⚖️ Karşılaştır
47. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Muhammed Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Gerçekleri örtenlerin ve Allah'ın yolundan alıkoyanların, amellerini hedefine ulaştırmadı.

2 İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar ve o, Rablerinden bir gerçek olan, Muhammed'e indirilene inanıp güvenenlerin, kötülüklerini örttü ve durumlarını düzeltti.

3 Bu, gerçekleri örtenlerin batıla uymaları ve inanıp güvenenlerin, Rablerinden gelen gerçeğe uymalarındandır [1]. Allah, insanlara örneklerini işte böyle vurgular.

4 Gerçekleri örtenlerle karşılaştığınızda, onlara üstün gelinceye kadar boyunları vuruş [kıyasıya savaşın, esir alın]. Savaş, yüklerini bırakıncaya kadar bağı şiddetlendirin [sağlam kararlar alın, antlaşmalarınızı sağlam yapın]. Sonrasında, ister memnun ederek, ister fidye karşılığı [esirleri serbest bırakın][1]. İşte, Allah gerekli görseydi, yardımlaşmadan [onların hakkından kendisi gelirdi][2]. Fakat, sizi birbirinizle, kalitenizi ortaya çıkaran yıpratıp olgunlaştırıcı bir sınava tabi tutmak için [böyle yaptı]. Allah yolunda etkisiz hale getirilenlerin ise, asla amellerini karşılıksız bırakmaz [3].

5 Onlara yol gösterecek ve durumlarını düzeltecektir.

6 Onları, onlara tanıttığı [13:35, 47:15] cennete sokacaktır.

7 Ey inanıp güvenenler! Allah'a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar [1].

8 Gerçekleri örtenlere ise, yıkılıp gitmek vardır. Amellerini de hedefine ulaştırmamıştır.

9 İşte bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmemelerindendir [47:26]. Allah da, amellerini boşa çıkarmıştır.

10 Yeryüzünde dolaşmadılar mı? Onlardan öncekilerin akıbeti nasıl olmuş gözlemleseler. Allah, onları yerle bir etti. Bu gerçeği örtenler için de, onun benzeri vardır.

11 İşte bu, Allah'ın, inanıp güvenenlerin yakını, yol göstericisi olmasındandır. Gerçekleri örtenlerin ise, yakını, yol göstericisi yoktur.

12 Allah, inanıp güvenler ve düzeltici işler yapanları, altından nehirler akan bahçelere sokar. Gerçekleri örtenler ise, birbirlerini yararlandırırlar ve etinden ve sütünden yararlanılan hayvanların nasiplendiği gibi nasiplenirler. Onların kalacağı yer ateştir.

13 Kuvvet olarak, senin çıkarıldığın kentten daha şiddetli nice kentten yıkıma uğrattık. Onlara yardımcı da yoktu.

14 Rabbinden apaçık bir kanıt üzerinde olan kimse, kötü ameli kendisine çekici gösterilen ve hevalarına uyanlarla aynı olur mu [1]?

15 Vahyin sınırlarına uyup korunanlar için vaat edilen cennetin örneği [13:35]: ''Orada bozulması olmayan sudan nehirler, besini değişmeyen sütten nehirler, içenler için lezzetli şaraptan nehirler [37:45-46-47], süzme baldan nehirler ve onlara orada her türlü ürünlerden ve Rablerinden bağışlanma vardır.'' O, ateşte kalıcı olan ve bağırsakları kesen sıcak su içirilen kimseyle aynı olur mu?

16 Onlardan seni dinleyen kimseler vardır. Senin yanından çıktıklarında ise, kendilerine ilim verilenlere: ''Şimdi bu ne dedi?'' derler. İşte onlar, Allah'ın, kalplerinin üzerini damgaladıkları ve hevalarına uyan kimselerdir.

17 Doğru yolda olanların ise, doğru yolda olmalarını arttırdı ve onlara, vahyin sınırlarına uyup korunmalarını verdi.

18 O saatin onlara ansızın gelmesi dışında bir şey gözlemiyorlar mı [43:66]? Onun şartları kesin olarak gelmiştir. Onlara geldiğinde, akıllarının başlarına gelmesi neye yarar [89:23]?

19 Bil ki, gerçekten O Allah'ın dışında bir ilah yoktur. Kendin ve inanıp güvenen erkekler ve inanıp güvenen kadınların suçları için bağışlama dile [1]. Allah, dönüp durduğunuz ve kaldığınız yeri bilir.

20 İnanıp güvenenler: ''Bir sure indirilmeli değil miydi?'' diyorlar. Hüküm bildiren bir sure indirildiğinde ve onda çarpışmak hatırlatıldığında, kalplerinde hastalık olanları, üzeri ölüm tarafından kuşatılmış kişinin bakışı gibi sana bakakaldıklarını gördün [33:19]. Onlara uygun olan…

21 …itaat ve herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun sözdür. İş karara bağlanınca Allah'a verdikleri sözde dursalardı, onlara hayırlı olurdu [24:53].

22 Ey münafıklar! Eğer velayeti [yönetimi] alırsanız, o yerde bozgunculuk yapmanızı ve akrabalık bağlarını kesmenizi mi umdunuz [8:73]?

23 İşte onlar, Allah'ın sağırlaştırıp, hakikati görmelerine karşı körleştirip, rahmetinden dışladıklarıdır.

24 Kur'an'ı derinine düşünmezler mi? Yoksa, kalplerin üzerinde kilitleri mi var [1]?

25 Doğru yolu gösteren onlara açıkça ortaya koyulmasının ardından, arkalarını dönenlere [1], şeytan yaptıklarını hoş gösterdi ve onları emellere daldırdı.

26 İşte bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyenlere [47:9]: ''Bazı işler hakkında size itaat edeceğiz.'' demelerindendir. Allah, onların gizlediklerini biliyor [9:64, 47:29].

27 Görevli güçler [1], yüzlerine ve arkalarına vurarak onları vefat ettirdiğinde nasıl olacak [6:93, 8:50]?

28 İşte bu, onların, Allah'ın razı olmadığı şeylere uymaları ve O'nun rızasını beğenmemelerinden dolayı, amellerini boşa çıkarmasındandır.

29 Yoksa, kalbinde hastalık olanlar, Allah'ın, kötü niyetlerini asla ortaya çıkarmayacağını mı hesap ettiler [9:64, 47:26]?

30 Eğer gerekli görseydik, kesinlikle onları sana gösterirdik de, onları simalarından tanırdın [9:101]. Ve sen onları, kesinlikle çelişkili konuşma üslubundan da tanırsın. Allah, amellerinizi biliyor.

31 Sizden, ellerinden geleni yapanları ve dirençli olanları bilmemize kadar, kesinlikle sizi, yıpratıp olgunlaştırarak, kalitenizi ortaya çıkaran sınavlara tabi tutarız ve haberlerinizi ortaya çıkarırız [1].

32 Gerçekleri örtenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve doğru yolu gösteren onlara açıkça ortaya konmasının ardından, elçinin karşısında yer alanlar [1], Allah'a hiçbir şekilde darlık veremezler. Onların amellerini boşa çıkaracaktır.

33 Ey inanıp güvenenler! Allah'a itaat edin, elçiye itaat edin ve amellerinizi geçersiz kılmayın.

34 Gerçekleri örtenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve gerçekleri örtenler olarak ölenleri, Allah asla bağışlamayacaktır [1].

35 Öyleyse, siz üstün durumdayken barışa davet edip gevşeklik göstermeyin [1]. Allah sizinle beraberdir, asla amellerinizi eksiltmeyecektir.

36 Dünya hayatı, ancak bir oyun ve bir oyalanmadır. İnanıp güvenirseniz ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, karşılıklarınız verilir ve mallarınızı istemez.

37 Eğer, sizi sıkıştırıp onu isteseydi, cimrilik ederdiniz ve kötü niyetlerinizi ortaya çıkarırdı.

38 İşte siz bunlarsınız. Allah yolunda infak etmek için çağrılırsınız da, sizden kimileri cimrilik eder [1]. Kim cimrilik ederse, kendi aleyhine cimrilik eder. Kendine yeten Allah'tır, yoksul olan sizsiniz. Eğer yüz çevirirseniz, sizden başka bir halkı sizin yerinize değiştirir de [2], sonra onlar, sizin gibi olmazlar.

← 46. Ahkâf 48. Fetih →