⚖️ Karşılaştır
29. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Ankebût Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Güçlü yönlendirici kimdir?

2 İnsanlar, inanıp güvendik demeleriyle, fitnelenmeden [1] bırakılacaklarını mı hesap ediyorlar?

3 Şüphesiz, onlardan öncekileri de fitnelemiştik. Böylece Allah, doğru sözlülerle yalancıları bilmektedir [1].

4 Yoksa, kötülükler yapanlar, önümüze geçebileceklerini mi hesap ediyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.

5 Kim Allah'a karşılaşmayı bekliyorsa, şüphesiz Allah'ın belirlediği o süre gelicidir. O, işitip bilendir.

6 Kim elinden geleni yaparsa, kendisi için yapmış olur. Şüphesiz Allah, alemlerden ganidir [kendine yetendir].

7 İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar var ya, onlardan kötülüklerini örteriz ve kesinlikle onlara, yaptıklarının daha iyisiyle karşılık veririz [64:9].

8 Ve insana, anne babasına iyiliği vasiyet ettik [yükümlülük verdik][1]. Eğer hakkında ilmin olmayan şeyi bana ortak koşman için elinden geleni yaparsa, ikisine itaat etme [31:15]. Dönüşünüz banadır. Böylece, yaptığınız şeyleri size doğru olarak haber veririm.

9 İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanları, kesinlikle salihlerin [düzelticilerin] içine dahil ederiz.

10 İnsanlardan ''Allah'a inanıp güvendik.'' diyen kimileri, Allah yolunda eziyet gördüğünde, insanların fitnesini [sıkıntı vermesini, onu ateşe atmasını], Allah'ın azabı gibi kılar. Ve Rabbinden bir yardım gelirse, kesinlikle ''Biz sizinle beraberdik.'' derler. Allah, alemlerin göğsünde olan şeyleri en iyi bilen değil midir?

11 Allah, inanıp güvenenleri de münafıkları [1] da kesinlikle bilecektir.

12 Gerçekleri örtenler, inanıp güvenenlere: ''Bizim yolumuza uyun ve hatalarınızı biz yüklenelim.'' dediler. Onlar, onların hatalarından bir şey yüklenenler olamazlar. Şüphesiz onlar, yalancılardır.

13 Onlar, kesinlikle kendi ağırlıklarını ve kendi ağırlıklarıyla birlikte başka ağırlıkları da yüklenirler [4:85, 16:25]. Ve kıyamet günü, kesinlikle uydurmakta oldukları şeylerden sorulurlar.

14 Şüphesiz Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde elli yıl dışında bin sene kaldı [1]. Ve yanlış yapanları tufan tutuverdi.

15 Onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve onu [kurtuluşu], alemler için bir ayet kıldık.

16 Ve İbrahim. Hani halkına: ''Allah'a kulluk edin ve O'nun sınırlarına uyup korunun. Eğer bilirseniz, bu size hayırlı olandır.'' demişti.

17 ''Siz ancak, Allah'ın yanı sıra bir takım putlaştırılmış varlıklara kulluk ediyorsunuz ve hakikati zanla ters yüz eden şeyler oluşturuyorsunuz. Şüphesiz Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleriniz, size rızık vermeye sahip olamazlar. Öyleyse, rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve verdiği nimetlerin karşılığını verin. O'na döndürülüyorsunuz.''

18 Eğer yalana sarılırsanız, şüphesiz sizden önceki önderli toplumlar da yalana sarılmıştı. Elçiye açıkça duyurmanın dışında bir şey düşmez [1].

19 Allah'ın, oluşturuşu nasıl başlattığına ve onu iade ettiğine dikkat etmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a kolaydır.

20 Dolaşın yeryüzünde de, oluşturuş nasıl başladı gözlemleyin. Sonra Allah, son inşa edişi de inşa eder. Şüphesiz Allah, her şeye bir ölçü koyandır [1].

21 Gerekli gördüğünü azaba uğratır ve gerekli gördüğüne merhamet eder [7:156]. O'na döndürülüyorsunuz.

22 Siz, yeryüzünde ve gökte aciz bırakanlar değilsiniz. Ve size, Allah'ın yanı sıra bir yakın, yol gösterici, müttefik ve yardımcı da yoktur.

23 Allah'ın ayetlerini ve O'nunla karşılaşma hakkındaki gerçekleri örtenler var ya, işte onlar, rahmetimden karamsarlığa kapılanlardır. Ve onlara, can yakıcı bir azap vardır.

24 Ve halkının cevabı: ''Onu tahrik [1] edin veya etkisiz hale getirin'' demelerinin dışında bir şey olmadı. Allah onu ateşten kurtardı. İnanıp güvenen bir halk için, bunda kesinlikle ayetler vardır.

25 Şüphesiz siz, Allah'ın yanı sıra putlaştırılmış bir takım varlıkları dünya hayatında aranızda sevgi vesilesi edindiniz [19:81, 36:74]. Sonra kıyamet günü bazınız bazınıza kafirlik eder ve bazınız bazınıza lanet eder [1]. Barınağınız ateştir ve size yardımcılardan da yoktur.

26 Bunun üzerine, Lut ona inanıp güvendi. Ve İbrahim: ''Ben Rabbime hicret ediciyim. Şüphesiz O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.'' dedi.

27 Ve ona İshak ve Yakub'u bahşettik [21:72]. Soyuna nebilik ve kitap kıldık [57:26][1]. Ona dünyada karşılığını verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

28 Ve Lut. Hani halkına: ''Şüphesiz, öncenizde alemlerden bir kimsede olmayan o aşırılığa yanaşıyorsunuz.'' demişti [7:80].

29 ''Şüphesiz siz, o tanınmayan, kabul edilemez çirkin faaliyetinize yanaşıyor ve adamlara yanaşarak, o yolu [üreme yolunu] kesiyorsunuz [54:37] öyle mi [7:81, 27:55]?'' Halkının cevabı: ''Eğer doğru söyleyenlerden isen, bize Allah'ın azabını getir.'' demelerinin dışında bir şey olmadı.

30 ''Rabbim, bozguncular halkına karşı bana yardım et.'' dedi.

31 Ve elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiğinde: ''Şüphesiz biz, bu kentin ahalisini yıkıma uğratıcı olanlarız. Ahalisi, yanlış yapan kimseler oldular.'' dediler.

32 İbrahim ''Şüphesiz orada Lut var.'' dedi. ''Orada kim var biz daha iyi biliyoruz. Geride kalıntısı kalacak olan kadını dışında, onu ve ahalisini kesinlikle kurtarırız'' dediler.

33 Elçilerimizin Lut'a gelmesi sırasında, onlardan dolayı kötüleşti ve aşırı şekilde daraldı. ''Korkma, hüzünlenme. Geride kalıntısı kalacak olan kadının dışında, seni ve ahalini kurtarırız.'' dediler [11:77].

34 ''Şüphesiz biz, yoldan çıkmalarından dolayı [21:74], bu kentin ahalisi üzerine gökten azaba neden olan bir afet indirenleriz.''

35 Şüphesiz oradan, aklını kullanan bir halk için apaçık kanıtlı bir ayet bıraktık.

36 Ve Medyen'e kardeşleri Şuayb: ''Ey halkım, Allah'a kulluk edin ve ahiret günü beklentisinde olun [dünyevileşmeyin]. Bozguncular olarak yeryüzünde kargaşa çıkarmayın.'' dedi [11:85].

37 Onu yalancı saydılar. O sarsıntı onları tutuverdi. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar [26:189].

38 Ad ve Semud. Meskenlerinden size açıkça ortaya koymaktadır [1]. İleri görüşlü oldukları halde, şeytan yaptıklarını onlara çekici gösterip onları yoldan alıkoydu.

39 Karun, Firavun ve Haman. Şüphesiz Musa, onlara apaçık kanıtlarla geldiği halde, o yerde büyüklendiler ve öne geçenler olamadılar [azabımızın önüne geçemediler].

40 Hepsini kendi suçuyla tutuverdik. Onlardan kimisinin üzerine bir kasırga gönderdik. Onlardan kimisini bir çığlık tutuverdi. Onlardan kimisini yere geçirdik. Onlardan kimisini de boğduk. Onlara yanlış yapan Allah değildi. Fakat onlar, kendilerine yanlış yaptılar [30:9][1].

41 Allah'ın yanı sıra yakın, yol gösterici, müttefik edinenlerin örneği, bir ev edinen dişi örümceğin örneği gibidir. Şüphesiz, evlerin en dayanıksızı, dişi örümceğin evidir. Bilincinde olsalardı [1].

42 Şüphesiz Allah, çağrıda bulundukları şeylerin ne olduğunu biliyor. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.

43 İnsanlar için örnekleri işte böyle vurguluyoruz. Bilinçli olanlar dışındakiler onu akıl edemezler [1].

44 Gökleri ve yeryüzünü gerçek bir amaçla Allah oluşturdu. Şüphesiz bunda, inanıp güvenenler için bir ayet vardır.

45 Kitaptan sana vahyedileni okuyup aktar ve salatı ikame et [1]. Şüphesiz salat, aşırılıklardan ve herkesçe kabul edilen ortak kötülerden engeller. Kesinlikle Allah'ın mesajlarını akıldan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirmek daha büyüktür. Allah, ürettiğiniz şeyleri bilir.

46 Onlardan yanlış yapanlar dışındaki kitap ehli [önceki ilahi kitaplar hakkında ehil olanlar] ile, daha iyisiyle olması dışında mücadele etmeyin [16:125]. ''Bize indirilene ve size indirilene inanıp güvendik. İlahımız ve ilahınız birdir. Ve biz, O'na Müslimleriz [1]'' deyin [3:64].

47 İşte böylece kitabı sana indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıp güvenirler [1]. İşte şu kimselerden [kitap verilmeyen Araplardan] de ona inanıp güvenenler vardır. Gerçekleri örtenler dışındakiler, Allah'ın ayetlerini reddetmezler.

48 Önceden bir kitaptan okuyup aydınlanıyor değildin. Veya, sağ elinle onu yazıp çiziyor da değildin. O zaman, boş iddialarda bulunanlar, kesinlikle tereddüt ederlerdi.

49 Bilakis o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık kanıtlı ayetlerdir [2:99]. Yanlış yapanlar dışındakiler, ayetlerimizi reddetmezler.

50 ''Rabbinden üzerine ayetler indirilmesi gerekmez miydi?'' dediler. De ki! ''Şüphesiz ayetler, ancak Allah katındadır. Ve ben ancak, açıkça bir uyarıcıyım.''

51 Kendilerine okunup aydınlatıldıkları, sana indirdiğimiz o kitap onlara yetmedi mi?! Şüphesiz, inanıp güvenen bir halk için bunda bir rahmet ve yeri geldiğinde uygulamanız için aklınızdan çıkarmamanız gereken bir öğreti vardır [1].

52 De ki! ''Aramızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yeryüzünde olan şeyleri bilir. Boş iddialara inanıp güvenenler ve Allah hakkında gerçekleri örtenler var ya, işte onlar kaybedenlerdir.''

53 Azabı sana acele ettiriyorlar [1]. Adı belirlenmiş bir son süre olmasaydı, kesinlikle onlara o azap gelirdi. Ve kesinlikle onlar, şuurunda değilken onlara ansızın gelir.

54 Sana azabı acele ettiriyorlar. Şüphesiz cehennem, gerçekleri örtenleri kuşatandır.

55 Ayaklarının altından ve üstlerinden [her taraflarından] azabın onları sardığı gün: ''Yapmış olduğunuz şeyleri tadın!'' der.

56 Ey inanıp güvenen kullarım! Şüphesiz yeryüzüm geniştir. Yalnız bana kulluk edin [1].

57 Her can ölümü tadıcıdır [19. Sonra bize döndürülürsünüz [1].

58 İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanları, kesinlikle orada kalıcılar olmak üzere, altlarından nehirler akan cennetten odalara yerleştiririz. Çalışanların karşılığı ne güzeldir [3:136, 39:74].

59 Onlar, dirençli olanlar ve Rablerine güvenip dayananlardır.

60 Rızkını taşıyamayan küçük büyük nice hareket eden canlı vardır ki, onları da, sizi de Allah rızıklandırıyor. O, işitip bilendir.

61 Eğer onlara: ''Gökleri ve yeryüzünü kim oluşturdu, güneşi ve ayı kim buyruğu altına aldı?'' diye sorsan, kesinlikle ''Allah'' derler. Öyleyse, nasıl hakikatin yerine zanla ters yüz ediliyorlar.

62 Allah, kullarından gerekli gördüğü kimse için rızkı yayar ve onu ölçümlendirir. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.

63 Eğer onlara: ''Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzüne hayat veren kimdir?'' diye sorsan, kesinlikle ''Allah'' derler. De ki! ''Her işini kusursuz yapmak Allah'a aittir.'' Bilakis, onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

64 Bu dünya hayatı, bir oyun ve oyalanmanın dışında bir şey değildir. Şüphesiz ahiret yurdu, odur gerçek hayat. Bilincinde olsalardı.

65 29:65-66: Gemiye bindiklerinde, dini O'na halis kılanlar olarak dua ederler. Onları karaya kurtardığımızda ise, onlara verdiğimiz şeylere nankörlük etmek ve onlarla yararlanmak için ortak koşarlar [1]. İleride bilecekler.

66 29:65-66: Gemiye bindiklerinde, dini O'na halis kılanlar olarak dua ederler. Onları karaya kurtardığımızda ise, onlara verdiğimiz şeylere nankörlük etmek ve onlarla yararlanmak için ortak koşarlar. İleride bilecekler.

67 Etraflarından insanların alıp götürüldüğü yeri güvenli ve dokunulmaz kıldığımıza dikkat etmediler mi [1]? Boş iddialara inanıp güveniyorlar da, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

68 Allah'a yalan uyduran veya kendisine geldiğinde gerçek hakkında yalana sarılan kimseden daha yanlış yapan kimdir? Gerçekleri örtenler için cehennemde kalacak yer mi yok [39:32-60]?

69 Bizim yolumuzda elinden geleni yapanlara kesinlikle yollarımızı gösteririz. Şüphesiz Allah, iyileştirenlerle beraberdir.

← 28. Kasas 30. Rûm →