1 Allah'ın emri yanaştı, artık ona acele etmeyin. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yüceler yücesidir [1]
2 "Gerçekten benim dışımda bir ilah yoktur, öyleyse benim sınırlarıma uyup korunun" diye uyarmaları için, kullarından gerekli gördüğü kimseye [1] işinden ruhla [2] melekleri [haberci ayetleri] indirir.
3 Gökleri ve yeryüzünü gerçek bir amaçla oluşturdu. O, ortak koştukları şeylerden yüceler yücesidir.
4 İnsanı bir nutfeden [meninin az bir kısmından] oluşturdu. Böyleyken, o açıkça bir hasımdır [36:77].
5 Etinden ve sütünden yararlanılan hayvanları da O oluşturdu. Onda size, ısınma ve menfaatler vardır. Ve ondan nasiplenirsiniz.
6 Getirdiğiniz zaman ve saldığınız zaman onda size güzellik vardır.
7 Canlar meşakkat çekmeden ulaşamayacağınız beldeye ağırlıklarınızı taşır. Şüphesiz Rabbin şefkatlidir, merhamet edendir.
8 Binmeniz ve süs için atları, katırları ve eşekleri ve bilmediğiniz şeyleri oluşturuyor.
9 Yolun doğrusu Allah'a aittir [1]. Onun eğrisi de vardır. Eğer gerekli görseydi, kesinlikle hepinize topluca yol gösterirdi.
10 O, gökten su indirendir. İçeceğiniz ondandır. Ve değerlendirdiğiniz ağaç da ondandır.
11 Onunla size zirai ürünler, zeytin, hurma, üzümler ve her türlü ürünlerden bitiriyor [1]. Devamlı düşünen bir halk için kesinlikle bunda ayetler vardır.
12 Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı buyruğunuza verdi. Ve yıldızlar O'nun emriyle buyruk altına alındı. Aklını kullanan bir halk için kesinlikle bunda ayetler vardır.
13 Ve yeryüzünde size ürettiği, renkleri çeşit çeşit şeyler. Bilgilerini kullanan bir halk için kesinlikle bunda bir ayet vardır.
14 O, bol suyu, ondan taze et nasiplenmeniz ve ondan giydiğiniz takılar çıkarmanız için buyruğunuz altına verdi [1]. Karşılığını verin diye, O'nun armağanından aramanız için, orada yarıp giden gemileri görürsün [31:31].
15 Yeryüzünde size sofra olsun diye sabit ağırlıklar bıraktı [1]. Doğru şekilde gidesiniz diye yollar ve nehirler…
16 Ve işaretler. Ve onlar yıldızla yollarını bulurlar.
17 Oluşturan kimse, oluşturamayan kimse gibi midir? Bu bilgileri kullanmaz mısınız?
18 Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, onu hesap edemezsiniz [14:34]. Şüphesiz Allah, bağışlayan merhamet edendir.
19 Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
20 Allah'ın yanı sıra çağrıda bulundukları, bir şey oluşturamazlar, onlar oluşturulmuşlardır.
21 Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman harekete geçirileceklerinin şuurunda da değildirler.
22 İlahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise, bunu tanımayandır ve onlar büyüklenenlerdir.
23 Gerçekten Allah, onların açığa vurduklarını da gizlediklerini de bilir. Şüphesiz O, büyüklenenleri sevmez.
24 Onlara ''Rabbiniz ne indirdi?'' dendiğinde, ''Evvelkilerin satırları'' dediler.
25 Kıyamet günü tam olarak üstlendiklerini ve bilgisizce saptırdıklarının üstlendiklerinin bir kısmını taşımaları için [1]. İyi bilin ki, üstlendikleri şeyler çok kötüdür [2].
26 Onlardan öncekiler de planlarını uyguladılar da, Allah onların binalarının temellerinden geldi ve tavanı üzerlerine yıkıldı. Onlara azap, şuuruna varamadıkları yerden geldi.
27 Kıyamet günü onları rezil eder ve: ''Sizi ayrılığa düşüren ortaklarım nerede?'' der. Kendilerine ilim verilenler: ''Şüphesiz bugün, rezillik ve kötülük, gerçekleri örtenlerin üzerinedir.'' derler.
28 Melekler [insana kodlanmış ölüm melekeleri], yanlış yapanların canlarını vefat ettirirken teslimiyeti ortaya koyarlar: ''Biz bir kötülük yapmıyorduk.'' Bilakis Allah, yaptığınız şeyleri bilendir [1].
29 Orada kalıcılar olmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin yeri ne sıkıntılıdır [39:72, 40:76].
30 Vahyin sınırlarına uyup korunanlara: ''Rabbiniz ne indirdi?'' dendi. ''Hayır'' dediler [2:105]. Bu dünyada iyileştirenlere iyilik vardır. Şüphesiz ahiret yurdu hayırlı olandır. Vahyin sınırlarına uyup korunanların yurdu ne güzeldir.
31 Adn [yaşamaya layık] bahçeleri. Oraya girerler. Altından nehirler akar. Onlara orada gerekli gördükleri vardır. Vahyin sınırlarına uyup korunanlara, Allah işte böyle karşılık verir.
32 Melekler [insana kodlanmış ölüm melekeleri] onları: ''Esenlik üzerinizedir, yaptığınız şeylerle cennete girin.'' diyerek temiz kimseler olarak vefat ettirirler.
33 Onlar, Rabbinin emrinin gelmesi veya onlara meleklerin [doğal güçlerin / afetlerin] gelmesi dışında bir şey gözlemiyorlar mı? Onlardan öncekiler de işte böyle yapmıştı. Allah onlara yanlış yapmadı. Fakat onlar, kendilerine yanlış yaptılar.
34 Yaptıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etti. Ve alay ettikleri şeyler onları kuşattı.
35 Ortak koşanlar dedi ki: ''Eğer Allah gerekli görseydi, O'nun yanı sıra bir şeye kulluk etmezdik, atalarımız da. Onun yanı sıra bir şeyi de haram kılmazdık [1]. Onlardan öncekiler de işte böyle yapmıştı. Açıkça tebliğin dışında, elçilerin üzerine bir şey var mı [2]?
36 Şüphesiz her önderli topluma; Allah'a kulluk etsinler ve tağuttan [1] uzak dursunlar diye bir elçi görevlendirdik [21:25, 43:45]. Onlardan kimilerine Allah yol gösterdi, onlardan kimilerinin de üzerine sapıklık gerçekleşti. Dolaşın yeryüzünde de, yalana sarılanların akıbeti nasıl oldu bir gözlemleyin.
37 Onların doğru yolu görmelerine ne kadar düşkün olsan da, şüphesiz Allah, sapıklıkta bıraktığı kimseye yol göstermez [1]. Onlara yardımcılardan kimse de yoktur.
38 Ölen kimseyi Allah harekete geçirmez [yeniden diriltmez] diye, var güçleriyle yemin ederek Allah'a kanıt gösteriyorlar. Bilakis, üzerindeki gerçek bir vaattir. Fakat insanların çoğu bu bilinçte değildirler.
39 Hakkında ihtilafa düştüklerini onlara açıkça ortaya koymak için ve gerçekleri örtenlerin, onların gerçekten yalancılar olduklarını bilmeleri için [yeniden diriltecektir].
40 Olmasını istediğimizde, bir şey için sözümüz ancak ona ''Ol'' dememizdir. O da olmaya başlar [36:82].
41 Kendilerine yanlış yapılmasının ardından, Allah yolunda hicret edenleri, dünyada kesinlikle iyileştirerek yerleştiririz. Ahiretin karşılığı ise daha büyüktür [1]. Eğer bilincinde olsalardı.
42 Onlar, direnenler ve Rablerine güvenip dayananlardır.
43 Senden önce kendilerine vahyettiklerimiz, adamlar dışında kimseyi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun [1].
44 Hikmet yüklü sayfalar ve apaçık kanıtlarla. Sana da zikri [yeri geldiğinde bilgisini kullanmanız için aklınızdan çıkarmamanız gereken mesajları], onlara indirileni insanlara açıkça ortaya koyman [1] için ve devamlı düşünsünler diye indirdik.
45 Kötü planlar uygulayanlar, Allah'ın onları yere geçirmesinden veya şuurunda olmadıkları yerden azabın gelmesinden güvende midirler [1]?
46 Veya, dolaşırlarken onları tutuvermesinden. Onlar, aciz de bırakamazlar.
47 Veya, korku üzerinde onları tutuvermesinden. Şüphesiz Rabbin şefkatlidir, merhamet edendir.
48 Allah'ın oluşturduğu şeylerden, gölgeleri Allah'a secde ederek [boyun eğerek] ve alçalarak, sağdan ve sollardan dönen herhangi bir şeye dikkat etmediler mi [13:15]?
49 Göklerde ve yeryüzünde hareket eden küçük büyük her canlı ve melekler [doğal / görevli güçler], Allah'a secde ederler [1]. ve onlar büyüklenmezler.
50 Kendilerinin üstündeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredilenleri yaparlar.
51 Allah: ''İki ilah edinmeyin. O ancak tek bir ilahtır. Yalnız benden kaygılanın.'' dedi [1].
52 Göklerde ve yeryüzündekiler O'nun iken, din de daima O'nun iken, Allah'tan başkasının sınırlarına mı uyuyorsunuz [1]?
53 Sizde nimetten ne varsa Allah'tandır. Sonra size darlık temas ettiğinde, O'na yakınırsınız.
54 16:54-55: Sonra sizden darlığı kaldırınca, sizden bir kesim, onlara verdiklerimize nankörlük etmek için Rablerine ortak koşarlar. Yararlanın bakalım, ileride bileceksiniz [1].
55 16:54-55: Sonra sizden darlığı kaldırınca, sizden bir kesim, onlara verdiklerimize nankörlük etmek için Rablerine ortak koşarlar. Yararlanın bakalım, ileride bileceksiniz.
56 Rızıklandırdığımız şeylerden, bilmedikleri şeyler için bir nasip kılıyorlar [6:136...140]. Allah şahittir ki, kesinlikle uydurduğunuz şeylerden sorulacaksınız.
57 Allah'a kız çocukları kılıyorlar. O bundan münezzehtir. Tutkunu oldukları ise onlarındır [43:16].
58 Onlardan birine, bir dişi müjdelendiğinde, yüzü kapkara kesilir ve yutkunur [43:17].
59 Kendisine müjdelenen şeyin kötülüğünden dolayı halkından gizlenir. Bu küçük düşme üzerine, onu tutsun mu yoksa toprağa mı gömsün? İyi bilin ki, çok kötü hüküm veriyorlar.
60 Kötü örnek ahirete inanıp güvenmeyenler içindir. En yüce örnek ise Allah'a aittir [30:27]. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.
61 Allah insanları, yanlış yapmalarıyla tutuverseydi, üzerinde canlıdan bir şey bırakmazdı [1]. Fakat, adı belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar erteliyor. Sürelerinin sonu geldiğinde, saati erteleyemezler ve öne de alamazlar [2].
62 Hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a kılıyorlar. Ve dilleri, en iyisinin onların olduğu yalanını niteliyor. Gerçekten ateş onlaradır. Gerçekten onlar, kusur işlemede ileri gidenlerdir.
63 Allah şahittir ki, şüphesiz senden önce de önderli toplumlara gönderdik. Şeytan onlara yaptıklarını çekici gösterdi. O gün, onların yakını, yol göstericisi, müttefikiydi. Onlara can yakıcı bir azap vardır.
64 Sana kitabı; hakkında ihtilafa düştüklerini onlara açıkça ortaya koyman ve inanıp güvenen bir halk için bir yol gösterici ve bir rahmet olması dışında indirmedik [1].
65 Allah gökten su indirdi ve ölümünün ardından yeryüzüne onunla hayat verdi. Şüphesiz bunda, kulak veren bir halk için bir ayet vardır.
66 Şüphesiz, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlarda da size ibret vardır. Karnındaki fers [1] ve kanın ayrışmasından oluşan, içenler için içimi kolay halis sütle sizi sularız.
67 Ve üzüm ve hurma ürünlerinde. Ondan bir sarhoşluk ve iyi bir rızık elde edersiniz. Şüphesiz aklını kullanan bir halk için bunda bir ayet vardır.
68 Ve Rabbin bal arısına vahyetti. Dağlardan, ağaçlardan ve onların yükselttiklerinden [kovanlardan] kendine evler edin.
69 Sonra her üründen nasiplen. Rabbinin kolaylaştırdığı yollarına koyul. Onun karınlarından insanlar için şifa olan, renkleri çeşit çeşit içecek çıkar. Şüphesiz bunda, devamlı düşünen bir halk için bir ayet vardır.
70 Sizi Allah oluşturdu. Sonra vefat ettirir. Ve sizden kimisi de, bilir bir halin ardından bir şey bilmemek üzere ömrün daha düşkün çağına döndürülür [1]. Şüphesiz Allah bilgedir, ölçü koyandır [2].
71 Allah, rızık konusunda, bazınızı bazınızın üzerinde fazlalıklı kıldı [1]. Fazlalıklı kılınanlar, rızıklarını yeminlerine / antlaşmalarına sahip olduklarına [2] geri verip, onlarla eşit olmuyorlar. Allah'ın nimetini mi reddediyorlar [3]?
72 Allah, size kendinizden eşler kıldı. Ve eşlerinizden size oğullar ve torunlar kıldı. Ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Hala batıla inanıp güvenerek, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
73 Onlara göklerden ve yeryüzünden bir rızka sahip olmayan ve hiçbir şeye güç yetiremeyen şeylere Allah'ın yanı sıra kulluk ediyorlar.
74 Allah için örnekler vurgulamayın. Şüphesiz Allah bilir ve siz bilmezsiniz.
75 Allah, sahiplenilmiş, hiçbir şeye ölçü koyamayan bir köleyi ve bizden iyi bir rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan [rızıklardan] gizli ve açık infak edenin örneğini vurguladı. Onlar aynı seviyede olabilir mi? Her işini kusursuz yapmak Allah'a aittir. Fakat onların çoğu bu bilinçte değildirler [39:29].
76 Allah, iki adamın örneğini vurguladı. Onlardan biri, hiçbir şeye ölçü koyamayan, daha dilsiz, yakınının, yöneticisinin üzerine yük, nereye yönlendirse bir hayır getirmez. O, adaleti emreden ve dosdoğru bir yol üzerinde olan kimseyle aynı seviyede olur mu?
77 Göklerin ve yeryüzünün görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni Allah'a aittir. Ve saatin emri, göz açıp kapamanın dışında bir şey değildir. Veya daha yakındır. Şüphesiz Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
78 Allah, sizi annelerinizin karnından bir şey bilmiyorken çıkarttı. Ve karşılığını verin diye, size hakikati görme, kulak verme ve beyin fonksiyonları kıldı [1].
79 Göğün boşluğunda buyruk altına alınmış kuşlara dikkat etmediler mi? Allah'ın dışında kimse onları tutmuyor [24:41, 67:19]. Şüphesiz bunda, inanıp güvenen bir halk için ayetler vardır.
80 Allah, size evlerinizden sukünet yeri kıldı. Ve size, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanların derilerinden, göç gününde ve ikamet ettiğinizde onu kolayca taşıyabileceğiniz evler ve yününden, tüylerinden ve kıllarından eşya ve bir zamana kadar yararlanma kıldı.
81 Allah, oluşturduklarından size gölgeler kıldı. Ve size, dağlardan saklanma yerleri kıldı. Ve, sizi sıcağa karşı ve sıkıntı verici şeylerden koruyan giysiler kıldı. İşte böyle, barışa ve esenliğe giresiniz diye, size nimetini tamamlıyor.
82 Eğer yüz çevirirlerse / dikkate almazlarsa, sana düşen ancak açıkça tebliğ etmektir [1].
83 Allah'ın nimetini tanıyorlar, sonra onu tanınmaz hale getiriyorlar. Onların çoğu gerçekleri örtenlerdir.
84 Her önderli toplumdan bir şahit görevlendirdiğimiz gün [1], gerçekleri örtenlere izin verilmez ve onların telafi etmeleri de istenmez [2].
85 Yanlış yapanlar azabı gördüklerinde, onlardan hafifletilmez ve onlar gözetilmez [3:88].
86 Ortak koşanlar, ortak koştuklarını gördüklerinde: ''Rabbimiz, senin yanında çağrıda bulunduğumuz ortaklarımız işte bunlardır.'' dediler. Bunun üzerine onlar [1] da sözü ortaya koyarlar: ''Siz kesinlikle yalancısınız.''
87 O gün Allah'a teslimiyeti ortaya koydular [çekişmeyi, tartışmayı, mazeret üretmeyi bıraktılar: 37:26]. Ve uydurdukları şeyler onlardan kaybolup gitti.
88 Gerçekleri örtenlerin ve Allah'ın yolundan alıkoyanların, bozgunculuk yaptıkları şeylerden dolayı azap üstüne azabını arttırırız.
89 Her önderli toplumun içerisinde üzerlerine bir şahit görevlendirdiğimiz, seni de bunların üzerine; sana kitabı her şeyi açıkça ortaya koymak [1] ve Müslimler [2] için bir yol gösterici, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdiğimize dair bir şahit olarak getirdiğimiz gün [3].
90 Şüphesiz Allah, adaleti [1], iyileştirmeyi ve yakınlık sahiplerine vermeyi emreder. Hayasızlıktan, herkesçe kabul edilen ortak kötülerden ve sapkınlıkta ileri gitmekten de engeller [7:33]. Bilgilerini kullanın diye size öğüt veriyor.
91 Söz verdiğinizde, Allah'a verdiğiniz sözü tam yerine getirin. Yeminleri, sağlama alınmasının ardından bozmayın. Şüphesiz Allah'ı üzerinize kefil kıldınız. Allah Yaptıklarınızı bilir [1].
92 O önderli toplumun daha kabarık bir önderli toplum olmasından dolayı, yeminlerinizi aranıza sokulmuş edinerek [1], sağlam bükülmesinin ardından ipliğini bozan kadın gibi olmayın [2]. Şüphesiz Allah, sizi onunla sınıyor. Hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıkça ortaya konacaktır.
93 Allah gerekli görseydi, kesinlikle hepinizi tek önderli [iradesiz] bir toplum kılardı. Fakat O, gereğini yapan kimseyi sapıklıkta bırakır ve gereğini yapan kimseye de yol gösterir [1]. Yaptığınız şeylerden kesinlikle sorulacaksınız.
94 Yeminlerinizi aranıza sokulmuş edinmeyin [1]. Yoksa, sabitliğinin ardından ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuzdan dolayı kötülük tadarsınız. Ve dehşet bir azap da sizedir.
95 Allah'ın ahdini az bir değere satmayın [3:77]. Şayet bilirseniz, Allah katında olanlar var ya, şüphesiz size hayırlı olan ancak odur.
96 Sizin yanınızda olanlar tükenir, Allah'ın yanındakiler ise kalıcıdır. Direnenlerin karşılığını, kesinlikle yaptıkları şeylerin karşılıklarının daha iyisiyle veririz.
97 Erkek ve dişiden bir mümin olarak kim düzeltici iş yaparsa, kesinlikle ona temiz bir hayat yaşatırız. Ve kesinlikle yaptıkları şeylerin karşılığını, karşılıklarının daha iyisiyle veririz [1].
98 Kur'an okuduğunda, atıp tutan şeytandan Allah'a sığın [1].
99 Şüphesiz onun, inanıp güvenen ve Rablerine güvenip dayananların üzerine bir yetkisi yoktur [1].
100 Onun yetkisi, onu yakın, yol gösterici, müttefik edinenlerin ve onunla ortak koşanların üzerinedir [3:175].
101 Bir ayetin yerine bir ayeti değiştiğimizde [1], Allah ne indirdiğini daha iyi bildiği halde: ''Sen ancak uydurucusun.'' dediler. Bilakis onların çoğu bilinçli değildirler [2:106].
102 De ki! ''O, Ruhul Kudus'u [1], gerçek bir amaçla; inanıp güvenenleri sabit kılmak ve teslim olanlar için bir yol gösterici ve bir müjde olması için indirdi.''
103 Şüphesiz onların, ''Ona bir beşer öğretiyor.'' dediklerini biliyoruz [25:4-5]. Kastedip gerçeği saptırdıkları kişinin dili zor anlaşılırdır. Bu ise açıkça, eğrisi, pürüzü olmayan anlaşılır bir dildir.
104 Allah'ın ayetlerine inanıp güvenmeyenlere Allah yol göstermez. Onlara, can yakıcı bir azap vardır.
105 O yalanı [1] uyduranlar, Allah'ın ayetlerine inanıp güvenmeyenlerdir. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
106 Kalbi imanla tatmin olduğu halde -zorlanan kimse dışında- kim imanının ardından Allah hakkında gerçekleri örterse ve kim gerçekleri örtmeye göğüs açarsa, Allah'tan hoşnutsuzluk onların üzerinedir. Ve onlara, dehşet bir azap vardır [1].
107 İşte bu, onların dünya hayatını ahiretin üzerinde sevmelerindendir [1]. Gerçekten Allah, gerçekleri örtenler halkına yol göstermez.
108 İşte onlar, Allah'ın kalplerinin, kulak vermelerinin ve hakikati görmelerinin üzerini damgaladıklarıdır. Ve onlar, gaflette olanlardır.
109 Gerçekten onlar, ahirette kayba uğrayanlardır.
110 Sonra ardından, Rabbin; ateşe [sıkıntıya] sokulmalarının ardından hicret edenler, sonra ellerinden geleni yapanlar ve direnenler [1] için, kesinlikle bağışlayandır, merhamet edendir.
111 Herkesin kendi canından dolayı mücadele ettiği gün gelir, herkesin yaptığı şeylerin tam karşılığı verilir ve onlara yanlış yapılmaz.
112 Allah, güvende ve tatmin olmuş bir kentin örneğini vurguladı. Oraya her mekandan rızkı bol bol geliyordu. Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da, oraya ürettikleri şeylerden [1] dolayı açlık ve korku elbisesi tattırdı [2].
113 Şüphesiz onlara, onlardan bir elçi geldiğinde onu yalancı saydılar. Bunun üzerine, onlar yanlış yaparlarken, azap onları tutuverdi.
114 Yalnız O'na kulluk ediyorsanız, Allah'ın sizi rızıklandırdıklarından helal ve temiz, faydalı olanlarından nasiplenin [1] ve Allah'ın nimetlerinin karşılığını verin.
115 Şüphesiz Allah size ancak; ölüyü, kanı, domuz etini ve onunla Allah'tan başkası için tahsis edilmiş olanı haram kılmıştır [1]. Kim mecbur kalırsa, alışkanlık haline getirmeyene ve başkasının hakkına saldırmayana, şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
116 Dillerinizin yalanı nitelemesinden dolayı, yalanı Allah'a uydurmak için, ''Bu helaldir, bu haramdır'' demeyin [1]. Yalanı Allah'a uyduranlar, başarıya ulaşamazlar.
117 Az bir yararlanmadır. Onlara, can yakıcı bir azap vardır.
118 Sana anlattığımız şeyleri, önceden de Yahudilere haram kılmıştık. Biz onlara yanlış yapmadık, fakat onlar kendilerine yanlış yaptılar [1].
119 Sonra şüphesiz Rabbin; cahillikle kötü iş yapıp, sonra bunun ardından, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenler ve düzeltenler içindir [6:54]. Şüphesiz Rabbin, onun ardından, bağışlayan, merhamet edendir.
120 Şüphesiz İbrahim, hanif [imanında zerre şirk olmadan 16:123] olarak, gönülden Allah'a boyun eğen bir önderdi [2:124, 21:73]. Ortak koşanlardan olmadı.
121 O'nun nimetlerinin karşılığını verendi. Onu seçti ve ona dosdoğru yolu gösterdi.
122 Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
123 Sonra sana da, hanif [1] olarak, ortak koşanlardan olmayan İbrahim'in inanç sistemine [yaşam tarzına][2] uymanı vahyettik [3].
124 Şüphesiz Sebt [1], ancak onun hakkında ihtilafa düşenlerin üzerine kılındı. Şüphesiz Rabbin, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü verir.
125 Rabbinin yoluna, hikmetle ve iyi öğütle davet et. Onlarla, en iyi şekilde mücadele et [29:46]. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapan kimseyi daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da daha iyi bilir.
126 Eğer onlara karşılık verecekseniz, size karşılık verilenin benzeriyle karşılık verin [1]. Eğer dirençli olursanız, kesinlikle o, direnenler için hayırlı olandır.
127 Dirençli ol. Dirençli olman da, ancak Allah iledir. Onlara hüzünlenme. Uyguladıkları planlardan dolayı da bir daralmanın içinde olma.
128 Şüphesiz Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanlarla beraberdir [2:194]. Onlar, iyileştirici olanlardır.