1 Ayrı ayrı ileten kimdir?
2 Ve apaçık kitap.
3 Şüphesiz, aklınızı kullanın diye, onu açık, anlaşılır bir hitap kümesi kıldık [1].
4 Şüphesiz o, ana kitaptadır, katımızdadır, adaleti sağlayan en doğru hükümleri içerendir, yücedir.
5 "Siz [fıtri sınırlarınızdan taşarak] sistemi bütünüyle hantallaştıran ve kaosa sürükleyen bir topluluk [Musrifîn] haline geldiniz diye; o [şeffaf ve koruyucu] ana veri tabanını [zikri] sizden bütünüyle soyutlayıp, [mevcut kirli yapınızı] kökten kazıyarak/resetleyerek [safhan], üzerinize sarsılmaz bir restorasyon darbesi mi vuralım [e-fe-nadribu][1]?"
6 Evvelkilere de nice nebiden göndermiştik.
7 Onlar, kendilerine nebi geldiğinde, onunla alay etmenin dışında bir şey yapmadılar.
8 Yakalaması onlardan daha şiddetli olanlarını yıkıma uğratmıştık [50:36]. Evvelkilerin örneği geçmişti.
9 Eğer onlara: “Gökleri ve yeryüzünü kim oluşturdu?” diye sorsan, kesinlikle: “Üstün bilge olan onları oluşturdu” derler.
10 O, yeryüzünü size beşik kıldı. Ve size, orada doğru şekilde gidin diye yollar kıldı.
11 Gökten ölçüyle su indirdi. Onunla ölü bir beldeye canlılığı yayarız. Siz de işte böyle çıkarılırsınız [1].
12 Bütün çiftleri oluşturdu. Ve size, bindiğiniz gemilerden ve etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlardan kıldı.
13 Sırtlarını düzenlemeniz [1], sonra üzerini düzenlediğinizde Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: ''Bunu bizim buyruğumuz altına veren bütün noksanlıklardan münezzehtir. Yoksa biz bunları kendimize bağlayamazdık.'' demeniz için.
14 ''Şüphesiz biz, Rabbimize dönenleriz.''
15 O'na kullarından kimilerini bir parça kıldılar [1]. Şüphesiz o insan, açıkça bir nankördür.
16 Yoksa, oluşturduklarından kızları edindi de oğulları size mi seçkin kıldı [1]?
17 Rahman için örnek vurguladığı [1], onlardan birine müjdelendiğinde yüzü kapkara kesilir ve yutkunur [16:58].
18 Takılar içinde inşa edilmiş [1] ve açıkça bir davası, tartışması olmayan kimse mi [2]?
19 Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri dişiler kıldılar [37:150]. Onların oluşturulmasına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklar.
20 Ve: ''Rahman gerekli görseydi onlara kulluk etmezdik.'' dediler. Onların bundan bir bilgileri yoktur. Onlar, atıp tutmanın dışında bir şey yapmıyorlar.
21 Onun öncesinden onlara bir kitap verdik de, onlar ona mı tutunuyorlar?¹
22 Bilakis onlar: ''Biz atalarımızı önderli bir toplum üzerinde bulduk ve biz de onların eserleri üzerinde gidenleriz.'' dediler.
23 İşte böyle, senden önce bir kente uyarıcıdan gönderdiğimizde, oranın refaha kavuşturulmuş [varlık içerisinde] olanları: ''Biz atalarımızı önderli bir toplum üzerinde bulduk ve biz onların eserleri üzerinde aynen izleyenleriz.'' dışında bir şey demediler.
24 ''Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğru bir yol göstericiyle gelmiş olsam da mı?'' dedi. ''Şüphesiz biz, onunla gönderildiğiniz şeye kafirlik ediyoruz.'' dediler [7:76, 34:34].
25 Onları, suçlarının tam karşılığıyla cezalandırdık. Yalana sarılanların akıbeti nasıl oldu bir gözlemle.
26 Hani, İbrahim babasına ve halkına: ''Şüphesiz benim, sizin kulluk ettiklerinizle bir ilişkim yoktur.'' demişti [26:70, 37:85].
27 Fıtratımı belirleyen [1] dışında [2]. Şüphesiz bana, O yol gösterecektir [26:78, 37:99].
28 Ondan sonrakiler dönsünler diye, onu [43:26-27] kalıcı bir kelime [ilke] kıldı.
29 Bilakis bunları [Mekkelileri] ve atalarını, onlara hak ve apaçık bir elçi gelene kadar yararlandırdım.
30 Onlara hak geldiğinde: ''Bu etkili bir aldatmacadır ve şüphesiz biz, ona kafirlik ediyoruz.'' dediler.
31 Ve: ''Bu Kur'an, o iki kentten önemli bir adama indirilmesi gerekmez miydi?'' dediler.
32 Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Onların dünya hayatında geçimliliklerini biz taksim ettik. Onların bazıları, bazılarını işlerini gördürücü edinsinler diye, bazılarının derecelerini bazılarına yükselttik [1]. Rabbinin rahmeti, onların topladıklarından hayırlıdır.
33 İnsanların tek önderli bir toplum olması durumu olmasaydı, gerçekleri örtenlerin evlerinin tavanlarını ve üzerinde gösteriş yapacakları seyir teraslarını gümüşten kılardık [1].
34 Ve evlerinin kapılarını ve üzerine yaslandıkları koltukları da gümüşten kılardık.
35 Ve süsler. İşte bunların hepsi, dünya hayatının malıdır. Ahiret, Rabbinin katında, vahyin sınırlarına uyup korunanlar içindir.
36 Kim Rahman'ın zikrinden [1] sığ görüşlü, bulanık, sorunlu olursa, ona bir şeytan tahsis ederiz. O onun yakınıdır [2].
37 Ve şüphesiz onlar, onları yoldan saptırır ve onlar doğru yolda olduklarını hesap ederler [1].
38 Bize geldiklerinde: "Keşke aramızda iki doğu kadar uzaklık olsaydı." der. Ne sıkıntılı bir yakınlıktır.
39 Yanlış yaptığınızda, bugün asla menfaat sağlamaz [1]. Siz, azabın içerisinde de ortaklarsınız [2].
40 Sen sağıra işittirebilir misin? Veya, köre ve açıkça bir sapıklığın içerisinde olana yol gösterebilir misin [1]?
41 Eğer seni gidersek de [1], şüphesiz onları, suçlarının tam karşılığı ile yine cezalandırırız.
42 Veya, onlara vaat ettiğimizi sana gösteririz. Şüphesiz biz, onların üzerine muktediriz [1].
43 Sen, sana vahyedilene tutun. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
44 Şüphesiz o, sana ve halkına bir bir zikirdir. İleride sorulacaksınız [1].
45 Senden önce elçilerimizden gönderdiğimiz kimselere sor. Rahman'ın yanı sıra kulluk edilen ilahlar kılmış mıyız [16:36, 21:25]?
46 Şüphesiz Musa'yı, ayetlerimizle Firavun ve ileri gelenlerine gönderdik. "Şüphesiz ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim." dedi [7:104].
47 Onlara ayetlerimizle geldiğinde, onlar ondan gülüp eğleniyorlardı.
48 Onlara bir ayet göstermedik ki, bir öncekinden daha büyük olmasın. Dönerler diye onları azapla tutuverdik [1].
49 "Ey etkili aldatıcı, katındaki ahitten dolayı bizim için Rabbine dua et. Şüphesiz biz, yola gelenler oluruz." dediler.
50 Azabı onların üzerinden kaldırdığımızda ise, sözlerinden döndüler [7:134-135].
51 Ve Firavun, halkına seslendi: ''Bu altımdan akan nehirler ve Mısır'ın mülkü benim değil mi? Hakikati görmüyor musunuz?'' dedi.
52 Yoksa ben, bu basit ve neredeyse bir şeyi açıkça ortaya koyamayandan hayırlı değil miyim [1]?
53 ''Üzerine altından bilezikler bırakılmalı veya onunla birlikte sıra sıra melekler gelmeli değil miydi?''
54 Halkını hafife aldı [28:4], onlar da ona itaat ettiler. Şüphesiz onlar, yoldan çıkmış bir halktılar.
55 Onlar bizi üzünce [1], onların hepsini boğarak suçlarının tam karşılığıyla cezalandırdık.
56 Ve onları, sonrakiler için bir selef [10:92] ve bir örnek kıldık.
57 Meryem oğlu örnek olarak vurgulanınca, halkın ondan gürültü yapmaya başlıyor.
58 ''İlahlarımız mı hayırlı yoksa o mu?'' dediler. Onu sana, ileri geri konuşmak dışında vurgulamıyorlar. Bilakis onlar, hasımlık eden bir halktır.
59 O, kendisini nimetlendirdiğimiz ve İsrailoğulları için [3:49] bir örnek kıldığımız bir kulun dışında bir şey değildir.
60 Eğer gerekli görseydik, kesinlikle yeryüzünde yerinize geçen sizden melekler kılardık.
61 Şüphesiz o [Kur'an], saat için bilgidir. Sakın onun hakkında tartışmayın, bana uyun. Dosdoğru yol budur [1].
62 Şeytan sizi alıkoymasın. Şüphesiz o, size açıkça bir düşmandır.
63 İsa, apaçık kanıtlarla geldiğinde: ''Şüphesiz hakkında ihtilafa düştüğünüz şeylerden bazılarını açıkça ortaya koymam için size hikmetle [1] geldim. Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve bana itaat edin.'' dedi [3:50].
64 ''Şüphesiz Allah, O'dur Rabbim ve Rabbiniz, O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur [1].''
65 Taraflar aralarında ihtilafa düştüler. Can yakıcı bir günün azabından dolayı yanlış yapanlara eyvah [1]!
66 Onlar şuurunda değilken, saatin ansızın gelmesi dışında bir şey gözlemiyorlar mı [47:18]?
67 O gün, vahyin sınırlarına uyup korunanlar dışında, birbirlerinin izinden gidenler birbirlerine düşmandırlar [1].
68 Ey kullarım [1]! Bugün size korku yoktur ve siz hüzünlenmezsiniz.
69 Onlar, ayetlerimize inanıp güvenenler ve Müslim olanlardır [1].
70 Siz ve eşleriniz, mutlu edilmişler olarak cennete girin [30:15].
71 Onlara, altından tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canların çektiği ve gözlere lezzetli gelenler oradadır. Ve siz, orada kalıcılarsınız.
72 Yaptıklarınıza karşılık varis olunduğunuz cennet budur.
73 Size orada birçok meyveler vardır, ondan nasiplenirsiniz.
74 Şüphesiz suçta ileri gidenler, cehennem azabında kalıcı olanlardır.
75 Onlara ara verilmez ve onlar orada umutlarını yitirenlerdir [30:12].
76 Biz onlara yanlış yapmadık. Lakin onlar yanlış yapanlardı.
77 ''Ey malik [1]! Rabbin aleyhimize hükmünü gerçekleştirsin [işimizi bitirsin].'' diye seslendiler. ''Şüphesiz siz, beklenti içinde kalanlarsınız.'' dedi [2].
78 Size hak ile gelmiştik [1]. Lakin çoğunuz, hak için hoşlanmayanlardınız [23:70, 47:9].
79 Yoksa onlar, işi sağlama mı almışlar? Şüphesiz sağlama alan biziz.
80 Yoksa onlar, gizli toplantılarını ve sırlarını bizim işitmediğimizi mi hesap ediyorlar? Elbette işitiriz. Ve yanlarındaki elçilerimiz de yazıyorlar.
81 De ki! ''Eğer Rahman'ın evladı [1] olsaydı, kulluk edenlerin ilki ben olurdum.''
82 Göklerin ve yeryüzünün Rabbi ve arşın [1] Rabbi, onların nitelemelerinden münezzehtir.
83 Onları bırak. Onlara vaat edilen günlerine karşılaşıncaya kadar dalsınlar ve oynasınlar [1].
84 O, gökte de ilah ve yerde de ilah olandır. Ve O, haksızlığı, bozgunculuğu engelleyici / adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede bilge olandır.
85 Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin mülkü O'nun olan, bereketin kaynağıdır [1]. Saatin ilmi O'nun katındadır [7:187, 31:34]. Ve O'na döndürülüyorsunuz.
86 Gerçeğe şahitlik eden [1] dışında, O'nun yanı sıra çağrıda bulundukları, şefaate sahip olamazlar. Onlar da biliyorlar.
87 Onlara, ''Kendilerini kim oluşturdu?'' diye sorsan, kesinlikle ''Allah'' derler. Nasıl da tersyüz ediliyorlar.
88 Onun [elçinin]: ''Ya Rabbi, şüphesiz bunlar, inanıp güvenmeyen bir halktır.'' deyişine karşı [25:30]:
89 [Allah buyurdu ki]: "Onlardan, esenlik dileyerek, hoşgörü ile ayrıl [5:13, 15:85]. İleride bilecekler."