⚖️ Karşılaştır
20. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Tâhâ Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Yolunu şaşıranlara yol gösteren.

2 Sana Kur'an'ı mutsuz olman için indirmedik.

3 Ancak, Allah'a derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşıyanlar için, bilgisini kullanmaya vesile olsun diye.

4 Yeryüzünü ve yüce gökleri oluşturan tarafından ardı ardına indirilmiştir.

5 Rahman, en büyük egemenlik makamını düzenlemiştir [1].

6 Göklerde ve yeryüzünde ve ikisinin arasındakiler O'nundur. Ve nemli toprağın altındakiler de.

7 Sözü açıkça söylesen de, şüphesiz O, sır olanı da, gizli olanı da bilir.

8 O'nun dışında bir ilah olmayan Allah'tır. En iyi isimler O'nundur [1].

9 Musa'nın hadisi [1] sana geldi mi?

10 Bir ateş gördüğünde ahalisine: ''Şüphesiz ben bir ateş hissettim [1]. Size ondan aydınlatıcı bir parça bilgi, alıntı getiririm diye beklentide olun. Veya bu ateş üzerine doğruya götüren bir şey bulurum.'' dedi.

11 Oraya yanaşınca: ''Ey Musa'' diye seslenildi.

12 Şüphesiz ki benim, senin Rabbin olan ben. Ayakkabılarını çıkar [1]. Sen tertemiz bir vadidesin [79:16][2].

13 ''Ben seni hayırlı yaptım [beğendim]. Vahyedilenler için kulak ver.''

14 ''Şüphesiz ki ben Allah'ın ta kendisiyim. Benim dışımda ilah diye bir şey yoktur. Bana kulluk et ve zikrim [öğretim] için cehalet ve yoksullukla mücadeleyi ayağa kaldır [10:87].''

15 Şüphesiz ki o saat gelicidir. Herkesin gayretinin karşılığını alması için onu neredeyse gizlemekteyim [1].

16 Ona inanıp güvenmeyen ve hevasına uyan, seni ondan alıkoymasın. Yoksa yuvarlanıp gidersin.

17 ''Sağ elindeki nedir ey Musa?''

18 ''O benim asamdır [birikimimdir]. Üzerine yaslanırım ve onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Ve onda benim için başka ihtiyaçlarımı gideren şeyler de var.'' dedi.

19 ''Bırak onu ey Musa!'' dedi.

20 Bıraktığında o, gayret gösteren, emek veren, hayat veren bir canlıydı [1].

21 "Tutun ona [1] ve korkma [2]. Biz onu ilk yürüyüş yoluna döndüreceğiz [3]."

22 Diğer bir ayet olarak, gücünü kanadına ekle [1]. Kötülük olmadan, kusursuz [2] bir şekilde çık.

23 Sana ayetlerimizin en büyüklerinden göstermek için...[1].

24 Firavun'a git, şüphesiz o, bardağı taşırdı.

25 "Rabbim, göğsümü genişlet" dedi…

26 "Ve işimi kolaylaştır."

27 "Ve dilimden bağı çöz."

28 "Sözümü kavrasınlar [1]."

29 "Ahalimden bana bir vezir [üstlenici, yardımcı 25:35] kıl."

30 "Kardeşim Harun'u."

31 "Onunla gücümü daha da şiddetlendir.

32 "Ve işimde onu da ortak et."

33 "Ki verdiğin görevleri daha çok yerine getirelim."

34 "Öğretini daha çok hatırlatıp uygulayalım."

35 "Şüphesiz sen, daima bizimlesin, hakkıyla görensin."

36 "Şüphesiz istediğin sana verildi ey Musa" dedi.

37 "Şüphesiz seni başka sefer de memnun etmiştik."

38 "Annene vahyettiğimizde ey Musa!"

39 "Onu sandığa koy. Onu da suya koy. Su da onu kıyıya bıraksın. Benim ve onun düşmanı onu alsın. Ve gözümün önünde yetiştirilmen için üzerine benden bir sevgi bıraktım.''

40 Kız kardeşin yürürken: "Size onun sorumluluğunu üstlenecek birini göstereyim mi?" dediğinde, seni annene döndürdük ki, gözü aydın olsun ve hüzünlenmesin. Ve bir kişiyi etkisiz hale getirmiştin [öldürmüştün] ve seni gamdan kurtarmıştık. Ve seni türlü türlü saflaştırıcı sınavlardan geçirmiştik. Senelerce Medyen ahalisinin içinde kaldın. Şimdi koyduğumuz bir ölçü üzerine geldin ey Musa."

41 "Seni kendim için yetiştirdim."

42 "Sen ve kardeşin ayetlerimle git. Ve öğretim / mesajlarım için gevşeklik göstermeyin [1]."

43 "İkiniz Firavun'a gidin. Şüphesiz o, bardağı taşırdı [79:17]."

44 "Öğretimi / mesajlarımı devamlı olarak dikkate alır veya derinden saygı ve endişe duyar diye [79:19] ona yumuşak söz söyleyin.''

45 ''Rabbimiz, şüphesiz biz, bize karşı kusurlu davranmasından veya bardağı taşırmasından korkuyoruz.'' dediler.

46 ''Korkmayın. Şüphesiz ben ikinizle beraberim. Kulak veririm ve görürüm [göz kulak olurum].''

47 ''Ona gidin: ''Biz Rabbinin iki elçisiyiz. İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara azap etme. Şüphesiz sana Rabbinden ayetlerle geldik. Esenlik yol göstericiye uyanların üzerinedir'' deyin.

48 ''Şüphesiz bize, azabın, yalana sarılıp yüz çeviren / dikkate almayan kimsenin üzerine olduğu vahyedildi [6:49].''

50 ''Rabbimiz, her şeyin oluşturuluşunu veren, sonra yol gösterendir.'' dedi [1].

51 ''Önceki kuşakların durumu nedir?'' dedi.

52 ''Onun ilmi Rabbimin katında kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz [19:64].'' dedi.

53 O, yeryüzünü size beşik kılan ve orada yollar açan ve gökten su indirendir. Onunla ayrı ayrı bitkilerden çiftler çıkarırız.

54 Nasiplenin ve etinden ve sütünden yararlandığınız hayvanlarınız otlasın. Şüphesiz bunda, çirkinlikleri engelleyen akıl sahipleri için ayetler vardır.

55 Sizi ondan oluşturduk ve sizi oraya döndürüyoruz. Tekrar başkasında sizi oradan çıkarırız.

56 Şüphesiz ona ayetlerimizin hepsini gösterdik. O, yalana sarıldı ve kaçındı.

57 ''Sen bize, bizi büyüleyici [etkili] bilginle yerimizden çıkarmak için mi geldin ey Musa?'' dedi.

58 ''Biz de sana benzer bir büyüleyici [etkili] bilgiyle gelelim. Senin ve bizim aramızda, ne senin ne de bizim ihtilaf etmeyeceğimiz şekilde bir sözleşme ve düz bir mekan belirle."

59 ''Sözleşmeniz ziynet [şenlik] günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir.'' dedi.

60 Bunun üzerine Firavun uzaklaştı. Planını topladı [hazırladı], sonra yanaştı.

61 Musa onlara: ''Eyvah size! Yalanı Allah'a iftira atmayın. Yoksa azapla kökünüzü keser. Şüphesiz ki iftira atan başarısız olur.'' dedi.

62 Toplantılarını gizleyip işlerini aralarında tartıştılar.

63 ''Bu ikisi ancak büyüleyici [etkili] bilgileriyle sizi yerinizden çıkarmak isteyen iki büyüleyici [etkili] bilgindir. Sizin örnek tarikatınızı [yolunuzu] gidermek [yok etmek] istiyorlar.'' dediler.

64 ''Planlarınızı toplayın. Sonra sırayla gelin. Şüphesiz bugün, üstün [galip] gelen başarıya ulaşmıştır."

65 "Kim ortaya atsın? Sen mi ortaya atarsın yoksa ilk önce biz mi ey Musa?" dediler [7:115].

66 "Bilakis siz atın" dedi. O zaman, onların birikimlerini, çer çöplerini, büyüleyici [etkili] bir şekilde sunmalarından, onun gözünde, gerçekten koşan, emek veren, gayret gösteren gibi göründü [gözünde büyüdü].

67 Musa, içinde korkuya kapıldı.

68 "Korkma! Şüphesiz, daha üstün [galip] gelecek olan sensin." dedik.

69 "Sağ elinde olanı ortaya at. Ürettikleri ne varsa yutsun. Şüphesiz onların ürettikleri büyüleyici [etkili] bir plandır [kurgudur]. Büyüleyicinin yanaştığı yer başarı kazanamaz."

70 Büyüleyici [etkili] bilginler hemen secdeye atıldılar. Ve: "Musa ve Harun'un Rabbine inanıp güvendik." dediler.

71 "Size izin vermeden önce mi ona inanıp güvendiniz? O, size büyülemeyi [etkilemeyi] öğreten büyüğünüzdür. Kesinlikle ben de, ellerinizi ve ayaklarınızı işlerinizden kesip [1], sonra da hepinizi hurma tarlalarında ağır işlerde çalıştırırım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcı öğrenirsiniz [2].

72 "Bize gelen apaçık kanıtlar ve fıtratımızı belirleyene karşı asla seni [yolunu] tercih etmeyiz. Gerçekleştireceğin neyse gerçekleştir. Şüphesiz ancak, dünya hayatında gerçekleştirebilirsin [hükmedebilirsin]." dediler.

73 "Şüphesiz biz, bize zorla yaptırdığın büyüleyicilikten [aldatmacadan] ve hatalarımızdan dolayı bizi bağışlaması için Rabbimize inanıp güvendik. Hayırlı ve daha kalıcı olan Allah'tır."

74 Gerçek o ki, kim Rabbine suçta ileri gitmiş olarak gelirse, ona cehennem vardır. Orada ne yaşar ne de ölür [1].

75 Ve kim inanıp güvenerek gelirse ki, düzeltici işler yapmıştır [1], böyle kimselere yüksek dereceler vardır.

76 Orada kalıcı oldukları, altlarından nehirler akan Adn bahçeleri. Ve bu, arınan kimselere bir karşılıktır [1].

77 Ve geceleyin kullarımı yürütmesi için Musa'ya vahyettik. ''Bol suda onlara kuru bir yol aç. Yetişilmekten korkma ve endişe etme.''

78 Firavun ve askerleri onların izini takip etti [1]. Onları, sudan kaplayan şey kaplayıverdi.

79 Firavun halkını saptırdı ve yol göstermedi.

80 Ey İsrailoğulları! Şüphesiz sizi düşmanınızdan kurtarmıştık. Nebilik aşamasının kenarında [1] size vaat etmiştik. Ve size kudret helvası ve bıldırcın / bal ikram etmiştik [2:57, 7:160].

81 Verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından nasiplenin [2:60]. Onda bardağı taşırmayın. Yoksa üzerinize hoşnutsuzluğum iner. Ve kime hoşnutsuzluğum inerse tepetaklak olur.

82 Ve şüphesiz ben, hatasından kesin dönüş yapıp bana itaate yönelen ve inanıp güvenerek düzeltici iş yapan, sonra da doğru yolda olanlar için, kesinlikle bağışlayanım.

83 ''Halkından seni acele ettiren nedir ey Musa?''

84 ''Onlar benim tercihim [yolum] üzerindeler. Ve ben seni razı etmek için acele ettim Rabbim.'' dedi.

85 ''Şüphesiz senden sonra halkını sınadık. Ve Samiri-li [1] onları saptırdı.'' dedi.

86 Musa hemen hoşnutsuz ve üzüntülü bir şekilde halkına döndü. ''Rabbiniz size vaadin iyisini vaat etmemiş miydi? O taahhüt size uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizin hoşnutsuzluğunun üzerinize inmesini mi istediniz? Vaatleştiğimiz konuda ihtilafa düştünüz [caydınız].'' dedi [7:150].

87 ''Kendi gücümüzle seninle olan vaatleşmemizden caymadık. Lakin, o halkın ziynetinden [çekiciliklerinden] bir yük üstlenmiştik. Onu koyduk. Samiri-li de işte böyle attı.'' dediler.

88 ''Onlara aldatıcı sesi olan buzağı cesedi [1] çıkardı ve bu sizin ilahınız ve Musa'nın unuttuğu ilahıdır.'' dediler.

89 Onlara bir söz döndürmediğini [cevap vermediğini] ve onlara bir darlığa veya menfaate güç yetiremediğini görmüyorlar mı?

90 Şüphesiz Harun ondan önce: ''Ey halkım! Siz onunla sınandınız. Ve Rabbiniz Rahman'dır, bana uyun ve emrime itaat edin'' demişti.

91 ''Musa bize dönene kadar kendimizi ona adayanlar olmaktan asla vazgeçmeyiz.'' dediler.

92 [Musa]: ''Onları sapıklıkta gördüğünde, seni men eden nedir ey Harun?'' dedi.

93 ''Bana mı uymadın? Emrime mi asi oldun?''

94 ''Ey annemin oğlu, başımı ve sakalımı tutma. Şüphesiz ben, sözümü gözetmedin ve İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın demenden endişe ettim.'' dedi.

95 ''Senin hitabın [amacın] ne ey Samiri-li?''

96 ''Ben onda onların görmediklerini gördüm. Ve elçinin eserinden bir alıntı alıntıladım ve onu fırlatıp attım. Nefsime böyle hoş geldi.'' dedi [1].

97 ''Git! Şüphesiz sana, hayatında 'Bana temas yok' demen vardır [1]. Ve şüphesiz sana, asla ihtilaf edemeyeceğin bir vaat [hesap günü] vardır. Üzerine gölge olup [başından ayrılmayıp] adandığın ilahını bir gözlemle. Kesinlikle onu yakarız. Sonra da bir savuruşla onu suya savururuz.''

98 Şüphesiz sizin ilahınız, O'nun dışında ilah diye bir şeyin olmadığı Allah'tır. İlmi her şeyi kuşatmıştır.

99 İşte böyle, sana geçmişte yaşanmış önemli haberlerden anlatıyoruz. Şüphesiz sana katımızdan zikir [aklınızdan çıkarmayıp, yeri geldiğinde bilgisini kullanacağınız bir öğreti] verdik.

100 Kim ondan duyarsız olursa, o, kıyamet günü bir yük üstlenir.

101 Onda [yükü taşımakta] kalıcıdırlar. Kıyamet günü onların taşıdığı ne kötüdür.

102 Sur'a üfürülür. Ve o gün, suçta ileri gidenleri, gözleri donup kalmış şekilde toplarız [14:42-43].

103 Aralarında fısıldaşırlar. ''Onun [on günün] dışında kalmadınız.''

104 Yol bakımından daha iyi örnek vereni: ''Bir günden başka kalmadınız'' dediğinde, ne dediklerini biz daha iyi biliriz [1].

105 Sana dağlardan soruyorlar. De ki! ''Rabbim onu bir savuruşla savurur [77:10].''

106 Onu bomboş, dümdüz bırakır [18:47].

107 Orada bir eğrilik ve tümsek göremezsin.

108 O gün, eğriliği olmayan o çağrıcıya uyarlar. Ve Rahman için sesler endişelidir [kısıktır]. Hafif bir uğultunun dışında bir şey duymazsın.

109 O gün, Rahman'ın ona izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimsenin dışındakine şefaat menfaat sağlamaz [1].

110 Önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Onlar, onu ilim olarak kuşatamazlar [1].

111 Daima diri olan ve varlığı ayakta tutan [2:255, 3:2] için yüzler eğilmiştir. Ve şüphesiz zulüm taşıyan başarısız olmuştur.

112 Ve kim düzeltici işlerden yaparsa ki o inanıp güvenendir [1], yanlışlık ve aşağılanmaktan korkmaz.

113 İşte böylece sana onu arabiyyen [1] bir hitap olarak indirdik. Ve onu, vaat edilenden [hesap gününden, cehennemden] vahyin sınırlarına uyup korunsunlar veya onlara bir zikir [akıllarını başlarına getirecek bilgi, öğreti] haber verilsin diye evire çevire açıkladık.

114 Gerçek egemen, yüceler yücesi olan Allah'tır. Onun vahyedilmesi tamamen gerçekleşmeden önce, hüküm vermede acele etme. ''Rabbim bana ilmi arttır'' de [1].

115 Şüphesiz biz önceden Adem'e ahit verdik, o ise unuttu. Onu kararlı / azimli bulmadık.

116 Meleklere [görevli güçlere]: ''Adem için secde edin [insana boyun eğin]'' dediğimizde, iblis dışında secde ettiler. O, kaçındı.

117 ''Ey Adem! Bu, senin ve eşin için bir düşmandır. Sizi cennetten çıkarmasın ki mutsuz olursunuz'' dedik.

118 Sana orada aç ve çıplak kalmak yoktur.

119 Ve gerçekten sana, susuz kalmak ve güneşin sıcağından etkilenmek de yoktur.

120 Şeytan ona vesvese vererek: ''Sana kalıcı ağacı ve yıpranmayan bir mülkü göstereyim mi?'' dedi.

121 Ondan nasiplendiler ve onlara kötülükleri gözüktü. Ve üzerine cennetin varakından [1] üst üste kendilerine biriktirmeye başladılar [2]. Adem Rabbine asi olup sapkınlıkta ileri gitti.

122 Sonra Rabbi onu seçti, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelmesini kabul etti ve yol gösterdi.

123 ''Bir kısmınız bir kısmınız için düşman olarak oradan topluca alçalın. Benden bir yol gösterici geldiğinde, kim yol göstericime uyarsa, sapıtmaz ve mutsuz da olmaz.'' dedi [1].

124 Kim zikrimden duyarsız kalırsa, ona sıkıcı bir geçimlik vardır. Ve kıyamet günü onu kör olarak toplarız [1].

125 ''Rabbim, neden beni kör topladın? Şüphesiz ben, hakikati görendim'' dedi.

126 ''İşte böyle. Ayetlerimiz sana geldiğinde onu unuttun. Bugün de işte böyle unutulursun.'' dedi [17:72].

127 Kim ölçüsüz davranırsa ve Rabbinin ayetlerine inanıp güvenmezse, işte böyle karşılık veririz. Ve ahiret azabı, kesinlikle daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

128 Onlardan önceki kuşaklardan nicelerini yıkıma uğratmamız onlara yol göstermiyor mu? Meskenlerinde geziyorlar. Şüphesiz bunda, çirkinlikleri engelleyen akıl sahipleri için ayetler vardır [32:26, 35:44].

129 Rabbinin daha önce takdir ettiği hükmü olmasaydı, kesinlikle adı belirlenmiş ecel [son] gerekli olurdu.

130 Onların söylediklerine diren [1]. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbinin verdiği görevleri hakkıyla yerine getir. Gecenin bazı bölümlerinde ve gündüzün taraflarında da verilen görevleri yerine getir ki razı olasın.

131 Onları sınamak için, onunla yararlandırdığımız, onlardan eşler ve dünya hayatının süsü olan şeylere gözünü uzatma / dikme. Rabbinin rızkı hayırlı ve daha kalıcıdır [1].

132 Ahaline salatı [1] emret ve sen de üzerinde dirençli ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç vahyin sınırlarına uyup korunmak içindir [2].

133 ''Bize Rabbinden bir ayet getirmesi gerekmez miydi?'' dediler. Önceki sayfalarda olan [1] apaçık kanıt onlara gelmedi mi?

134 Şayet onları ondan [Kur'an inmeden] önce bir azapla yıkıma uğratsaydık kesinlikle: ''Rabbimiz, şayet bize bir elçi gönderseydin, alçaklık ve rezilliğe düşmeden önce senin ayetlerine uyardık.'' derlerdi [1].

135 De ki! Herkes gözetlemektedir, siz de gözetleyin. Tek düzgün yolun arkadaşları kimmiş ve doğru yolda olan kimmiş öğreneceksiniz [1].

← 19. Meryem 21. Enbiyâ →