olan.
40:55. Ayet
Mustafa Çavdar
O halde sen de sabret. Unutma ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahın için Allah’tan bağışlanma dile, sabah akşam Rabbini överek onun yüceliğini dillendir.
Şinasi Güneş
Dirençli ol [1]. Allah'ın vaadi gerçektir. Suçun için bağışlanma dile [2]. Rabbinin her işini kusursuz yapmasıyla, sen de akşam ve sabah [devamlı olarak] onun verdiği görevleri yap.
40:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine ulaşan hiçbir bilgi ve belge olmadığı halde Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanlar var ya işte onların içlerinde hiçbir zaman ulaşıp tatmin olamayacakları bir kibir ve üstünlük tutkusu var 418
Şinasi Güneş
Kendilerine verilmiş bir yetki olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların göğüslerinde, ulaşamadıkları bir kibrin [büyüklenmenin] dışında bir şey yoktur. Allah'a sığın. Şüphesiz O, işitip hakkıyla görendir.
40:57. Ayet
Mustafa Çavdar
And olsun ki gökleri ve yeri yaratmak, insanı yeniden yaratmaktan daha büyük daha zor bir iştir. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar. 79/27-28
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün oluşturulması, insanların oluşturulmasından kesinlikle daha büyüktür [36:81, 79:27]. Fakat insanların çoğu bu bilinçte değildirler.
40:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Kör ile gören bir olmadığı gibi, iman edip, iyi ve güzel işler yapanlarla kötü işler yapanlar da bir değildir. Siz ne kadar da az düşünüyorsunuz.
Şinasi Güneş
Hakikati gören ile kör [1], inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar ile kötülük yapanlar eşit değildir [45:21]. Bu bilgileri ne kadar da az kullanıyorsunuz.
40:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu dünyanın sonu o saat mutlaka gelip çatacaktır bunda hiçbir şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu bu gerçeğe inanmıyor.
Şinasi Güneş
Şüphesiz saat gelicidir. Onda bir tereddüt yoktur. Fakat insanların çoğu inanıp güvenmiyorlar.
40:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbiniz şöyle dedi: – Bana dua edin ki, sizin duanıza cevap vereyim. Bana ibadet/kulluk etmeyi gururlarına yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehennemi boylayacaklar.
Şinasi Güneş
Rabbiniz dedi ki: ''Bana dua edin size cevap vereyim [2:186, 11:61]. Şüphesiz bana kulluktan büyüklenenler, horlanmışlar olarak cehenneme gireceklerdir [4:172].
40:61. Ayet
Mustafa Çavdar
O, Allah ki uyuyup dinlenesiniz diye geceyi, işlerinizi göresiniz diye de gündüzü yaratandır. Hiç şüphe yok ki Allah, insanlara karşı sınırsız bir lütuf/ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu bu nimetlerin hakkını verip şükretmemektedirler.
Şinasi Güneş
Allah size geceyi, içerisinde sukünet bulmanız [dinlenmeniz] için ve gündüzü de aydınlık kıldı. Şüphesiz Allah, insanlar üzerine armağan sahibidir. Fakat insanların çoğu karşılığını vermiyorlar.
40:62. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte her şeyin yaratıcısı, kendisinden başka ilah olmayan O Allah’tır sizin Rabbiniz. O halde nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?
Şinasi Güneş
Rabbiniz Allah işte budur, her şeyi oluşturandır [39:62]. O'nun dışında bir ilah yoktur [6:102]. Nasıl da tersyüz ediliyorsunuz.
40:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Vaktiyle Allah’ın ayetlerine bile bile inanmak istemeyenler de işte böyle aldanmışlardı.
Şinasi Güneş
Allah'ın ayetlerini reddetmekte olanlar, işte böyle tersyüz ediliyorlar.
40:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Yeryüzünü yaşamanız için elverişli kılan, gökyüzünü üstünüze bir kubbe gibi tavan yapan, size şekil veren hem de en güzel şekli veren ve yine size temiz ve güzel rızıklar bahşeden Allah’tır. İşte bu Allah’tır sizin Rabbiniz/sahibiniz! Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir, ne büyük bir bereket kaynağıdır!
Şinasi Güneş
Allah size yeryüzünü konaklama yeri ve göğü de bina kıldı. Ve size en iyi şekli vererek şekil verdi [1]. Temizlerinden sizi rızıklandırdı. Rabbiniz Allah işte budur. Alemlerin Rabbi Allah, bereketin kaynağıdır.
40:65. Ayet
Mustafa Çavdar
O, her daim diridir. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse (şirkten) arınmış bir şekilde dini O’na has kılarak Allah’a dua ile yalvarın. Bütün övgüler âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. 2/255, 59/22...24
Şinasi Güneş
O diridir. O'nun dışında bir ilah yoktur. Dini O'na halis kılanlar olarak O'na davet edin [1]. Her işini kusursuz yapmak alemlerin Rabbi Allah'a aittir.
40:66. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Bana Rabbimden hakikatin apaçık belgeleri geldiği günden beri, ben sizin Allah’tan başka kulluk ettiklerinize kulluk etmekten kesinlikle
Şinasi Güneş
De ki: ''Şüphesiz ben, Rabbimden bana apaçık kanıtlar geldiğinde, Allah'ın yanı sıra davet ettiklerinize kulluk etmekten engellendim [6:56]. Ve alemlerin Rabbi için İslamlaştırmamı [1] emrolundum.
40:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizi, önce topraktan, sonra spermden, sonra embriyodan yaratan, sonra da sizi güçlenmeniz, daha sonra da yaşlanmanız için çocuk olarak çıkaran O’dur. İçinizden daha önce vefat edenler de vardır. Bu, aklınızı kullanasınız diye adı konmuş bir süreye erişmeniz içindir. 22/5-6,
Şinasi Güneş
O sizi topraktan oluşturandır. Sonra nutfeden [1], sonra alakadan [2]. Sonra sizi daha şiddetli çağınıza ulaşıp sonra ihtiyarlar olmanız, -ki sizden kimisi önceden vefat ettirilir- adı belirlenmiş ecele ulaşmanız [3] ve aklınızı kullanmanız için bir çocuk olarak çıkarır [4].
40:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira yaşatan da Allah’tır öldüren de O. Çünkü O, bir işe hükmedince ona sadece “Ol” der ve hemen olmaya başlar.
Şinasi Güneş
O, öldüren ve diriltendir. Bir işin gerçekleştirilmesine hükmettiğinde, ona ancak ''Ol'' der ve olmaya başlar.
40:69. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri konuşup tartışan kimselerin halini görmez misin? Nasıl da haktan/Kuran’dan uzaklaşıyorlar!
Şinasi Güneş
Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanlara dikkat ettin mi [1]? Nasıl da çevriliyorlar?
40:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu kitaba/Kuran’a ve daha önceki elçilerimizle gönderdiğimiz vahiyler karşısında yalana sarılanlar yakında gerçeği öğrenecekler. 29/66, 67/29 71-72. İşte o zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirler takılı olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler ve ateşte yanacaklar. 14/49 73-74. Sonra kendilerine denilecek ki: – Allah ile aranıza koyup dua ile ortak ederek şirk koştuklarınız şimdi neredeler? Onlar da: – Bizi yüzüstü bırakıp gittiler, demek ki bizim dünyadayken yalvarıp yakardığımız bu kimseler bir hiçmiş. Allah, gerçekleri örtbas eden kâfirleri işte böyle şaşkın ve çaresiz bırakır, derler. 28/62...66
Şinasi Güneş
Kitabı ve onunla gönderilen elçilerimizi yalancı sayanlar ileride bilecekler;
40:71. Ayet
Şinasi Güneş
Boyunlarında demir halkalar ve zincirlerle sürüklenirlerken,
40:72. Ayet
Şinasi Güneş
Sıcak suyun içinde. Sonra ateşte doldurulurlar [1].
40:73. Ayet
Şinasi Güneş
40:73-74: Sonra onlara: ''Allah'ın yanı sıra ortak koşmakta olduklarınız nerede?'' denir. ''Bizden uzaklaştılar. Bilakis, önceden bir şeye çağrıda bulunuyor da değilmişiz.'' Allah, gerçekleri örtenleri işte böyle şaşkınlıkta bırakır.
40:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar da şöyle karşılık verecekler: – Tüm övgüler, bize verdiği vaadi yerine getiren ve dilediğimiz yere yerleşebileceğimiz bu cenneti bize bahşeden Allah’a aittir! Ne güzeldir çalışıp çabalayanların ödülü! 21/101.103, 77/41...44
Şinasi Güneş
40:73-74: Sonra onlara: ''Allah'ın yanı sıra ortak koşmakta olduklarınız nerede?'' denir. ''Bizden uzaklaştılar. Bilakis, önceden bir şeye çağrıda bulunuyor da değilmişiz.'' Allah, gerçekleri örtenleri işte böyle şaşkınlıkta bırakır.
40:75. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu, sizin dünyadayken hak hukuk tanımadan kibirlenip şımararak azgınlık yapmış olmanızdandır.
Şinasi Güneş
Bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmekte olmanızdandır.
40:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Haydi girin içinde kalmak üzere cehennemin kapılarından. Küstahça böbürlenenler için ne berbat bir yerdir orası!
Şinasi Güneş
Orada kalıcılar olarak cehennemin kapılarından [15:44, 39:72] girin. Büyüklenenlerin kaldığı yer ne sıkıntılıdır [16:29, 39:72].
40:77. Ayet
Mustafa Çavdar
O halde sen sabret, zira Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Biz onlara vaat ettiğimiz azabın başlarına geldiğini sana göstersek veya göstermeden önce seni vefat ettirsek ne fark eder. Nasıl olsa onlar bizim huzurumuza getirilip mutlaka hesap verecekler.
Şinasi Güneş
Dirençli ol [1]! Allah'ın vaadi gerçektir. Onlara vaat ettiğimizin bazısını sana göstersek veya seni vefat ettirsek de, onlar bize döndürülürler [2].
40:78. Ayet
Mustafa Çavdar
And olsun ki biz senden önce de birçok elçiler gönderdik. Onlardan bazılarının kıssalarını sana anlattık bazılarını ise anlatmadık. Şu bir gerçek ki hiçbir elçi Allah’ın izni/yasası dışında herhangi bir ayet getiremez. Allah’ın cezalandırma emri geldiğinde hak yerini bulmuş olur ve o
Şinasi Güneş
Şüphesiz senden önce de onlardan elçiler gönderdik. Onlardan kimisini sana anlattık, kimisini sana anlatmadık [4:164]. Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında, elçi için bir ayet getirmesi olur şey değildir [13:38, 14:11]. Allah'ın emri geldiğinde, hakikatle hüküm gerçekleştirildi ve batıldan yana olanlar orada kaybetti.
40:79. Ayet
Şinasi Güneş
Allah, size ondan binmeniz için ve ondan nasiplenesiniz diye, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanları kıldı.
40:80. Ayet
Şinasi Güneş
Onlarda size menfaatler vardır. Ve onlar, göğüslerinizdeki ihtiyacınıza ulaşmanız içindir. Yüklerinizi, onların ve gemilerin üzerinde taşıyorsunuz.
40:81. Ayet
Şinasi Güneş
Size ayetleri gösteriyor [1]. Allah'ın ayetlerinin hangisini inkar ediyorsunuz [tanımıyorsunuz]?
40:82. Ayet
Şinasi Güneş
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nasıl oldu gözlemlesinler? Onlardan daha çoktular. Yeryüzünde eser ve kuvvet olarak daha şiddetliydiler. Kazanmakta oldukları şeyler onlardan bir şey gidermedi [1].
40:83. Ayet
Şinasi Güneş
Elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldiğinde, kendilerindeki bilgiden dolayı şımardılar [1] ve alay etmekte oldukları şeyler onları kuşattı [39:48, 45:33].
40:84. Ayet
Şinasi Güneş
Verdiğimiz sıkıntıyı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inanıp güvendik. Onunla ortak koşanlar olduğumuz şeylere kafirlik ettik." dediler.
40:85. Ayet
Şinasi Güneş
Verdiğimiz sıkıntıyı gördüklerinde, imanları menfaat sağlamadı [1]. Allah'ın kulları hakkındaki gelip geçen uygulaması [2]. Gerçekleri örtenler orada kaybettiler.
← 39. Zümer 41. Fussilet →