⚖️ Karşılaştır
25. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Furkân Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Alemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkan'ı [1] indiren bereketin kaynağıdır.

2 O ki; göklerin ve yeryüzünün egemenliği O'nundur, evlat edinmemiştir, egemenliğinde ortağı yoktur ve her şeyi oluşturup ölçüsünü belirleyendir [13:8, 54:49].

3 Onlar; bir şey oluşturamayan, kendileri oluşturulmuş, kendileri için bir darlığa veya yarara malik olmayan, ölüme ve hayata ve yeniden yaşam verip yaymaya da malik olmayanları, O'nun yanı sıra ilahlar edindiler.

4 Gerçekleri örtenler: ''Bu onun attığı, hakikati tersyüz eden bir iftiranın dışında bir şey değildir. Ve başka bir halk da ona yardım ediyor.'' dediler. Ve haksızlıkla, asılsız bir iddia getirdiler [16:103].

5 ''Ona yazdırılmış, öncekilerin satırlarıdır. Böylece kendisine, sabah akşam okunmaktadır'' dediler [1].

6 De ki! ''Onu, göklerde ve yeryüzünde sır olanı bilen indirdi.'' Şüphesiz O, daima bağışlayandır, merhamet edendir.

7 Ve: ''Bu ne biçim elçi, yemek yiyor, sokaklarda geziyor. Ona, onunla birlikte uyarıcı olan bir melek indirilmesi gerekmez miydi'' dediler.

8 ''Veya, ona birikmiş bir hazine bırakılsaydı veya ondan nasiplendiği bir bahçesi olsaydı.'' Ve yanlış yapanlar: ''Siz aldatılmış, kafası karıştırılmış bir kişiden başkasına uymuyorsunuz'' dediler.

9 Sana nasıl örnekler vurguluyorlar bir gözlemle. Böylece saptılar, bir yola da güçleri yetmez.

10 O bereketin kaynağı, şayet gerekli görürse, sana ondan [hazine ve bahçelerden] daha hayırlısını kılar. Altlarından nehirler akan bahçeler ve sana saraylar kılar.

11 Bilakis onlar, saati yalanladılar. Ve saati yalanlayanlar için bir tutuşturan hazırladık.

12 Uzak bir mekandan gördüklerinde, onun öfkesini ve inlemesini işitirler [67:7].

13 Oradan bağlanmış olarak dar bir mekana bırakıldıklarında, oracıkta yok olmayı çağırırlar [84:11].

14 Bugün bir kez yok olmayı çağırmayın, defalarca yok olmayı çağırın [1].

15 De ki! ''Bu mu hayırlı, yoksa, vahyin sınırlarına uyup korunanlara vaat edilen, onlara karşılık olarak varış yeri olan kalıcı cennet mi?''

16 Orada, gerekli gördükleri her şey kalıcı olarak vardır. Bu, Rabbinin sorumlu olduğu vaadidir.

17 Ve o gün onları ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettiklerini toplar: ''Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa onlar mı yolu şaşırdılar?'' der.

18 ''Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederiz. Senin yanından yakınlar, yol göstericiler edinmek bize yakışacak şey değildir. Sen onları ve atalarını zikri unutuncaya kadar yararlandırdın. Ve bozulan bir halk oldular'' dediler.

19 Şüphesiz söylediklerinizi yalanladılar. Dönmeye ve yardıma da gücünüz yetmez. Ve sizden kim yanlış yaparsa, ona büyük bir azap tattırırız.

20 Senden önce elçilerden gönderdiğimiz, kesinlikle yemek yiyenler ve sokaklarda gezenlerden başkaları değildi. Ve dirençli misiniz diye, sizin bazınızı bazınız için fitne [ateşe atan, sıkıntıya sokan ve müminle münafığı ayıran sınav vesileleri 3:142, 47:31] kıldık. Rabbin daima hakkıyla görendir.

21 Ve bizimle karşılaşmayı beklemeyenler: “Bize melekler indirilmesi gerekmez miydi? Veya Rabbimizi görelim” dediler [17:92]. Şüphesiz kendi benliklerinde büyüklendiler ve büyük bir hadsizlikle sınırı aştılar.

22 Melekleri gördükleri gün, o gün suçta ileri gidenler için bir müjde olmaz. Ve: “Yasak, yasaklanmıştır” derler.

23 Ve herhangi bir amelden ne amel işledilerse önüne geçtik ve onu saçılmış toz kıldık [1].

24 O gün, cennet arkadaşlarının konaklama yeri hayırlı ve dinlenme yeri daha iyidir [19:73].

25 Ve gökyüzünün bulutlarla yarıldığı gün, melekler ardı ardına bir indirilişle indirilir.

26 O gün egemenlik gerçek olarak Rahman’a aittir [1]. Ve gerçeği örtenlere zor bir gün olmuştur.

27 Ve yanlış yapanın ellerini ısırdığı gün: “Keşke elçiyle birlikte bir yol edinseydim” der [33:67].

28 ”Eyvah! Keşke falancayı izinden gidilen bir önder edinmeseydim.”

29 ''Şüphesiz bana gelmesinin ardından, beni zikirden [Kur'an'dan] şaşırttı [1]. Şeytan, insan için yardımsız bırakandır [2].''

30 Ve elçi: “Ey Rabbim, şüphesiz halkım, bu Kur'an'ı kendinden uzak edindi” dedi [43:88][1].

31 Ve işte böyle, suçta ileri gidenlerden her nebiye düşman kıldık [6:112-113]. Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter [1].

32 Ve gerçekleri örtenler: ''Kur'an ona tek seferde, topluca indirilmesi gerekmez miydi?'' dediler. Onunla gönlünü sağlam tutalım [aklına tam otursun, pekişsin] diye, işte böyle bir sıraya göre sıraladık [1].

33 Onlar sana bir örnekle başvursalar, sana gerçeği ve daha iyi tefsiri [1] getiririz.

34 Onlar, yüzleri üstü cehenneme toplananlardır. Onlar, istenmeyen mekanda ve daha sapkın yoldadır.

35 Şüphesiz Musa'ya kitabı verdik. Onunla birlikte, kardeşi Harun'u vezir [sorumluluğunu üstlenen, yardımcı 20:29] kıldık.

36 ''Ayetlerimiz hakkında yalana sarılan halka gidin'' dedik. Onları bir yerle bir edişle yerle bir ettik.

37 Ve Nuh halkı elçileri yalancı saydıklarında onları boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Ve yanlış yapanlar için can yakıcı bir azap hazırladık.

38 Ve Ad, Semud, Ress arkadaşları ve bunların arasında bir çok kuşakları…

39 Hepsine belli örnekleri vurguladık [1]. Ve hepsini bir yıkışla yıktık.

40 Şüphesiz kötü bir yağışın yağdırıldığı o kente rastladılar. Ona dikkat etmediler mi? Bilakis onlar, yeniden yaşam bulup yayılmayı beklemiyorlar.

41 Seni gördüklerinde: ''Allah bunu mu elçi görevlendirdi [21:36]?'' diyerek, seni eğlencenin dışında bir şey edinmiyorlar.

42 ''Üzerinde dirençli olmasaydık neredeyse ilahlarımızdan bizi saptırıyordu [dediler 38:5-6-7].'' Bir zaman sonra azabı gördüklerinde, kimin yolca sapık olduğunu öğrenecekler.

43 İlahını hevası edinene [1] dikkat ettin mi? Onun üzerine sen mi dayanak oluyorsun?

44 Yoksa sen, çoğunun gerçekten akıl ettiğini veya kulak verdiğini mi hesap ediyorsun? Onlar, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlar gibi, bilakis yolca daha sapmış olanların dışında kimseler değildirler [2:171, 7:179].

45 Rabbin gölgeyi nasıl uzattığına dikkat etmedin mi? Şayet gerekli görseydi, onu sakin kılardı. Sonra güneşi onun üzerine sürükleyici kıldık [1].

46 Sonra onu, kolay bir çekişle kendimize çektik.

47 O ki, size geceyi elbise ve uykuyu dinlenme kıldı. Ve gündüzü, canlanıp yayılma kıldı.

48 Ve O ki, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderdi. Ve gökten tertemiz su indirdik.

49 Onunla ölü beldeye hayat vermek ve oluşturmuş olduğumuz, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlardan ve insanların çoğundan sulamamız için.

50 Şüphesiz onu, bilgilerini devamlı kullansınlar diye aralarında evire çevire açıkladık [1]. Fakat insanların çoğu, kaçınıp, gerçekleri örtmenin dışında bir şey yapmadılar.

51 Şayet gerekli görseydik, kesinlikle her kente uyarıcı görevlendirirdik.

52 O gerçeği örtenlere itaat etme [33:1-48, 76:24]. Ve onlarla, onunla [Kur'an'la] büyük bir cihat ile cihat et [Elinden gelenin en iyisini yap][1].

53 O, iki bol suyu saldı. Bu tatlı, susuzluğu giderici ve bu tuzlu, acıdır [35:12]. Ve aralarında engel ve yasaklanmış bir yasak kıldı [27:61, 55:19-20].

54 O, beşeri sudan oluşturdu. Ve ona akrabalık ve kaynaşma kıldı. Rabbin ölçü koyandır [1].

55 Allah'ın yanı sıra kendilerine yarar da sağlamayan ve zarar da veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. O gerçekleri örten, Rabbinin aleyhine arka çıkandır [1].

56 Biz seni, uyarıcı ve müjdeci olmanın dışında bir şey için göndermedik.

57 De ki: "Rabbine bir yol tutmanın gereğini yapmak dışında, onun üzerinde karşılıktan bir şey istemiyorum [1].

58 Ve diri olan ve ölmeyene güvenip dayan [1] ve her işini kusursuz yapmasıyla, verdiği görevleri yerine getir / O'nun belirlediği yörüngede hareket et. Kullarının suçlarından O'nun haberdar olması yeter.

59 O ki; gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri altı aşamada oluşturan [1], sonra en büyük egemenlik makamını / evreni düzenleyendir [2]. O, merhametin kaynağıdır. Onu haberdar olana sor.

60 Ve onlara: "Rahman'a secde edin" denince: "Rahman ne? Ne emredersen secde mi edeceğiz [1]?" dediler. Ve nefretlerini arttırdılar.

61 Gökte burçlar kılan, orada bir lamba ve ayı aydınlatıcı kılan, bereketin kaynağıdır.

62 O, bilgilerini devamlı kullanmak veya karşılığını vermek isteyenler için, gece ve gündüzü ardı ardına kılandır.

63 O Rahman'ın kulları ki, yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Ve cahiller onlarla muhatap olduklarında: "Selam, esenlik, barış" derler.

64 Ve onlar, Rableri için secde ve kıyamda [1] olurlar ve planlı, tedbirli davranırlar.

65 Ve onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden çevir. Şüphesiz onun azabı, ağır, zor bir yüktür.''

66 ''Şüphesiz o, kötü bir konaklama ve makamdır." derler.

67 Onlar, infak ettiklerinde ölçüyü kaçırmazlar ve eli sıkı da olmazlar. Bunun arasını gözetici olurlar.

68 Ve onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha davet etmezler [1] ve Allah'ın haram kıldığı bir canı haksız yere etkisiz hâle getirmezler ve zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa, büyük zarara yol açacak şeylerle karşılaşır.

69 Kıyamet günü onun azabı katlanır. Ve orada alçaltılmış olarak saplanıp kalır.

70 Ancak, kim hatasından dönüş yapıp Allah'a itaate yönelir ve inanıp güvenir, düzeltici işler yaparsa, Allah onların kötülüklerini iyiliklerle değiştirir. Ve Allah, bağışlayandır, merhametlidir [27:11].

71 Ve kim hatasından dönüş yapıp Allah'a itaate yönelir ve düzeltici işler yaparsa, şüphesiz o, dönüşü kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

72 Onlar, asılsız iddialara şahitlik etmezler [5:8, 70:33]. Boş sözle [23:3, 28:55] karşılaştıklarında saygın bir şekilde geçip giderler.

73 Onlar, Rablerinin ayetleriyle bilgilendirildiklerinde, ona karşı etkisizce / saygısızca, kör ve sağır davranmazlar [1].

74 Onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soylarımızdan göz aydınlığı bahşet. Bizi vahyin sınırlarına uyup korunanlara önder kıl" derler.

75 Onlara, direnmelerinden dolayı yüksek odayla karşılık verilir ve onlar, iyi dilek ve esenlikle karşılanırlar [1].

76 Orada kalıcıdırlar. Orası ne iyi konaklama yeri ve makamdır.

77 De ki! Çağrınız olmasa, Rabbim sizi ne yapsın [1]. Şüphesiz siz, yalana sarıldınız. Gereken yakında olacaktır.

← 24. Nûr 26. Şu'arâ →