⚖️ Karşılaştır
37. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Sâffât Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Sıra sıra dizilenleri [1],

2 Haykırıp caydıranları [1],

3 Zikri [yeri geldiğinde kullanmamız için aklımızdan çıkarmamamız gereken bilgiyi, öğretiyi] okuyup aydınlatanları kanıt gösteriyorum ki,

4 Şüphesiz ilahınız kesinlikle tektir.

5 Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir. Ve doğuların Rabbidir.

6 Şüphesiz dünya semasını [1] parlayanların / ışıldayanların çekiciliğiyle süsledik,

7 Her türlü küstah şeytandan koruyarak.

8 Mele-i Ala'ya [1] kulak veremezler ve her yandan atılılırlar [2].

9 İtilmiş [dışlanmış] olarak. Onlara kesintisiz bir azap vardır.

10 Bir parça kapanlar dışında. Onu delici bir ışık takip eder [1].

11 Onlardan fetva [adam akıllı bir görüş] iste. Onların oluşturuluşu mu daha şiddetli [çetin], yoksa, oluşturduklarımız mı [1]? Şüphesiz onları, yapışkan, cıvık bir çamurdan oluşturduk.

12 Bilakis, sen hayran kaldın. Onlar ise küçümsüyorlar.

13 Bilgilendirildiklerinde, bilgileri kullanmıyorlar.

14 Bir ayet gördüklerinde, küçümseyip duruyorlar.

15 ''Bu açıkça, etkili bir aldatmacanın, kafa karıştırmanın dışında bir şey değildir.'' dediler [54:2].

16 Öldüğümüzde toprak ve kemik iken mi? Kesin olarak harekete geçirilenler olacağız öyle mi [23:82]?

17 Evvelki atalarımız da mı?

18 De ki! ''Evet. Ve siz horlanmış olarak.''

19 Şüphesiz o, uyulması zorunlu bir sesleniştir. O zaman onlar gözlemlerler.

20 ''Eyvah bizlere, bu din günüdür.'' derler.

21 Bu, yalanlamakta olduğunuz ayırma günüdür.

22 37:22-23: Yanlış yapanları ve eşlerini [onlara eşlik edenleri] ve Allah'ın yanı sıra kulluk etmekte olduklarını toplayıp, onlara kat kat ateşin yolunu gösterin!

23 37:22-23: Yanlış yapanları ve eşlerini [onlara eşlik edenleri] ve Allah'ın yanı sıra kulluk etmekte olduklarını toplayıp, onlara kat kat ateşin yolunu gösterin!

24 Onları tutuklayın. Şüphesiz onlar sorumludurlar [1].

25 Size ne oldu, yardımlaşmıyorsunuz [36:74]?

26 Bilakis onlar, o gün teslim olmuşlardır [16:87].

27 Bazısı bazısını hedefleyerek sorumlu tutuyorlar.

28 "Şüphesiz siz, bize sağdan [1] geliyordunuz."

29 "Bilakis siz, zaten inanıp güvenenler değildiniz." dediler.

30 "Bizim, üzerinize hiçbir yetkimiz [1] yoktu. Bilakis siz, zaten bardağı taşıran bir halktınız."

31 Rabbimizin sözü [1] üzerimize gerçekleşti. Şüphesiz biz, tadıcı olanlarız.

32 Biz sapkınlıkta ileri gitmiştik, sizi de sapkınlığın ilerisine sürükledik [1].

33 Şüphesiz onlar, o gün azapta da ortaktırlar [43:39].

34 Şüphesiz biz, suçta ileri gidenlere işte böyle yaparız.

35 Şüphesiz onlar, kendilerine: ''Allah'ın dışında bir ilah yoktur'' denildiği zaman, büyükleniyorlardı.

36 "Gizli güçlerin etkisinde olan bir şair için, ilahlarımızı terk eder miyiz?" diyorlardı.

37 Bilakis o, gerçekle geldi ve gönderilenleri onayladı.

38 Şüphesiz siz, can yakıcı azabı tadıcılarsınız.

39 Yapmakta olduğunuz şeyler dışında karşılık görmezsiniz.

40 Allah'ın muhles [1] kulları dışında.

41 İşte onlara, bilinen bir rızık vardır.

42 Meyveler. Ve onlar, saygın bir konuma getirilenlerdir.

43 Nimet bahçelerinde.

44 Karşılıklı koltuklar üzerinde [15:47, 52:20].

45 Üzerlerinde kaynaklardan kadehler dolaştırılır.

46 İçenler için berrak, leziz.

47 İçinde kötü etkisi olan bir şey yoktur ve ondan dolayı akıllarını da gidermez.

48 Onların yanlarında, yönlerini [ilgilerini] kendilerine kısıtlayan iri siyah gözlüler [1] vardır.

49 Onlar, korunmuş yumurta gibidir.

50 Bazısı bazısına dönerek, karşılıklı soruştururlar.

51 Onlardan konuşan biri: "Benim bir yaşıtım vardı." dedi.

52 "Sen gerçekten onaylayanlardan mısın?" diyordu.

53 "Öldüğümüzde, toprak ve kemik iken mi? Gerçekten biz mi borcumuzun karşılığını göreceğiz?"

54 "Siz araştıranlar mısınız?" dedi.

55 Bunun üzerine, onu araştırınca, kat kat ateşin tam ortasında gördü.

56 "Vallahi neredeyse beni de tepe taklak edecektin." dedi.

57 "Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de orada hazır bulundurulanlardan olurdum."

58 37:58-59: "Biz, ilk ölümümüzün dışında ölenler olmayacak mıyız? Azaba uğratılanlar da olmayacağız."

59 37:58-59: "Biz, ilk ölümümüzün dışında ölenler olmayacak mıyız? Azaba uğratılanlar da olmayacağız."

60 "Şüphesiz bu, hak edilen muazzam bir kazançtır."

61 Artık çalışanlar bunun gibisi için çalışsın.

62 İkram olarak bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı [44:43…47]?

63 Şüphesiz biz onu, yanlış yapanlara bir fitne [sıkıntıya sokan, ateşe atan] kıldık.

64 Şüphesiz o, öyle bir ağaçtır ki, kat kat ateşin dibinde çıkar.

65 Tomurcuğu şeytanların başları [1] gibidir.

66 Onlar, kesinlikle ondan nasiplenirler ve karınları ondan doldururlar.

67 Sonra, onun üzerin,e onlara sıcak sudan karışım bir içecek vardır.

68 Sonra, onların dönüş yeri, kesinlikle kat kat ateşedir.

69 Şüphesiz onlar, atalarını sapkınlar olarak buldular.

70 Onlar, onların tercihi [yolu] üzerinde koşturuyorlar.

71 Şüphesiz onların öncesinde, evvelki toplulukların da çoğu sapmıştı.

72 Şüphesiz onların içinde de uyarıcılar göndermiştik.

73 Uyarılanların akıbeti nasıl oldu bir gözlemle.

74 Allah'ın muhles [1] kulları dışında.

75 Şüphesiz Nuh, bize seslenmişti, ne güzel cevap verenleriz.

76 Onu ve ahalisini önemli bir kederden kurtarmıştık.

77 Onun soyunu kalıcılar kıldık [soyunu devam ettirdik].

78 Sonradan gelenler içinde onun üzerine [ün, örneklik] bıraktık: ''Alemler içinde esenlik Nuh'adır.''

79 Sonradan gelenler içinde onun üzerine ün, örneklik bıraktık: ''Alemler içinde esenlik Nuh'adır.''

80 Şüphesiz biz, iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.

81 Şüphesiz o, inanıp güvenen kullarımızdandı.

82 Sonra diğerlerini boğduk.

83 Şüphesiz İbrahim de onun inancından, ideolojisindendi.

84 Hani o, Rabbine selim bir kalple [1] gelmişti.

85 Hani babası ve halkı için: ''Neye kulluk ediyorsunuz?'' demişti [26:70, 43:26].

86 ''Allah'ın yanı sıra, gerçek dışı [kurgu] ilahlar mı istiyorsunuz?''

87 ''Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz [41:23]?''

88 Yıldızları bir gözlemle gözlemledi.

89 ''Şüphesiz ben sancılıyım [1].'' dedi.

90 Arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.

91 İlahlarına gizlice gidip: ''Nasiplenmez misiniz?'' dedi.

92 ''Size ne oldu ki konuşmuyorsunuz?''

93 Gizlice sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu.

94 Koşarak karşısına dikildiler.

95 ''Yonttuğunuz şeylere mi kulluk ediyorsunuz?'' dedi.

96 ''Sizi de, yaptığınız şeyleri de Allah oluşturdu.''

97 ''Ona bir yapı yapın ve onu kat kat ateşin içine bırakın [1].'' dediler.

98 Ona bir plan yapmak istediler, onları alt edilenler kıldık.

99 ''Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim, bana yol gösterecektir.'' dedi [26:78, 43:27].

100 ''Rabbim bana düzelticilerden bahşet.''

101 Onu yumuşak huylu bir delikanlıyla müjdeledik.

102 Onunla birlikte iş tutacak çağa ulaşınca: ''Ey oğulcuğum, şüphesiz ben, uykuda [1] olan bu yerde, gerçekten seni mağdur, perişan ettiğimi görüyorum. Gözlemle bakalım sen ne görüyorsun?'' dedi. ''Ey babacığım, emrolunduğun şeyi yap [2]. Allah gerekli görürse, beni direnenlerden bulacaksın'' dedi.

103 İkisi de teslim olduklarında [1], onu alnı üzere yıktı [yüzüstü bıraktı].

104 37:104-105: Ve ona: ''Ey İbrahim! Şüphesiz görüşünü [vizyonunu] doğruladın.'' diye seslendik. Şüphesiz biz, iyilik yapanlara [1] işte böyle karşılık veririz.

105 37:104-105: Ve ona: ''Ey İbrahim! Şüphesiz görüşünü [vizyonunu] doğruladın.'' diye seslendik. Şüphesiz biz, iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.

106 Şüphesiz bu, açıkça yıpratıcı bir sınavdı [2:124].

107 Bu önemli mağduriyetin, perişanlığın karşılığını da ona verdik.

108 37:108-109: Sonradan gelenler içinde onun üzerine [ün, örneklik] bıraktık: ''Esenlik İbrahim'edir.''

109 37:108-109: Sonradan gelenler içinde onun üzerine [ün, örneklik] bıraktık: ''Esenlik İbrahim'edir.''

110 Biz iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.

111 Şüphesiz o, inanıp güvenen kullarımızdandı.

112 Ona düzelticilerden bir nebi olan İshak'ı müjdeledik.

113 Onun ve İshak'ın üzerine bereket verdik. İkisinin soyundan iyileştiren de vardı, açıkça kendine yanlış yapan da.

114 Şüphesiz Musa ve Harun'u da memnun ettik.

115 İkisini ve halkını çok önemli bir kederden kurtardık.

116 Onlara yardım ettik ve onlar galip gelenler oldular.

117 İkisine, kanıtları ortaya koyan kitabı verdik.

118 İkisine dosdoğru yolu gösterdik.

119 37:119-120: Sonradan gelenler içinde ikisinin üzerine [ün, örneklik] bıraktık: Esenlik Musa ve Harun'adır.

120 37:119-120: Sonradan gelenler içinde ikisinin üzerine [ün, örneklik] bıraktık: Esenlik Musa ve Harun'adır.

121 Şüphesiz iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.

122 Şüphesiz ikisi inanıp güvenen kullarımızdandı.

123 Şüphesiz İlyas da gönderilenlerdendi.

124 Hani halkı için: "Vahyin sınırlarına uyup korunmaz mısınız?" demişti.

125 "Oluşturanların en iyisini [1] bırakıyorsunuz da, Ba'ale [2] mi çağırıyorsunuz?"

126 "Allah, sizin Rabbiniz ve evvelki atalarınızın Rabbidir [26:26]."

127 Onu yalancı saydılar. Şüphesiz onlar, hazır bulundurulacaklar.

128 Allah'ın muhles [1] kulları dışında.

129 37:129-130: Sonradan gelenler içinde üzerine [ün, örneklik] bıraktık: Esenlik İlyas’laradır [1].

130 37:129-130: Sonradan gelenler içinde üzerine [ün, örneklik] bıraktık: Esenlik İlyas’laradır.

131 Şüphesiz biz, iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.

132 Şüphesiz o, inanıp güvenen kullarımızdandı.

133 Şüphesiz Lut, gönderilenlerdendi.

134 37:134-135: Hani, boğulanlar içerisinde bir acuze [1] dışında, onu ve ahalisinin hepsini kurtarmıştık.

135 37:134-135: Hani, boğulanlar içerisinde bir acuze dışında, onu ve ahalisinin hepsini kurtarmıştık.

136 Sonra diğerlerini yerle bir ettik.

137 37:137-138: Şüphesiz siz, sabahleyin ve geceleyin [sürekli] üzerinde gidip geliyorsunuz. Aklınızı kullanmaz mısınız [1]?

138 37:137-138: Şüphesiz siz, sabahleyin ve geceleyin [sürekli] üzerinde gidip geliyorsunuz. Aklınızı kullanmaz mısınız?

139 Şüphesiz, Yunus da gönderilenlerdendi.

140 Dolu bir gemiye doğru kaçtığında [1],

141 Bir çekişmeye girdi ve ileri sürdüğü delilleri geçersiz olanlardan oldu.

142 Onu bunalım [1] kucakladı [kavradı]. O, kınanmıştı.

143 O, gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı [1],

144 Kesinlikle harekete geçirilecekleri güne kadar, onun [bunalımın] ortasında [1] kalırdı [2].

145 O sancılıyken [1], onu açıkta, çıplak bir yere attık [68:49].

146 Onda geçici, içinden çıkamadığı dallı budaklı durumlar bitirmiştik [1]

147 Ve onu, yüz bin veya daha fazlasına [1] gönderdik.

148 İnanıp güvendiler. Biz de onları, belli bir süreye kadar yararlandırdık [10:98].

149 Onlardan fetva [adam akıllı bir görüş] iste. Kızlar Rabbin için, oğullar onlara mı?

150 Yoksa onlar şahittiler de, melekleri dişi mi oluşturduk [43:19]?

151 37:151-152: İyi bilin ki onlar, hakikati tersyüz etmelerinden dolayı "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.

152 37:151-152: İyi bilin ki onlar, hakikati tersyüz etmelerinden dolayı "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.

153 Kızları, oğulların üzerine seçkin mi kılmış [1]?

154 Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?

155 Bu bilgileri kullanmaz mısınız?

156 Yoksa, sizde açık bir yetki mi var?

157 Şayet doğru sözlüler iseniz, kitabınızı getirin [1].

158 O'nunla, bilinmeyen [gizli, yabancı] varlıklar arasında akrabalık kıldılar. Şüphesiz, bilinmeyen [gizli, yabancı] varlıklar, hazır bulundurulacaklarını bilirler.

159 Allah, niteledikleri şeylerden münezzehtir.

160 Allah'ın muhles [1] kulları dışında.

161 Şüphesiz siz ve kulluk ettikleriniz

162 37:162-163: Kat kat ateşe dikilecek kimse dışındakileri aleyhlerine fitneye düşüremezsiniz [1].

163 37:162-163: Kat kat ateşe dikilecek kimse dışındakileri aleyhlerine fitneye düşüremezsiniz.

164 Bizim belli bir makam [konum] dışında bir şeyimiz yoktur [1].

165 Ve şüphesiz biziz biz sıra sıra dizilenler [1].

166 Şüphesiz biziz biz tesbih edenler [1].

167 37:167-168-169: Şayet "Gerçekten yanımızda evvelkilerden bir Zikir [Allah'tan gelen kullanacağımız bilgi, öğreti] olsaydı, kesinlikle Allah'ın muhles [1] kulları olurduk." diyorlardı.

168 37:167-168-169: Şayet "Gerçekten yanımızda evvelkilerden bir Zikir [Allah'tan gelen kullanacağımız bilgi, öğreti] olsaydı, kesinlikle Allah'ın muhles kulları olurduk." diyorlardı.

169 37:167-168-169: Şayet "Gerçekten yanımızda evvelkilerden bir Zikir [Allah'tan gelen kullanacağımız bilgi, öğreti] olsaydı, kesinlikle Allah'ın muhles kulları olurduk." diyorlardı.

170 Onun [Kur'an'ın] hakkındaki gerçekleri örttüler. İleride bilecekler.

171 Şüphesiz gönderilen kullarımız için takdir ettiğimiz hüküm geçmiştir [6:34].

172 Şüphesiz onlar, yardım edilenlerdir [1].

173 Şüphesiz askerlerimiz, kesinlikle onlar galip gelenlerdir [1].

174 Bir süreye kadar onlardan uzaklaş.

175 Onları dikkatli bak. İleride hakikati görecekler.

176 Azabımıza mı acele ediyorlar [1]?

177 Azabımız onların sahasına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötüdür.

178 Bir süreye kadar onlardan uzaklaş.

179 Dikkatli bak. İleride hakikati görecekler.

180 Üstünlüğün Rabbi olan senin Rabbin, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.

181 Esenlik, gönderilenlerin üzerinedir.

182 Her işini kusursuz yapmak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.

← 36. Yâ-Sîn 38. Sâd →