1 Allah’ın emrine amade olarak saf saf duranlara... 37/164.166
2 Şeytanların vahye müdahalesine engel olanlara... 72/26.28
3 Uyarıcı ayetleri iletenlere and olsun ki. 35/31-32
4 Sizin İlahınız, kesinlikle tek bir İlahtır!
5 O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi/sahibi ve bütün doğuların da Rabbidir/sahibidir.
6 Şüphesiz biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
7 Ve orayı azgın ve isyankâr her şeytandan koruduk. 15/17-18
8 Onlar, meleklerin yüce meclisine kulak verip dinleyemezler ve yaklaşmak istediklerinde her yandan kovulurlar.
9 Oradan uzaklaştırılırlar ve onlar için sürekli bir azap vardır. 71/1...10
10 Ancak, onlardan biri oradan bir bilgi kapacak olursa yakıcı bir alev topu yetişip onu hemen yok eder. 26/210...212
11 Şimdi sor onlara: -Yaratılış bakımından onlar mı daha zor; yoksa bizim yarattığımız insanlar mı? Biz insanları yapışkan basit bir çamurdan yarattık.
12 Sen onların haline şaşırırken onlar seninle alay ediyorlar. 53/56...62
13 Kendilerine öğüt verildiğinde de o bilgiyle ilgilenmiyorlar.
14 Gerçeği söyleyen bir ayet gördüklerinde onu hafife alıyorlar. 16/103, 21/3...5
15 Ve “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil!” diyorlar. 23/68...70, 25/4-5
16 Biz ölüp, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra yeniden mi diriltileceğiz?” 13/5, 17/98, 23/35.37
17 Ölmüş gitmiş atalarımız da mı? Diyorlar. 23/78...90
18 Onlara de ki: -Evet, hem de rezil rüsva bir halde! 36/51...67
19 Onun için çok şiddetli bir ses yeter! O da ne! İşte gerçeklerle yüz yüzeler! 6/31, 50/19...35
20 – Yazıklar olsun bize, işte bu hesap gününün ta kendisi! Diyecekler.
21 Onlara, “Daha önce yalanlayıp hesaba katmadığınız ayırım günü işte bu!” diye seslenilecek. 56/41-42, 64/9 22-23. Ve meleklere şöyle seslenilecek: – Toplayın, onları yoldaşlarını ve Allah ile aralarına koyup kulluk ettiklerini ve hepsine cehennemin yolunu gösterin! 10/18, 14/21-22, 46/4...6
24 Ama şimdilik durdurun onları, çünkü onlar önce sorgulanacaklar. 10/45, 14/48-49,
25 – Ne oldu size, neden birbirinize yardım edemiyorsunuz? 6/94, 16/86-87, 40/47...50
26 Ama hayır, artık onlar, bugün tam manasıyla teslim olmuşlardır. 2/166-167, 23/99.108
27 Bu arada dönüp birbirlerini suçlayacaklar ve önderlerine: 38/55...64.
28 – Siz bize hep sureti haktan görünerek yaklaşırdınız, diyecekler. 33/66...68, 34/31.34
29 Diğerleri de; – Hayır, asıl siz bile bile inanmadınız... 7/35...40, 14/21-22
30 – Ayrıca bizim sizin üzerinizde hiç bir yaptırım gücümüz yoktu. Bilakis siz ta baştan azgın ve isyankâr bir toplum idiniz. 26/91...104
31 – Artık Rabbimizin hakkımızdaki azap sözü gerçekleşti. Çaresi yok
32 – Evet sizi azgınlığa teşvik ettik, çünkü biz de azgın kimseler idik. 40/47...50
33 Öyleyse bugün hepsi o azapta ortaktırlar. 43/36...44
34 İşte biz günahkâr suçluları böyle cezalandıracağız.
35 Çünkü onlar, kendilerine: – Allah’tan başka ilah yoktur, denildiği zaman büyüklenirlerdi. 38/1...10
36 Ve deli bir şairin sözüne bakarak “İlahlarımızı terk mi edeceğiz?” derlerdi. 36/69-70
37 Oysa o, sadece hak olan Kuran’ı getirmiş ve önceki elçileri de doğrulamıştı.
38 Şimdi siz bu acı veren azabı çekeceksiniz.
39 Bilin ki bu azap ancak yaptıklarınızın karşılığıdır.
40 Ancak dini Allah’a has kılan kullar hariç.
41 İşte bunlar için belirlenmiş rızıklar vardır. 39/73-74
42 Kendilerine çeşit çeşit meyveler ikram olunacaktır. 43/67...73
43 Nimetlerle dolu cennetlerde.
44 Tahtların üzerine karşılıklı oturacaklar. 36/55...59
45 Etraflarında berrak bir kaynaktan doldurulmuş kâseler dolaştırılacak.
46 Bembeyaz ve içenlere zevk veren içeceklerle dolu kâseler. 32/17, 56/17.40
47 O içecekler ne baş ağrıtır ne de sarhoş eder.
48 Yanlarında başkasına bakmayan olacak.
49 Sanki gün yüzü görmemiş deve kuşu yumurtası gibi bembeyaz. 55/46.76
50 Öte yandan bunlar karşılıklı oturup sohbet ederken. 36/55.60
51 İçlerinden biri: – Bir zamanlar benim bir yakın arkadaşım vardı, der. 18/32...45
52 Bana derdi ki: – Sen gerçekten yeniden dirilişi tasdik mi ediyorsun?
53 Şimdi biz ölüp, toprağa karışıp kemik yığını haline geldikten sonra tekrar diriltilip hesaba çekileceğiz öyle mi? 19/66, 45/23-24
54 Öteki: – Şimdi onun ne durumda olduğunu bilmek ister misin? Der. 7/50...54
55 Cehenneme şöyle bir bakar ki onun ateşin tam ortasında olduğunu görür. 57/12...15
56 – Aman Allah’ım! Az kalsın sen, neredeyse beni de mahvedecektin! Der. 25/11...30
57 – Eğer Rabbimin hidayeti olan, Kuran nimeti olmasaydı, az kalsın ben de cehenneme atılanlardan olacaktım. 6/156...159, 20/133-134
58 Artık biz bir daha ölmeyeceğiz değil mi? 40/10...20
59 – Önceki ölümümüzden başka. Artık biz azap da görmeyeceğiz değil mi? 64/8-9
60 İşte budur muhteşem zafer! 20/75-76
61 Çalışacaklar, böyle bir zafer için çalışıp didinsinler. 3/190...195, 77/41...44,
62 Söyleyin bakalım böyle bir nimetle ağırlanmak mı iyidir yoksa zakkum ağacı mı? 44/43...46
63 Biz, zakkumu yanlışta ısrar eden zalimler için sınama vesilesi yaptık. 56/51...56
64 O ağaç, cehennemin dibinden çıkar. 44/43.46, 56/51...56
65 Tomurcukları şeytanların başları gibi çirkindir. 44/43.46, 56/51...56
66 İşte onlar, bu zakkumdan yiyecek ve karınlarını onunla dolduracaklar. 44/43...46, 56/51.56
67 Bunun üzerine bağırsakları yakan kaynar su içecekler. 44/43...46, 56/51.56
68 Onların dönüp dolaşıp gelecekleri yer işte böyle bir cehennemdir. 55/43-44
69 Çünkü onlar, sapkın atalarının başlarına sardığı geleneğe uydular. 2/170-171
70 Ve onların izinden akılsızca gidiyorlardı.
71 And olsun ki onlardan öncekilerin çoğu da doğru yoldan sapmıştı.
72 Biz de onlara uyarıcılar göndermiştik.
73 Uyarılan fakat uyarılara kulak vermeyenlerin sonu nasıl oldu bir
74 Kurtulanlar yalnızca dini Allah’a has kılan kullar oldu. 39/11...15,
75 And olsun ki vaktiyle Nuh, bizden imdat dilemiş biz de ona ne güzel karşılık vermiştik. 23/25-26
76 Onu ailesini ve ona uyanları da, o büyük felaketten kurtarmıştık. 11/21...28
77 Böylece onun soyunu da devam ettirdik. 7/59...64 78-79. Biz onun gelecekte bütün toplumlar içinde “Selam olsun Nuh’a!” diye anılmasını sağladık.
79 De ki: – Onları ilk defa kim yarattıysa o diriltecek. Zira O, her türlü yaratmayı bilendir. 17/49.51,
80 İşte biz iyi ve güzel davrananları böyle ödüllendiririz.
81 Çünkü O, bizim yürekten inanıp güvenen mümin kulumuzdu. 10/71...73
82 Diğerlerini ise suda boğmuştuk. 21/76-77
83 Şüphesiz İbrahim de Nuh’un yolunu izleyen biriydi.
84 Nitekim O, Rabbine tertemiz bir kalp ile yönelmişti. 26/69...89
85 Bir gün babasına ve kavmine şöyle demişti: – Siz, nelere kulluk ediyorsunuz böyle? 6/74...84
86 Allah ile aranıza koyup uydurma ilahlara kulluk mu etmek istiyorsunuz? 21/52...68
87 Peki âlemlerin Rabbi hakkındaki düşünceniz nedir? 7/191...195
88 Nihayet İbrahim kafasında bir şey tasarladı. 21/52...68
89 Ve “Ben hastayım” dedi. 6/74...84
90 Bunun üzerine onu orada bırakıp gittiler. 21/52...68
91 Ve İbrahim, onların putlaştırdığı ilahlarıyla baş başa kaldı onlara: -Buyursanıza niçin yemiyorsunuz? Dedi. 21/52...68
92 – Ne oldu size niye konuşmuyorsunuz? 21/52...68
93 Sonra, hiddetle üzerlerine sağ eliyle bir darbe indirdi. 21/52...68
94 Bunu duyan halk telaş ve hışımla koşarak ona geldiler. 21/52...68
95 İbrahim, onlara: – Elinizle yonttuğunuz bu şeylere niye kulluk ediyorsunuz? Dedi. 21/52...68
96 Oysa sizi de yonttuklarınızı da yaratan Allah’tır. 21/52...68
97 Bunun üzerine:
98 Onlar İbrahim’e tuzak kurmak istediler ama biz de tuzaklarını bozup onları perişan ettik. 21/52...68
99 Sonunda İbrahim: – Ben, Rabbime kulluk edebileceğim bir yere gideceğim. O bana mutlaka bir yol gösterecektir, dedi. 43/26...28
100 Ve “Rabbim, bana iyilerden bir evlat bağışla. 11/69...72
101 Biz de ona yumuşak huylu, ağır başlı bir oğul vereceğimizi müjdeledik. 19/46.49
102 Çocuk, onun çaba ve tasasına ortak olacak yaşa gelince, ona dedi ki; – Yavrucuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum, bir düşün ne dersin bu işe? Çocuk; – Babacığım, sen sana emrolunanı yap! Dedi. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın! 2/112...136,
103 Sonunda her ikisi de teslimiyet gösterip, İbrahim oğlunu alnı üzerine yatırınca.
104 Biz: Ey İbrahim! Diye seslendik.
105 – Sen rüyanın gereğini yerine getirdin. İşte biz teslimiyet gösterenleri böyle ödüllendiririz.
106 Gerçekten bu, apaçık ve zor bir sınavdı.
107 Biz ona çocuğun yerine fidye olarak büyük bir kurban kesmesini emrettik. 22/26.30 108-109. Biz onun, sonraki nesiller arasında “Selam olsun İbrahim’e!” diye anılmasını sağladık.
110 İşte biz, görevini samimiyetle yerine getirenleri böyle ödüllendiririz.
111 Çünkü o, inanıp güvenen mümin kullarımızdan biri idi. 6/74...84
112 Ardından ona salihlerden bir nebi olacak olan İshak’ı müjdeledik. 11/69...72
113 Onu da İshak’ı da soyunu da bereketlendirdik. Ama her ikisinin soyundan iyi insanlar çıktığı gibi onların mirasına ihanet edenler de çıkmıştır.
114 Biz Musa ve Harun’a da nübüvvet vererek ikramda bulunmuştuk. 6/84.90
115 Onları ve kavimlerini büyük bir felaketten kurtarmıştık. 10/88...92
116 Onlara öyle bir yardım etmiştik ki sonunda galip gelen onlar oldu. 10/88-92,
117 Biz onlara hakikati apaçık ortaya koyan o kitabı vermiştik.
118 Böylece onlara dosdoğru yolu göstermiştik. 2/120, 16/9 119-120. Biz onların ikisini de sonraki nesiller arasında “Selam olsun Musa ve Harun’a” diye anılmasını sağladık.
121 İşte biz görevini samimiyetle yerine getirenleri böyle ödüllendiririz.
122 Çünkü ikisi de inanıp güvenen mümin kullarımızdan idi.
123 Hiç kuşku yok ki İlyas da elçilerden biri idi. 6/84...90
124 O, halkına şöyle demişti: – Hiç Allah’tan kokmuyor musunuz? 30/31, 33/39 125-126. Yaratıcıların en mükemmeli olan, sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp Ba’lin putlarına mı yalvarıyorsunuz?
127 Sonunda onu yalancılıkla suçladılar, bu yüzden onlar, elbette huzurda yargılanıp azaba çarptırılacaklar. 30/12...16,
128 Yalnız dini Allah’a has kılanlar bunun dışında olacak. 6/162 129-130. Biz de onun, sonraki nesiller arasında “Selam olsun İlyas’a!” diye anılmasını sağladık.
131 Biz görevini güzel bir şekilde yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz.
132 Çünkü o, inanıp güvenen mümin kullarımızdan biri idi. 3/133...136
133 Kuşkusuz ki Lut da gönderilmiş elçilerdendi. 7/80.84
134 Vaktiyle biz onu ve ailesini kurtarmıştık. 11/77...83
135 Ancak ihtiyar hanımı geride kalıp helak olanlardan oldu.
136 Ardından da diğerlerini yerle bir etmiştik. 51/31...37 137-138. Siz de sabah akşam onların yaşadıkları yerden gelip geçmektesiniz. Hiç mi düşünüp ibret almıyorsunuz? 15/57...77
139 Şüphesiz Yunus da gönderilmiş elçilerdendi. 21/87-88
140 Vaktiyle kaçak bir köle gibi dolu gemiye binmişti. 54/48...50
141 Derken yolcular arasında kura çekilmiş ve Yunus kaybedenlerden olmuştu.
142 O kendisini kınayıp dururken bir balık onu yutuverdi. 37/139...147, 54/48.50
143 Eğer o, Allah’ı tespih edip tövbe edenlerden olmasaydı. 37/139...147, 54/48.50
144 Yeniden diriliş gününe kadar balığın karnında kalacaktı. 37/139...147, 54/48...50
145 Derken biz onu baygın ve bitkin bir halde ıssız bir sahile attık. 37/139...147, 54/48.50
146 Ve üzerine de gölge etmesi için kabak türü geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. 37/139...147, 54/48.50
147 Nihayet onu nüfusu yüz bin kişiden fazla bir topluma elçi olarak yeniden görevlendirdik. 37/139...147, 54/48.50
148 Bu sefer Yunus’a iman ettiler, biz de onları belirli bir süreye kadar dünya nimetlerinden faydalandırdık.
149 Şimdi sor onlara, kızlar Rabbinin de, oğlanlar onlarınmış öyle mi? 16/57...60
150 Yoksa biz melekleri kızlar olarak yaratmışız da onlar buna şahit mi olmuşlar? 43/18-19 151-152. İyi bilin ki, “Allah çocuk sahibi oldu” demeleri onların uydurduğu iftiralardan biridir. Onlar düpedüz yalan söylemektedirler. 19/88.93
153 Allah, kızları oğlanlara tercih etmiş öyle mi? 16/57…60, 19/88...89
154 Ne oluyor size? Nasıl böyle hükümler veriyorsunuz?
155 Bunun ne büyük bir iftira olduğunu hiç düşünmüyor musunuz? 10/17, 11/18-19
156 Yoksa elinizde bunu ispatlayacak apaçık belge mi var?
157 Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin de görelim. 28/49-50
158 Tutmuşlar bir de Allah ile görünmeyen varlıklar arasında bir soy bağı olduğunu ileri sürüyorlar. Oysa böyle bir iddiada bulunanların cezalandırılacağını o görünmeyen varlıklar da çok iyi biliyorlar.
159 Allah, onların attıkları bütün iftiralardan uzaktır ve yücedir. 59/22...24
160 Yalnız dini Allah’a has kılan kullar cezalandırılmayacak. 21/101…103,
161 Siz ve kulluk ettikleriniz. 15/39...42. 38/82-83 162-163. Kendi ayaklarıyla cehenneme koşanların dışında hiç kimseyi yoldan çıkaramazsınız. 15/39...42, 38/82-83
164 (Oysa o melekler şöyle der) - Bizim her birimizin Allah katında belli bir makamı ve yeri vardır.
165 Evet biz saf saf durup O’ndan ferman bekleyenleriz.
166 Ve biz Allah’ın emrinden çıkmayan kimseleriz. 21/26...29
167 Hâlbuki onlar, şöyle diyorlardı: 6/157-158
168 – Eğer bizim elimizde öncekilere verilen vahiyler olsaydı. 20/133-134,
169 Kesinlikle dini Allah’a has kılan kullar olurduk.
170 Şimdi ise kendilerine gelen bu vahye Kuran’a inanmadılar. Ama yakında gerçeği öğrenecekler.
171 And olsun ki bizim elçi olarak gönderdiğimiz kullarımıza şu kelime yazılmıştır.
172 Onlara mutlaka yardım edilecek.
173 Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir.
174 Öyleyse sen bir süre onlardan yüz çevir!
175 Bekle gör onların hallerini, onlar da görecekler kendi hallerini.
176 Şimdi onlar bizim azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?
177 Şunu iyi bilsinler ki bir sabah azap onların yurtlarına çökünce, uyarıldıkları halde yola gelmeyenlerin sabahları çok korkunç olacak.
178 Evet sen bir süreliğine onlardan uzaklaş. 39/39-40
179 Bekle gör onların hallerini, onlar da görecekler kendi hallerini.