⚖️ Karşılaştır
45. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Câsiye Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Ayrı ayrı ileten kimdir?

2 Kitabın indirilişi, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olan Allah tarafındandır.

3 Şüphesiz inanıp güvenenler için, göklerde ve yeryüzünde ayetler vardır.

4 Ve kesin olarak inanan bir halk için, sizin oluşturulmanızda ve yaymakta olduğu küçük büyük canlılarda,

5 Ve, gece ve gündüzün ardı ardına gelmesinde, Allah'ın, gökten rızıktan indirip, ölümünün ardından onunla yeryüzüne hayat vermesinde ve rüzgarları evirip çevirmesinde, aklını kullanan bir halk için ayetler vardır [1].

6 İşte bu da Allah'ın ayetleridir. Onu sana gerçek bir amaçla okuyup aydınlatıyoruz. Allah'ın ve O'nun ayetlerinin ardından, hangi hadise inanıp güveniyorlar [1]?

7 Hakikati ters yüz eden ve böylece zarara neden olan herkese eyvah!

8 Kendisine okunup aydınlatılan Allah'ın ayetlerini işittikten sonra, sanki onu işitmemiş gibi ısrarla büyüklük taslar [31:7]. Onu can yakıcı bir azapla müjdele [45:31].

9 Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde, onu alay konusu edinir. Onlara küçük düşürücü bir azap vardır [45:33-35].

10 Ötelerinden cehennem vardır. Kazandıkları ve Allah'ın yanı sıra edindikleri yakınlar, yol göstericiler, müttefikler onlardan bir şey gidermez. Onlara dehşet bir azap vardır.

11 Bu bir yol göstericidir. Rablerinin ayetleri hakkındaki gerçekleri örtenler var ya, onlara riczden [1] can yakıcı bir azap vardır.

12 Allah, kendi emriyle, orada gemileri akıtıp götürmeniz, O'nun armağanından aramanız [1] ve bu nimetlerin karşılığını vermeniz için, bol suyu buyruğunuzun altına verdi [31:31].

13 Göklerde ve yeryüzündekilerin hepsini kendinden sizin buyruğunuz altına verdi [2:29]. Devamlı düşünen bir halk için, kesinlikle bunda ayetler vardır.

14 İnanıp güvenenlere de ki! ''Allah'ın, bir halkı kazandıklarıyla karşılığını vermesi için Allah'ın günlerini beklemeyenleri [1] bağışlasınlar.

15 Kim düzeltici işler yaparsa kendisi içindir. Kim kötülükler yaparsa da aleyhinedir [41:46]. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz.

16 Şüphesiz İsrailoğulları'na kitabı, hükmü [1] ve nebiliği [2] verdik ve onları temizlerinden rızıklandırdık. Ve onları, alemler üzerine fazlalıklı kıldık [3].

17 Onlara işten [1] apaçık kanıtlar verdik. Kendilerine ilim gelmesinin ardından, aralarındaki aşırı sapkınlık dışında bir sebepten ihtilafa düşmediler [2]. Şüphesiz senin Rabbin, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü gerçekleştirir.

18 Sonra seni, işten bir şeriat [1] üzerine kıldık, ona uy. Bilinçsizlerin hevalarına uyma [2].

19 Şüphesiz onlar, Allah'tan bir şeyi senden asla gideremezler. Yanlış yapanlar, birbirlerinin yakınları, yol göstericileri, müttefikleridir. Allah da, vahyin sınırlarına uyup korunanların yakını, yol göstericisi, müttefikidir.

20 Bu Kur'an, insanlar için hakikati görmelerini sağlayan ve kesin olarak inanan bir halk için bir yol gösterici ve bir rahmettir.

21 Yoksa, kötülükler elde edenler, inanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlar gibi, hayatlarında ve ölümlerinde onları eşit kılmamızı mı hesap ettiler [40:58]? Ne kötü hüküm veriyorlar.

22 Allah, gökleri ve yeryüzünü, herkesin kazandığının karşılığını vermek için gerçek bir amaçla oluşturdu. Ve onlara yanlış da yapılmaz.

23 İlahını hevası edinen [1], Allah'ın bir ilim üzere daha da sapkınlığa bıraktığı, hakikate kulak vermesini ve kalbini mühürlediği ve hakikati görmesi üzerine örtü kıldığı [2:7] kimseye dikkat ettin mi? Allah'ın ardından ona kim yol gösterebilir [2]? Bu bilgileri devamlı kullanmaz mısınız?

24 ''Dünya hayatımızın dışında, o yeniden diriliş yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Zaman dışında bir şey de bizi yıkıma uğratmaz.'' dediler. Bu konuda onların bir ilmi yoktur. Onlar, kanaatte bulunmanın dışında bir şey yapmıyorlar.

25 Onlara apaçık kanıtlı ayetlerimiz okunup aydınlatıldıklarında: ''Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı bize getirin.'' demelerinin dışında, onların bir delilleri de olmadı [44:36].

26 De ki! ''Allah size hayat verir sonra sizi öldürür. Sonra, hakkında bir tereddüt olmayan kıyamet günü sizi toplar. Fakat insanların çoğu bu bilinçte değildirler.

27 Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'ındır. Saatin kalkış günü, o gün, batılda olanlar kaybedecektir.

28 Her önderli toplumu diz çökmüş görürsün. Her önderli toplum kitabına çağrılır [1]. O gün yaptığınız şeylerin karşılığı verilir.

29 Bu kitabımız. Size gerçekle konuşuyor. Şüphesiz biz, yaptıklarınızı kopyalatıyorduk.

30 İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanları Rableri rahmetine dahil eder. Hak edilen kazanç açıkça işte budur.

31 Gerçekleri örtenlere gelince... Ayetlerimiz size okunup aydınlatılmadınız mı da, büyüklendiniz ve suçta ileri gidenler halkı oldunuz [1]?

32 ''Allah'ın vaadi gerçektir ve saat hakkında bir tereddüt yoktur.'' dendiğinde: ''Saat nedir idrak etmeyiz. Kanaatin dışında bir şey olduğuna da inanmıyoruz. Biz, kesin olarak inanmışlar da değiliz.'' dediniz.

33 Yaptıkları şeylerin kötülükleri onlara ortaya çıktı ve alay ettikleri şeyler onları kuşattı [39:48, 40:83].

34 Bugün, bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi sizi unuturuz. Barınağınız ateştir. Ve size, yardımcılardan kimse de yoktur.

35 Bu, Allah'ın ayetlerini alay konusu edinmeniz ve dünya hayatının sizi aldatmasındandır [1]. Bugün oradan çıkarılmazlar. Onların telafi etmeleri de istenmez [2].

36 Her işini kusursuz yapmak, göklerin Rabbi, yeryüzünün Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.

37 Göklerde ve yeryüzünde büyüklükler O'nundur. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır [45:2].

← 44. Duhân 46. Ahkâf →