1 İndirdiğimiz ve farz [yerine getirilmesi zorunlu] kıldığımız bir suredir. Ve onda, bilgilerini kullanın diye, apaçık kanıtlı ayetler indirdik.
2 Zina yapan erkek ve kadının ikisinden her birine, celde olarak yüz celde yapın. Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmişseniz, Allah'ın dini [sosyal düzeni sağlayan ilkelerini] uygulama hakkında, ikisine karşı sizi şefkat tutmasın. Ve ikisinin azabına, inanıp güvenenlerden bir tayfa da şahitlik etsin [1].
3 Zina yapan erkek, zina yapan; tutkularına esir olmuş bir kadının dışındakiyle birlikte olmuyor. Zina yapan kadın da, zina yapan; tutkularına esir olmuş bir erkeğin dışındakiyle birlikte olmuyor [24:26]. İşte bu [şekilde bir birliktelik], inanıp güvenenlere haram kılınmıştır [1].
4 Korunaklı, iffetli olanlara [1] suç atıp, sonra dört şahit getirmeyenlere [24:13], celde olarak seksen celde yapın [2]. Ve onların şahitliğini ebediyen kabul etmeyin. İşte onlar, yoldan çıkanların ta kendileridir [3].
5 Bunun ardından, hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelenler ve düzeltenler [1] bunun dışındadır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
6 Eşlerine suç atanlar ve kendileri dışında şahitleri olmayanların her birinin şahitliği, kendilerinin kesinlikle doğru sözlü olduklarına dair dört kez Allah'ı şahit tutmalarıdır.
7 Ve beşincide de, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın dışlamasının üzerine olmasını dilemesidir.
8 Kadının, ''O kesinlikle yalan söyleyenlerdendir.'' şeklinde dört kez Allah'ı şahit tutması ise, azabı ondan savar.
9 Ve beşincide de, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın hoşnutsuzluğunun [kendi] üzerine olmasını diler.
10 Ya üzerinize Allah'ın armağanı ve rahmeti olmasaydı? Allah, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul eden, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
11 Bu, hakikati ters yüz eden bilgiyle gelenler, içinizden güçlü bir gruptur. Onu size şer olarak hesap etmeyin. Bilakis o, size hayırdır. Onlardan her bir kişi için, zarara neden olmaktan kazandırtıldığı vardır. Onlardan, onun [suçun] büyüğüne yönlendiren [öncülük eden] kimseye de, dehşet bir azap vardır.
12 İnanıp güvenen erkeklerin ve inanıp güvenen kadınların, onu işittiklerinde, kendileri hakkında bir hayır kanaati taşıyarak: ''Bu açıkça hakikati ters yüz etmektir.'' demeleri gerekmez miydi [24:16]?
13 Üzerine dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi [24:4]? Şahitleri getiremediklerinde, işte onlar, Allah katında yalan söyleyenlerin ta kendileridir.
14 Allah'ın, dünyada ve ahirette üzerinize armağanı ve rahmeti olmasaydı [24:10], daldığınız şey hakkında, kesinlikle size dehşet bir azap temas ederdi.
15 Hani, onu dilden dile aktarıyordunuz. Bilginiz olmadığı şey hakkında, ağzınızla konuşuyordunuz ve onu önemsiz hesap ediyordunuz [17:36]. Oysa o, Allah katında dehşet bir şeydir.
16 Onu işittiğinizde: ''Bunun hakkında söz söylememiz [hükme varmamız], bizim için olur şey değildir. Seni tenzih ederiz. Bu, dehşet, çok büyük bir iftiradır.'' demeniz gerekmez miydi [24:12]?
17 Eğer inanıp güvenenler iseniz, onun benzerine bir daha ebediyen dönmeyesiniz diye, Allah size öğüt veriyor.
18 Ve Allah, ayetlerini size açıkça ortaya koyuyor. Allah, bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
19 İnanıp güvenenler içerisinde aşırılığın ve hayasızlığın yayılmasını sevenlere, dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
20 Ya Allah'ın üzerinize armağanı ve rahmeti olmasaydı? Allah, şefkatlidir, merhamet edendir.
21 Ey inanıp güvenenler! Şeytanın adımlarına uymayın [1]. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, şüphesiz o, aşırılıkları, hayasızlıkları ve herkesçe kabul edilen ortak kötülükleri emreder [2]. Allah'ın üzerinize armağanı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiriniz ebediyen arınamazdınız. Allah, gereğini yapanı arındırır. Allah, işitendir, bilendir.
22 Sizden fazlalık ve genişlik sahipleri, yakınlık sahiplerine, ihtiyaç sahiplerine, Allah yolunda hicret etmiş olanlara vermemeyi tasarlamasınlar [el çekmesinler]. Affetsinler ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
23 Korunan inanıp güvenmiş kimselere, bir şeyden haberleri olmadığı halde, onlara suç atanlar, dünyada ve ahirette rahmetten dışlanmışlardır. Onlara, dehşet bir azap vardır.
24 Dillerinin, ellerinin ve ayaklarının, yaptıkları şeyler hakkında aleyhlerinde şahitlik ettikleri gün [36:65, 41:20].
25 O gün Allah, onların hak ettikleri karşılıklarını tastamam verir. Ve onlar da, Allah'ın, açıkça hakkın ta kendisi olduğunu bilirler.
26 Pis kadınlar, pis erkekler içindir. Pis erkekler de, pis kadınlar içindir [24:3]. Temiz kadınlar, temiz erkekler içindir. Temiz erkekler de, temiz kadınlar içindir. İşte onlar, onların söylediği şeylerden ilgisi olmayanlardır. Onlara, bağışlanma ve saygın bir rızık vardır.
27 Ey inanıp güvenenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirene kadar ve ahalisini selamete çıkarmadan [1] girmeyin. Bu, bilgisini kullanırsınız [bilinçli davranırsınız] diye, sizin için hayırlı olandır.
28 Orada bir kimse bulamazsanız, size izin verilene kadar oraya girmeyin. Eğer size, dönün denilirse, hemen dönün. O, sizin için daha arındırıcı olandır. Allah, yaptığınız şeyleri bilendir.
29 Oturulmayan, fakat yararlanmanız için olan evlere [yerlere] girmenizde size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuz şeyleri de, gizlediğiniz şeyleri de bilir.
30 İnanıp güvenen erkeklere söyle, bakışlarından kıssınlar [1] ve ırzlarını korusunlar. İşte bu, onlar için daha arındırıcı olandır. Allah, ürettiğiniz şeyler hakkında haberdar olandır.
31 Ve inanıp güvenen kadınlara söyle, bakışlarından kıssınlar ve ırzlarını korusunlar. Doğal olarak görünenler dışında, çekiciliklerini açığa vurmasınlar. Örtüleriyle göğüs açıklıklarının üzerini örtsünler. Çekiciliklerini; kocaları veya babaları [ataları] veya kocalarının babaları [ataları] veya oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kadınları [hemcinsleri] veya yeminlerine / antlaşmalarına sahip olanlar veya adamlardan, [kadına] ihtiyaç duymayan hizmetliler veya kadınların avret yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklar dışındakilere açığa vurmasınlar. Çekiciliklerinden gizli olanlarının bilinmesi için ayaklarıyla vurmasınlar. Ey inanıp güvenenler! Başarıya ulaşmanız için topluca hatanızdan kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelin [1].
32 Sizden bekarları, kölelerinizden ve gönül rızasıyla hizmetinize girmiş kadınlarınızdan salih olanları nikahlayın [evlendirin]. Eğer muhtaç durumdaysalar, Allah onları armağanından kendilerine yeterli hale getirir. Allah, genişletendir, bilendir.
33 Nikaha imkan bulamayanlar, Allah'ın, armağanından onları kendilerine yeterli duruma getirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Yeminlerinize / antlaşmanıza [hak] sahip olanlardan, sizden yazılı sözleşme isteyenlere, onlarda bir hayır bilirseniz, onlarla yazılı sözleşme yapın. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Evlenip korunmak isterlerse, dünya hayatının genişliğini elde etmek için gençlerinizi azgınlığa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, onların zorlanmalarının ardından, Allah, bağışlayandır, merhamet edendir [1].
34 Şüphesiz, size apaçık kanıtlı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden örnek ve vahyin sınırlarına uyup korunanlar için bir öğüt indirdik [3:138].
35 Allah, göklerin ve yeryüzünün nurudur. Nurunun [Kur'an'ın 9:32, 61:8] örneği; içinde kandil bulunan bir kandil yuvası gibidir. O kandil, bir cam içindedir. O cam, parlak bir gezegen gibidir. Doğuya da, batıya da ait olmayan, bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Onun yağı, neredeyse ona ateş temas etmese bile ışık verir. Nur üstüne nurdur. Allah, gereğini yapana nurunu gösterir. Allah, insanlar için örneklerini vurgular. Allah, her şey hakkında bilgi sahibidir.
36 [O nur] Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde adının yükseltildiği ve mesajlarının öğrenilip yerine getirildiği evlerdedir [kurumlarda, yapılardadır 22:40][1]. Orada, O'nu sabah akşam [devamlı] tesbih ederler [Allah'ın belirlediği yörüngede / yaratılış amacına göre hareket ederler, verdiği görevleri yaparlar].
37 Adam gibi adamlar. Ne bir ticaret ve ne bir alışveriş; Allah'ın mesajlarını aklında tutup yeri geldiğinde yerine getirmek, salatı ikame etmek, arınmanın bedelini yerine getirmek [1] hususunda onları oyalamaz. Onlar, kalplerin ve bakışların allak bullak olduğu bir gün hakkında korku hissederler.
38 Allah'ın, onlara amellerinin karşılığını en iyisiyle vermesi ve onlara armağanından arttırması için. Allah, gereğini yapanı hesapsız rızıklandırır.
39 Gerçekleri örtenlerin amelleri, dümdüz arazideki serap gibidir. Susayan, onu su hesap eder. Oraya geldiğinde ise, hiçbir şey bulamaz [18:104-105] ve onun yanında Allah'ı bulur ve [Allah] hesabını tastamam görür. Allah, hesabı seri olandır.
40 Veya, [Kur'an'ın aydınlatmadığı insan] bol suyun derinliklerindeki karanlıklar gibidir. Onu dalga üstüne dalga kaplar ve üzerinde bulut vardır. Elini çıkardığında, neredeyse onu göremeyecek kadar birbirinin üstünde karanlıklar. Allah'ın aydınlık kılmadığı kimseye, başka hiçbir aydınlık yoktur.
41 Göklerde yeryüzünde olanların, sıra sıra uçanların O'nu tesbih ettiklerine [yaratılış amaçlarına göre hareket edip görevlerini yaptıklarına] dikkat etmedin mi? Hepsi salatını [ekolojik dengeye desteğini] ve görevini bilir. Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
42 Göklerin ve yeryüzünün hükümdarlığı Allah'a aittir. Varış yeri O'nadır.
43 Allah'ın, bulutları sürüklediğine, sonra aralarını birleştirdiğine, sonra onları birbiri üstüne yığılmış kıldığına dikkat etmedin mi? Böylece arasından yağmurun çıktığını görürsün [30:48]. Ve gökten, içinde dolu bulunan dağ [gibi] kütlelerden indirir. Onu, gerekli gördüğüne isabet ettirir ve gerekli gördüğünden de geri çevirir. Şimşeğin parıltısı, bakışları neredeyse alıp götürür.
44 Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp durur. İleri görüş sahipleri için kesinlikle bunda bir ibret vardır.
45 Allah, her canlıyı sudan oluşturdu [21:30]. Onlardan kimisi karnı üzerinde yürür, onlardan kimisi iki ayağı üzerinde yürür ve onlardan kimisi de dört [ayağı] üzerinde yürür. Allah, gerekli gördüğünü oluşturur. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
46 Apaçık kanıtlı ayetler indirdik. Allah, gereğini yapana dosdoğru yolu gösterir.
47 ''Allah'a ve elçiye inanıp güvendik ve itaat ettik.'' diyorlar [63:1]. Sonra, bunun ardından onlardan bir kesim, yüz çeviriyor. İşte onlar, inanıp güvenenler değildir.
48 Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve elçisine davet edildiklerinde, onlardan bir kesim umursamıyor [1].
49 Hak onlardan yana olsa, gelip hemen kabul ederler [1].
50 Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa kuşku mu duyuyorlar? Yoksa, Allah'ın ve elçisinin onlara haksızlık etmesinden mi korkuyorlar [49:14]? Bilakis onlar, yanlış yapanların ta kendileridir.
51 Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve elçisine çağrıldıklarında, inanıp güvenenlerin sözü ancak: ''İşittik ve itaat ettik.'' demeleri oldu. İşte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir.
52 Kim Allah'a ve elçisine itaat eder, Allah'a derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşır ve O'nun sınırlarına uyup korunursa, işte onlar, kazancı hak edenlerin ta kendileridir.
53 Eğer onlara emredersen, kesinlikle [savaşa] çıkacaklarına dair var güçleriyle yemin ederek Allah'ı kanıt gösterdiler. De ki! ''Kanıt göstermeyin. İtaat, herkesçe kabul edilen ortak iyidir [yapmanız gerekendir 47:20-21]. Allah, yaptıklarınız hakkında haberdar olandır.''
54 De ki! ''Allah'a ve elçisine itaat edin.'' Eğer yüz çevirirseniz, ona düşen ancak yüklendiği şeylerdir. Size düşen de, yüklendiğiniz şeylerdir. Ona itaat ederseniz, doğruyu görürsünüz. Elçinin üzerine, açıkça duyurmanın dışında bir şey yoktur [1].
55 Allah, sizden inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara, onlardan öncekileri başkalarının yerine geçirdiği gibi [1], onları da o yerde başkalarının yerine geçireceğini, onlar için razı olduğu dine kesinlikle onları tutunduracağını ve korkularının ardından, kesinlikle onları güvenle değiştireceğini vaat etti [21:105]. Onlar, bana kulluk ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bunun ardından, kim gerçekleri örterse, işte onlar, yoldan çıkanların ta kendileridir.
56 Rahmet olunmanız için; salatı ikame edin, arınmanın bedelini yerine getirin [1] ve elçiye itaat edin.
57 Sakın, gerçekleri örtenlerin, yeryüzünde aciz bırakanlar olabileceğini hesap etme. Barınakları ateştir. Kesinlikle sıkıntılı bir varış yeridir.
58 Ey inanıp güvenenler! Yeminlerinize / antlaşmanıza [hak] sahip olanlar ve sizden erginlik yaşına ulaşmamış olanlar, üç durumda sizden izin istesinler [1]: Sabah eğitim öğretim faaliyetinden önce, öğlen elbiselerinizi koyduğunuz zaman ve akşam eğitim öğretim faaliyetinin ardından [2]. Bunlar, sizin için korunmasız üç zamandır [3]. Bunların ardından, birbirinizin yanında dolaşmalarında size ve onlara bir günah yoktur. Allah, size ayetlerini işte böyle açıkça ortaya koyuyor. Allah, bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
59 Sizden olan çocuklar, erginlik çağına ulaştıklarında, onlardan öncekilerin izin istediği gibi izin istesinler. Allah, size ayetlerini işte böyle açıkça ortaya koyuyor. Allah bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
60 Kadınlardan, nikah beklentisi kalmayıp oturanlar, vücut hatlarını dışa vurmadan elbiselerini koymalarında bir günah yoktur. İffetli olmaları onlar için hayırlıdır. Allah, işitendir, bilgedir.
61 Köre bir güçlük yoktur, topala bir güçlük yoktur, hastaya bir güçlük yoktur. Size de; evlerinizden veya babalarınızın evlerinden veya annelerinizin evlerinden veya erkek kardeşlerinizin evlerinden veya kız kardeşlerinizin evlerinden veya amcalarınızın evlerinden veya halalarınızın evlerinden veya dayılarınızın evlerinden veya teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına sahip olduğunuz veya özü sözü doğru arkadaşınızın evlerinden, toplu olarak veya ayrı ayrı nasiplenmenizde bir günah yoktur [1]. Evlere girdiğinizde, kendinize Allah katından iyi bir hayat dileği olarak, temiz, yararlı bir bereket ve selamet sağlayın [2]. Aklınızı kullanın diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıkça ortaya koyuyor.
62 Allah'a ve elçisine inanıp güvenen müminler, bir iş hakkında toplanıp onunla birlikte olduklarında, onun izni olana kadar gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve elçisine inanıp güvenenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde, onlardan gerekli gördüğün kimselere izin ver ve onlar için Allah'a bağışlama dile. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
63 Elçinin davetini, aranızda birbirinizin daveti gibi kılmayın [8:24]. Allah, sizden saklanarak sıvışanları bilmektedir. Onun emrinden muhalefet edenler, onlara toplumu ateşe atan bir sıkıntının isabet etmesine veya onlara can yakıcı bir azabın isabet etmesine karşı hazırlıklı olsunlar [1].
64 İyi bilin ki, göklerde ve yeryüzündekiler Allah'ındır. Sizin ne üzerinde olduğunuzu bilir. O'na döndürüldükleri gün, yaptıkları şeylerin haberlerini onlara verir. Allah, her şey hakkında bilgi sahibidir.