1 Yolunu şaşıranları uyandıran, uyaran kimdir?
2 İşte bu, apaçık kitabın ayetleridir [1].
3 İnanıp güvenen bir halk için [1] gerçek bir amaçla [2], Musa ve Firavun'un haberlerinden sana okuyup aktarıyoruz.
4 Şüphesiz Firavun, o yerde üstünlük taslamış, ahalisini çeşitli inanç, ideolojik gruplara bölmüştü [1]. Onlardan bir tayfanın oğullarını mağdur, perişan ediyor ve kadınlarını hayasızlaştırarak zayıf düşürüyordu [2]. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
5 Biz o yerde, zayıf düşürülenleri memnun etmek; onları önderli bir toplum kılmak ve onları varisler kılmak istiyoruz [44:28].
6 Onlara o yerde imkan verelim. Firavun, Haman [1] ve ikisinin askerlerinin çekinmekte olduğu şeylerden gösterelim [7:137].
7 Musa'nın annesine, onu emzirmesini vahyettik. Onun hakkında korkuya kapılırsan onu suya bırak. Korkma ve hüzünlenme. Şüphesiz onu sana kavuştururuz ve onu gönderilenlerden kılarız.
8 Firavun ailesi, onlara düşman ve üzüntü, dert olması için onu buluntu olarak aldı. Şüphesiz Firavun, Haman ve ikisinin askerleri yanılgıdaydılar.
9 Ve Firavun'un kadını: ''Sana ve bana göz aydınlığıdır, onu etkisizleştirmeyin [1]. Bize faydası olması muhtemeldir veya onu evlat ediniriz. Onlar bunun şuurunda değiller.'' dedi [2].
10 Musa'nın annesinin gönlü bomboş oldu. Güvenenlerden olması [korkmaması] için kalbini pekiştirmiş olmasaydık, nerdeyse onu açığa vuruyordu.
11 Ve kız kardeşine: ''Onu dosdoğru izlemeye al.'' dedi. Ve onlar, Firavun ailesi şuurunda değillerken, onu uzağından dikkatle izledi.
12 Ondan önce süt anneleri ona haram ettik [1]. [Musa'nın kız kardeşi]: ''Size onun sorumluluğunu [bakımını] sizin adınıza üstlenecek ve ona nasihat edecek [eğitecek] bir ev ehli [aile] göstereyim mi?'' dedi.
13 Gözü aydın olsun, hüzünlenmesin ve onların çoğu bilmese de, -gerçekten Allah'ın vaadi gerçektirbilmesi için, onu annesine kavuşturduk.
14 Ve onu daha şiddetlendiren [güçlendiren] ve düzgün bir kişilik kazandığı çağa ulaşınca, ona hüküm ve ilim verdik. Biz iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.
15 Ve bir kesiminden olanların gaflette olduğu [görmediği] bir zaman şehre girdi. Ve orada, biri kendi inancından, ideolojisinden, biri de düşmanından olup, birbirlerini etkisiz hale getirmeye çalışan iki adam buldu. Kendi inancından, ideolojisinden olan, düşmanından olana karşı feryatla ondan yardım isteyince, Musa onu tokatlayıp [itekleyip] işini bitirdi. ''Bu, şeytanın amelindendir. Şüphesiz o, açıkça bir saptırıcıdır, bir düşmandır.'' dedi.
16 "Rabbim, şüphesiz ben kendime yanlış yaptım, beni bağışla." dedi. Onu bağışladı. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir.
17 "Rabbim, bana verdiğin nimet ile, bir daha asla suçta ileri gidenlere arka çıkmam." dedi.
18 Musa, şehirde korkuyla, etrafı gözetleyerek sabahladı. Dün ondan yardım isteyen, yine feryatla ondan yardım isteyince Musa ona: "Kesinlikle sen, açıkça sapkınlıkta ileri giden birisin." dedi.
19 Nihayet yakalamak istediği, ikisine düşman olan o kişi: "Dün etkisiz hale getirdiğin kimse gibi beni de mi etkisiz hale getirmek istiyorsun ey Musa? Sen bu yerde bir zorba olmaktan başka bir şey istemiyorsun. Ve sen, düzelticilerden olmak da istemiyorsun." dedi.
20 Ve şehrin uzağından bir adam koşarak geldi ve: "Ey Musa, şüphesiz ileri gelenler seninle ilgili, seni etkisiz hale getirmek için iş çeviriyorlar. Hemen çık! Şüphesiz ben, sana nasihat edenlerdenim." dedi [1].
21 Korku içinde, gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim, beni yanlış yapan halktan kurtar." dedi.
22 Ve Medyen tarafına kavuştuğunda: "Umulur ki Rabbim, bana düzgün bir yol [çıkış yolu] gösterir." dedi.
23 Ve Medyen suyuna vardığında, orada insanlardan bir topluluk buldu. Suluyorlardı [1]. Onlardan beride hayvanları geri çeken iki kadın buldu. "İkinizin amacı nedir?" dedi. "Çobanlar çekilene kadar biz sulamıyoruz. Babamız [2] da ileri derecede ihtiyardır." dediler.
24 İkisi için hayvanları suladıktan sonra gölgeye doğru uzaklaştı ve: ''Rabbim, şüphesiz ben, hayırdan bana indirdiğin şeye muhtacım.'' dedi.
25 İkisinden biri, haya üzere yürüyerek ona geldi. ''Şüphesiz babam, bizim yerimize sulamanın karşılığı olan ücreti sana vermek için seni çağırıyor.'' dedi. Ona gelince, kıssaları [olup bitenleri] ona anlattı. [Kızların babası]: ''Korkma. Yanlış yapanlar halkından kurtuldun.'' dedi.
26 İkisinden biri: ''Ey babacığım, onu ücretlendir [1]. Şüphesiz senin ücretlendirmiş olduğun kimselerin hayırlısı, bu güçlü ve güvenilir olandır.'' dedi.
27 ''Sekiz hac yılı bana ücretlenmen [1] karşılığında şu iki kızımdan birini seninle nikahlamak istiyorum. Şayet ona tamamlarsan, o sendendir. Sana ağırlık vermek istemem. Allah gerekli görürse, beni düzelticilerden bulacaksın.'' dedi.
28 Musa: ''Bu benim ve senin arandadır. İki sürenin sonundan hangisini gerçekleştirirsem, bana düşmanlık yoktur. Allah, söylediğimiz şeylere dayanaktır.'' dedi.
29 Musa, sürenin sonunu gerçekleştirip yakınlarıyla yola çıkınca, nebilik aşamasının kenarındayken [1] bir ateş hissetti [2]. Yakınlarına: ''Şüphesiz ben bir ateş hissettim. Size ondan bir haberle veya ateşten bir parça getiririm de, siz de destek olursunuz [3] diye beklentide olun.'' dedi.
30 Oraya vardığında, kutlu yolun filizinden [1], ağaçtan bereketli toprak parçasının içinde: ''Ey Musa! Şüphesiz benim, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım.'' diye seslenildi.
31 ''Ve asanı [birikimini / çobanlığı] bırak'' diye seslenildi. Onun, iyi algılayamadığı bir varlık gibi hızlı hareket ettiğini görünce, arkasını dönüp uzaklaştı ve takip etmedi [1]. ''Yönünü dön ve korkma. Şüphesiz sen güvende olanlardansın ey Musa!''
32 Koynundaki gücünü devreye sok [Harun'u da yanına al]. Kötülük olmadan kusursuz bir şekilde çık. Korkudan kanadını kendine çek [korkma]. Bu ikisi Rabbinden, Firavun ve ileri gelenlerine iki kesin delildir. Şüphesiz onlar, yoldan çıkmış bir halk oldular [1].
33 ''Rabbim, Ben onlardan bir kişiyi etkisiz hale getirmemden dolayı, beni de etkisiz hale getirmelerinden korkuyorum.'' dedi.
34 ''Ve kardeşim Harun. O benden daha anlaşılır bir dile sahiptir.¹ Onu da benimle, beni tasdik eden bir yardımcı olarak gönder. Ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.''
35 Senin pazunu kardeşinle şiddetlendireceğiz [gücünü katlayacağız]. İkinize bir yetki kılarız [1]. Ayetlerimiz sayesinde de ikinize erişemezler. İkiniz ve ikinize tabi olanlar galip gelirsiniz.'' dedi.
36 Musa, onlara apaçık ortaya konmuş ayetlerimizle geldiğinde: ''Bu ancak, uydurulmuş, etkili bir aldatmacadır. Önceki atalarımız içerisinde böyle bir şey işitmedik.'' dediler [23:24, 38:7].
37 Musa: "Kimin onun katından doğru yol üzere geldiğini ve bu yurdun sonunun kimin olduğunu Rabbim daha iyi bilir. O, yanlış yapanlara başarı kazandırmaz." dedi.
38 Firavun: "Ey ileri gelenler! Size benden başka bir ilah bilmiyorum [1]. Ey Haman! Musa'nın ilahını araştırayım diye, benim için çamur üzerine bir ateş yak ve benim için bir köşk kıl [2]. Ben onun kesinlikle yalancılardan olduğuna kanaat getiriyorum." dedi [40:36-37].
39 O ve orduları, o yerde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten onlar, bize döndürülmeyeceklerine kanaat getirdiler.
40 Onu ve ordularını tutup suya fırlattık [51:40]. Yanlış yapanların sonu nasıl oldu bir gözlemle.
41 Ve onları ateşe davet eden önderler kıldık [11:98, 40:41]. Ve kıyamet günü onlara yardım da edilmez.
42 Ve bu dünyada onların ardına bir lanet taktık [rahmetimizden dışladık: 11:99]. Ve kıyamet günü onlar kabahatlilerdendir [kötülenmişlerdendir].
43 Ve şüphesiz Musa'ya, önceki kuşakları yıkıma uğratmamızın ardından, bilgilerini devamlı kullansınlar diye, insanlar için doğruyu gösteren göstergeler ve bir yol gösterici ve bir rahmet olan kitabı verdik.
44 Ve sen, Musa'ya o işi gerçekleştirdiğimizde batı tarafında değildin. Şahit olanlardan da değildin.
45 Lakin, inşa ettiğimiz kuşakların üzerinden uzun uzun ömürler geçti. Medyenliler içersinde kalıp, ayetlerimizi onlara okuyup aktaran da sen değildin. Lakin, biz gönderenlerdik.
46 Ve seslendiğimizde nubuvvet aşamasının yakınında da değildin [1]. Lakin, Rabbinden bir rahmet olarak, bilgilerini devamlı kullanırlar diye, senden önce uyarıcıdan kimsenin gelmediği bir halkı uyarman için [32:3, 34:44]…
47 Şayet ellerinin sunduklarından dolayı onlara bir musibet isabet etmesi durumunda: "Rabbimiz, şayet bize bir elçi gönderseydin, ayetlerine uyar ve inanıp güvenenlerden olurduk.''¹ derlerdi.
48 Onlara katımızdan hakikat geldiğinde de: ''Musa'ya verilenin benzeri verilmesi gerekmez miydi?'' dediler. Önceden Musa'ya verilen hakkında da gerçekleri örtmüyorlar mıydı? ''Birbirine arka çıkan iki etkili bilgin.'' dediler. Ve: ''Biz, hepsine kafirlik edenleriz.'' dediler.
49 De ki! ''Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, Allah katından o ikisinden daha iyi yol gösteren bir kitap getirin de ona uyayım [1].''
50 Şayet sana icabet etmezlerse, bil ki onlar ancak hevalarına tabi uyuyorlar. Allah'tan gelen yol gösterici olmadan, hevasına uyandan daha sapkın kimdir? Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez [1].
51 Şüphesiz onlara, bilgilerini devamlı kullansınlar diye sözü ulaştırdık.
52 Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıp güvenirler [1].
53 Onlara okunup aydınlatıldıklarında: ''Ona inanıp güvendik. Şüphesiz o, Rabbimizden bir gerçektir. Şüphesiz biz, önceden de Müslimlerdendik [1]'' dediler.
54 Onların karşılıkları, dirençli olmalarından dolayı iki kere verilir. Onlar, kötülüğü iyilikle savarlar [1] ve onları rızıklandırdıklarımız şeylerden infak ederler.
55 ''Boş bir söz işittiklerinde ondan umursamazlar [23:3, 25:72] ve: ''Bizim amelimiz bize, sizin ameliniz sizedir. Esenlik üzerinize olsun. Cahillik edenlerle ilgilenmiyoruz.'' derler.
56 Şüphesiz sen, sevdiğine doğru yolu gösteremezsin. Lakin Allah, gereğini yapana doğru yolu gösterir. Doğru yolda olanları O daha iyi bilir [1].
57 ''Şayet seninle birlikte o yol göstericiye uyarsak, yerimizden atılırız.'' dediler. Onlara katımızdan rızık olarak her türlü ürünün orada toplandığı, dokunulmaz, güvenli bir imkan vermedik mi [yere yerleştirmedik mi][1]? Lakin onların çoğu bilinçli değildirler.
58 Geçimlikleriyle şımarmış nice kentleri yıkıma uğrattık. İşte bunlar, çok azı dışında oturulmamış onların meskenleri. Varisleri biz olduk.
59 Rabbin, merkezlerine, onlara ayetlerimizi okuyup aydınlatan elçi görevlendirene kadar, kentleri yıkıma uğratıcı değildir [1]. Biz, taraftarları yanlış yapanlar olmayan kentleri de yıkıma uğratıcı olmadık [2].
60 Onlara verdiğimiz, ancak dünya hayatının bir yararlanması ve ilgi çeken şeylerindendir. Oysa, Allah katında olanlar, hayırlı ve daha kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
61 Kendisine vaat ettiğimiz iyi bir vaade kavuşan kimse, onu dünya hayatının bir yararlanmasıyla yararlandırıp, sonra o, kıyamet günü hazır tutulanlardan olan kimse gibi midir?
62 Onlara seslenildiği gün: ''Benim ortaklarım olduklarını iddia etmekte olduğunuz o şeyler nerede?'' denir [1].
63 Söz üzerlerine gerçekleşenler: ''İşte bunlar sapkınlığın aşırısına sürüklediklerimizdir. Biz sapkınlığın aşırısına sürüklendiğimiz gibi, onları da sapkınlığın aşırısına sürükledik. Biz sana uzak olduk. Onlar da yalnız bize kulluk ediyor değillerdi.'' dediler [2:165-166-167].
64 Ortaklarınızı çağırın denildiğinde onları çağırdılar da onlara cevap vermediler. Ve azabı gördüler. Doğru yolda olsalardı ne olurdu.
65 O gün onlara seslenilir. ''Elçilere ne cevap verdiniz?'' der [1].
66 O gün doğru haberler üzerlerine körlenir. Birbirlerine de soramazlar.
67 Ancak, kim hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelir ve inanıp güvenerek düzeltici işler yaparsa, başarıya ulaşanlardan olmasını umar.
68 Rabbin, gerekli gördüğünü oluşturur ve hayırlı olanı seçer [1]. Onların seçim hakkı yoktur. Yüceler yücesi olan Allah, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir.
69 Ve Rabbin, göğüslerinde saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir.
70 Ve O, O'nun dışında bir ilah olmayan Allah'tır. Öncesinde ve sonrasında her işini kusursuz yapmak O'na aittir. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürülüyorsunuz.
71 De ki! ''Dikkat ettiniz mi? Şayet Allah geceyi kıyamet gününe kadar üzerinize sürekli kılsa, ışığı size getiren Allah'tan başka bir ilah kimdir? Kulak vermez misiniz?''
72 De ki! ''Dikkat ettiniz mi? Şayet Allah gündüzü üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, içinde sukünet bulduğunuz geceyi size getiren Allah'tan başka bir ilah kimdir? Hakikati görmez misiniz?''
73 Karşılığını verin diye, içinde sukünet bulmanız ve armağanlarından aramanız için size geceyi ve gündüzü kılması O'nun rahmetindendir.
74 Ve o gün onlara seslenilir. ''Ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz nerede?'' der [1].
75 Ve her toplumdan bir şahit çıkarır: ''Kesin delillerinizi getirin.'' deriz de, hakikatin gerçekten Allah'a ait olduğunu bilirler. Ve uydurmakta oldukları şeyler onlardan uzaklaşıp gider [1].
76 Şüphesiz Karun, Musa'nın halkındandı. Onlara karşı taşkınlık etmişti. Anahtarlarının birkaç güçlü kişiye ağır geldiği birikmiş hazinelerden ona vermiştik. Hani halkı ona: ''Şımarma. Allah şımaranları sevmez.'' demişti.
77 Allah'ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk arama. Allah bozguncuları sevmez [1].
78 ''O bana ancak kendi ilmimden dolayı verildi.'' dedi [1]. Gerçekten Allah, ondan önce kuvvet açısından ondan daha şiddetli ve topluluk olarak daha çok olan kuşaklardan kimseleri yıkıma uğrattığını bilmiyor mu? Suçta ileri gidenler, suçlarından sorulmaz.
79 Çekiciliği içerisinde halkının karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: ''Keşke Karun'a verilenin benzeri bizde de olsa. O, kesinlikle muazzam bir paya [şansa] sahip.'' dediler.
80 Kendisine ilim verilen biri: ''Eyvah size. İnanıp güvenerek düzeltici işler yapanlar için Allah'ın karşılığı hayırlıdır. Ona, dirençli olanlardan başkası kavuşamaz.'' dedi.
81 Onu ve yerini yurdunu yere geçirdik. Allah'ın yanı sıra ona yardım eden bir birlikten kimse de olmadı. Ve yardım edilenlerden de olmadı.
82 Dün onun imkanını temenni edenler: ''Demek ki Allah, kullarından gereğini yapan kimse için rızkı bollaştırır ve ölçülü verir [1]. Allah'ın üzerimize iyiliği olmasaydı, kesinlikle bizi de yere geçirirdi. Demek ki, gerçekleri örtenler başarıya ulaşamazlar.'' der.
83 İşte bu ahiret yurdu. Onu, yeryüzünde üstünlük taslamayı ve bozgunculuk yapmayı istemeyenlere kıldık. Akıbet, vahyin sınırlarına uyup korunanlar içindir.
84 Kim bir iyilikle gelirse, ona ondan hayırlısı vardır [27:89]. Kim bir kötülükle gelirse de, kötülükler yapanlar, yapmakta olduklarının dışında karşılık görmezler.
85 Şüphesiz sana Kur'an'ı farz [zorunlu, gerekli] kılan, seni dönülecek yere kavuşturur. De ki! ''Kimin doğru yola geldiğini ve kimin açıkça bir sapıklığın içerisinde olduğunu Rabbim daha iyi bilir.''
86 Sen kitabın sana bırakılmasını bekliyor değildin. Ancak Rabbinden bir rahmettir. Sakın gerçekleri örtenler için arka çıkan olma [4:105].
87 Sana indirilmesinin ardından Allah'ın ayetlerinden seni alıkoymasın. Rabbine davet et ve sakın ortak koşanlardan olma [1].
88 Allah ile birlikte başka bir ilaha davet etme [1]. O'nun dışında bir ilah yoktur. O'nun yüzü / zatı dışında her şey değişime, yıkıma uğrayıcıdır [55:27, 57:3]. Hüküm O'nundur. O'na döndürülüyorsunuz.