⚖️ Şûrâ Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
42:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâ, Mîm.
Şinasi Güneş
42:1-2: Ardı ardına, birbirinin izini süren uyarılar, uyarıcılar, elçiler gönderen, ileten kimdir?
42:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Ayn, Sin, Kaf.
Şinasi Güneş
42:1-2: Ardı ardına, birbirinin izini süren uyarılar, uyarıcılar, elçiler gönderen, ileten kimdir?
42:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Her işinde mükemmel ve her hükmü doğru olan Allah senden öncekilere vahyettiği gerçekleri sana da aynen vahyediyor. 6/19, 42/13-52
Şinasi Güneş
İşte böyle sana ve senden öncekilere vahyeden, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olan Allah.
42:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi O’nundur. O, yücedir
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzündekiler O'nundur. Ve O, muazzam bir yüceliğe sahiptir.
42:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Gökler neredeyse üzerlerinden çatlayıp yarılacak. Melekler de, bir taraftan Rabblerini överek yüceltmekte bir taraftan da yeryüzündekiler için bağışlanma dilemektedirler. Bilesiniz ki Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 17/44, 40/7-8
Şinasi Güneş
Gökler, üzerlerinden neredeyse çatlayacak [19:90]. Ve melekler [haberci ayetler], Her işini kusursuz yapmasıyla Rablerini bütün noksanlıklardan tenzih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki O, merhamet edip bağışlayan Allah'ın ta kendisidir.
42:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah ile aralarına birilerini evliya koyanlar, Allah onları gözetim altında tutmaktadır. Zira sen onlara vekil değilsin.
Şinasi Güneş
O'nun yanı sıra yakınlar, yol göstericiler, müttefikler edinenleri de koruyan Allah'tır. Sen onlara dayanak değilsin.
42:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz, Mekke ve civarındaki şehir halklarını hem uyarman hem de hakkında hiç şüphe olmayan o toplanma günü ile ikaz etmen için sana işte böyle Arapça bir Kuran vahyettik. O gün insanların bir kısmı cennettedir, bir kısmı da çılgın alevler içinde! 6/19-92,
Şinasi Güneş
Kentlerin anasını ve çevresindekileri uyarman için ve içerisinde hiç bir belirsizlik olmayan toplanma gününü uyarasın diye; açık, anlaşılır bir hitap kümesi olarak [1] sana da işte böyle vahyettik. Kimisi cennettedir ve kimisi de tutuşturanın içerisindedir.
42:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer Allah isteseydi onları tevhit inancını benimsemiş tek bir ümmet yapardı. Ancak o tercihi insana bırakmış, dileyeni rahmetine dâhil eder. Ama yanlışta ısrar eden zalimlerin ise ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı.
Şinasi Güneş
Allah gerekli görseydi, onları tek önderli [iradesiz] bir toplum kılardı. Fakat, gerekli gördüğünü rahmetine dahil eder. Yanlış yapanlar var ya, onlara, yakından, yol göstericiden, müttefikten ve yardımcıdan kimse yoktur.
42:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar Allah ile aralarına bir takım evliya/otoriteler mi koyuyorlar? Hâlbuki gerçek veli Allah’tır. Zira ölüleri dirilten Allah’dır, her şeye gücü yeten de O’dur.
Şinasi Güneş
Yoksa O'nun yanı sıra yakınlar, yol göstericiler, müttefikler mi edindiler? O'dur yakın, yol gösterici, müttefik olan Allah. Ölüleri O diriltir. O, her şeye ölçü koyandır.
42:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Din hususunda tartışıp ihtilaf ettiğiniz her konuda hükmü Allah verecektir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Ben sadece O’na güvenirim ve sadece O’na yönelirim.
Şinasi Güneş
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir [1]. Rabbim işte bu Allah'tır. O'na güvenip dayandım ve daima O'na yönelirim / bağlı kalırım.
42:11. Ayet
Mustafa Çavdar
O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Nasıl ki hayvanları çiftler halinde yaratmışsa, üreyip çoğalasınız diye size de kendi türünüzden eşler bahşetmiştir. Hiçbir şey onun benzeri ve dengi olamaz. Zira O’dur her şeyi işiten ve her şeyi gören.
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün fıtratını belirleyendir [1]. Size kendinizden çiftler [30:21] ve etinden ve sütünden yararlandığınız hayvanlardan çiftler kıldı. Orada sizi üretiyor [2]. Onun misli, benzeri gibi bir şey yoktur [3]. O, işitip hakkıyla görendir.
42:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. O, hak edene rızkı yayar ve bir ölçüye göre verir. Çünkü O, her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün kilitleri O'nundur. Rızkı, gereğini yapan kimse için bollaştırır veya ölçülü verir. Şüphesiz O, her şeyi bilendir.
42:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın tevhit dini (İslam’ı) ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın diye Allah, Nuh’a emrettiği inancı sana da din/şeriat kıldı, Aynı şekilde İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz dini sana da vahyettik. Müşriklere ağır gelen senin davet ettiğin işte bu tevhit inancıdır. Oysa
Şinasi Güneş
Onunla [Kur'an'la], Nuh'a vasiyet ettiğini [yükümlü kıldığını] dinden size şeriat [1] yaptı. Ve sana onunla, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi [yükümlü kıldığımızı] vahyettik: ''Dini ikame etmeniz ve onda ayrılığa düşmemeniz [2].'' Kendisine davet ettiğin şey ortak koşanlara büyük geldi [3] Allah, kimi gerekli görürse kendisine seçer ve daima kendisine yönelene / bağlı kalana yol gösterir [13:27][4].
42:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Vaktiyle onlar kendilerine hakikatin bilgisi geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilaf edip gruplara ayrıldılar. Eğer cezaların belirli bir süreye kadar erteleneceğine dair Rabbin tarafından verilmiş bir hüküm olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Onların ardından gelen o kitabın mirasçıları bu Kuran hakkında da derin bir şüphe ve tereddüt içindedirler. 2/213, 98/1…5, 18/58-59,
Şinasi Güneş
Onlar ancak, kendilerine gelen ilmin ardından aralarındaki aşırı sapkınlığın dışında bir sebepten ayrılığa düşmediler. Rabbinden adı belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar önceden takdir edilmiş bir hüküm [1] olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm [azap, ceza] gerçekleştirilirdi. Şüphesiz onların ardından kitaba varis olanlar, yeterli bilgiye sahip olamamaktan ondan belirsizlik içerisindedirler [2].
42:15. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunun için sen bıkıp usanmadan bu tevhide davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Onların arzu ve heveslerine uyma! Ve şöyle söyle: – Ben Allah’ın indirdiği tüm kitaplara inandım ve aranızda adaletli olmakla emrolundum. Zira Allah bizim de Rabbimiz/sahibimiz, sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize ait, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Öyleyse aramızda kavga ve çekişmeye gerek yok. Nasıl olsa Allah, hepimizi bir araya getirecektir. Çünkü dönüş yalnızca Allah’adır. 5/48-49,
Şinasi Güneş
İşte bunun için davet et. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol [1]. Onların hevalarına uyma. Ve de ki! ''Allah'ın kitaptan indirdiğine inanıp güvendim [2]. Aranızda adaleti gerçekleştirmek için emrolundum [3]. Bizim ve sizin de Rabbiniz Allah'tır. Bizim amelimiz bize, sizin ameliniz sizedir. Aramızda delile, tartışmaya gerek yoktur [2:139]. Allah aramızı bulur, bizi bir araya getirir. Varış yeri O'nadır.
42:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın tevhit çağrısı kabul edildikten sonra Allah hakkında tartışanların ileri sürdükleri bütün deliller Rabbleri katında geçersizdir. Onlar hem Allah’ın gazabına hem de şiddetli bir azaba uğrayacaklar. 4/174, 5/15-16, 6/156-157
Şinasi Güneş
Kendilerine cevap verilmesinin ardından, Allah hakkında ileri geri konuşanların delilleri Rableri katında geçersizdir. Hoşnutsuzluk onların üzerindedir. Ve onlara şiddetli bir azap vardır [1].
42:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü Allah mizânı ve hakkı ortaya koymak için Kuran’ı indirmiş böylece adaletin değer ölçülerini göstermiştir. Hem sen nereden bileceksin bu dünyanın sonu o saat belki de çok yakındır. 2/91, 4/105, 79/42.46
Şinasi Güneş
Allah, kitabı ve teraziyi [adalet dengesini sağlayan ölçüyü] gerçek bir amaçla indirdi [55:7-8, 57:25]. Sana ne idrak ettirebilir ki, belki de o saat yakındır.
42:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu dünyanın sonu o saatin geleceğine inanmayanlar, onun çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise o saatin bir gün mutlaka gerçekleşeceğini bildikleri için onun dehşetinden korkarlar. Şunu iyi bilin ki o saat hakkında ileri geri konuşanlar tam bir sapkınlık içindedirler.
Şinasi Güneş
Ona [son saate] inanmayanlar, ona acele ediyorlar. Ona inananlar ise, ondan titrerler [21:49] ve onun gerçek olduğunu bilirler. Şüphesiz saat hakkında tartışanlar, uzak / geri dönüşü olmayan bir sapıklığın içerisindedirler.
42:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, kullarına karşı çok lütufkârdır. Zira O, hak edeni rızıklandırır. Çünkü O, çok güçlüdür ve üstün kudret sahibidir.
Şinasi Güneş
Allah, kullarına bütün ayrıntıları düzenleyendir, gereğini yapanı rızıklandırır. O, üstün bir kuvvete sahiptir.
42:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim ahiret yurdunun nimetlerine yatırım yapmak isterse onun bu yatırımına katkıda bulunuruz. Kim de sırf dünya nimetlerine yatırım
Şinasi Güneş
Kim ahiret ekinini isterse, ekininde ona artırırız. Kim dünya ekinini isterse de, ona ondan veririz [1]. Ve ona ahirette nasipten bir şey yoktur.
42:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa onların, Allah’ın din hususunda onaylamadığı bazı inanç ve uygulamaları kendilerine dini kurallar olarak benimseten bir takım otoriteleri mi varmış? Şayet daha önce cezanın belli bir süre ertelenmesiyle ilgili Rabbinin bir hükmü olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Hiç kuşku yok ki Allah’ın dışında dini kurallar koyan zalimler için can yakıcı bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Yoksa onların, Allah'ın kural koymadığını dinden şeriat [1] belirleyen ortakları mı var? Eğer ayırma kelimesi [2] olmasaydı, aralarında hüküm gerçekleştirilirdi. Şüphesiz o yanlış yapanlar var ya, onlara can yakıcı bir azap vardır [3].
42:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen yanlışta ısrar eden zalimleri işledikleri günahlardan dolayı korkudan tir tir titrediklerini görürsün, nihayet korktukları başlarına gelmiştir. Ama iman edip, iyi ve güzel işler yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. İstedikleri her şey Rabbleri katından onlara verilecektir. İşte büyük ikram budur.
Şinasi Güneş
O [ayırma, hesap] gün onlara vuku bulunca, yanlış yapanları kazandıklarından dolayı titreyenler olarak görürsün. İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar sulak bahçelerdedirler. Onlara Rableri katında gerekli gördükleri vardır. Büyük armağanın ta kendisi işte budur.
42:23. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu, Allah’ın, iman edip iyi ve güzel işler yapan kullarına verdiği müjdedir. De ki: – Ben bu tebliğ vazifesine karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum, sadece Allah’a yakınlaşma konusunda bir sevgi ve anlayış istiyorum. Kim bir iyilik gerçekleştirirse biz de ona iyiliği artırırız. Gerçekten de Allah, bağışı bol ve şükredenlere karşılığını kat be kat verendir. 10/7, 25/56-57,
Şinasi Güneş
Allah'ın, inanıp güvenen ve düzeltici işler yapan kullarını müjdelediği işte budur. De ki! ''Yakınlıkta birbirinizi sevmek [1] dışında, onun üzerine bir karşılık istemiyorum.“ Kim iyilik yapmaya devam ederse, orada ona en iyisini artırırız. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, iyiliklerin karşılığını verendir.
42:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa onlar senin için: “Uydurduğu yalanları Allah’a isnat eden bir yalancı” mı? Diyorlar. Eğer öyle olsaydı Allah kalbini mühürleyiverirdi. Unutmayın ki Allah, kelimeleriyle batılı imha edip, hakkı gerçekleştirir. Çünkü O, göğüslerde gizlenen sırları bilendir.
Şinasi Güneş
Yoksa ''Yalanı Allah'a iftira atıyor'' mu diyorlar [1]? Allah gerekli görürse, kalbinin üzerine mührü vurur. Ve Allah, batılı imha eder ve takdir ettiği hükümlerle hakikati gerçekleştirir [2]. Şüphesiz O, göğüslerde olanı bilir.
42:25. Ayet
Mustafa Çavdar
O, kullarının tövbelerini kabul eder, günahlarını bağışlar, yaptıklarınızı bilir ve ona göre karşılığını verir.
Şinasi Güneş
O, kullarından hatalarından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul eder ve kötülüklerden vazgeçer [affeder]. Ve yaptıklarınızı da bilir.
42:26. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edip iyi ve güzel işler yapanların dualarını kabul eder hatta sınırsız lütfu/ikramıyla daha fazlasını da verir. Gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince onlar için çok şiddetli bir azap vardır. 25/63...77
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara icabet eder ve onlara armağanından artırır. Ve gerçekleri örtenler var ya, onlara şiddetli bir azap vardır.
42:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Şayet Allah, kullarına rızkı bol bol vermiş olsaydı, kesinlikle yeryüzünde azgınlık edip saparlardı. Fakat O, akıl sır ermez bir ölçüye göre
Şinasi Güneş
Allah kulları için rızkı bol verseydi, kesinlikle yeryüzünde sapkınlıkta daha da ileri giderlerdi [43:33]. Fakat, gerekli gördüğü şekilde ölçüyle indirir. Şüphesiz O, kullarını hakkıyla görendir, haberdardır.
42:28. Ayet
Mustafa Çavdar
O, kuraklıktan dolayı insanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdırıp rahmetini yayandır. Çünkü O’dur koruyup gözeten, O’dur övgüye layık olan. 30/48...50
Şinasi Güneş
O, ümit kesmelerinin ardından yağmuru indirir ve rahmetini yayar. O, her işinde kusursuz olan, yakın, yol gösterici, müttefiktir.
42:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Gökleri ve yeri yaratması ve oralarda her türlü canlıyı yayması O’nun kudret delillerindendir. O, dilediği zaman onları toplayıp bir araya getirmeye kadirdir.
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün oluşturulması ve orada olan küçük büyük canlılardan türetip yayması O'nun ayetlerindendir. O, gerekli gördüğünde onların toplanmasının da ölçüsünü koyandır [1].
42:30. Ayet
Mustafa Çavdar
İyi bilin ki başınıza gelen her musibet, yaptıklarınız yüzündendir. Bununla birlikte Allah birçoğunu da affetmektedir.
Şinasi Güneş
Size musibetten isabet edenler, ellerinizin kazandığı şeylerledir [1]. Çoğundan da sizi affediyor [2].
42:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa siz, yeryüzünde Allah’ı atlatıp bir yere kaçıp kurtulamazsınız. Bilin ki o zaman sizin Allah’tan başka bir veliniz ve yardımcınız da olmaz.
Şinasi Güneş
Siz, yeryüzünde aciz bırakamazsınız. Ve size, Allah'ın yanı sıra bir yakın, yol gösterici, müttefik ve bir yardımcıdan kimse de yoktur.
42:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Dağ gibi gemilerin denizlerde akıp gitmesi de onun kudret delillerindendir. 14/32.34
Şinasi Güneş
Bol suda yüksek tepeler gibi akıp gidenler [31:31, 55:24] O'nun ayetlerindendir.
42:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah dilerse rüzgârı durdurur da işte o zaman gemiler su üstünde kalakalırlar. İşte bunda da direnip sabreden ve nimetlerin hakkını çokça verip şükreden herkes için alınacak nice ibretler vardır.
Şinasi Güneş
Gerekli görürse gücünü [1] sakinleştirir de, onun [bol suyun] sırtında hareketsiz kalırlar. Şüphesiz bunda, nimetlerinin karşılığını veren ve dirençli olan herkes için ayetler vardır.
42:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Ya da Allah dilerse bu gemileri içindekilerin yaptıklarından dolayı batırıp helak eder, ama çoğu zaman da affeder. 10/22-23,
Şinasi Güneş
Veya, onların kazandıkları şeylerle onları mahveder. Çoğundan da affediyor [siliyor, vazgeçiyor].
42:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Bizim ayetlerimiz hakkında tartışıp ileri geri konuşanlar bilsinler ki onların kaçıp kurtulacakları bir yer yoktur.
Şinasi Güneş
Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşanlar [1], onlara kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
42:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Size verilen bu şeyler geçici dünya hayatının geçimliğidir. Ama iman eden ve Rabblerine güvenip bağlananlar için Allah katından verilecek mükâfatlar daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Şinasi Güneş
Size verilen şeyler, dünya hayatının malıdır. İnanıp güvenenler ve Rablerine güvenip dayananlar için, Allah katında olanlar, hayırlı ve daha kalıcıdır.
42:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ki büyük günahlardan ve hayâsızlığın her türünden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da öfkelerini yener ve bağışlarlar. 3/133...136,
Şinasi Güneş
Onlar, zarara neden olan şeylerin, aşırılık ve hayasızlıkların büyüklerinden uzak dururlar [3:135, 53:32]. Ve onlar, hoşlanmadıkları şeyler yapıldığında bağışlarlar [3:134].
42:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine onlar Rabblerinin çağrısına uyarak namazlarını hakkıyla kılarlar, bütün işlerini aralarında istişare ile yürütürler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.
Şinasi Güneş
Onlar, Rableri için icabet ederler [çağrısına uyarlar 42:47] ve cehalet ve yoksullukla mücadeleyi ayakta tutarlar. Onların işleri aralarında şura [ortak akıl] iledir. Ve, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.
42:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine onlar haksız bir saldırıya uğradıklarında birbirleriyle dayanışma içinde karşı koyarlar. 4/75, 22/39-40
Şinasi Güneş
Onlara, bir saldırı isabet ettiğinde de yardımlaşırlar.
42:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira bir kötülüğün karşılığı o kötülüğe denk bir cezadır. Ama kim de kötülüğü affeder ve barıştan yana olursa artık onun mükâfatı Allah’a aittir. Fakat Allah, saldırganlık yapanları sevmez. 6/159, 27/89-90,
Şinasi Güneş
Kötülüğün karşılığı benzeri bir kötülüktür [1]. Kim affeder ve düzeltirse [2], karşılığı Allah'a aittir. Şüphesiz O, yanlış yapanları sevmez.
42:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Haksız bir saldırıya karşı dayanışma ile kendilerini savunanlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamazlar.
Şinasi Güneş
Uğradığı yanlışın ardından, kime yardım edilirse, onların aleyhine bir yol yoktur.
42:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Sorumlu tutulacak olanlar insanlara zulmeden ve hak hukuk tanımadan memlekette azgınlık yapan kimselerdir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Şüphesiz yol ancak, insanlara yanlış yapanların ve yeryüzünde haksız yere saldırganlık yapanların aleyhinedir. Onlara can yakıcı bir azap vardır.
42:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Her kim de sabreder ve affedip bağışlarsa, işte bu gerçekten takdire şayan ve güzel bir davranıştır. 13/23-24,
Şinasi Güneş
Kim dirençli olur ve bağışlarsa, işte bu, kesinlikle işlerin kararlılık gerektirenidir.
42:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah kimin sapkınlığını onaylamışsa artık bundan sonra onu koruyacak hiçbir velisi yoktur. Gün gelecek sen bu sapkınların azabı gördüklerinde “Buradan çıkmanın bir yolu yok mu?” diye feryat ettiklerini göreceksin. 23/99...108,
Şinasi Güneş
Allah kimi sapıklıkta bırakırsa, onun ardından ona bir yakın, yol gösterici kimse yoktur [17:97]. Yanlış yapanlar, azabı gördüklerinde: ''Geri dönüşe bir yol var mı?'' derlerken görürsün.
42:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine sen o sapkınların zilletten boyunları bükük bir halde ateşin önüne getirildiklerinde korku dolu gözlerle gizli gizli etrafı süzdüklerini göreceksin. İman edenler de onlara şöyle diyecekler: – Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini hüsrana uğratan kimselerdir. Şunu iyi bilin ki, bu yanlışta ısrar eden zalimler azap içinde olacaklar.
Şinasi Güneş
Onları, zilletten boynu bükük, göz ucuyla gizli gizli gözetlerlerken [ateşin] üzerine sunulduklarını görürsün. İnanıp güvenenler: ''Şüphesiz kayba uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ahalisini kayba uğratanlardır.'' derler [39:15]. İyi bilin ki, yanlış yapanlar, kalıcı bir azabın içerisindedirler.
42:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Artık onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiç evliyaları da olmayacak. Allah’ın sapkınlığını onayladığı kimse için hiçbir kurtuluş yolu yoktur. 7/53, 26/91...103
Şinasi Güneş
Onlara, Allah'ın yanı sıra yardım edecek, yakın, yol gösterici, müttefik de yoktur. Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa, ona bir yol yoktur.
42:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’tan gelecek ve geri dönüşün mümkün olmadığı o gün gelmezden önce Rabbinizin çağrısına uyun. Yoksa o gün ne kaçıp kurtulacak bir yer bulabileceksiniz ne de günahlarınızı inkâr edebileceksiniz. 6/26.28, 39/53...61,
Şinasi Güneş
Allah'tan geri dönüşü olmayan gün gelmeden önce, Rabbinize icabet edin [davetine uyun: 42:38]. Size, o gün kaçıp sığınılacak bir yer yoktur, hiçbir şeyi inkar etmek [tanımamak][1] da yoktur.
42:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer yüz çevirecek olurlarsa bil ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece mesajı apaçık tebliğ etmektir. Biz insana ne zaman katımızdan bir ikramda bulunsak hemen sevinip şımarır. Yaptığı yanlışlar yüzünden başına bir sıkıntı geldiği zaman da nankör kesilir. 6/104-107,
Şinasi Güneş
Eğer geri dururlarsa [duyarsız kalırlarsa], seni onlara koruyucu göndermedik. Sana tebliğ dışında bir şey de düşmez [1]. Biz, insana bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla ferahlar. Ellerinin sunduklarından dolayı onlara bir kötülük isabet ederse de, o insan nankör olur [2].
42:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Şu insan mal mülk istemekten asla bıkıp usanmaz. Ama başına bir sıkıntı gelince de ümidini yitirip karamsarlığa düşer. 11/9-10, 16/52...55
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. Gerekli gördüğünü oluşturur. Gerekli gördüğü kimse için dişiler bahşeder, gerekli gördüğü kimse için de erkekler bahşeder.
42:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat başına gelen bu sıkıntıdan sonra, biz ona katımızdan bir bolluk ve rahatlık verdiğimizde de tutar: – Bu zaten benim hakkımdır, hem ben bu dünyanın sonu o saat gelip bu dünyanın bozulacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbimin huzuruna çıkarılacak olursam hiç şüphem yok ki O’nun katında beni en güzel mükâfat beklemektedir, diye küstahlık eder. Oysa biz gerçekleri örtbas eden bu kâfirlere işledikleri günahları bir bir haber vereceğiz ve onlara en ağır azabı tattıracağız. 18/32...45,
Şinasi Güneş
Veya dişiler ve erkekler olarak onları eşleştirir. Gerekli gördüğünü de kısır kılar. Şüphesiz O, ölçü koyandır [1], bilgedir.
42:51. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu insana biz ne zaman bir lütufta/ikramda bulunsak yüz çevirir küstahlaşıp şımarır, ama başı dara düştüğü zaman da sürekli dua ile yalvarıp yakarır.
Şinasi Güneş
Bir beşer için; vahiy yoluyla [1] veya perde ötesinden [2] veya elçi göndererek, O'nun koyduğu kurallar çerçevesinde gerekli gördüğünü vahyederek [3] olması dışında, Allah'ın ona kelam etmesi olur şey değildir. Şüphesiz O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir, yücedir.
42:52. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Ya bu Kuran Allah katından gelmiş ise; buna rağmen siz de buna inanmamışsanız, bu durumda hak olan Kuran’dan bu kadar uzaklaşan kimseden daha sapkın biri olabilir mi? 10/37, 11/13-14
Şinasi Güneş
Sana da, işte böyle işimizden bir ruh [1] vahyettik. Sen, o kitabı ve iman esaslarını idrak ediyor değildin [2]. Fakat, onu nur kıldık. Kullarımızdan gerekli gördüğümüze onunla yol gösteririz. Şüphesiz sen de, dosdoğru yolu göstermektesin.
42:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Vakti geldikçe biz bu ilahi mesaj Kuran’ın tartışmasız bir hak olduğu herkes için ortaya çıkıncaya kadar, onlara hem iç dünyalarında hem de dış dünyalarındaki tüm ayetlerimizi/işaretlerimizi göstereceğiz. Bütün bunların gerçekleşeceği hususunda Rabbinin şahitliği onlara yetmiyor mu? 13/1...5, 45/1...9, 51/20-21, 29/52 54. Dikkat edin onlar, Rabbleriyle karşılaşacakları konusunda derin şüphe içindedirler! Unutmayın ki Allah sınırsız ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. 7/51, 45/34-35
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzündekilerin O'nun olduğu Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, işler Allah'a varır.
← 41. Fussilet 43. Zuhruf →