1 Şüphesiz biz sana, apaçık bir fethin kapılarını açtık.
2 [Yapmaman gerekip de] Yaptığın ve [yapman gerekip de] ertelediklerinden kaynaklı suçlarından seni bağışlaması, sana olan nimetini tamamlaması ve sana dosdoğru yolu göstermesi için.
3 Ve Allah'ın, üstün bir yardımla sana yardım etmesi için.
4 O, imanlarıyla birlikte, iman olarak daha da artırmaları için, inanıp güvenenlerin kalplerine sükunet indirendir [48:18]. Göklerin ve yeryüzünün orduları Allah'ındır. Allah, daima bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
5 İnanıp güvenen erkeklerin ve inanıp güvenen kadınların, kötülüklerini onlardan örtmesi ve orada kalıcılar olarak, altından nehirler akan bahçelere sokması için. Allah katında, daima hak edilen muazzam kazanç işte budur.
6 Ve münafık erkekleri ve münafık kadınları, Allah hakkında, kötü kanaate kanaat eden ortak koşan erkekleri ve ortak koşan kadınları azaba uğratması için. Kötülük çemberi onların üzerinedir [9:98, 48:12]. Allah'ın hoşnutsuzluğu ve rahmetinden dışlaması da onların üzerinedir. Onlara cehennemi hazırlamıştır. Ne kötü bir varış yeridir.
7 Göklerin ve yeryüzünün orduları Allah'ındır. Allah, daima üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
8 Şüphesiz biz seni, bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik [33:45].
9 Allah'a ve elçisine inanıp güvenmeniz, onu kuvvetlendirmeniz [7:157], onu onurlandırmanız ve sabah akşam [devamlı] onu tesbih etmeniz için [onun belirlediği yörüngede hareket etmeniz, verdiği görevleri yapmanız için][1].
10 Sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmiştir. Allah'ın eli [gücü, desteği], onların ellerinin üstündedir [48:18]. Kim sözünden dönerse, ancak kendi aleyhine sözünden dönmüş olur. Kim Allah'a verdiği sözü tastamam yerine getirirse de, ona muazzam bir karşılık verilecektir.
11 Araplardan geride bırakılanlar: ''Mallarımız ve ahalimiz bizi meşgul etti, bizim için bağışlama dile.'' diyecekler. Kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki! ''Size bir darlık dilese veya size bir menfaat dilese, Allah'tan olan bir şeyi [gidermeye] kim sahip olabilir? Bilakis Allah, daima yaptığınız şeyler hakkında haberdar olandır.''
12 Bilakis siz, elçinin ve inanıp güvenenlerin ebediyen ahalilerine asla dönmemesine kanaat etmiştiniz [48:6]. İşte bu kötü bir kanaatle kanaat etmeniz, kalplerinizde çekici göründü ve bozulan bir halk oldunuz.
13 Kim Allah'a ve elçisine inanıp güvenmezse, biz, gerçekleri örtenler için çılgın [ca yanan bir ateş] hazırladık.
14 Göklerin ve yeryüzünün hükümdarlığı Allah'a aittir. Gereğini yapanı bağışlar ve gereğini yapanı azaba uğratır. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.
15 Geride bırakılanlar, siz ganimetlere doğru yola koyulduğunuzda, onu almak için: ''Bırakın biz de peşinizden gelelim.'' diyecekler. Allah'ın kelamını [2:75, 9:6] değiştirmek istiyorlar. De ki! ''Asla peşimizden gelmeyin. Allah, bunu size önceden demişti.'' Onlar: ''Bilakis bizi kıskanıyorsunuz.'' diyecekler. Zira onlar, azı dışında kavrayamayan bir halk oldular.
16 Araplardan geride bırakılanlara de ki! ''Sıkıntı vermede şiddetli bir halka karşı çağrılacaksınız. Onlarla çarpışırsınız veya barışa yanaşırlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size iyi bir karşılık verir. Eğer önceden yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, sizi can yakıcı bir azaba uğratır.''
17 Köre bir güçlük yoktur, topala bir güçlük yoktur ve hastaya bir güçlük yoktur [9:91]. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından nehirler akan bahçelere sokar. Kim yüz çevirirse de, onu can yakıcı bir azaba uğratır.
18 Allah, o ağacın altında [1] sana biat ettiklerinde, inanıp güvenenlerden razı olmuştur [48:10]. Onların kalplerinde olanı bilmiş ve üzerlerine sükunet indirmiş [48:4] ve onları, yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.
19 Ve aldıkları bir çok ganimet. Allah, daima üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
20 Allah, inanıp güvenenlere bir ayet olması ve size dosdoğru yolu göstermesi için, size aldığınız bir çok ganimet vaat etti, bunu size çabucak verdi ve insanların ellerini sizden çekti.
21 Allah'ın onu kuşatıp, sizin ölçüp biçmediğiniz / hesaba katmadığınız başkalarını da. Allah, daima her şeye bir ölçü koyandır.
22 Gerçekleri örtenler eğer sizinle çarpışsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da bir yakın, yol gösterici, müttefik ve yardımcı da bulamazlardı.
23 Önceden gelip geçen Allah'ın uygulaması [1]. Allah'ın uygulaması için, asla bir değişiklik bulamazsın.
24 O, sizi Mekke'nin göbeğinde onlara karşı muzaffer kılmasının ardından, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, daima yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
25 Onlar, gerçekleri örtenler ve sizi dokunulmaz eğitim öğretim kurumundan alıkoyan ve hediyelerin mahalline ulaşmasını bekletenlerdir. Eğer, bilmediğiniz inanıp güvenen erkekler ve inanıp güvenen kadınları bilgisizce ezip geçerek onları zor durumda bırakacak şeyler isabet ettirmeniz durumu olmasaydı [ellerinizi onlardan çekmezdi]. Allah, gereğini yapanı rahmetine dahil etmesi için [böyle yaptı]. Eğer araları ayrılmış olsalardı, onlardan gerçekleri örtenleri, kesinlikle can yakıcı bir azaba uğratırdık.
26 Gerçekleri örtenler, kalplerinde fanatizmi, cahiliye fanatizmini taşıdıklarında, Allah, elçisine ve inanıp güvenenlere sükunetini indirdi ve vahyin sınırlarına uyup korunma ilkesine bağlı kıldı. Zaten onlar, buna daha hak sahibi ve daha ehil idiler. Allah, daima her şey hakkında bilgi sahibidir.
27 Şüphesiz Allah, gerçek bir amaçla, elçisinin: ''Allah gerekli görürse, kesinlikle başlarınız tıraş edilmiş ve kısaltılmış olarak, korkmadan, güven içinde dokunulmaz eğitim öğretim kurumuna girersiniz. Allah sizin bilmediğiniz şeyleri bilip bunun yanı sıra yakın bir fetih de kılar'' vizyonunu [hedefini] doğruladı.
28 O, diğer bütün dinlerin üzerinde açığa çıkarmak için, elçisini yol göstericiyle ve gerçek dinle gönderendir [9:33, 61:9][1]. Şahit olarak Allah yeter.
29 Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde olanlar da, kendileriyle gerçekleri örtenleri öfkelendirmeleri için; gerçekleri örtenlere karşı çok şiddetli, aralarında olanlara da merhametlidirler [5:54]. Onları, ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyip otoritesine boyun eğerek, Allah'ın armağanından ve rızasından arayanlar olarak görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki [bütün varlıklarındaki, zatlarındaki] Allah'ın otoritesine boyun eğişlerin etkileridir [1]. İşte bu, onların Tevrat'taki örnekleridir. İncil'deki örnekleri de; filizini çıkarıp onu güçlendiren, kalınlaştıran, ayakları üzerinde düzenleyen ve ziraatçilere hayranlık uyandıran zirai ürün gibidir. Allah, onlardan inanıp güvenenlere ve düzeltici işler yapanlara, bağışlanma ve muazzam bir karşılık vaat etmiştir.