Kavramlar

SECDE KAVRAMI

SECDENİN ANLAMI?

SECDE KAVRAMI

İSRA 107 = De ki: "Ona ister inanın ister inanmayın; daha önce kendilerine ilim verilenler, o, onlara okunduğu zamanlar, secde ederek,çeneleri üzerine kapanırlar."
قُلْ اٰمِنُوا بِه۪ٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِه۪ٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّداًۙ
Kul aminu bihi ev la tu'minu, innellezine utul ilme min kablihi iza yutla aleyhim yahırrune lil ezkani succeda.

İSRA 109: Onlar, ağlayarak çeneleri üzerine yere kapanırlar. Bu onların huşularını Allah'a olan saygılarını artırır.
وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَز۪يدُهُمْ خُشُوعاً
Ve yahırrune lil ezkani yebkune ve yeziduhum huşua.

Demek istediğimiz secdenin zihinsel olduğu ve fiziki olarak yere kapanmayla bir ilgisi olmadığıdır.Secde fiziksel değil zihinsel bir eylemdir. Kuranda fiziksel yere kapanmak kelimesi "harru"' olarak geçmektedir.

Secde teslimiyet göstermektir. Otoriteyi kabul etmek, otoriteye uymaktır.

SECDE 15= Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman teslimiyet gösterirler ve derhal kapanırlar. Rablerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.
اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّداً وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
İnnema yu'minu bi ayatinellezine iza zukkiru biha harru succeden ve sebbehu bi hamdi rabbihim ve hum la yestekbirun.

Yusuf 100: Ve (Yusuf) anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine
yükseltti. Ve hepsi boyun eğip teslimiyet göstererek/ secde ederek

o'nun için kapandılar.

وَرَفَعَ اَبَوَيْهِ عَلَى الْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّداً
Ve refea ebeveyhi alel arşı ve harru lehu succeda,

HARRU ve kökten türeyen diğer kelimeler yere kapanmak,düşmek,yıkılmak,çökmek olarak geçmektedir. Bu ayette secde ile harru kelimesi birlikte geçmekte ve bize secdenin fiziksel yere kapanmak anlamına gelmediğini öğretmektedir. Şayet secde yere kapanmak olsaydı harru kelimesi kullanılmazdı. Burada Yakup ve çocuklarının secdesi, Yusuf'un temsil ettiği makamın otoritesini kabul etmeleridir.

Bugün bir mültecinin T.C. anayasasına bağlı kalarak yaşayacağına söz vermesi, devletin otoritesine boyun eğip kabul etmesi olarak da anlayabiliriz.

Nahl 48: Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?

Secde etmemek, yüz çevirip büyüklük taslamaktır, yere kapanmak değil.

Allah'a secde etmek; Allah'ın yasalarını kabul etmek, zihinsel teslimiyet göstermektir..

Yani ben Allah'a teslim oldum diyipte, onun gönderdiği vahye duyarsız davranmak, anlamadan okumak. Allahı birlememekle, secde yerine gətirilmiş olmaz. Bugün toplumumuz malesef secde kavramını anlamış değildir.
Bugün Mezheplere tarikatlere hadis yazarlarına secde edilmektedir. Dini yalnız Allah'a has kılarak yalnız onun gönderdiği vahye bağlı kalarak, bu otoriteye zihinsel teslimiyet göstermekle secde edilmiş olur.

Zıddıyla tanımlayalım:

İnşikak 20: Onların nesi var ki inanip güvenmiyorlar.
İnşikak 21: Kendilerine Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
İnşikak 22: Aksine, Kafirler/ gerçeği örtenler yalana sarılıyorlar.

Ayet açıkça secdeyi; gerçeği örtmek, yalana sarılmanın zıddı olarak tanımlıyor.

Vahye gösterilmeyen teslimiyet din dışındaki otoriteye yani yalana sarılmaktır.

Benzer ayetler:

Furkan 60: Ve onlara, "Rahmana secde edin." dendiği zaman, "Rahmanda neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.

Rahman'a secde etmemek, buyruklarına uymamak demektir, yere kapanmak değil.

Bakara 34: Sonra meleklere: "Adem için secde edin." dedik. İblis hariç hemen secde ettiler.O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O kafirlerdendi.

AYETLERE SECDE:

Secde 15: Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine hatırlatıldığı zaman secde ederek/ kabul edip boyun eğerek harru/ yere kapanır ve Rablerini hamd ile tesbih ederler/ ayetlere göre hareket ederler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

Secdenin ardından tesbih; ayetleri öğrenip boyun eğdikten sonra, hayatına yansıtmak, işlerini, görevlerini boyun eğdiği ayetlere göre yerine getirmektir. Bkz: 50/40, 76/26, 15/98.
Furkan 60: Ve onlara, "Rahmana secde edin." dendiği zaman, "Rahmanda neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.

Furkan 60. ayete baktığımızda; Rahman'a secdenin namazda yere kapanmak değil, elçinin Rahman''dan gelip tebliğ ettiği ayetlere teslim oluş, boyun eğiş olduğunu kolaylıkla anlarız. Çünkü; müşriklerin etmediği secde, elçinin Rahman'dan gelen, ilettiği ayetleredir.
Şimdi de namaza delil gösterilen Nisa 102. ayetteki secdeye gelelim:
Nisa 102: Sen de içlerinde bulunup; onlara salatı ikame ettirdiğin/ vahiy eğitim ve öğretimini yaptığın zaman, onların bir kısmı seninle beraber salata/ eğitim öğretime dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar, secde edince/ öğrenip kabul edince arkanıza geçsinler.

Ayetin namazla ilgisi olmadığının en bariz delili; yukarıda değindiğimiz üzere fiziksel yere kapanmanın ''harre'' olduğudur. Ayette harre değil secde kelimesi geçmektedir. Dolayısıyla; ayetin ritüel namazla ilgisi yoktur. Ayetteki secde; öğrenilenleri kabul ediş, teslim oluştur. Bu konuyu daha önce işlemiştik.
Taha 70: Bunun üzerine sihirbazlar/ Firavunun güdümündeki, insanların aklını bulandıran din adamları, secde edenler olarak atıldılar. Biz: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik." dediler. Bkz: 7/120, 26/46.
Bu ayetteki sihirbazların secdesi de; Musa’nın Allah’tan aldığı vahye secde etmeleri/ kabul edip boyun eğmeleridir.
Yunus 81 ve 82. ayetlere dikkat edin:
Yunus 81: Onlar, atacaklarını atınca Musa: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, bozguncuların işini düzeltmez." dedi.
Yunus 82: Suçlular hoşlanmasalar da Allah, ''kelimeleriyle'' gerçeği ortaya çıkaracaktır.
Sihirbazların secde ettiği; onların sihrini/ yalan yanlış, çer çöp bilgilerini silip süpüren Musa'nın asası; Allah'ın kelimeleridir.
Fetih 29: Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, gerçeği örtenlere karşı sert, birbirlerine çok merhametlidirler. Onları; rüku ederken, secde ederken ve Allah'tan bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat'taki örnekleridir. İncil'deki örnekleri de filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah, gerçeği örtenlere onlarla üzüntü vermektedir. Allah, inanıp salihatı yapan kimselere bağışlanma ve büyük bir ödül sözü vermiştir.

Secde kavramının geçip de namaza delil gösterilen ayetlerden biri de Fetih suresi 29. ayettir. Oysa ayetin namazla ilgisi yoktur. Namaza delil gösterilen ''yüzlerindeki secde izleri'' mecazdır. Bu mecazi anlatımı ayetin tamamına baktığınızda görebilirsiniz. Kaldı ki; ayette bahsedilen secde izi alın kısmında değil, yüzlerinde'dir. Bir insan ne kadar namaz kılarsa kılsın, belki alnında bir kızarıklık olur fakat yüzünde hiçbir belirti olmaz.

Fakat; Allah'a tam teslim olmuş, hayatına ayetlere secde ederek yön veren insanlar; filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibi başı dik alnı ak, huzurlu bir yaşam sürerler. Hatta bu dik duruş; ayette değinildiği gibi, gerçeği örtenleri üzer, rahatsız eder. Dolayısıyla; diğer ayetlerde olduğu gibi, bu ayetteki secdenin de namazla ilgisi yoktur.
Allah'ın ayetlerine teslim oluş, boyun eğiş/ secde Allah'a yakınlık vesilesidir:
Alak 19: Hayır, kesinlikle öyle değil! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş.

GÜNEŞE SECDE:

Neml 24, 25: "Kendisini de toplumunu da Allah'ın yanı sıra Güneş'e secde ederken buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstererek onları doğru yoldan alıkoymuş, bundan dolayı da doğru yolu bulamıyorlar."
"Göklerde ve yerde saklı olanı çıkaran, sizin sakladığınızı da açıkladığınızı da bilen Allah'a secde etmeleri gerekmez mi?"
Fussilet 37: Gece ve gündüz; Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir. Güneş'e ve Ay'a secde etmeyin. Eğer yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, onları yaratmış olana secde edin.
Geçmiş çağlarda toplumlar değişik nesneleri orantısız yüceltmiş, hatta Tanrı yerine koymuş ve bunların hakkında da değişik külliyatlar geliştirmiştir.
Örneğin güneş tanrısı Ra. Ra, Mısır mitolojisinde güneş tanrısı olarak kabul edilir. Eski Mısır'da çok saygın bir konuma sahipti. Ra'nın yaratıcı gücü, hayat verici gücü ve düzeni koruyan gücü olduğuna inanılıyordu.
Güneş'e ve Ay'a secde etmeyin. onları yaratan Allah'a secde edin vurgusu; Güneş ve Ay'a yüklediğiniz anlam ve onlar hakkında külliyatlar geliştirip yaptığınız tapınmaları bırakıp, onları Yaratan ve yasalarını koyan Allah'ın yasalarına boyun eğin anlamı taşır.

SECDE EDEREK GİRMEK:

Bakara 58: Hani: "Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde ederek girin. Ve "bizi bağışla" deyin ki Biz de yanlışlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik. 4/154, 7/161
Yusuf 100: Yusuf, anne ve babasını makamına çıkardı. Hepsi onun makamına secde ettiler…
Bir şehre, bir ülkeye, bir makama secde ederek girmek demek; o şehrin, ülkenin, makamın otoritesini kabul etmek, boyun eğmek demektir.
Örneğin; bir Suriyeli, Boşnak veya Bulgar bir göçmenin, T.c.'nin yasalarına bağlı kalarak yaşayacağına, huzursuzluk çıkarmayacağına, asilik etmeyeceğine söz vermesi, Türkiye Cumhuriyetine secde etmesi demektir.
Yakub'un, oğlu Yusuf'un makamına secde etmesi de, onun makamına ve temsil ettiği otoriteye bağlı kalacağına dair verdiği sözdür, kabulleniştir.
Görüldüğü üzere, bütün ayetlerde olduğu gibi bu ayetlerdeki secdelerin de namazla ilgisi yoktur.

ADEME SECDE:

Meleklerin Adem için (Adem'e değil) secdesini doğru anlamak için; Melek, Adem ve İblis'i doğru anlamalıyız. Aksi halde ayetleri bir hikaye gibi okur, verilen mesajları alamayız.
Bakara 34: Sonra meleklere: "Âdem için secde edin." dedik. İblis hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O gerçeği örtenlerden oldu. Bkz: 20/116, 18/50.
Melek kelimesi ''meleke/ güç, yetenek'' demektir. Evrendeki bütün doğal güçler melektir. İnsanda da öyle bir güç/ meleke/ yetenek var ki; hem çamurdan değil (et, kemik değil) ateşten/ enerjiden (38/76) yaratılmış, hem de insanın emrine amade olmuyor, hatta insanı saptırıyor. Kuranın ''İblis'' dediği, her insanda olan o melekenin/ gücün, yeteneğin adı ''fikir”dir.
Bütün melekler Adem'in/ insanın emrine/ hizmetine uyar iken, fikir melekesi/ İblis çoğu zaman insanın aleyhine çalışır. Bu yüzden insan, her aklına gelen fikre uyar tefekkür etmezse/ fikirleri arka arkaya dizip tartmazsa İblis onu saptırır ve insan şeytanlaşır. Kurandaki şeytandan bahseden bütün ayetler, fikrini vahiy süzgecinden geçirmeyen ve hakikatten uzaklaşıp şeytanlaşan insandan bahseder.
İşte vahiy; insanın sapmaması/ şeytanlaşan İblis'in insanı saptırmaması ve insanın şeytanlaşmaması için insanı desteklemek amacıyla gönderilmiştir.
Taha 123: Dedi ki: "Hepiniz oradan ayrılın. " Bir kısmınız bir kısmınıza düşmansınız. Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, kim yol göstericime uyarsa; işte o sapıklığa düşmez ve mutsuz olmaz." dedi. Bkz: 2/38.
Hakikatten uzaklaşıp şeytanlaşan İblisin vahye sımsıkı sarılanlar, dini Allah'a/ kitabına halis kılanlar hakkında bir yaptırım gücü yoktur. Bkz: 15/40, 38/83.
Allah; Adem ismini, ruhundan üfleyip vahiyle muhatap kıldığı insanlar için kullanır. Adem'den önceki insanlar vahiyle/ ruhla (42/52) muhatap olmadıkları/ ruh üflenmediği için onlar Adem değildir. Zaten meleklere secde emri de, kendisine bilinç, vahiy, ruh üflenen insan/ Adem içindir.
Sad 72: Onu biçimlendirip, ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin.
Hicr 29, 30, 31, 32, 33: "Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde, hemen ona secde edin! "
Bunun üzerine bütün melekler ona secde ettiler.
İblis hariç. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
"Ey iblis! Neden secde edenlerle birlikte olmadın?" dedi.
İblis: "Ben; salsalinden, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere , secde etmem." dedi. Bkz: 38/72, 73, 7/11, 12, 38/75, 76, 17/61.
İnsan ruha/ bilince/ bilgiye vakıf oldukça doğadaki bütün güçler/ melekler insana secde eder/ emrine/ hizmetine amade olur.
Tıpkı; suyun bilgisine vakıf olan insanın, suyun emrine amade olup barajlar vasıtasıyla elektrik ürettiği, madenler hakkında bilgi sahibi olan insanın demir, çelik gibi madenlerin insanın emrine amade olup insanların araçlar ürettiği, toprağın bilgisine vakıf olan insanın toprak emrine amade olup tarım ve hayvancılığı geliştirdiği gibi.
Bu örnekler sonsuz sayıda çoğaltılabilir. Ruh, bilinç, bilgi arttıkça melekler/ doğadaki bütün güçler insana secde ederken/ insanın emrindeyken, boş oturan insan ise İblisin emrindedir.
Konuyu mümkün mertebe çok uzatmadan özetlemeye çalıştım. Ayetlere bakıp temiz akılla, gelenekten hiç etkilenmeden, Kuranın iç bütünlüğünde baktığımızda görüyoruz ki; secdenin namazda yere kapanmak ile bir ilgisi yoktur.
Secde otoriteye/ Allah'a ve ayetlerine teslim olmak, boyun eğmektir.
Necm 62: Artık bu gafletten kurtulup, Allah'a secde edin ve O'na kul olun.

Allah'a kulluk; hayatına Allah'ın ayetlerine göre şekil vermekle olur 11/1, 2, 39/2. Bunun için önce ayetleri bilmek, öğrenmek, kabul edip boyun eğmek/ secde etmek gerekir. Allah'a kulluk ancak bu şekilde mümkündür. Önce secde, sonra kulluk.
Bugün etrafımızda namaz kılan yığınların çok büyük bölümünün Allah'ın ayetlerinden haberleri yokki Allah'a secde edip O'na kulluk etsinler. Onlar Kuran'ın devrim niteliğinde, dinin direği olan; salat, kıyam, ruku, secde gibi temel kavramlarını namazla etkisiz hale getirdiler.

Günde 5 vakit, defalarca ne dediklerini bilmeden eğilip kalkıyorlar. Kıldıkları namazda ne; ne okuduklarını biliyorlar, ne salat var, ne kıyam var, ne ruku var, ne de secde. Ve islam alemi perişan halde.
Bu gerçekleri örtenler hesabını veremeyecekler…

YİNEDE EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR.

Yorumlar

← RUKU ZAKKUM AĞACI VE ADEM AS. →