1 Yolunu şaşıranları uyandıran / uyaran kimdir?
2 İşte bu, apaçık olan kitabın ayetleridir.
3 İnanıp güvenmiyorlar diye kendini tüketicisin [1].
4 Şayet gerekli görseydik, üzerlerine gökten bir ayet [54:11] indirirdik de ona boyunları eğik kalırdı.
5 Onlara Rahman’dan her yeni hatırlatıcı bilgiden, öğretiden biri geldiğinde onlar, ondan duyarsız kalmanın dışında bir şey yapmadılar [21:1-2].
6 Şüphesiz yalana sarıldılar. Fakat o alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.
7 Yeryüzüne dikkat etmiyorlar mı? Orada her değerli faydalı çiftten nicelerini bitirdik [31:10].
8 Şüphesiz bunda bir ayet vardır. Ve onların çoğu inanıp güvenmediler.
9 Ve şüphesiz Rabbin, üstündür, merhamet edendir.
10 Hani Rabbin Musa'ya, yanlış yapan halka gitmesini seslenmişti,
11 Firavun halkı vahyin sınırlarına uyup korunmaz mı diye.
12 "Rabbim, şüphesiz ben, beni yalancı saymalarından korkuyorum." dedi.
13 "Ve göğsüm daralır, dilim çözülmez. Oraya Harun'u gönder [1]."
14 "Ve onlara ait üzerimde bir günah var [28:15…19]. Beni etkisiz hâle getirmelerinden korkuyorum.
15 Sandığınız gibi değil! İkiniz ayetlerimizle gidin. Şüphesiz biz sizinle beraberiz, göz kulak oluruz [20:46].
16 26:16-17: Firavun'a gidip deyin ki: "Biz, İsrailoğulları'nı bizimle göndermen için, alemlerin Rabbinin elçisiyiz,''
17 26:16-17: Firavun'a gidip deyin ki: "Biz, İsrailoğulları'nı bizimle göndermen için, alemlerin Rabbinin elçisiyiz,
18 Firavun: ''Seni bir evlat olarak içimizde büyütmedik mi? Ve ömründen nice yıllar içimizde kaldın.'' dedi.
19 ''Ve yaptığını yaptın. Öyle bir yaptın ki, sen nankörlerdensin.''
20 Musa: ''Onu ben şaşkınlıktan yaptım.'' dedi.
21 ''Sizden korktuğumda sizden kaçtım. Rabbim bana hüküm bahşetti ve beni elçilerden kıldı.''
22 ''İşte bu başıma kaktığın nimet, İsrailoğulları'nı köleleştirmendir.''
23 ''Alemlerin Rabbi de nedir?'' dedi.
24 ''Şayet kesin olarak bilmiş olsanız; göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir.'' dedi.
25 Etrafındakilere: ''Duymuyor musunuz?'' dedi.
26 ''Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi.'' dedi.
27 ''Şüphesiz size gönderilen elçiniz, gizli güçlerin etkisinde olan biridir.''¹ dedi.
28 ''Şayet akıl ettiyseniz, doğunun, batının ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir.'' dedi.
29 ''Benden başka bir ilah edinirsen, kesinlikle seni zindana atılanlardan kılarım.'' dedi [1].
30 ''Sana apaçık bir şeyle gelmiş olsam da mı? dedi.
31 ''Şayet doğru söyleyenlerden isen onu getir.'' dedi.
32 Asasını [birikimini] ortaya koyunca, o açıkça bir silip süpürendi [7:107].
33 Ve gücünü çekip çıkardığında, o gözlemleyenler için kusursuzdu [7:108].
34 Etrafındaki ileri gelenlere: ''Kesinlikle bu, etkileyici bir bilgin.'' dedi.
35 ''Etkileyici bilgisiyle kafanızı karıştırıp / kandırıp sizi yerinizden çıkarmak istiyor. Ne emredersiniz [7:110]?''
36 ''Onu ve kardeşini beklet ve şehirlere toplayıcılar gönder.'' dediler.
37 ''Bütün etkili bilginleri sana getirsinler.''
38 Etkili bilginler, bilinen günde, belirlenen vakit için toplandılar.
39 Ve insanlara: ''Siz de toplananlar olur musunuz?'' denildi.
40 ''Eğer onlar galip gelenlerden olurlarsa, biz de etkili bilginlere uyarız.''
41 Etkili bilginler gelince Firavun'a: ''Eğer biz galip gelirsek, kesinlikle bize bir karşılık var mı?'' dediler.
42 ''Evet'' dedi. ''Ve o zaman siz kesinlikle yakınlaştırılanlardansınız.''
43 Musa onlara: ''Neyi atıyorsanız atın.'' dedi.
44 Çer çöplerini ve birikimlerini ortaya attılar ve: ''Firavun’un izzeti / üstünlüğü adına, kesinlikle galip gelenler biziz.'' dediler.
45 Musa birikimini ortaya atınca, o, onların zanlarını, afaki uydurmalarını yutmaya başladı.
46 Etkili bilginler hemen secdeye atıldılar.
47 ''Alemlerin Rabbine inanıp güvendik.'' dediler.
48 ''Musa ve Harun'un Rabbine.''
49 ''Size izin vermeden önce mi O'na inanıp güvendiniz? Şüphesiz o, size etkilemeyi / kafa karıştırmayı / kandırmayı öğreten büyüğünüzdür. Yakında öğrenirsiniz. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı işlerinizden keserim ve hepinize en sert şekilde davranırım.'' dedi [1].
50 ''Zararı yok.'' dediler. ''Biz Rabbimize dönücüyüz.''
51 ''Şüphesiz biz, inanıp güvenenlerin ilki [1] olmamızdan, Rabbimizin hatalarımızı bağışlamasını umarız.''
52 Ve Musa'ya, kullarımı gece yola çıkarmasını vahyettik. Şüphesiz takip edileceksiniz [1].
53 Firavun şehirlere [asker] toplayıcılar gönderdi.
54 ''Şüphesiz bunlar, sayıları az olan, bölük pörçük bir topluluktur [1].''
55 ''Ve onlar, kesinlikle bize karşı öfkelidirler.''
56 Ve şüphesiz biz, derli toplu [hazırlıklı] bir cemaatiz.
57 Onları pınarlardan ve bahçelerden çıkardık.
58 Ve birikmiş hazinelerden, saygın makamdan.
59 İşte böyle. Oraya İsrailoğulları'nı mirasçı yaptık [1].
60 Gün doğarken onların izini takip ettiler.
61 İki cemaat birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları: ''Kesin yakalandık'' dedi.
62 ''Sandığınız gibi değil.'' dedi. ''Şüphesiz Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir.''
63 Ve Musa'ya, birikimini bol suda kullan diye vahyettik. Böylece yarıldı ve her kısmı devasa bir dağ gibi oldu [1].
64 Ötekilerini de sonra yaklaştırdık.
65 Musa ve onun yanındakilerin hepsini kurtardık.
66 Sonra ötekilerini boğduk.
67 Şüphesiz bunda bir ayet vardır [51:38-39-40]. Ve onların çoğu inanıp güvenmedi.
68 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
69 Onlara İbrahim'in haberini okuyup aydınlat.
70 Hani babasına ve halkına: ''Neye kulluk ediyorsunuz?'' demişti [37:85, 43:26].
71 ''Putlara kulluk ediyoruz. Kendimizi onlara adayıp duruyoruz.'' dediler [21:52].
72 ''Onlara çağrı yaptığınızda sizi işitiyorlar mı?'' dedi.
73 ''Veya size menfaatleri veya zararları oluyor mu?''
74 ''Bilakis atalarımızı böyle yaparlarken bulduk.'' dediler [21:53].
75 ''Kulluk etmekte olduğunuz şeye dikkat ettiniz mi?'' dedi.
76 ''Siz ve geçmiş atalarınız.''
77 ''Alemlerin Rabbi dışında onlar kesinlikle benim düşmanımdır [60:4].''
78 ''Beni oluşturup yol gösteren O'dur [37:99, 43:27][1].''
79 ''Beni yediren ve içiren O'dur.''
80 ''Hasta olduğumda bana şifa veren O'dur.''
81 ''Ve beni öldüren ve sonra diriltendir.''
82 ''Din günü hatalarımı bağışlamasını umduğumdur [1].''
83 ''Rabbim, bana hüküm bahşet ve beni salihlere kat.''
84 ''Beni sonrakilere doğruluk dili kıl [1].''
85 ''Beni nimeti bol cennetin varisinden kıl.''
86 ''Ve babamı bağışla. Şüphesiz o, yolunu şaşıranlardan oldu [1].''
87 ''Harekete geçirilme [yeniden diriliş] gününde beni rezil etme.''
88 ''Malın ve çocuğun yarar sağlamadığı günde [1].''
89 ''Selim bir kalple [1] Allah'a gelen kimse dışında.''
90 Ve cennet, vahyin sınırlarına uyup korunanlar için yaklaştırılır.
91 Ve kat kat ateş, sapıklıkta ileri gidenlerin karşısına çıkarılır.
92 Ve ''Kulluk ettiğiniz şeyler nerede?'' denir [1].
93 ''Allah'ın yanı sıra. ''Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardım edebiliyorlar mı?''
94 Orada onlar ve sapıklıkta ileri gidenler kat kat ateşe fırlatılır.
95 Ve iblisin askerlerinin tamamı.
96 Onlar orada hasımlık ederken derler ki:
97 ''Allah'a yemin olsun, biz açıkça bir sapıklığın içerisindeymişiz.''
98 ''Sizi alemlerin Rabbiyle aynı seviyede tutuyorduk [1].''
99 ''Bizi, suçta ileri gidenlerin dışındakiler saptırmadı.''
100 ''Bize şefaat edicilerden kimse de yok.''
101 ''Ne de, doğru sözlü, sıcak bir arkadaşımız.''
102 ''Keşke bize bir kez daha [dünyaya dönüş] olsa da, biz de inanıp güvenenlerden olsak.''
103 Bunda kesinlikle bir ayet vardır. Fakat onların çoğu inanıp güvenmedi.
104 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
105 Nuh halkı gönderilenleri yalanladı.
106 Hani kardeşleri Nuh onlara: ''Vahyin sınırlarına uyup korunmuyor musunuz?'' demişti.
107 ''Şüphesiz ben size güvenilir elçiyim.''
108 ''Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin [71:3].''
109 ''Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığım ancak alemlerin Rabbine aittir.''
110 ''Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin.''
111 ''Sana ve sana uyan rezillere mi inanıp güvenelim?'' dediler.
112 ''Onların yapmakta oldukları şeyi ben bilmem.'' dedi.
113 ''Şayet şuuruna varırsanız, onların hesabı yalnız Rabbime aittir.''
114 ''Ben inanıp güvenenleri kovucu değilim [1].''
115 ''Ben açıkça bir uyarıcının dışında bir şey değilim.''
116 ''Ey Nuh! Şayet son vermezsen, kesinlikle taşlananlardan olursun.'' dediler.
117 ''Rabbim, şüphesiz halkım beni yalancı saydılar.'' dedi.
118 ''Onlarla benim aramı bir açışla aç [önümü aç]. Beni ve benimle olan inanıp güvenenlerden kim varsa kurtar.''
119 Onu ve beraberinde kim varsa, dolu bir gemide kurtardık.
120 Sonra ardında kalanları boğduk.
121 Bunda kesinlikle bir ayet vardır [51:46]. Fakat onların çoğu inanıp güvenmedi.
122 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
123 Ad gönderilenleri yalanladı.
124 Hani kardeşleri Hud onlara: ''Vahyin sınırlarına uyup korunmuyor musunuz?'' demişti.
125 ''Şüphesiz ben size güvenilir bir elçiyim.''
126 ''Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin.''
127 ''Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığım ancak alemlerin Rabbine aittir.''
128 ''Her yüksek tepeye bir ayet [işaret] bina ederek mi eğleniyorsunuz?''
129 ''Kalıcı olursunuz diye üretimler [eserler] ediniyorsunuz.''
130 ''Yakaladığınızda zorbaca yakalıyorsunuz [1].''
131 ''Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin.''
132 ''Bildiğiniz şeylerle size geniş imkanlar verenin sınırlarına uyup korunun.''
133 ''Etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlarla ve oğullarla size geniş imkanlar verdi.''
134 ''Ve bahçelerle ve pınarlarla.''
135 ''Şüphesiz ben, aleyhinize dehşet bir günün azabından korkuyorum.''
136 ''Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bize aynıdır.'' dediler.
137 ''Bu, öncekilerin ahlakının [ortaya attığının] dışında bir şey değildir.''
138 ''Biz azap edilecekler de değiliz [1].''
139 Onu yalancı saydılar ve onları yıkıma uğrattık. Bunda kesinlikle bir ayet vardır [51:41-42]. Fakat onların çoğu inanıp güvenmedi.
140 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
141 Semud gönderilenleri yalanladı.
142 Hani kardeşleri Salih onlara: "Vahyin sınırlarına uyup korunmuyor musunuz?" demişti.
143 "Ben size güvenilir bir elçiyim."
144 "Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin."
145 "Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığım ancak alemlerin Rabbine aittir.''
146 "Bulunduğunuz bu yerde güvende bırakılır mısınız?"
147 "Bahçelerde ve pınarlarda."
148 "Ziraat ürünlerinde ve dalı sarkmış hurmalıklarda."
149 "Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."
150 "Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin."
151 "Ölçüsüz davrananların emrine itaat etmeyin."
152 "Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve düzeltici davranmıyorlar."
153 "Şüphesiz sen, saçma sapan şeylerin etkisi altındasın, kandırılmışsın." dediler.
154 "Sen, bizim gibi bir beşerin dışında bir şey değilsin. Doğru söyleyenlerden isen, bize bir ayet getir.
155 "İşte bu bir dişi deve. Sizin içişinizin ve onun içişinin günü bellidir."
156 "Ona kötülükle dokunmayın. Yoksa sizi dehşet bir günün azabı tutar."
157 Onun ayağını kestiler ama pişman oldular [1].
158 Onları azap tutuverdi. Bunda kesinlikle bir ayet vardır [1]. Fakat onların çoğu inanıp güvenmedi.
159 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
160 Lut halkı gönderilenleri yalanladı.
161 Hani kardeşleri Lut onlara: "Vahyin sınırlarına uyup korunmuyor musunuz?" demişti.
162 "Şüphesiz ben size güvenilir bir elçiyim."
163 "Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin."
164 "Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığım ancak alemlerin Rabbine aittir.''
165 "Alemlerden erkeklere mi yanaşıyorsunuz?"
166 "Rabbinizin size oluşturduğu eşlerinizden olanları bırakıyorsunuz. Bilakis siz, sınırı çiğneyen bir halksınız."
167 "Ey Lut! Şayet son vermezsen kesinlikle çıkartılanlardan olursun [sürgün edilirsin]." dediler.
168 "Şüphesiz ben ameliniz için soğuyup uzaklaşanlardanım [1]." dedi.
169 "Rabbim, beni ve ahalimi onların yaptıkları şeyden kurtar."
170 Onu ve ahalisinin hepsini kurtardık.
171 Geride kalanlar içerisindeki bir acize [1] dışında.
172 Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
173 Ve üzerlerine bir yağış [1] yağdırdık. Uyarılanların yağışı ne kötüdür.
174 Şüphesiz bunda kesinlikle bir ayet vardır [15:77, 51:37]. Fakat onların çoğu inanıp güvenmedi.
175 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
176 Eyke arkadaşları gönderilenleri yalanladı.
177 Hani Şuayb onlara: "Vahyin sınırlarına uyup korunmuyor musunuz? demişti.
178 "Şüphesiz ben size güvenilir bir elçiyim."
179 "Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin."
180 "Onun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığım ancak alemlerin Rabbine aittir.''
181 "Ölçüyü tam yapın. Yazık edenlerden olmayın [1]."
182 "Ve dosdoğru teraziyle tartın.”
183 "İnsanların eşyalarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozguncular olarak kargaşa çıkarmayın."
184 "Sizi ve önceki nesilleri oluşturanın sınırlarına uyup korunun."
185 "Şüphesiz sen, saçma sapan şeylerin etkisi altındasın, kandırılmışsın." dediler.
186 "Sen de bizim gibi bir beşerin dışında bir şey değilsin. Biz senin ancak, kesinlikle yalancılardan olduğuna kanaat getiriyoruz."
187 "Şayet doğru söyleyenlerden isen, üzerimize gökten parçalar düşür."
188 "Yaptığınız şeyleri Rabbim daha iyi bilir." dedi.
189 Onu yalancı sayınca, onları, o gölge günün azabı tutuverdi. Şüphesiz o, dehşet bir günün azabıydı [29:37].
190 Bunda kesinlikle bir ayet vardır. Fakat onların çoğu inanıp güvenmedi.
191 Ve senin Rabbin, kesinlikle O, üstündür, merhamet edendir.
192 Ve o, kesinlikle alemlerin Rabbinin indirmesidir [1].
193 Onunla birlikte güvenilir bilgi indi [1].
194 Senin kalbine. Uyarıcılardan olman için.
195 Açık, anlaşılır, eğriliği olmayan bir dille [1].
196 O, kesinlikle önceki zeburlardadır [1].
197 İsrailoğullarının bilginlerinin onu bilmesi onlara ayet olmuyor mu?
198 Şayet onu, yabancı [Arapça bilmeyen] birine indirseydik,
199 Onu onlara okuyup öğretseydi de ona inanıp güvenenmezlerdi.
200 İşte böyle onu, suçta ileri gidenlerin kalplerine soktuk [15:12].
201 Ta ki, can yakıcı azabı görene kadar ona inanıp güvenmezler.
202 Onlar şuurunda değillerken onlara ansızın gelir.
203 ''Biz biraz daha gözetilir miyiz?'' derler.
204 Azabımıza acele mi ediyorlar [1]?
205 Dikkat ettin mi? Şayet onları senelerce yararlandırsak,
206 Sonra onlara vaat edilen şey onlara gelse,
207 Yararlandırıldıkları şey [mal ve evlatları] onlardan bir şey gidermez.
208 Uyarıcıları olması dışında hiçbir kenti yıkıma uğratmadık.
209 Hatırlatsın, bilgilendirsin diye. Biz yanlış yapanlardan olmadık.
210 Onu şeytanlar [1] indirmedi.
211 Bu onların yapabileceği bir şey değil ve güçleri de yetmez.
212 Onlar, ona kulak vermekten kesinlikle uzak tutulmuş olanlardır [1].
213 Allah ile birlikte başka bir ilaha davet etme [1]. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
214 Aşiretinin daha yakın olanlarını uyar [1].
215 Sana uyan inanıp güvenenler için kanadını indir.
216 Sana asi olurlarsa: ''Şüphesiz ben, yapmakta olduğunuz şeyden beriyim.'' de.
217 Ve üstün olan merhamet sahibine güvenip dayan.
218 O ki, sen kıyam ederken seni görüyor.
219 Ve secde edenlerin içinde dolaşırken de.
220 Şüphesiz O, işitendir, bilendir.
221 Şeytanların kimlerin üzerine indiği haberini sana vereyim mi?
222 Her afaki konuşup [1] zarara sebep olanların üzerine iner [1].
223 Duyum bırakırlar ve çoğu yalancıdırlar [6:112-121].
224 Ve şairler [1]. Sapıklıkta ileri gidenler de onlara tabi oluyor.
225 Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarına dikkat etmedin mi?
226 Ve onlar, yapmadıkları şeyleri söylüyorlar.
227 Ancak, inanıp güvenerek düzeltici işler yapanlar ve Allah'ı çokça zikredenler [her durumda Allah'ın mesajlarını dikkate alanlar] ve yanlışa uğradıklarında kendilerini koruyanlar istisnadır. Ve yanlış yapanlar, hangi dönüşüme döndürülüyorlar yakında öğrenecekler [1].