1 Parça parça indiğinde yıldızı [1] kanıt gösteriyorum ki,
2 Arkadaşınız sapmamıştır ve azmamıştır [1].
3 Hevasından konuşmuyor [1].
4 O, kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir [1].
5 Onu, şiddetli kuvvetleri olan [1] öğretti.
6 Üstün akıl sahibi [Allah] düzenledi / düzene koydu.
7 En yüce ufuk O'nundur [1].
8 Sonra nitel olarak yaklaştı [1] ve ardı ardına kova sarktı [2].
9 İki yay aralığı kadar [1], diğerinde daha yakın olmuştu.
10 Kuluna vahyettiğini vahyetti [1].
11 Gönül, gördüğü şey hakkında yalan söylemedi [1].
12 Onun gördüğü şey hakkında mı tartışıyorsunuz [1]?
13 Şüphesiz onu, başka bir inişte de görmüştü [1].
14 En son kiraz ağacının yanında.
15 Onun yanında barınak olan bir bahçe vardır.
16 O zaman kiraz ağacını kaplayan şey kaplıyordu [1].
17 Basireti kaymadı [1] ve bardağı da taşırmadı [2]
18 Şüphesiz Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü [17:1].
19 Lat'a ve uzzaya dikkat ettniz mi?
20 Diğer üçüncüsü menata?
21 Erkek sizin ve dişi O'nun mu [1]?
22 O halde bu insafsız bir bölüştürmedir.
23 Onlar, sizin ve atalarınızın o isimlendirdiğiniz isimlerin dışında bir şey değildir. Allah onlara yetkiden bir şey indirmemiştir. Şüphesiz Rablerinden bu yol gösterici geldiği halde, benliklerin hevasının ve kanaatin dışında bir şeye uymuyorlar [1].
24 Yoksa o insan için temenni ettiği şey mi var [1]?
25 Evveli de sonrası da Allah'ındır.
26 Göklerde melekten [1] niceleri vardır ki; Allah'ın izin vermesinin [2] ardından, razı olduğu ve gerekli gördüğü kimse için olması dışında onların şefaatleri bir şey sağlamaz [3].
27 Şüphesiz ahirete inanıp güvenmeyenler melekleri dişi isimlendirmesiyle isimlendiriyorlar.
28 Onların o konuda bir bilgileri yoktur. Kanaatten başka bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz kanaat hakikatten yana hiçbir şey sağlamaz [10:36].
29 Dünya hayatından başka bir şey istemeyen [1] ve zikrimizden [2] yüz çevirenden sen de geri dur.
30 Onların bilgiden ulaştıkları budur. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. Ve O, doğru yolda olan kimseyi de daha iyi bilir.
31 Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler; kötülük yapanları, yaptıkları şeylerle karşılığını vermesi ve daha iyileştirici olanların karşılığını da en iyisiyle vermesi için Allah'a aittir.
32 Onlar, küçük hatalar dışında, zarara neden olan şeylerden, aşırılık ve hayasızlıkların büyüklerinden uzak duranlardır [3:135, 42:37]. Şüphesiz Rabbinin bağışlaması geniştir. Sizi yerden inşa ettiğinde de, annelerinizin karınlarında ceninler iken de sizi daha iyi bilendir. Öyleyse, kendinizi temize çıkarmayın. O, vahyin sınırlarına uyup korunanı daha iyi bilir.
33 Yüz çevirene [vahyi dikkate almayana] dikkat ettin mi?
34 Ve az verip elinde tutana [1]?
35 Görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen onun katında da, o görüyor mu?
36 Yoksa Musa'nın sayfalarındaki önemli haberler verilmedi mi?
37 Ve çok vefalı / görevini tam yapan İbrahim'in [1]?
38 Hiçbir üstlenicinin başkasının üstlendiğini üstlenmemesi [1],
39 Ve koşturduğu şeyler dışında, insan için başka bir şeyin olmaması [1].
40 Ve gerçekten onun koşturması ileride gösterilecektir [1].
41 Sonra onun karşılığı tastamam bir karşılık olarak verilecektir.
42 Ve gerçekten en sonu / dönüş Rabbinedir.
43 Ve gerçekten O'dur güldüren ve ağlatan,
44 Ve gerçekten O'dur öldüren ve hayat veren,
45 53:45-46: Ve nutfeden [1] planladığında, gerçekten O'dur erkek ve dişi iki çifti oluşturan.
46 53:45-46: Ve nutfeden planladığında, gerçekten O'dur erkek ve dişi iki çifti oluşturan.
47 Ve diğer inşa ediş de O'na aittir [36:79].
48 Ve yeterli duruma getiren de O'dur, kanaat ettiren de.
49 Ve O, şiranın [1] Rabbidir.
50 Ve gerçekten O, evvelki Ad'ı yıkıma uğratmıştı.
51 Semud'u da bırakmamıştı.
52 Ve önceden de Nuh halkını. Şüphesiz onlar, daha yanlış yapan ve daha bardağı taşıran olanlardı.
53 Alt üst edilenleri de tepe taklak etti.
54 Onu kaplayan şey kapladı.
55 Öyleyse, Rabbinin takdir ettiği hangi nimetlerini tartışıp duruyorsun [55:13]?
56 Bu, evvelki uyarıcılardan bir uyarıcıdır [1].
57 Yaklaşan yaklaştı.
58 Allah'ın yanından onu [1] kaldıracak yoktur.
59 Bu hadisten mi hayrete düşüyorsunuz?
60 Ağlamıyorsunuz da gülüyorsunuz.
61 Ve dik kafalısınız.
62 Haydi! Allah'a secde edin / otoritesine boyun eğin ve O'na kulluk edin [1]!