RUKU
Ruku namazda yarı eğilmek midir?
RUKU:
Kelime anlamı; eğilmek, alçalmak, iki büklüm olmak, tam bir teslimiyetle boyun eğmek demektir.
Kuranın indiği toplumda; putlara tapmayıp yalnız Allah'a boyun eğmek olarak anlaşılıyordu. Yalnız Allah'a boyun eğene "raki" denirdi.
"Reka ilellah"/ yalnız Allah'a boyun eğdi.
Bugüne güncelleyecek olursak:
Din yalnız Allah'ındır, kaynağı sadece vahiydir, O'ndan başka ilah/ emrine uyulacak, sığınılacak, her şeyi bilen, doğru hüküm veren, yardım ve şefaat istenecek, bağışlayacak veya azap edecek, rızası gözetilecek, kaygının merkezinde olan, bizi yaratan, yaşatan, öldüren, tekrar diriltecek olan, rızıklandıran, övgüye layık yegane varlık olan, kusursuz olan, kendisine teslim olunması gereken tek otorite Allah'tır diyerek, aracısız Allah'a kulluk etmektir ruku.
Allah'a bağlılığı ortaya koymak, buyruklarına içtenlikle tabi olmak, yalnız Allah'a kulluk etmek, rablikte ve ilahlıkta Allah'ı birlemek, yalnız O'na boyun eğmek, kulluk görevlerine özen göstermek, kulluğunu içtenlikle yapmaktır ruku.
Bütün batildan yüz çevirerek yönünü sadece Allah'a dönmek, yalnız Allah'ın emir ve yasaklarına boyun eğmek, kitabıyla bilinçlenerek rabbani şahsiyette olmaktır ruku.
Ruku; fiziksel değil zihinsel bir eylemdir.
Ayetlere bakalım:
Bakara 40: Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Ve yalnızca, kaygınızın merkezinde ben olayım.
Bakara 41: Yanınızdakini "tasdik edici" olarak gönderdiğimize inanın. Ona kafirlik edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı olun/ sınırlarıma uyun.
Bakara 42: "Hakk'ı Batıl'la" karıştırıp, bile bile "Hakkı" gizlemeyin.
Bakara 43: Salatı ikame edin, zekatı verin. Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.
Şimdi ayetlere dikkat edin! Doğru okunduğunda; salata namaz diyenlerin tabiri caizse duvara tosladığı pasajlardan biridir bu pasaj.
Öncelikle pasaj İsrailoğullarına hitab ediyor; sözünüzü tutun, Kurana kafirlik etmeyin, hakkı batilla karıştırıp hakkı gizlemeyin diyor.
Peki; 43. ayete gelince Allah İsrailoğullarından namaz kılmalarını mı istiyor? Bu kadar basit mi?
Salata namaz demek hakka batılı karıştırıp hakkı gizlemek değil mi?
Bakara 43. ayet, salatı ikame ederken ruku edin demiyor, ruku ederek salatı ikame edin, zekatı verin diyor. Salat namaz ise eğer, ruku ederek namazı kılıp zekatı vermek nasıl bir şey ki?
Ayrıca; Bakara 43. ayet, salatı ayrı rukuyu ayrı zikrediyor. Şayet salat namaz ise, ruku zaten ikame edilen namazın içerisinde var. Allah ikinci kez/ikame edilen namazdan sonra bir daha mi ruku edin diyor?
Doğrusu şu: Vahiyle etkileşiminizi dosdoğru yaparak; eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırın. Böylece; şirkten ve küfürden arınmış bir bilinçle maddi ve manevi yardımlarınızı yapın. Bütün bunları yaparken, ilahlıkta ve rablikte tek Allah'a boyun eğip, yalnız O'na kulluk edenlerle birlikte hareket edin/ Allah'ı birleyin/ ruku edin.
Meryem 43: "Ey Meryem! Rabbine içtenlikle bağlan, secde et ve ruku edenlerle birlikte ruku et."
Ey Meryem! Kaygının merkezinde yalnız Allah olsun. O'nun ayetlerini/ yasalarını kabul et. Ve ilahlıkta ve rablikte tek Allah'a boyun eğip, yalnız O'na kulluk edenlerle birlikte hareket et/ sen de Allah'ı birle/ ruku et.
Ayetteki dikkat çekici bir durum da, secdenin rükudan önce gelmesidir. Aslında bu ayetten şu mesajı da çıkarabiliriz:
Rabbine içtenlikle bağlanıp ayetlerine teslim olmaktır ruku. Ey Meryem! Sen de Rabbine içtenlikle bağlan, ayetlerine teslim ol. Böylece; Allah'ı birleyenler gibi sende Allah'ı birle/ ruku et.
Maide suresi 55. ayette de; Bakara suresi 43. ayet gibi dikkat çekici bir durum var:
Maide 55: Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resulü ve "ruku halinde salatı ikame edip zekat veren" müminlerdir.
Bu ayet de ruku halinde salatı ikame edip zekatı vermekten bahsediyor. Salata namaz, rukuya namazda eğilmek diyenlere sorun:
Sahi siz hiç rükuda iken zekat verdiniz mi? Verdiyseniz bu nasıl oluyor izah eder misiniz? Vermediyseniz, o zaman ayette övülen velilerden olamıyorsunuz farkında mısınız?
Bu ayet de salatı ayrı rukuyu ayrı zikrediyor. Salat namaz, ruku namazda eğilmek ise, namazdan sonra veya zekat verdiğimizde eğilmemiz mi gerekiyor?
Maide suresi 55. ayet de; salata namaz, rukuya namazda eğilmektir diyenleri yalanlayan ayetlerden biridir. Bunu kabul etmeyip yalana sarılan zihniyetin ataları; gerçeği örtmek için yine saçma sapan hikayeler uydurmaktan çekinmemiştir.
Güya bir kişi nebimize gelip zekat istemiş fakat nebimiz müsait olmadığı için zekat verememiş. O sırada namaz kılan Ali, rükuda iken elini uzatmış ve parmağındaki yüzüğü zekat olarak vermiş. Maide suresi 55. ayet de bu olay üzerine inmiş. Ve bu olay ruku halinde nasıl zekat verilir sorusuna delilmiş.
Uydur uydur ipe diz. Nasıl olsa sorgulamayan, biad eden sürüyle alıcı var.
Ayetin mesajı şudur: Sizin veliniz/ yakınınız, koruyucunuz, yol göstericiniz, müttefikiniz Allah, O'nun resulu/ mesajları, ruku ederek/ ilahlık ve rablikte Allah'ı birleyerek/yalnız Allah'a gönülden boyun eğerek; vahyin etkileşimiyle eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırıp/ dosdoğru yapıp, arınmış bir bilinçle maddi manevi yardımı yapan/ zekatı veren müminlerdir.
Mürselat 48: Onlara, "Ruku edin." denildiği zaman ruku etmezler. Mürselat 49: İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
Bakın bu ayette ruku tek başına geçiyor. Demekki ruku tek olarak başlı başına bir kavram/ eylem. Demekki namazın bir parçası değil.
Etrafınıza bakın. İlahlıkta ve rablikte Allah'ı birlemeyip, astında Allah'a bir çok otoriteyi/ mezhep, cemaat, tarikat, imam, şeyh, molla, alim, evliya, gavs, hadis külliyatları, ilmihaller, risaleler, mesneviler, mektubatlar, ölüler, türbeler, üfürükçüler, şefaatçiler vs... ortak edenler, namazda eğilerek ruku ettiklerini zannediyorlar.
Tıpkı ayetin dediği gibi; onlara ruku edin = ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyin, gönülden yalnız O'na boyun eğin denildiğinde ruku etmiyorlar.
Tipku Zümer 45. ayettekiler gibi:
Allah, "tek başına" anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri burkulur. O'nun yanı sıra başkası anıldığı zaman sevinip mutluluk duyarlar. Bkz: 40/12, 17/46.
Tıpkı Bakara 165. ayettekiler gibi:
İnsanlardan, Allah'ın yanı sıra başka varlıkları O'na denk tutan ve onları Allah'ı sevdiği gibi sevenler vardır. İman edenlerin Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür...
Çünkü müşrikler ruku etmezler/ ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birlemezler. Ancak müminler ruku eder.
Hac 77: Ey inanıp güvenenler! Ruku edin/ilahlıkta ve rablikte gönülden boyun eğerek Allah'ı birleyin, secde edin/ O'nun ayetlerini, otoritesini kabul edin, Rabb'inize kulluk edin/ hayatınızı Rabbinizin ilkelerine, emirlerine göre şekillendirin, hayır/ herkesin arzuladığı ortak iyl şeyler yapın ki umduğunuza kavuşabilesiniz.
Hac 78: Allah yolunda gerektiği gibi mücadele edin. O sizi seçti. Dinde size bir zorluk yüklemedi. Bu atanız İbrahim'in inanç sistemi. O, daha önce de şimdi de sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi/ öyleyse kendinize başka (sünni, şii, hanefi, şafi, maliki, hanbeli, caferi, ismaili, nurcu, süleymancı, nakşi, halidi, kadiri vs) gibi başka isimler aramayın. Allah'ın verdiği isimle yetinin. Resul, size tanık olsun, siz de diğer insanlara. Öyleyse salatı ikame edin, zekatı verin/ vahyin etkileşimiyle eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırın, dosdoğru yapın ve arınmış bir bilinçle maddi manevi yardımı yapın ve Allah'a sımsıkı bağlanın/ astında başka otoritelere, gruplara, insanlara bağlanmayın. O, sizin mevlanızdır. Ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.
Yorumlar