1 Göklerde ve yeryüzündekiler Allah için tesbih etti [yaratılış amacına göre hareket etti, görevlerini yaptı]. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.
2 Göklerin ve yeryüzünün mülkü O'nundur. Hayat verir ve öldürür [9:116]. O, her şeye bir ölçü koyandır [22:6].
3 Evveldir [hiçbir şey yokken O vardı], ahirdir [O'ndan sonra kalacak bir şey yoktur][1], zahirdir [2], batındır [3]. O, her şey hakkında bilgi sahibidir.
4 O, gökleri ve yeryüzünü altı aşamada oluşturan [1], sonra en büyük egemenlik makamını evreni düzenleyendir [2]. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir [10:61, 58:7]. Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir.
5 Göklerin ve yeryüzünün mülkü O'nundur. İşler Allah'a döndürülür.
6 Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. O, göğüslerin sahip olduklarını bilir.
7 Allah'a ve elçisine inanıp güvenin. Sizi sonradan sahip kıldığı şeylerden infak edin. Sizden inanıp güvenenler ve infak edenlere büyük bir karşılık vardır.
8 Eğer inanıp güvenmişseniz, elçi sizi Rabbinize inanıp güvenmeye davet ederken ve bağlayıcı sözünüzü de kesin olarak almışken, size ne oluyor da Allah'a inanıp güvenmiyorsunuz [1]?
9 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için [1], kuluna apaçık kanıtlı ayetleri indirendir. Allah, size karşı kesinlikle şefkatlidir, merhametlidir.
10 Göklerin ve yeryüzünün mirası Allah'ın iken, size ne oluyor da Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, fetihten önce infak eden ve çarpışan aynı seviyede değildir [4:95-96]. Onlar, fethin ardından infak eden ve çarpışanlardan daha muazzam bir derecededirler. Allah, hepsine en iyisini vaat etmiştir. Allah, yaptıklarınız hakkında haberdar olandır.
11 Ona kat kat fazlasıyla arttıracağı iyi bir ödünç olarak Allah'a ödünç veren kimdir [1]? Ona saygın bir karşılık vardır.
12 O gün, inanıp güvenen erkekleri ve inanıp güvenen kadınları [1], nurları önlerinde ve sağlarında koşarlarken görürsün. Bugün müjdeniz, orada kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçelerdir [66:8]. İşte bu, hak edilen muazzam kazancın ta kendisidir.
13 O gün, münafık erkekler ve münafık kadınlar, inanıp güvenenlere: ''Bizi gözetin de, nurunuzdan alıntılayalım.'' derler. ''Ötenize dönün de bir nur arayın.'' denir. Aralarına, kapısı olan bir duvar çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış yönünden ise azap vardır.
14 Onlara: ''Sizinle birlikte değil miydik?'' diye seslenirler. ''Elbette. Fakat siz kendinizi ateşe attınız, sıkıntıya soktunuz. Beklediniz, kuşkuyla yaşadınız ve Allah'ın emri gelene kadar kuruntular sizi aldattı. Ve aldatıcı da sizi Allah ile aldattı.'' dediler [1].
15 Bugün sizden ve gerçekleri örtenlerden bir fidye de alınmaz. Barınağınız ateştir. Size layık olan odur. Ne sıkıntılı bir varış yeridir.
16 Haktan gelen, Allah'ın, aklımızdan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirmemiz gereken mesajları için, inanıp güvenenlerin kalplerinin, derinden saygı duyma anı gelmedi mi [13:28]? Üzerlerinden uzun bir süre geçip de, kalpleri katılaşan [39:22], önceden kitap verilenler gibi olmasınlar [1]. Onların çoğu yoldan çıkmışlardı.
17 Bilin ki, ölümünün ardından yeryüzüne hayat veren Allah'tır. Aklınızı kullanın diye ayetleri size açıkça ortaya koyduk.
18 Doğrulayan erkekler ve doğrulayan kadınlar [1] ve iyi bir ödünç olarak Allah'a ödünç verenlere [2] kat kat arttırılır. Onlara saygın bir karşılık vardır.
19 Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler, Rablerinin katında doğrulayanlar [49:15] ve şahitler işte onlardır. Onların, karşılıkları ve nurları vardır. Gerçekleri örtenler ve ayetlerimiz hakkında yalana sarılanlar, işte onlar da, kat kat ateşin arkadaşlarıdır.
20 Bilin ki, dünya hayatı, bir oyun, bir oyalanma, bir çekicilik, aranızda övünme ve mallarla ve evlatlarla çoğaltma yarışıdır. Yağmurun örneği gibi, bitkisi çiftçileri hayran bırakır da, sonra solar ve onu sararmış görürsün. Sonra da bir çöp olur [1]. Ahirette de, şiddetli bir azap ve Allah'tan bağışlama ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanmanın dışında bir şey değildir [2].
21 Rabbinizden bağışlanmaya ve genişliği gök ve yeryüzünün alanı gibi olan, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlanmış cennete yarışın [3:133]. İşte bu, Allah'ın armağanıdır, onu gereğini yapana verir. Allah, muazzam bir armağan sahibidir.
22 Yeryüzünde ve kendinizde isabet edenden bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmamızın öncesinde bir yasada olmasın. Bu, Allah'a kolaydır [1].
23 Bu, elinizden gidenlere üzülmeyin ve size verilenlere şımarmayın diyedir. Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez [4:36, 31:18][1].
24 Onlar, cimrilik edenler ve insanlara cimriliği emredenlerdir [1]. Kim yüz çevirirse, Allah, kendine yeten ve her işinde kusursuz olan O'dur.
25 Şüphesiz, elçilerimizi apaçık kanıtlarla gönderdik. İnsanların hakkaniyeti ayakta tutmaları ve, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen yerlerde O'na ve elçilerine yardım edenleri [1] bilmesi için, onlarla birlikte kitabı ve mizanı [dengeyi sağlayan ölçüyü 42:17, 55:7-8] indirdik. Onda insanlar için menfaatler ve şiddetli bir güç olan demiri de indirdik [2]. Allah, kuvvetlidir, üstündür.
26 Şüphesiz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik ve ikisinin soylarına nebilik ve kitap [1] kıldık [29:27]. Onlardan, doğru yolu gören olmakla birlikte, çoğunluğu yoldan çıkmışlardı.
27 Sonra, bunların izi üzerinde, ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Ardından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik [5:46]. Sonra, ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet kıldık. Sırf Allah'ın rızasını aramak adına, bizim onu kendilerine yazmadığımız ruhbanlığı [1] türettiler. Fakat, ona da riayet etmeleri gerektiği gibi riayet etmediler. Onlardan inanıp güvenenlere karşılıklarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı [5:47].
28 Ey inanıp güvenenler! Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve elçisine inanıp güvenin ki, size rahmetinden iki pay versin. Size, onunla yürüdüğünüz bir nur kılsın ve sizi bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
29 Kitap Ehli, Allah'ın armağanından hiçbir takdirde bulunamayacaklarını, armağanın Allah'ın elinde olduğunu ve onu gerekli gördüğüne verdiğini bilmezlik etmesin. Allah, muazzam bir armağan sahibidir.