⚖️ Karşılaştır
13. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Ra'd Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Güçlü, yönlendirici, lider kimdir? Rabbinden sana indirilen gerçek olan, işte şu kitabın ayetleridir. Fakat, insanların çoğu inanıp güvenmiyorlar.

2 Allah, görmekte olduğunuz gökleri direksiz yükselten [31:10], sonra en büyük egemenlik makamını [evreni] düzenleyen ve güneş ve ayı buyruğu altına alandır [1]. Hepsi adı belirlenmiş bir sürenin sonu için akıp gitmektedir [2]. İşi döndürüyor [3]. Rabbinize karşılaşmanız hakkında kesin olarak inanasınız diye, size ayetleri ayrıntılı olarak açıklıyor.

3 O, yeryüzünü uzatan ve orada sabit ağırlıklar [1] ve nehirler kılandır. Ve orada her türlü üründen iki çift kıldı. Geceyi gündüze örtüyor. İşte bunda, devamlı düşünen bir halk için kesinlikle ayetler vardır.

4 Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, tek bir sudan sulandıkları halde, nasipleri [ürünleri] birbirinden fazlalıklı olan üzümden bahçeler, zirai ürünler, çatallı ve çatalsız hurma ağaçları vardır. Aklını kullanan bir halk için kesinlikle bunda ayetler vardır.

5 Eğer şaşırıyorsan, şaşılacak olan: ''Biz toprak olduğumuzda, yeni bir oluşturuş içerisinde olacağız öyle mi?'' demeleridir. İşte onlar, Rableri hakkında gerçekleri örtenlerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar [haksızlıklarının vebali] olanlardır. İşte onlar, ateşin arkadaşlarıdır. Onlar, orada kalıcıdırlar.

6 Onlardan önceki örnekler gelip geçtiği halde, sana, iyilikten önce kötülüğü acele ettiriyorlar. Yanlış yapmalarına rağmen, Rabbin insanlar için bağışlama sahibidir. Ve şüphesiz Rabbinin, sonuçlandırması da şiddetlidir.

7 Gerçekleri örtenler: ''Rabbinden ona bir ayet indirilmesi gerekmez miydi?'' diyorlar [1]. Sen ancak bir uyarıcısın. Her halk için bir yol gösteren vardır.

8 Allah, her dişinin ne taşıdığını, rahimlerin neyi eksilttiğini ve neyi arttırdığını bilir. O'nun katında her şey bir ölçüyledir [25:2, 54:49].

9 Görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen ve görünen, bilinen, sezileni bilmede yüceler yücesi bir büyüklüğe sahiptir.

10 Sizden, sözü gizleyen kimse de, onu açığa vuran kimse de, gece gizlenen kimse de, gündüz ortaya çıkan kimse de Allah için aynıdır.

11 Allah'ın işinden olarak, onu önünden ve arkasından devamlı takip edip onu koruyanlar vardır. Bir halk, kendilerinde olanı değiştirene kadar, Allah bir şeyi değiştirmez [8:53][1]. Allah, bir halk hakkında kötülük istediğinde [17:16], onu döndürecek yoktur. Ve onlara, O'nun yanı sıra bir yakın, yol gösteren de yoktur.

12 O, bir korku ve bir ümit olarak şimşeği size gösteren ve ağır bulutları meydana getirendir.

13 Gök gürültüsü ve görevli güçler, O'nun korkusundan, her işini kusursuz yapmasıyla, O'nun belirlediği yörüngede hareket ederek görevlerini yerine getirirler. Aklı gideren sesler gönderir de, onunla gerekli gördüğüne isabet ettirir. O, karşı konulamaz bir güce sahip olduğu halde, onlar, Allah hakkında ileri geri konuşup duruyorlar.

14 Gerçek çağrı O'na yapılandır. O'nun yanı sıra çağrıda bulundukları, hiçbir şekilde onlara icabet edemezler. O ancak, ağzına ulaşması için iki elini suya uzatan gibidir. Onun [suyun] ona [ağzına] ulaşması mümkün değildir. Gerçekleri örtenlerin çağrısı, ancak sapıklıktadır.

15 Göklerde ve yeryüzünde olanlar ve gölgeleri, isteyerek ve istemeyerek sabah akşam [devamlı] Allah'a secde ederler [yasalarına boyun eğerler][1].

16 De ki! ''Göklerin ve yeryüzünün Rabbi kimdir?'' De ki! ''Allah'tır.'' De ki! ''Kendileri için bile bir menfaate ve darlığa sahip olamayanları, O'nun yanı sıra yakınlar, yol göstericiler mi edindiniz?'' De ki! ''Hakikati görenle kör aynı seviyede olur mu? Yoksa, karanlık ve aydınlık aynı seviyede olur mu?'' Yoksa, Allah'a, O'nun oluşturması gibi oluşturup, bu oluşturuşun kendilerince birbirine [Allah'ın oluşturmasına] benzediği ortaklar mı kıldılar? De ki! ''Her şeyi oluşturan Allah'tır. Bir tek ezici güce sahip olan O'dur.''

17 Gökten su indirdi de, vadiler ölçüsüyle sel olup akınca, sel, üste çıkan bir köpük yüklendi. Takı veya yararlı bir eşya yapmak için ateşte yaktığınız şeylerin üzerinde de onun benzeri köpük vardır. Allah, hakkı ve batılı işte böyle vurgular. Köpüğe [batıla] gelince, o atılıp gider. İnsanlara yararlı olan kısma gelince, o yeryüzünde beklenti sağlar. Allah, örnekleri işte böyle vurgular.

18 Rablerine icabet edenler için en iyisi vardır. O'na icabet etmeyenler ise, gerçekten yeryüzünün tamamı ve beraberinde bir o kadarı da onların olsa, kesinlikle onu fidye olarak verirler [1]. İşte onlar, hesabın kötüsü kendileri için olanlardır. Barınakları cehennemdir. Ne sıkıntılı bir beşiktir.

19 Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, o, kör olan kimse gibi midir? Ancak sağlam duruşlular bu bilgileri devamlı olarak kullanır.

20 Onlar, Allah'a olan taahhütlerini tastamam yerine getirirler ve bağlayıcı sözlerini bozmazlar [1].

21 Onlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler [1]. Rablerine karşı derinden saygı ve rızasını kaybetme endişesi taşırlar ve hesabın kötüsünden korkarlar.

22 Onlar, Rablerinin teveccühünü arayarak zorluklara direnirler, salatı ikame ederler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık olarak infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar [1]. Bu yurdun sonu [6:127, 10:25] işte onlar içindir.

23 Adn Cennetleri. Atalarından, eşlerinden, soylarından salih olanlar oraya girerler [52:21]. Görevli güçler de her kapıdan yanlarına girerler:

24 ''Direnmenizden dolayı esenlik üzerinizedir. Yurdun sonu [6:127, 10:25] ne güzeldir.'' derler.

25 Bağlayıcı sözünün ardından, Allah'a olan taahhütlerini bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri kesenler [1] ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar [2:27] var ya, rahmetten dışlanma işte onlar içindir ve onlara yurdun kötüsü vardır [40:52].

26 Allah, rızkı gerekli gördüğü kimse için yayar ve ölçümlendirir. Onlar, dünya hayatıyla ferahladılar [1]. Dünya hayatı, ahiretin yanında bir yararlanmanın dışında bir şey değildir.

27 Gerçekleri örtenler: ''Rabbinden ona bir ayet indirilmesi gerekmez miydi?'' diyorlar [13:7]. De ki! ''Allah, gereğini yapanı saptırır ve kendisine yönelen / bağlı kimseye de yol gösterir [42:13].'' [Ayetin devamı 31. ayettir].

28 Onlar, inanıp güvenenler ve kalpleri Allah'ın öğretisiyle tatmin olanlardır. İyi bilin ki, kalpler Allah'ın öğretisiyle tatmin olur [1].

29 İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara ne mutlu. Dönüş yerinin en iyisi onlaradır.

30 İşte böyle seni de, öncesinde önderli toplulukların gelip geçtiği önderli bir topluluğa gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyup aydınlatasın [1]. Onlar, Rahman hakkında gerçekleri örtüyorlar [25:60, 43:36]. De ki! ''O Rabbim, O'nun dışında bir ilah olmayandır. O'na güvenip dayandım [64:13, 73:9]. Hatadan kesin dönüş yapıp yöneliş O'nadır.''

31 Eğer, onunla dağların yürütüldüğü veya yeryüzünün parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir hitap olsaydı…[1]. Bilakis, işlerin tamamı Allah'a aittir. İnanıp güvenenler farkına varmadılar mı ki, Allah gerekli görseydi, kesinlikle insanların tamamına yol gösterirdi. Gerçekleri örtenlere, ürettikleri şeylerden dolayı, Allah'ın vaadi gelene kadar, insanları şok eden bir felaket isabet etmeye veya yurtlarından yakın bir yerine inmeye devam edecektir. Allah vaadini değiştirmez.

32 Şüphesiz, senden önce de elçilerle alay edildi. Gerçekleri örtenlere süre verdim, sonra da onları tutuverdim. Sonuçlandırmam nasılmış?

33 Her benliğin kazandığı şeylerin devamlı olarak başında duran O değil mi ki [1], onlar, Allah'a ortaklar kıldılar? De ki! ''Onları isimlendirin bakalım [2].'' Yoksa, yeryüzünde bilmediği şeyleri, ya da sözün ortada olanını O'na haber mi veriyorsunuz? Bilakis, gerçekleri örtenlere, uyguladıkları planları onlara çekici gösterildi ve yoldan alıkonuldular. Allah, kimi saptırırsa, ona yol gösterici yoktur [3].

34 Onlara, dünya hayatında da azap vardır. Ahiret azabı ise, kesinlikle daha meşakkatlidir [1]. Ve onları, Allah'tan koruyacak da yoktur.

35 Vahyin sınırlarına uyup korunanlar için vaat edilen cennetin örneği [47:15]: ''Altından nehirler akar, nasibi [ürünü] ve gölgesi devamlıdır.'' Vahyin sınırlarına uyup korunanların sonu işte budur. Gerçekleri örtenlerin sonu ise ateştir.

36 Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilenden dolayı sevinirler [2:121, 28:52]. Farklı inanç gruplarından bazılarında da, tanımayan [inkar eden] kimseler vardır. De ki! ''Ben ancak Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. O'na davet ederim, dönüş yeri de O'nadır.''

37 İşte böylece onu, açık, anlaşılır bir hüküm [adaleti sağlayan en doğru ilkeler] olarak indirdik. İlimden sana gelenin ardından, onların hevalarına uyarsan, Allah'tan sana hiçbir yakın, yol gösterici ve koruyucu yoktur [2:120][1].

38 Şüphesiz, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve soy kıldık. Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında, bir elçinin ayet getirmesi olur şey değildir [14:11, 40:78]. Her son süre, bir yasaya bağlıdır [3:145].

39 Allah, gerekli gördüğünü imha eder de, sabitler de [2:106, 16:101]. Kitabın [yasanın] anası, O'nun katındadır.

40 Onlara vaat ettiklerimizin bazısını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de, sana düşen ancak duyurmaktır. Hesabı ise bize aittir [1].

41 Bizim yeryüzüne gelip onu etrafından eksilttiğimize dikkat etmediler mi [21:44]? Allah, hükmeder ve hükmünü kimse sonuçsuz bırakamaz. O, hesabı seri olandır.

42 Onlardan öncekiler de planlarını uyguladılar. Oysa, bütün uygulanan planlar, Allah'a döner. Herkesin kazandığı şeyleri bilir. Gerçekleri örtenler, yurdun sonunun kimin olduğunu ileride bilecekler.

43 Gerçekleri örtenler: ''Sen gönderilen değilsin.'' diyorlar. De ki! ''Aramızda şahit olarak Allah [1] ve kitabın ilmi yanında olan kimseler [2] yeter.

← 12. Yûsuf 14. İbrâhim →