1 Güçlü yönlendirici kimdir?
2 İşte bu, adaleti sağlayan en doğru hükümleri veren kitabın ayetleridir.
3 İyileştirenler için bir yol gösterici ve bir rahmettir [1].
4 Onlar ki, salatı ikame ederler ve arınmanın bedelini yerine getirirler [1]. Ve onlar, ahirete de kesin olarak inanırlar [2:3-4, 27:3].
5 Onlar, Rablerinin gösterdiği yol üzerindedirler ve başarıya ulaşanlar da onlardır [2:5].
6 İnsanlardan bazı kimseler, bir bilgiye dayanmadan, Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için boş hadis [1] satın alırlar. Onlara küçük düşürücü bir azap vardır.
7 Ayetlerimiz ona okunup aydınlatıldığında, sanki kulaklarında ağırlık varmış, sanki onu hiç duymamış gibi büyüklenerek uzaklaşır [yüz çevirir, dikkate almaz]. Onu can yakıcı bir azapla müjdele [45:8][1].
8 Şüphesiz inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara nimet bahçeleri vardır [22:56].
9 Orada kalıcıdırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.
10 Gökleri direksiz oluşturdu. Onu görüyorsunuz [13:2]. Yeryüzüne, size sofra olsun diye sabit ağırlıklar bıraktı [1]. Ve orada, küçük büyük her türlü canlıdan yaydı. Ve gökten su indirerek, orada her türlü değerli, faydalı çiftten bitirdik [26:7].
11 Bu, Allah'ın oluşturmasıdır. O'nun yanı sıra [kulluk ettikleriniz] ne oluşturdu bana gösterin? Bilakis yanlış yapanlar, açıkça bir sapıklığın içerisindedirler.
12 Şüphesiz, Allah'ın verdiği nimetlerin karşılığı versin diye, Lokman'a hikmet verdik. Kim karşılığını verirse kendisi için verir. Kim nankörlük ederse de, şüphesiz Allah, kendine yetendir, her işini kusursuz yapandır.
13 Hani, Lokman oğluna öğüt verirken: "Ey oğulcuğum, Allah'a ortak koşma. Şüphesiz şirk dehşet bir yanlıştır [6:82]." demişti [1].
14 İnsana anne babasını vasiyet ettik [1]. Annesi onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun ayrılması iki yıl içindedir [2]. Bana ve anne babana karşılığını ver. Varış yeri banadır [3].
15 Şayet, hakkında bilgin olmayan şeyi bana ortak koşmaya zorlarlarsa, onlara itaat etme [29:8]. Dünyada onlarla, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde ilişki kur. Daima bana yönelen / bağlı kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır. Yapmakta olduğunuz şeylerin haberlerini size veririm [1].
16 Ey oğulcuğum, şüphesiz o [şirk], hardaldan bir parça tane ağırlığınca olup, bir kayanın içinde veya göklerde veya yeryüzünde de olsa, Allah onu getirir [21:47, 99:7-8]. O, bütün ayrıntıları bilendir, haberdar olandır.
17 Ey oğulcuğum, salatı ikame et [1] ve herkesçe kabul edilen ortak iyileri emret, herkesçe kabul edilen ortak kötüden engelle. Aleyhine isabet eden şeylere karşı dirençli ol. İşte bunlar, azim kararlılık gerektiren işlerdir.
18 İnsanlara avurdunu şişirme [1]. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz Allah, kendini beğenip övünenleri sevmez [4:36, 57:23].
19 Yürüyüşünde orta halli ol ve sesini yükseltme. Şüphesiz seslerin en sevilmeyeni / anlaşılmayanı eşeklerin sesidir.
20 Allah'ın, göklerde ve yeryüzündekileri sizin buyruğunuz altına verdiğine dikkat etmediniz mi? Nimetlerini, içte ve açıkta [1] üzerinize yaydı. İnsanlardan kimileri de, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve bir aydınlatıcı kitaba dayanmadan, Allah hakkında ileri geri konuşuyor [2].
21 Onlara: ''Allah'ın indirdiğine uyun'' dendiğinde: ''Bilakis atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız'' dediler [1]. Şayet şeytan [2], onları tutuşturan azaba çağırıyor olsa da mı [35:5-6]?
22 Kim, bir iyileştiren olarak, rızasını, ilgisini, sevgisini Allah'a teslim ederse [1][2:112, 4:125], şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur [2:256]. İşlerin sonu Allah'adır.
23 Kim gerçekleri örterse, onun gerçekleri örtmesi seni hüzünlendirmesin [1]. Dönüşleri bizedir. Yaptıkları şeylerin haberlerini onlara veririz. Şüphesiz Allah, göğüslerde olanları bilir.
24 Onları biraz yararlandırırız. Sonra onları katı, sağlam bir azaba zorlarız.
25 Onlara, ''Gökleri ve yeryüzünü kim oluşturdu?'' diye sorsan, kesinlikle ''Allah'' derler [1]. De ki! ''Her işini kusursuz yapmak Allah'a aittir.'' Bilakis onların çoğu, bilinçli değildirler.
26 Göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Allah ki, O'dur kendine yeten, her işinde kusursuz olan.
27 Gerçekten, yeryüzündeki ağaçlardan kalemler olsa, deniz ve sonradan yedi deniz de onu uzatsa [eklense], Allah'ın kelimeleri bitmez [18:109]. Şüphesiz Allah, üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
28 Sizin oluşturulmanız ve harekete geçirilmeniz tek bir can gibidir [1]. Şüphesiz Allah, işitendir, hakkıyla görendir.
29 Gerçekten Allah'ın, geceyi gündüze ve gündüzü de geceye soktuğuna dikkat etmedin mi? Güneşi ve ayı buyruğu altına aldı. Hepsi adı belirlenmiş sürenin sonuna doğru akıp gidiyor. Gerçekten Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
30 Bu, Allah'ın gerçek, O'nun yanı sıra onların çağırdıklarının da batıl olmasıdır. Ve gerçekten Allah, yüceler yücesi büyüklüğe sahip olanın ta kendisidir.
31 Allah'ın nimetiyle, size ayetlerinden göstermek için denizde akıp giden gemilere dikkat etmedin mi [42:32, 55:24]? Şüphesiz bunda, dirençli olan ve nimetlerinin karşılığını veren herkes için ayetler vardır.
32 Dalga, gölgeler gibi sardığında, dini ona halis kılanlar olarak Allah'a dua ederler. Onları karaya doğru kurtardığımızda da, onlardan bazıları, doğru, orta bir yol tutarlar [1]. Her gaddar nankörlerin dışındakiler bizim ayetlerimizi reddetmezler.
33 Ey insanlar! Rabbinizin sınırlarına uyup korunun. Babanın çocuğundan yana bir karşılık veremediği ve çocuğunun da babasından yana hiçbir şey karşılık veremediği güne huşu [1] duyun. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya [2] hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın [3].
34 Şüphesiz o saatin bilgisi Allah'ın katındadır [7:187, 43:85]. Yağmuru indirir. Rahimlerde olanları bilir. Kimse yarın ne kazanır idrak edemez. Kimse hangi yerde ölür idrak edemez. Şüphesiz Allah, bilgedir, haberdardır.