1 Güçlü yönlendirici kimdir?
2 Rum'a galip gelindi.
3 O yerin daha yakın [alçak] yerinde. Ve onlar, bu yenilgilerinin ardından galip gelecekler.
4 Birkaç sene içerisinde. Önceden de, ardından da, iş / emir Allah'ındır. Ve o gün, inanıp güvenenler sevinir.
5 Allah'ın yardımıyla. Gerekli gördüğüne yardım eder. O, üstün merhamet sahibidir.
6 Allah'ın vaadidir. Allah vaadini değiştirmez. Fakat insanların çoğu, bu bilinçte değildirler.
7 Dünya hayatından görünen kısmını bilirler. Ve onlar, ahiretten gafil olanlardır.
8 Onlar, Allah'ın gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakilerini gerçek bir amaç ve adı belirlenmiş bir son süre dışında oluşturmadığını benliklerinde düşünmediler mi? Şüphesiz insanlardan çoğu, Rablerine karşılaşma hakkında gerçekleri örtüyorlar.
9 Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbetinin nasıl olduğunu gözlemleseler. Kuvvet olarak onlardan daha şiddetliydiler ve yeryüzünü kaldırıp, onu bunların imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Ve elçileri onlara apaçık kanıtlarla gelmişti. Onlara yanlış yapan Allah değildi. Fakat onlar, kendilerine yanlış yaptılar [29:40].
10 Sonra, Allah'ın ayetleri hakkında yalana sarılmaları ve onunla alay etmelerinden dolayı, kötülük yapanların akıbeti çok kötü oldu.
11 Allah oluşturuşu başlatır ve sonra onu iade eder, sonra da O'na döndürülürsünüz.
12 O saatin kalktığı gün, suçta ileri gidenler umutlarını yitirirler [7:40].
13 Onlara ortak koştuklarından şefaatçiler de olmayacaktır. Onların ortak koşmalarına kafirlik ederler [1].
14 O saatin kalktığı gün, o gün birbirlerinden ayrılırlar.
15 İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara gelince, onlar çok güzel bir bahçe içerisinde mutlu edilirler.
16 Gerçekleri örtenler ve ayetlerimiz ve ahiret karşılaşması hakkında yalana sarılanlara gelince, onlar, o azabın içerisinde hazır bulundurulurlar.
17 Öyleyse, akşama erdiğiniz zaman da ve sabaha erdiğiniz zaman da [her zaman], Allah, bütün noksanlıklardan münezzehtir.
18 Göklerde ve yeryüzünde, her yerde ve akşam ve öğleye erdiğinizde [her zaman], her işini kusursuz yapmak O'na aittir.
19 Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır [1] ve ölümünün ardından yeryüzüne hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılırsınız [2].
20 Sizi topraktan oluşturması, O'nun ayetlerindendir. Sonra siz, bir beşer olarak yayılıyorsunuz.
21 Kendilerine ısınırsınız diye, size kendi türünüzden eşler oluşturması da O'nun ayetlerindendir [42:11]. Ve aranızda sevgi ve merhamet kıldı. Devamlı düşünen bir halk için kesinlikle bunda ayetler vardır.
22 Göklerin ve yeryüzünün oluşturulması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması da O'nun ayetlerindendir. Bilinçli olanlar için kesinlikle bunda ayetler vardır.
23 Gece ve gündüz uyumanız ve O'nun armağanlarından aramanız O'nun ayetlerindendir. Kulak veren bir halk için kesinlikle bunda ayetler vardır.
24 Bir korku ve bir umut olarak size şimşeği göstermesi ve gökten bir su indirerek, onunla ölümünün ardından yeryüzüne hayat vermesi O'nun ayetlerindendir. Aklını kullanan bir halk için kesinlikle bunda ayetler vardır.
25 O'nun emriyle / işiyle göğün ve yeryüzünün durması O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden bir çağrıyla çağırdığında, siz çıkarsınız [1].
26 Göklerde ve yeryüzünde kim varsa O'nundur. Hepsi O'na gönülden boyun eğenlerdir.
27 O, oluşturuşu başlatıp sonra onu iade edendir. O, O'na kolaydır. Göklerde ve yeryüzünde en yüce örnek O'nundur [16:60]. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.
28 Allah size, kendinizden bir örnek vurgulamaktadır: Sizi rızıklandırdığımız şeylerde, yeminlerinize / antlaşmanıza hak sahibi olduklarınızdan, onda aynı seviyede olduğunuz, kendiniz için olan korkunuz gibi onlar için de korktuğunuz ortaklardan var mı? Aklını kullanan bir halk için, ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
29 Bilakis yanlış yapanlar, bir bilgiye dayanmadan hevalarına uydular. Allah'ın sapıklıkta bıraktığına kim yol gösterebilir [1]? Ve onlara, yardımcılardan kimse de yoktur.
30 Öyleyse yüzünü [yönünü, ilgini], hanif olarak [bütün şirk unsurlarından arındırarak, batılın tamamından yüz çevirerek] din için ikame et [doğrult]. İnsanları üzerinde fıtratını belirlediği, yaratılış yasalarını koyduğu, yazılımını kodladığı Allah'ın fıtratına [1]. Allah'ın oluşturması için bir değişiklik yoktur. Ayakta tutan din işte budur [12:40, 98:5]. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.
31 30:31-32: O'na yönelin / bağlı kalın ve O'nun sınırlarına uyarak korunun ve salatı ikame edin [1]. Dinlerini bölen [2] ve ayrı inanç grupları olan, her bir tarafın da yanındakiyle sevinip şımardığı ortak koşanlardan olmayın.
32 30:31-32: O'na yönelin / bağlı kalın ve O'nun sınırlarına uyarak korunun ve salatı ikame edin. Dinlerini bölen ve ayrı inanç grupları olan, her bir tarafın da yanındakiyle sevinip şımardığı ortak koşanlardan olmayın.
33 30:33-34: İnsanların başına bir darlık temas edince, O'na yönelerek / bağlı kalarak dua eder. Sonra, onlara O'ndan bir rahmet tattırınca da, onlardan bir grup, onlara verdiğimiz şeylere nankörlük etmek için Rablerine ortak koşarlar [1]. Yararlanın bakalım, İleride bileceksiniz.
34 30:33-34: İnsanların başına bir darlık temas edince, O'na yönelerek / bağlı kalarak dua eder. Sonra, onlara O'ndan bir rahmet tattırınca da, onlardan bir grup, onlara verdiğimiz şeylere nankörlük etmek için Rablerine ortak koşarlar. Yararlanın bakalım, İleride bileceksiniz.
35 Yoksa onlara bir belge indirdik de, o ortak koşmakta oldukları şeyleri mi kelam ediyor?
36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarırlar. Ellerinin takdim ettiği şeylerle onlara bir kötülük isabet ettiğinde ise, onlar ümitsizliğe kapılırlar [1].
37 Gerçekten Allah'ın, rızkı gerekli gördüğü kimse için yaydığına ve ölçümlendirdiğine dikkat etmediler mi? İnanıp güvenen bir halk için bunda kesinlikle ayetler vardır.
38 Öyleyse, yakınlık sahibine ve ihtiyaç sahiplerine ve yol oğluna [yolda kalmışa] hakkını ver. Allah'ın ilgisini, sevgisini isteyenler için bu hayırlı olandır [2:272]. Başarıya ulaşanlar işte onlardır.
39 İnsanların mallarında artması için ribadan verdiğiniz şeyler, Allah katında artmaz [2:276]. Allah'ın ilgisini, sevgisini isteyerek, zekattan verdiğiniz şeyler ise, o kimselerdir kat kat arttıranlar.
40 Sizi oluşturan, sonra sizi rızıklandıran, sonra sizi öldüren, sonra sizi dirilten Allah'tır. Ortak koştuklarınızdan, bunlardan herhangi bir şeyi yapan kimse var mı? O, ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yüceler yücesidir.
41 Dönerler diye, insanların elleriyle kazandığı şeylerle yaptıklarının bazısını onlara tattırmak için, karada ve denizde bozulma ortaya çıktı.
42 De ki! ''Dolaşın yeryüzünde de, öncekilerin akıbetinin nasıl olduğunu bir gözlemleyin. Onların çoğu ortak koşanlardı.
43 Allah'tan onun geri döndürülmesi olmayan günün gelmesinin öncesinde, yönünü, ilgini, sevgini, ayakta tutan din için ikame et [1]. O gün parça parça olurlar.
44 30:44-45: Kim gerçekleri örterse, gerçekleri örtmesi kendi aleyhinedir. Düzeltici bir iş yapan kimse de, O'nun armağanından, inanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara karşılığını vermesi için kendisine bir beşik [yer] hazırlamış olur. Şüphesiz O, gerçekleri örtenleri sevmez.
45 30:44-45: Kim gerçekleri örterse, gerçekleri örtmesi kendi aleyhinedir. Düzeltici bir iş yapan kimse de; O'nun armağanından, inanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara karşılığını vermesi için kendisine bir beşik yer hazırlamış olur. Şüphesiz O, gerçekleri örtenleri sevmez.
46 Karşılığını verin diye, size rahmetinden tattırması, O'nun armağanından aramanız ve emriyle gemilerin akıp gitmesi için müjdeleyiciler olarak rüzgarları göndermesi O'nun ayetlerindendir.
47 Şüphesiz senden önce halklarına elçiler gönderdik de, onlara apaçık kanıtlarla geldiler. Suçta ileri gidenlere, suçlarının tam karşılığı olan cezayı verdik. İnanıp güvenenlere yardım üzerimize bir hak oldu [1].
48 Rüzgarları göndererek bulutları kaldırıp, onu gökte nasıl gerekli görürse öyle yayan Allah'tır. Onu parça parça kıldığında, arasından yağmurun çıktığını görürsün [24:43]. Kullarından gerekli gördüğüne o isabet ettiğinde de onları sevindirir.
49 Oysa önceden, onların üzerine inmesinden önce, kesinlikle umutlarını kesenlerdi.
50 Allah'ın rahmetinin eserlerini gözlemle ki, nasıl ölümünün ardından yeryüzüne hayat veriyor. Şüphesiz bunu yapan, ölüleri de diriltendir. O, her şeye bir ölçü koyandır [1].
51 Eğer bir rüzgar göndersek de, onu [ekinlerini] sararmış görseler, kesinlikle nankörlük etmeye başlarlar.
52 Şüphesiz sen, ölülere işittiremezsin. Ve, arkasını dönüp uzaklaştıklarında da, çağrıyı sağırlara işittiremezsin.
53 Ve sen, sapıklıklarının ardından körlere yol gösterici olamazsın. Onlar Müslimler [1] olup, ayetlerimize inanıp güvenen kimselerin dışındakilere işittiremezsin [2].
54 Sizi zayıflıktan oluşturan, sonra zayıflığın ardından bir kuvvet kılan, sonra bir kuvvetin ardından bir zayıflık ve ak saçlı ihtiyarlık kılan Allah'tır. Gerekli gördüğü şeyi oluşturur. O, ölçü koymada bilge olandır.
55 O saatin kalktığı gün, suçta ileri gidenler, bir saatten başka kalmadıklarına kanıt gösterirler. İşte böyle, hakikatin yerine zanla ters yüz ediliyorlardı.
56 Kendilerine ilim ve iman verilenler: ''Allah'ın kitabındaki [yasasındaki] harekete geçirilme gününe kadar kaldınız. Bu, harekete geçirilme günüdür. Fakat siz, bunun bilincinde değildiniz.'' dediler [1].
57 O gün, yanlış yapanların mazeretleri bir menfaat sağlamaz ve onların telafi etmeleri de istenmez [1].
58 Şüphesiz bu Kur'an'da, insanlar için her örnekten vurgular yaptık. Eğer onlara bir ayetle gelsen, gerçekleri örtenler kesinlikle: ''Siz boş iddialarda bulunanların dışında kimseler değilsiniz.'' derler [1].
59 Allah, bilinçsiz olanların kalplerinin üzerini işte böyle damgalar.
60 Dirençli ol! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. İkna olmayanlar sakın seni gevşetmesin.