Mealler › Karşılaştırma › Sebe'
⚖️ Sebe' Suresi — Karşılaştırma
Mustafa Çavdar
Şinasi Güneş
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
34:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün övgüler göklerde ve yerde bulunan her şeyin gerçek sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de tüm övgüler O’na mahsus olacaktır. Zira O’dur her hükmü doğru olan ve her şeyden haberdar olan.
Şinasi Güneş
Her işini kusursuz yapmak, göklerdeki ve yeryüzündekilerin O'nun olduğu Allah'a aittir. Ahirette de her işini kusursuz yapmak O'na aittir. O, haberdar olup, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
34:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü O, toprağa giren, topraktan çıkan, gökten inen ve göğe yükselen ne varsa hepsini bilir. O’dur sonsuz rahmet kaynağı ve eşsiz bağışlayıcı olan.
Şinasi Güneş
Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, bağışlayıp merhamet edendir.
34:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu dünyanın sonu o saatin geleceği gerçeğine inanmayan kâfirler dediler ki: – Başımıza o saat falan gelmeyecek. Onlara de ki: – Hayır! Tüm geleceği bilen Rabbime andolsun ki o saat mutlaka başınıza gelecektir. Zira göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile onun bilgisi dışında değildir. İster bundan daha küçük olsun isterse daha büyük hepsi apaçık bir yasayla kayıt altındadır.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler: ''Saat bize gelmez.'' dediler. De ki! ''Görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni bilen Rabbim şahit olsun ki, elbette size kesinlikle gelir. Göklerde ve yeryüzünde zerre ağırlığınca da olsa O'ndan uzak kalmaz. Daha küçük veya bundan daha büyük hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta olmasın [1].
34:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Ki böylece Allah iman edip doğru ve güzel işler yapanları ödüllendirsin. İşte bunları sınırsız bir bağış ve tarifsiz güzellikte bir rızık beklemektedir.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara karşılığını vermek içindir [1]. Onlara, saygın bir rızık ve bağışlanma vardır.
34:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Ayetlerimizi geçersiz kılmak için gayret gösterenlere gelince işte onlar için de can yakıcı ve kötü bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Ayetlerimizi aciz bırakmaya koşturanlar. Onlara da, Ricz'den [1] can yakıcı bir azap vardır [2].
34:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine gelen hakikati anlayıp kavrayanlar, sana Rabbinden indirilen bu Kuran’ın hak bir kitap olduğunu ve insanlara, mutlak üstün ve bütün övgülere layık olan Allah’ın yolunu gösterdiğini bilmektedirler.
Şinasi Güneş
Kendilerine ilim verilenler, onun sana Rabbinden indirilen gerçek olduğunu ve üstün ve her işini kusursuz yapanın yolunu [14:1, 22:24] gösterdiğini görürler.
34:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: – Size, paramparça olup dağıldıktan sonra yeniden diriltileceğinizi iddia eden bir adam gösterelim mi? diyorlar.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler: ''Dağılıp tamamen parçalandıktan sonra, siz kesinlikle yeni bir oluşturuluş içinde olacaksınız diye haber veren adamı size gösterelim mi?'' dediler.
34:8. Ayet
Mustafa Çavdar
O, bu iddiayı uydurup Allah’a iftira mı atmaktadır, yoksa cinlerle ilişkisi olan bir deli midir? Hayır! Asıl iftiracı ve deli olanlar, ahirete inanmayanlar azap ve sapkınlık batağına gömülenlerdir. 38/4, 68/5-6
Şinasi Güneş
''Yalanı Allah'a iftira atıyor. Yoksa o cinnet mi geçiriyor?'' Bilakis ahirete inanıp güvenmeyenler, azabın ve uzak bir sapıklığın içerisindedirler.
34:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Peki onlar göğün ve yerin her bir yandan kendilerini çepeçevre kuşattığını görmüyorlar mı? Eğer biz dilersek onları yerin dibine geçirir veya gökten başlarına taş yağdırırız. Şüphesiz bunda, Allah’a tüm benliği ile yönelmiş her kul için alınacak bir ders vardır.
Şinasi Güneş
Göklerden ve yeryüzünden, önlerindeki ve arkalarındaki şeylere dikkat etmediler mi? Gerekli görürsek onları yere geçiririz veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz [1]. Şüphesiz bunda, devamlı Allah'a yönelen / bağlı her kul için bir ayet vardır.
34:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz Davud’a vahiy ve hükümdarlık vererek katımızdan büyük bir lütufta bulunmuştuk: – Ey dağlar Davud’la birlikte Allah’ı tesbih edin, ey kuşlar siz de ona katılın! Demiştik. Ayrıca biz ona demiri eritmeyi de öğretmiştik.
Şinasi Güneş
34:10-11: Şüphesiz Davud'a bizden bir armağan verdik. Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber bana dönün [21:79, 38:18-19]. Ve geniş zırhlar yap diye demiri ona yumuşattık [1]. Dokumasında ölçü koy, tasarla [21:80] ve düzeltici işler yapın [2]. Şüphesiz ben, yaptığınız şeyleri hakkıyla görenim.
34:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Böylece “O demirden ne ince ne kalın vücut yapısına uygun zırhlar yap ve ey Davud ailesi siz de iyi ve güzel işler yapmak için çalışın!” Diye emrettik. Zira ben yaptıklarınızı görmekteyim.
Şinasi Güneş
34:10-11: Şüphesiz Davud'a bizden bir armağan verdik. Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber bana dönün [21:79, 38:18-19]. Ve geniş zırhlar yap diye demiri ona yumuşattık. Dokumasında ölçü koy, tasarla [21:80] ve düzeltici işler yapın. Şüphesiz ben, yaptığınız şeyleri hakkıyla görenim.
34:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Süleyman’a da, rüzgâr gücünden yararlanmayı bahşetmiştik. Böylece sabahleyin bir aylık yola gidiyor, akşam da bir aylık yoldan geri geliyordu. Ayrıca bakırdan yararlanma hususunda ona geniş imkânlar bahşettik. Rabbinin izniyle onun emrinde bir takım cinler çalışıyordu. Onlardan emrimizin dışına çıkanları can yakıcı bir azapla cezalandırıyorduk. 21/81, 38/34...36
Şinasi Güneş
Ve Süleyman için de rüzgarı. Sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay [1]. Bakırın kaynağını ona akıttık. Rabbinin koyduğu kurallar çerçevesinde, önünde yabancılardan çalışan kimseler vardı. Onlardan kim emrimizden kayarsa, tutuşturan azaptan ona tattırırız.
34:13. Ayet
Mustafa Çavdar
O ustalar Süleyman için onun isteğine göre; mabetler, heykeller, havuz gibi büyük çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi! Şükretmek/Nimetlerin hakkını vermek için çalışın zira kullarımın arasında nimetlerin hakkını verip şükreden gayet azdır.
Şinasi Güneş
Gerekli gördüğü şeyleri; karargahlardan ve heykellerden / resimlerden [1], havuzlar gibi çanaklardan ve sabit kazanlardan ona yaparlardı. Davud ailesi! Nimetlerin karşılığını vermeye çalışın [2]. Kullarımdan nimetlerin karşılığını verenler azdır.
34:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet biz Süleyman’ın iktidarının sonunu getirince, o, dayanağı olan devletinin içten bir kurt gibi kemirilip yıkıldığını fark edemedi. Şu ortaya çıktı ki cinler geleceği bilmiş olsalardı kendilerini alçaltan o ağır işlerde çalışmaya devam etmezlerdi.
Şinasi Güneş
Üzerine ölümü gerçekleştirdiğimizde, onun ölümüne değneğini [yönetme gücünü] nasiplenen yeryüzü canlısı [1] dışında bir şey delalet etmedi. Ne zamanki yıkıldı, açıkça ortaya çıktı ki, yabancılar, görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni biliyor olsalardı, küçük düşürücü azabın içinde kalmazlardı [2].
34:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki Sebe halkının yurtlarından alınacak nice ibretler vardır: Vadinin sağından ve solundan boylu boyunca uzanan o güzelim bahçeler! Adeta şöyle diyordu: – Rabbinizin bahşettiği rızıklardan yiyin ve O’na olan şükrünüzü eda edin, bakın ne güzel bir yurdunuz ve ne kadar bağışlayıcı bir Rabbiniz var!
Şinasi Güneş
Şüphesiz Sebelilerin meskeninde de bir ayet vardır. Sağdan ve soldan iki bahçe. Rabbinizin rızkından nasiplenin ve nimetlerinin karşılığını verin. Tertemiz bir belde ve bağışlayan bir Rab.
34:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne var ki onlar şükürden yüz çevirdiler. Biz de onların üzerine barajlarını yıkan şiddetli bir sel gönderdik. Sonuçta onların o güzelim bahçelerini, buruk meyveli çalılar ve ılgınlarla kaplı içinde birkaç sedir ağacı bulunan çorak bir araziye dönüştürdük.
Şinasi Güneş
Geri durdular [duyarsız kaldılar]. Biz de, su seddinin suyunu gönderdik. Ve iki bahçelerini nasibi [ürünü, tadı] buruk, ılgınlık ve biraz sedir ağacından olan iki bahçe ile değiştirdik.
34:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Nankörlük ettikleri için biz onları işte böyle cezalandırdık. Biz hiç nankör kâfirlerden başkasını cezalandırır mıyız?
Şinasi Güneş
Bu, nankörlüklerinden [1] dolayı onlara verdiğimiz karşılıktır. Nankörlerin dışındakilere bu karşılığı verir miyiz?
34:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz Sebe halkının yurtları ile topraklarını bereketli kıldığımız beldeler arasına, birbirini gören ve oldukça yakın köyler ve konaklayacak mekânlar yerleştirmiş, “Geceler ve gündüzler boyunca güven içinde seyahat edin!” diye bunlar arasında kolay ve güvenli bir seyahat imkânı oluşturmuştuk. 16/7, 43/13...15
Şinasi Güneş
Onlarla, bereketlendirdiğimiz kentler arasında sırt sırta kentler kıldık. Orada dolaşmaya ölçüler koyduk [yollar belirledik]. Orada, gecelerce ve günlerce güvende kimseler olarak dolaşın.
34:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Buna rağmen onlar nankörlükleri ile “Rabbimiz, seyahat ederken konakladığımız mesafeler arasını uzat!” demeye getirdiler, böylece kendilerine zulmedip yazık ettiler. Biz de onları selin ardından paramparça edip dağıttık ve geçmişin efsanelerine döndürdük. İşte bunda zorluklara direnip sabreden ve nimetlere şükreden kimseler için alınacak nice ibretler vardır.
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını uzat.'' dediler ve kendilerine yanlış yaptılar [1]. Onları hadisler [2] kıldık. Onları dağıttık ve tamamen paramparça ettik. Şüphesiz bunda, dirençli olan ve nimetlerin karşılığını verenler için ayetler vardır.
34:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki İblis’in insanlar hakkındaki vaadi böylece Sebeli’ler üzerinde gerçekleşmiş oldu. Zira pek az mümin dışında hepsi ona uydular. 7/17-201,
Şinasi Güneş
Şüphesiz iblis, onların üzerine olan kanaatini doğruladı [1]. İnanıp güvenenlerden bir kesim dışında ona uydular [2].
34:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysaki İblis’in onlar üzerinde hiçbir yaptırım gücü yoktu. Ona bu fırsatı vermemizin sebebi; ahirete gönülden inananlar ile bu konuda şüphe içinde olanları ortaya çıkarmaktı. Unutma ki her şey Rabbinin gözetimi altındadır. 16/98...100, 38/82- 83
Şinasi Güneş
Onun [iblisin] onlar üzerinde bir yetkisi [yaptırım gücü: 16:99, 17:65] yoktu. Ancak; kim ahirete inanıp güveniyor, kim ondan yana yeterli bilgiye, inanca sahip değil bilmemiz içindir [1]. Rabbin her şeyin üzerinde koruyucudur.
34:22. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Allah ile aranıza koyduğunuz kişilere dua ile yalvarın bakalım. Onlar ne göklerde ne yerde zerre kadar bir güce sahip değiller. Çünkü onların göklerde ve yerde bir ortaklığı yoktur ve Allah onlardan herhangi birini kendisine yardımcı olarak da atamamıştır.
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'ın yakınından olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yeryüzünde zerre ağırlığınca bir şeye güç yetiremezler [1]. Onların, o ikisine [göklere ve yeryüzüne] bir ortaklıkları yoktur. O'nun, onlardan bir arka çıkanı [2] da yoktur.
34:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah katında şefaat, onun izin verdiklerinin dışında hiç kimseye fayda vermez. Sonunda onların yüreklerindeki korku giderilince: – Rabbiniz ne buyurmuştu? Dediler. Onlar: “Hak ve hakikati şimdi anladık ki O, yüceler yücesi ve büyükler
Şinasi Güneş
Ona izin verdiği kimse dışında [1], O'nun katında şefaatin bir menfaati de yoktur. Kalplerinden tedirginlik giderilince: ''Rabbiniz ne dedi?'' dediler. ''Gerçeği.'' dediler. O, büyük bir yüceliğe sahiptir.
34:24. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: – Allah’tır. O halde ya biz doğru yoldayız yahut siz! Ya siz apaçık bir sapkınlık içindesiniz ya da biz.
Şinasi Güneş
De ki! ''Göklerden ve yeryüzünden sizi kim rızıklandırıyor?'' De ki! ''Allah. Şüphesiz biz veya siz, doğru yolda veya açıkça bir sapıklığın içerisindedir.''
34:25. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Ne size bizim işlediğimiz suçlardan dolayı hesap sorulacak ne de biz sizin işlediğiniz suçlardan dolayı hesaba çekileceğiz.
Şinasi Güneş
De ki! ''İşlediğimiz suçlardan sorumlu olmazsınız. Yaptığınız şeylerden de biz sorumlu olmayız.''
34:26. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Çünkü Rabbimiz huzurunda hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hakkımızda hak ile hüküm verecektir. Zira O’dur adaletle hükmeden ve her şeyi bilen.
Şinasi Güneş
De ki! ''Rabbimiz aramızı toplar ve sonra aramızı hakikatle açar [1]. O açandır, bilendir.''
34:27. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – O’na ortaklar olarak kabül edip şirk koştuklarınızı bana gösterin bakalım! Asla onların hiçbir özelliği yok! Gerçek şu ki mutlak üstün ve yüce olan ve her şeyi yerli yerince yapan O Allah’tır. 6/94, 10/18, 40/47...50
Şinasi Güneş
De ki! ''O'na kattığınız ortakları bana gösterin. Sandığınız gibi değil! Bilakis O Allah, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.''
34:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz seni ancak bütün insanlık için bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat onların çoğu bunu bile bilmiyorlar.
Şinasi Güneş
Biz seni bütün insanlar için uyarıcı ve müjdeci olmanın dışında göndermedik. Fakat insanların çoğu bu bilinçte değildirler.
34:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bir de kalkıp şöyle diyorlar: – Eğer iddianızda doğruysanız haydi söyleyin bakalım bizi tehdit ettiğiniz o vaat ne zaman? 6/57, 21/38-39, 26/135...139,
Şinasi Güneş
''Eğer doğru sözlüler iseniz, bu vaat ne zamandır?'' diyorlar.
34:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen onlara de ki: – Size verilen her vaadin bir saati vardır. Siz onu ne bir an geciktirebilir ne de bir an öne alabilirsiniz.
Şinasi Güneş
De ki! ''Size vaat edilen günden ne bir saat erteleyebilirsiniz ne de öne alabilirsiniz.''
34:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: – Biz, bu Kuran’a da ondan önce gelen vahiylere de asla inanmıyoruz dediler. Sen bu vahye inanmayan zalimleri Rablerinin huzurunda tutulduklarında birbirlerini suçladıkları o anı bir görmeliydin. Zayıf bırakılıp kandırılanlar büyüklük taslayıp kandıran liderlerine: – Siz olmasaydınız biz kesinlikle müminlerden olacaktık derler. 10/15-16,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler: "Asla bu Kur'an'a ve önündekine inanıp güvenmeyiz." dediler. O yanlış yapanları Rablerinin katında tutuklanmışlar olduklarında bir görsen. Bazısı bazısına sözü döndürür. Zayıf düşürülenler büyüklenenlere: ''Eğer siz olmasaydınız kesinlikle inanıp güvenenler olurduk.'' derler.
34:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Büyüklük taslayanlar zayıf bıraktıklarına: – Size doğru yol rehberi Kuran geldikten sonra sizi ondan zorla biz mi alıkoyduk? Hayır, asıl suçlu sizsiniz, derler. 2/166- 167, 33/66...68
Şinasi Güneş
Büyüklenenler zayıf düşürülenlere: ''Size gelmesinin ardından, doğru yoldan sizi biz mi alıkoyduk? Bilakis siz, suçta ileri gidenlerdiniz.'' dedi.
34:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu kez zayıflar büyüklenenlere: – Hayır, gece gündüz kurduğunuz hile ve tuzaklar ile bize, Allah’a yabancılaşmamızı ve birilerini O’na denk güçler edinmemizi dayatıyordunuz. Onlar asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin ta derinliklerinde yaşayacaklar. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demirden halkalar geçireceğiz. Hem yaptıklarının bunun dışında bir karşılığı mı var? 2/165, 27/89-90
Şinasi Güneş
Zayıf düşürülenler büyüklenenlere: ''Bilakis gece gündüz plan uygulayarak Allah hakkında gerçekleri örtmemizi ve O'na eşler kılmamızı bize emrediyordunuz.'' dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlediler. Gerçekleri örtenlerin boyunlarında demir halkalar kıldık [1]. Yapmakta oldukları şeylerin dışında mı karşılık görürler?
34:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz hangi memlekete bir elçi gönderdiysek oranın şımarık zenginleri: – Biz sizin getirdiğinize inanmıyoruz, diyerek kâfir oldular. 18/32...45, 23/64...66,
Şinasi Güneş
Biz bir kente uyarıcıdan göndermiş olmayalım ki, oranın refaha kavuşturulmuş varlık içerisinde olanları: ''Şüphesiz biz, onunla gönderilmiş olduğunuz şeye kafirlik ediyoruz.'' demiş olmasınlar [7:76, 43:24].
34:35. Ayet
Mustafa Çavdar
– Hem bizim malımız mülkümüz ve evladımız sizinkinden çok, dolayısıyla biz azap falan görmeyiz, derler.
Şinasi Güneş
''Biz mallarla ve evlatça daha çoğuz. Biz azap edilenler de değiliz.'' dediler [1].
34:36. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Benim Rabbim, gerekli çabayı gösterene rızkı yayar ve bir ölçüye göre verir. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler. 45/22, 53/39-40
Şinasi Güneş
De ki! ''Şüphesiz Rabbim, gereğini yapan kimse için rızkı açar / bollaştırır veya ölçülü verir [1]. Fakat insanların çoğu bu bilinçte değildirler.''
34:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizi, bize yaklaştıracak olan ne servetiniz ne de soyunuzdur. Ancak kim inanır, iyi ve güzel işler yaparsa, işte bunlara, yaptıklarının karşılığı olarak kat kat mükâfat verilecek. Bunlar, köşklerde huzur ve güven içinde yaşayacaklar. 3/10, 9/35, 39/73-74, 77/41...44
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapan kimse dışında, ne mallarınız ne de evlatlarınız [1] sizi katımıza yaklaştıran yakınlık vesilesi değildir [2]. Onlardır yaptıkları şeylerden dolayı kat kat karşılığı olanlar. Onlar, yüksek odalarda güvende olanlardır.
34:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama ayetlerimizi geçersiz kılmak için uğraşanlar var ya; işte onlar, cehennem azabına atılacaklar. 23/66, 39/71, 43/74...78
Şinasi Güneş
Ayetlerimizi aciz bırakanlar olarak koşturanlar. Onlar, azabın içinde hazır bulundurulanlardır [1].
34:39. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Şüphesiz Rabbim, kullarından gerekli çabayı gösterene rızkı yayar ve ona bir ölçüye göre verir. Bilin ki siz her ne infak ederseniz O, onun yerini hemen doldurur. Zira O, rızık verenlerin en iyisidir. 11/6, 45/22, 53/39- 40,
Şinasi Güneş
De ki! ''Şüphesiz Rabbim, kullarından gereğini yapan kimse için rızkı açar / bollaştırır veya onu ölçülü verir. Bir şeyden ne infak ederseniz, O, hemen onu yerine getirir [1]. O, rızık verenlerin hayırlısıdır [22:58, 23:72].''
34:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Mahşer günü Allah onların hepsini huzurunda bir araya toplayacak ve meleklere: – Size kulluk eden bunlar mıydı? Diye soracak. 4/117, 14/21-22
Şinasi Güneş
Bir gün onların hepsini toplarız. Sonra melekler için: ''Size kulluk edenler bunlar mıydı?'' der.
34:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Melekler: – Hâşâ sen yücesin, zatını tenzih ederiz, bizim velimiz onlar değil sensin. Bilakis onlar cinlere kulluk ediyorlardı, zira onların çoğu cinlere inanıyordu, derler.
Şinasi Güneş
"Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederiz. Bizim yakınımız, yol göstericimiz onlar değil sensin. Bilakis onlar, bilinmeyen varlıklara kulluk ediyorlardı. Onların çoğu, onlara inanıp güveniyordu." dediler [1].
34:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz o gün yanlışta ısrar eden zalimlere şöyle deriz: – Bugün birbirinize ne bir fayda ne de zarar verebilecek durumdasınız, öyleyse yalana sarılıp hesaba katmadığınız cehennemin azabını tadın bakalım! 2/165...167, 40/47...50
Şinasi Güneş
O gün, bazısının bazısına menfaate veya darlığa güçleri yetmez [1]. Ve yanlış yapanlara: "O yalana sarılmakta olduğunuz ateş azabını tadın." deriz.
34:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü onlar, apaçık ayetlerimiz kendilerine aktarıldığında: – Bu adamın amacı sizi atalarımızın kulluk ettiklerinden alıkoymaktan başka bir şey değildir. Ayrıca bu Kuran da Allah kelamı değil düzme saçma sözlerdir, demişlerdi. Evet, bu kâfirlere hak olan Kuran anlatıldığında; “Bu düpedüz bir sihirden başka bir şey değildir” dediler.
Şinasi Güneş
Onlara apaçık kanıtlı ayetlerimiz okunup aydınlatıldıklarında: "Bu, atalarınızın kulluk ettiği şeylerden alıkoymak isteyen adamın dışında bir şey değildir." dediler. Ve: "Bu, hakikati tersyüz eden bir iftiranın dışında bir şey değildir." dediler. Ve gerçekleri örtenler, onlara geldiğinde gerçek için: "Bu, açıkça etkili bir aldatmacanın dışında bir şey değildir." dediler [1].
34:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâlbuki biz onlara da ders alacakları kitap vermiş ve senden önce de onlara bir uyarıcı göndermiştik. 16/36, 35/24, 67/6...12
Şinasi Güneş
Onlara, ondan ders aldıkları kitaplardan vermedik. Onlara, senden önce [1] uyarıcıdan da göndermedik.
34:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Dahası onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz güç ve nimetlerin onda birine bile sahip değiller. Evet, onlar elçilerimi yalancılıkla suçlamışlar, ama sonuçta benim cezalandırmam nasılmış? 10/13, 50/12...14
Şinasi Güneş
Onlardan öncekiler de yalana sarılmıştı [1]. Onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşmamışlardı. İnkarım nasılmış?
34:46. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Sizden tek bir isteğim var. İster bir araya gelip istişare edin, ister teker teker görüş bildirin, Allah için iyice bir düşünüp değerlendirin. Anlayacaksınız ki arkadaşınızda delilikten bir eser yoktur. O, sadece şiddetli bir azabın öncesinde sizi uyaran bir elçidir. 54/9- 10, 68/2...15
Şinasi Güneş
De ki! "Size tek bir şey: İkişer ikişer veya teker teker Allah için kalkmanızı, sonra arkadaşınızda cinnetten bir şey olmadığını, önünüzdeki şiddetli azap konusunda sizi uyaranın dışında bir şey de olmadığını [7:184] devamlı düşünmenizi öğütlüyorum."
34:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine de ki: – Ben bu tebliğe karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. O sizin olsun. Benim ücretimi Allah verecektir ki zaten O, her şeye şahittir.
Şinasi Güneş
De ki! "Sizden karşılıktan bir şey istemiyorum, o sizin olsun. Karşılığım ancak Allah'a aittir. O, her şeye şahittir."
34:48. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Hiç şüphe yok ki benim Rabbim, batılı hak ile ortadan kaldıracaktır. Çünkü O, bütün gizlilikleri bilendir. 2/185, 13/19, 21/18, 47/2- 3
Şinasi Güneş
De ki! "Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. Görünmeyenleri, bilinmeyenleri, sezilmeyenleri en iyi bilendir."
34:49. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! "Hak geldi. Batıl başlatamaz da, döndüremez de [1]."
34:50. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! "Ben saparsam kendi aleyhime saparım. Doğru yoldaysam, Rabbimin bana vahyettiği şeyledir [1]. Şüphesiz O, işitendir, yakındır.
34:51. Ayet
Şinasi Güneş
Onları, vefat ederken tedirgin olduklarında bir görsen. Kaçışları yoktur. Yakın bir mekandan alınmışlardır.
34:52. Ayet
Şinasi Güneş
"Ona inanıp güvendik." dediler. Onların uzak bir mekandan ulaşması nasıl olabilir [1]?
34:53. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz önceden, onun hakkında gerçekleri örttüler. Ve uzak bir mekandan görünmeyene, bilinmeyene, sezilmeyene atıyorlardı [1].
34:54. Ayet
Şinasi Güneş
Tıpkı önceden kendi inançlarından, ideolojilerinden olanlara yapıldığı gibi, canlarının istediği şeyle [1] aralarına perde çekildi. Şüphesiz onlar, yeterli bilgiye sahip olmamaktan belirsizlik içindeydiler.