1 Ayrılıkçılara / karşıt olanlara / gürültü koparanlara, Zikir [1] sahibi Kur'an'ı kanıt gösteriyorum ki [2];
2 Bilakis gerçekleri örtenler, bir üstünlük ve bir ayrılık içerisindedirler.
3 Onlardan önce nice kuşaktan yıkıma uğrattığımızda seslendiler de kurtuluş zamanı geçmişti.
4 Onlara, onlardan bir uyarıcının gelmesine hayret ettiler [50:2] ve gerçekleri örtenler: "Bu büyüleyici / kafaları karıştırıcı, büyük bir yalancıdır" dediler.
5 "İlahları tek bir ilah mı kılmış? Şüphesiz bu ziyadesiyle hayret edilecek bir şey [1]."
6 Onlardan ileri gelenler ayrılarak: "Şüphesiz sizden istenen; ilahlarınız üzerinde dirençli olmanız ve bu yolda yürümeye devam etmenizdir [25:42]."
7 "Son inanç sisteminde böyle bir şey duymadık. Bu, toplanıp oluşturulmuş bir şeyden başkası değildir [23:24, 28:36].''
8 ''O zikir [Kur'an] aramızdan ona mı indirildi?'' Bilakis onlar, zikrimden yetersiz bilgi içerisindedirler. Bilakis onlar, azabımı tatmadılar.
9 Yoksa, çok bahşeden, üstün Rabbinin rahmet hazineleri onların katında mı?
10 Yoksa, göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerinin mülkü onların mı? Öyleyse sebeplerde yükselsinler [1].
11 Şuradakiler hezimete uğramış taraflardan bir ordudur [54:45].
12 Onlardan önce de Nuh halkı, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalana sarılmıştı [1].
13 Ve Semud ve Lut halkı ve Eyke [sık orman] arkadaşları. Onlar da değişik görüşlere sahip taraflardı.
14 Hepsi elçileri yalancı saymaktan başka bir şey yapmadıklarından, suçlarına karşılık olan cezam da gerçekleşti.
15 İşte bunlar da, hiç gecikmesi olmayan tek bir çığlıktan başka bir şey gözlemiyorlar [36:49].
16 ''Rabbimiz, hesap gününden önce payımızı vermede acele et.'' dediler [1].
17 Söyledikleri şeylere karşı dirençli ol. Güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla. Şüphesiz o, Allah'a çokça dönen biriydi.
18 Dağları onunla birlikte buyruğuna vermiştik. Gün doğumuyla batımında / sürekli görevlerini yaparlardı [1].
19 Toplanan kuşlar da. Hepsi ona çokça dönerdi [21:79, 34:10].
20 Onun mülkünü şiddetlendirdik. Ona, hikmeti [1] ve etkili, doğru hitap etme yeteneği verdik.
21 Hasımlık edenlerin haberi sana geldi mi? Hani mihrabın duvarını aşmışlardı.
22 Davut'un yanına girdiklerinde tedirgin oldu, ''Korkma'' dediler. ''Bazımız bazımıza azgınlıkla hasımlık eden iki kişiyiz. Aramızda hakikatle hüküm ver, saçmalama. Bize düzgün, orta yolu göster.''
23 ''Şüphesiz bu benim kardeşim, doksan dokuz koyunu var, benim ise bir koyunum var. ''Onu da benim sorumluluğuma ver'' dedi ve hitabında bana üstün geldi.''
24 Dedi ki: ''Şüphesiz senin koyununu koyunlarına istemesiyle sana yanlış yaptı. Şüphesiz birlikte yaşayan halklardan çoğu birbirine azgınlık ediyor. Ancak, inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar bunun dışındadır. Onlar da ne kadar azdır.'' Davut kendisini fitnelediğimizi [sınadığımızı] anlayıp Rabbine bağışlama diledi ve içten bir etkiyle / saygıyla rukü [1] eden biri olarak yöneldi.
25 Biz de onu böylece bağışladık. Şüphesiz ona, katımızda yakınlık ve iyi bir dönüş yeri vardır.
26 "Ey Davud! Şüphesiz seni o yerde halife kıldık ki insanlar arasında hakikatle hüküm ver ve hevaya uyma ki, seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır."
27 Gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri boşuna oluşturmadık [3:191]. İşte bu, gerçekleri örtenlerin kanaatidir. Ateşten dolayı gerçekleri örtenler için eyvah!
28 Yoksa, inanıp güvenen ve düzeltici işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi kılar mıyız? Yoksa, vahyin sınırlarına uyup korunanları, facirler gibi kılar mıyız [1]?
29 Bereketli bir kitaptır ki, onu sana; ayetlerini derin derin düşünmeleri ve kapı gibi sağlam duruşlu akıl sahiplerinin bilgilerini devamlı kullanmaları için indirdik [14:52] [1].
30 Ve Davud için Süleyman'ı bahşettik. Ne güzel bir kuldu. Şüphesiz o, çokça dönerdi.
31 Hani, akşamüstü [1] kendisine iyi cins atlar sunulmuştu.
32 Perdenin arkasında olana kadar [1]: "Şüphesiz ben, hayr sevgisini Rabbimin zikrinden dolayı sevdim." dedi [2].
33 "Onları bana kavuşturun." Derken bacakları ve boyunları mesh etmeye / sıvazlamaya başladı [1].
34 Şüphesiz Süleyman'ı fitneledik [sınadık]. Ve kürsüsüne bir cesed [1] bıraktık. Sonra [bize] yöneldi [2]:
35 "Rabbim, beni bağışla ve bana bir mülk [hükümdarlık, iktidar] bahşet ki, benim ardımdan hiç kimse ulaşamasın [1]. Şüphesiz sen, çokça bahşedensin." dedi.
36 Rüzgarı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle yumuşakça akarak gideceği yere erişirdi [1].
37 Ve her bina ustası ve dalgıç şeytanları [1].
38 Ve zincirlerle birbirine bağlanmış başkalarını.
39 Bu, hesapsız olarak verdiğimizdir. Memnun et veya tut.
40 Şüphesiz ona, katımızda yakınlık ve iyi bir dönüş yeri vardır.
41 Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani Rabbine: "Şüphesiz o şeytan, gerçekten bana yorgunlukla ve azapla dokundu."¹ diye seslenmişti.
42 "Ayağınla topukla! İşte soğuk yıkanılan yer ve içecek."
43 Ve bizden bir rahmet ve kapı gibi sağlam duruşlu akıl sahiplerine bilgi / ibret olarak, ona ahalisini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik [1].
44 "Elinle bir demet al ve onunla yola koyul ve kararsız olma [1]." Şüphesiz onu dirençli bulduk. Ne güzel bir kuldu. Şüphesiz o, da çokça [Allah'a] dönendi.
45 Hakikati doğru gören [aydın, ileri görüşlü] ve güç sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla.
46 Şüphesiz biz onların zikir yurdunu [1] bir saflaştırmayla saflaştırdık.
47 Şüphesiz onlar, katımızda daha hayırlı ve seçkin kılınan kimselerdendiler.
48 İsmail'i, Elyesa'yı ve Zulkifl'i de hatırla. Hepsi daha hayırlı olanlardandı.
49 Bu bir zikirdir. Ve kesinlikle, en iyi dönüş yeri vahyin sınırlarına uyup korunanlar içindir.
50 Kapıları onlara açılmış Adn Cennetleri [1].
51 Orada, yaslananlar olarak bir çok meyve ve içecek isterler.
52 Yanlarında, yönlerini [ilgilerini] kendilerine kısıtlayan yaşıtlar [hizmetçiler] vardır [1].
53 Bu, hesap günü için size vaat edilendir.
54 Şüphesiz bu, hiçbir şekilde tükenmesi olmayan rızkımızdır.
55 Budur. Ve bardağı taşıranlar için de kesinlikle şerli [istenmeyen] bir dönüş yeri vardır.
56 Cehennem. Oraya yaslanırlar. Ne sıkıntılı bir döşektir.
57 Budur. Sıcak ve irin, onu tatsınlar [78:25].
58 Ve onun şeklinden çifter çifter başkaları vardır.
59 Bu [saptırdıklarınız], sizinle birlikte katlanacak olan bölüktür. Onlara rahatlık yoktur. Şüphesiz onlar ateşe yaslandılar.
60 "Bilakis, size de rahatlık yoktur. Onu bize siz takdim ettiniz [sizin yüzünüzden buradayız]." dediler. Ne sıkıntılı bir duraktır.
61 ''Rabbimiz, bunu bize kim takdim ettiyse [sebep olduysa], ateşte bir azap olarak kat kat onu arttır.'' dediler [7:38, 33:68].
62 ''Bize ne oluyor ki şerlilerden saydığımız adamları [1] görmüyoruz?'' dediler.
63 ''Onları küçümsenmiş [aşağılanmış, küçük düşürülmüş] edinmiştik. Yoksa bakışlar onlardan kaydı mı [1]?''
64 İşte bu, ateş ahalisinin hasımlaşması kesinlikle gerçektir.
65 De ki! ''Şüphesiz ben, ancak bir uyarıcıyım. Bir tek ezici güce sahip olan Allah'ın dışında bir ilah yoktur.''
66 O üstün, çok bağışlayan, göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir.
67 De ki! ''O, çok çok önemli bir haberdir.''
68 ''Siz ondan geri duruyorsunuz / umursamıyorsunuz.''
69 ''Onlar birbirleriyle hasımlaşırken, benim yüce depo [Kur'an] hakkında bir bilgim yoktu.''
70 ''Gerçekten benim apaçık bir uyarıcı olduğumdan dolayı bana vahyediliyor.''
71 Hani Rabbin meleklere [görevli güçlere]: ''Şüphesiz ben, çamurdan bir beşer oluşturmaktayım.'' demişti.
72 ''Onu düzenlediğimde ve ona ruhumdan üflediğimde [1] ona secde edenler [2] olun.''
73 Meleklerin tamamı topluca secde ettiler [1].
74 İblis dışında [1] Büyüklendi. O gerçekleri örtenlerdendi [2].
75 ''Ey İblis! İki elimle oluşturduğuma [1] secde etmenden seni men eden nedir? Büyüklendin mi, yoksa yücelerden misin?'' dedi.
76 ''Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten [enerjiden] oluşturdun, onu çamurdan [1] oluşturdun.'' dedi.
77 ''Oradan çık! Sen atıp tutan [1] birisin.'' dedi.
78 ''Şüphesiz, din gününe kadar lanetim [rahmetimden dışlamam] üzerinedir [15:35].''
79 ''Rabbim, harekete geçirilecekleri [diriltilecekleri] güne kadar beni gözet [süre ver].'' dedi [15:36].
80 ''Şüphesiz sen gözetilenlerdensin [süre verilenlerdensin].'' dedi [1].
81 ''O, vakti bilinen güne kadar.''
82 ''Senin üstünlüğün şahit olsun ki, onların tamamını sapkınlığın aşırısına sürükleyeceğim.'' dedi [15:39].
83 ''Onlardan muhles [1] kulların dışındakileri.
84 [Allah] ''Gerçek budur. Ben gerçeği söylerim.'' dedi:
85 ''Kesinlikle cehennemi, senden ve sana uyanların tamamından dolduracağım [1][2].''
86 De ki! ''Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Ve ben, size bir şeyler teklif edenlerden [sorumluluk verenlerden] de değilim [1].''
87 O, alemler için zikirden başka bir şey değildir.
88 Bir süre sonra onun haberini kesinlikle öğreneceksiniz.