⚖️ Karşılaştır
50. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Kâf Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Ardı ardına gönderilenler ve şanlı Kur'an'ı kanıt gösteriyorum ki [1],

2 50:2-3: Bilakis onlardan bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler de [38:4], gerçekleri örtenler: "Biz öldüğümüzde ve toprak olduğumuzda mı? İşte bu uzak bir dönüştür. Bu hayret edilecek bir şeydir" dediler.

3 50:2-3: Bilakis onlardan bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler de, gerçekleri örtenler: "Biz öldüğümüzde ve toprak olduğumuzda mı? İşte bu uzak bir dönüştür. Bu hayret edilecek bir şeydir" dediler.

4 Şüphesiz biz yerin onlardan neyi eksittiğini billiriz. Koruyan kitap [yasa] [1] katımızdadır.

5 Bilakis onlar Hak kendilerine geldiğinde yalana sarıldılar. Onlar karmaşık bir işin içindedirler.

6 Üzerilerindeki göğü gözlemlemiyorlar mı, onun bir yarığı olmadan onu nasıl bina ettik ve onu çekici kıldık?

7 Ve Yeryüzünü? Onu uzattık ve orada sabit ağırlıklar bıraktık. Ve orada her türden göz alıcı çiftten bitirdik [22:5].

8 Bu, daima yönelen / bağlı her kul için hakikati görmeye bir vesile ve akılda tutulup kullanılması gereken bir bilgidir.

9 50:9-10: Ve gökten bereketli su indirip onunla bahçeler, hasat edilecek tane [tahıl] ve tomurcukları sıra sıra uzun hurmayı bitirdik.

10 50:9-10: Ve gökten bereketli su indirip onunla bahçeler, hasat edilecek tane [tahıl] ve tomurcukları sıra sıra uzun hurmayı bitirdik.

11 Kullar için bir rızık. Ve onunla ölü bir beldeye hayat verdik. Çıkış [yeniden diriliş] da işte böyledir [1].

12 Onlardan önce de Nuh halkı, Ress arkadaşları ve Semud da yalana sarılmıştı.

13 Ve Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri.

14 Eyke arkadaşları ve Tubba halkı. Elçileri yalanladılar ve vaadim hak oldu [gerçekleşti].

15 İlk oluşturuşta yorulduk mu? Bilakis onlar yeni bir oluşturuştan iltibas [karışıklık] içindeler.

16 Şüphesiz insanı biz oluşturduk. Ve benliğinin ona ne vesvese verdiğini biliriz. Biz ona Hablil Verid'den [1] daha yakınız.

17 Sağlarından ve sollarından oturan iki karşılaşıcı [1] karşılaştıklarında,

18 Sözden ne telaffuz ederse mutlaka yanında hazır gözetleyici vardır.

19 Ve ölüm sarhoşluğu gerçekle geldi. İşte bu senin ondan kaçtığın şeydir.

20 Ve sura üflendi. İşte bu vaat edilen gündür.

21 Her benlik beraberinde bir sürücü ve bir şahitle geldi [1].

22 Şüphesiz sen, bundan gaflet içerisindeydin. Senden örtünü kaldırdık. Artık bugün hakikati dosdoğru gören keskin görüşlü birisin [1].

23 Yakını [1]: ''Bu yanımdaki hazırdır'' dedi.

24 Her inatçı aşırı nankörü cehenneme atın [1]

25 Hayır için men eden [1], haddi aşan, şüpheci / şüphe yayan.

26 O ki Allah ile birlikte başka bir ilah kıldı [1]. Onu şiddetli azabın içine atın.

27 Yakını [1]: ''Rabbimiz, onu taşkınlığa ben sürüklemedim. Fakat o uzak bir sapıklığın içerisindeydi.'' dedi.

28 ''Huzurumda hasımlık etmeyin. Şüphesiz size vaadimi takdim etmiştim.'' dedi.

29 ''Tarafımdan söz değiştirilmez [1]. Ve ben kullar için yanlış yapan değilim.''

30 Cehenneme ''Doldun mu?'' dediğimiz gün ''Daha yok mu?'' der.

31 Ve cennet vahyin sınırlarına uyup korunanlar için uzak değildir, yaklaştırılmıştır.

32 Bu, çokça dönen, koruyan herkes için size vaat edilen şeydir.

33 Görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen yerlerde Rahman'a huşu duyan [1] ve kalpten yönelen / bağlı olarak gelen kimseleredir.

34 Oraya esenlikle girin. Bu kalıcılık günüdür.

35 Onlara orada gerekli gördükleri vardır. Yanımızda fazlası da vardır.

36 Yakalanması onlardan daha şiddetli olan, onlardan önceki kuşaktan nicelerini yıkıma uğrattık [43:8]. Beldeleri teftiş ettiler de kaçacak bir yer var mıymış?

37 Şüphesiz bunda; akleden kalbi olan, yani şahit olarak kulak veren kimse için kesinlikle zikir [1] vardır.

38 Şüphesiz gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakilerini altı aşamada oluşturduk [1]. Ve bize hiçbir şekilde bıkkınlık da dokunmadı.

39 Söyledikleri şeylere diren. Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin her işini kusursuz yapmasıyla verdiği görevleri yerine getir [1].

40 Ve gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkalarından da O'nu arındır [1].

41 Ve seslenicinin yakın bir mekandan seslendiği güne kulak ver.

42 O çığlığı gerçekle duydukları gün. İşte bu çıkış günüdür.

43 Şüphesiz biz hayat veririz ve öldürürüz. Varış yeri bizedir.

44 Yerin onlardan çabukça ayrıldığı gün [1]. Bu bize kolay bir toplamadır.

45 Onların söyledikleri şeyleri biz daha iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin [1]. Vaadimden korkan kimselere Kur'an ile hatırlat bilgilendir, öğret [2].

← 49. Hucurât 51. Zâriyât →