1 Hayır! Kıyamet gününe kanıt gösteriyorum,
2 Ve kendini kınayan nefsi / benliği kanıt gösteriyorum ki [1],
3 O insan, kemiklerini asla toplamayacağımızı mı hesap ediyor?
4 Elbette onun parmak uçlarını dahi düzenlememizin ölçüsünü koyanlarız.
5 Elbette o insan önünde / kalan ömründe de facir [1] olmak istiyor.
6 ''Kıyamet günü ne zaman?'' diye soruyor.
7 Basireti şimşek gibi çaktığında [1],
8 Ve ay battığında,
9 Ve güneş ve ay toplandığında [1],
10 O gün [1] o insan ''Kaçış yeri nerede?'' der.
11 Sandığınız gibi değil! Üstlenmek yoktur [1].
12 O gün durak Rabbinedir.
13 O gün o insana, takdim ettikleri ve erteledikleri şeyler doğru bir şekilde haber verilir.
14 Bilakis o insan benliği aleyhine basiret sahibidir [1],
15 Mazeretler ortaya atsa da..
16 Onu acele ettirmek için dilini hareket ettirme.
17 Şüphesiz onun toplanıp okunması bize aittir [1].
18 Biz onu toplayıp okuduğumuzda onun okunuşuna uy.
19 Sonra onun açıkça ortaya konması da bize aittir.
20 Sandığınız gibi değil! Bilakis siz acele olanı [dünya hayatını] seviyorsunuz [1].
21 Sonrasını / Ahireti bırakıyorsunuz.
22 O gün parlak yüzler vardır [1],
23 Rabbine nazar eden [1].
24 O gün buruşuk yüzler vardır,
25 Ona belkıran [1] yapıldığına kanaat getirir.
26 Sandığınız gibi değil! Köprücük kemiklerine ulaştığında,
27 ''Çare bulan kimdir?'' denir.
28 Ve gerçekten onun ayrılık olduğunu anlar.
29 Ve bacak bacakla dolaşır [1].
30 O gün sevk yeri Rabbinedir.
31 Tasdik etmedi ve salat da etmedi [yükümlülüğü yüklenmedi].
32 Fakat yalana sarıldı ve yükümlülükten kaçtı [1].
33 Sonra da çalım sata sata ahalisine gitti.
34 Çok yakın sana çok yakın.
35 Sonra çok yakın sana çok yakın.
36 O insan başıboş bırakılmasını mı hesap ediyor [53:24, 90:5]?
37 Meniden planlanan bir nutfe [meniden az bir parça] değil miydi?
38 Sonra alaka [embriyo] olduğunda oluşturup düzenledi.
39 Böylece ondan, erkek ve dişi, iki çift kıldı.
40 Bunları yapan, ölülere hayat vermeye ölçü koyamaz mı?