1 Bütün övgüler, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.1 Böyleyken Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler başkalarını Rablerine denk tutuyorlar.2
2 Sizi balçıktan yaratan, sonra da bir ecel/süre tayin eden Allah’tır. O’nun katında belirlenmiş bir ecel/süre. Sonra diriliş hakkında şüphe içinde bocalıyorsunuz.
3 Zira O, göklerde de yerde de Allah’tır. O, sizin gizlinizi de aşikârınızı da bilir. Dahası ne kazanacağınızı da bilir.
4 Onlara, ne zaman Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse, tek yaptıkları ayetlerden yüz çevirmektir.
5 İşte şimdi onlara Hakkın belgesi olan Kuran geldi, ama ona karşı hemen yalana sarıldılar. Hafife alıp, alay edip durdukları hakikatlerin haberleri kendilerine yakında gelecektir. 11/17, 13/19, 39/2, 47/14, 6/67, 45/34-35
6 EN’ÂM SÛRESİ 152. Bir de yetimin malına, rüşt/olgunluk çağına ulaşıncaya kadar, onun lehine olacak tarzın dışında kötü amaçlarla yaklaşmayın. 1Ölçmede ve tartmada doğru ve adil olun.2 Zira biz, hiç kimseye altından kalkamayacağı sorumluluğu yüklemeyiz.3 Konuştuğunuz zaman, akraba bile olsa adaletli olun.4 Ve Allah’la olan ahit/sözleşmenize sadık olun.5 İşte Allah, bunu size öğüt veriyor. Umulur ki düşünüp öğüt alırsınız.6 14/2-6, 17/34, 217/35, 55/8-9, 83/1...4, 32/286, 7/42, 23/62, 44/135, 5/8, 70/33, 57/172, 13/20, 33/23, 66/126, 39/27, 54/17 153. Benim gösterdiğim dosdoğru yol işte budur. Öyleyse bu yolu izleyin, sakın sizi bu yoldan ayıracak farklı yollara sapmayın. İşte bütün bunları Allah size tavsiye ediyor, umulur ki korunup sakınırsınız. 4/115, 47/25, 76/29, 78/39 154. Sonra da iyi davrananlara nimetimizi tamamlamak ve (dini açıdan gerekli olan) her şeyi ayrıntılı olarak açıklamak için, bir rehber ve rahmet olarak Musa’ya o kitabı verdik ki Rableriyle buluşacaklarına tam inansınlar. 14/5, 32/23, 45/16-17 155. İşte bu da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Öyleyse bu Kuran’a uyun ve sorumluluğunuzu yerine getirin ki rahmete nail olasınız. 2/170, 7/3, 45/18, 46/9, 2/218, 24/54 156. Kalkıp da “O kitap, bizden önceki iki topluma indirildi. Biz, onlardaki öğretilerden habersizdik” dersiniz diye. 7/173, 20/133-134, 35/42, 37/167...170 157. Yahut “Eğer bize de kitap indirilseydi, onlardan daha doğru yolda olurduk” dersiniz diye. İşte size Rabbinizden hakikatin apaçık belgesi, kılavuz ve rahmet olarak Kuran geldi. Bu durumda Allah’ın ayetlerine karşı yalana sarılandan ve ondan yüz çevirenden daha zalim biri olabilir mi? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, ona karşı bu büyük suçlarından dolayı çok kötü bir azap ile cezalandıracağız. 6/33-93, 7/36-40, 28/47...50 158. Şimdi onlar, kendilerine illa ki meleklerin gelmesini ya da bizzat Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı azap ölüm işaretlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin azap işareti ölüm geldiği o gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik ortaya koymamış kimsenin imanı kendine fayda sağlamayacaktır. De ki: “Bekleyin bakalım, zaten biz de beklemekteyiz!” 6/8, 25/21, 40/84-85,
7 Sana, bu vahyi kâğıtta yazılı bir metin halinde göndermiş olsaydık da buna elleriyle dokunsalardı bile o kâfirler “Bu apaçık sihirden başka bir şey değildir” derlerdi.2, 11/93, 2
8 Bir de “Sana bir melek indirilseydi ya.” derler. Eğer bir melek indirseydik, karar verilmiş olurdu da kendilerine fırsat verilmezdi. 6/158, 15/7-8,
9 Eğer onu bir melek de yapsaydık, yine onu bir adam şeklinde yapardık da şu anda düştükleri şaşkınlığa yine düşerlerdi.
10 Zaten senden önceki elçilerle de alay edilmişti ama onlarla alay edenleri, alay ettikleri hakikat çepeçevre kuşatmıştı. 13/32, 15/11, 21/36-41,
11 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da hakikate karşı, yalana sarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”
12 Yine de ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?”, “Zatına rahmeti yazmış olan Allah’ındır!” de. Andolsun ki geleceğinden şüphe olmayan, kıyamet gününde hepinizi bir araya toplayacaktır. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar bu gerçeğe Kuran’a iman etmezler.
13 Oysa gecenin ve gündüzün içinde bulunan her şey Allah a aittir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
14 De ki: “Ben, gökleri ve yeri yoktan yaratan,1 her canlıyı doyuran fakat kendisi doyurulmaya muhtaç olmayan Allah’tan başka birini mi veli/koruyucu edineyim?2” De ki: “Ben, Allah’a teslim olanların öncüsü olmakla ve sakın ortak koşan müşriklerden olma!” diye emrolundum.3, 13/191, 6/73, 16/17, 22/257, 3/68, 7/196, 42/9, 3
15 De ki: “Eğer ben, Rabbimin emrine karşı gelirsem elbet korkunç bir günün azabından korkarım.”
16 O gün, kim azaptan uzak tutulursa, Allah onu rahmetiyle korumuştur. İşte, apaçık kurtuluş budur. 9/20, 10/103, 61/10-11,
17 Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O’ndan başka kaldıracak yoktur. Yok, eğer sana bir hayır dilerse, O her şeye gücü yetendir. 6/63-64, 10/107, 16/53-54,
18 Zira O’dur kulları üzerinde mutlak otorite sahibi olan, O’dur her şeyi yerli yerince yapan, her şeyden haberdar olan.
19 De ki: “Şahitlik olarak en büyük, en güvenilir kimdir?” Cevap ver; “Benimle sizin aranızda, Allah şahittir ve bu Kuran, bana kendisiyle sizi ve bu mesajın ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu. Şimdi siz, Allah ile beraber başka ilahların olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?” De ki; “Ben, buna asla şahitlik etmem!” ve de ki: “O, ancak tek bir ilahtır ve ben sizin şirk olarak yakıştırdığınız o şeylerden uzağım.” 3/18-52,
20 Vaktiyle kendilerini, vahye muhatap kıldığımız kimseler bunu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar, işte onlar bu hakikate Kuran’a inanmayanlardır.
21 Kendi uydurduğu yalanı, Allah’a yakıştıran veya ayetleri karşısında yalana sarılandan daha zalim kim vardır? Şu bir gerçek ki Allah’a iftira edenler asla iflah olmazlar. 6/135, 10/17, 12/23, 39/24, 62/5, 11/18-19
22 O gün, onların hepsini bir araya toplayacağız; sonra da Allah’a şirk koşanlara diyeceğiz ki; iddia etmiş olduğunuz ortaklarınız nerede? 2/166167, 16/27, 26/92-93,
23 Sonra onların hilesi, “Rabbimiz Allah’a yemin ederiz ki biz ortak koşan müşriklerden değildik.” demekten başka bir şey olmayacaktır.
24 İşte bak! Kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve uydurdukları şeyler, kendilerini nasıl yüzüstü bırakıp uzaklaştı. 6/137, 16/104-105-116,
25 Onlardan kimileri de var ki sanki sana kulak veriyor. Onlar her türlü ayeti görseler bile ayetlerimize inanmazlar çünkü kalplerini bilgiye kapatmışlar ve kulakları ile duymak istemiyorlar. Bir de seninle tartışmak için derler ki: “Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
26 Onlar hem başkalarını Kuran’dan engellerler hem de kendileri bundan mahrum kalırlar. Sonuçta kendilerini helak ederler de farkında olmazlar. 5/49, 22/51, 28/88, 34/5-38
27 Ateşin başında durdurulduklarında, “Ah, keşke yeniden dünyaya döndürülsek de Rabbimizin ayetlerine karşı yalana sarılmasak ve müminlerden olsaydık” dediklerinde onların halini bir görmeliydin. 6/30, 23/99...109, 32/12, 42/44-45
28 Hayır, onlara önceden gizli olan hakikat ortaya çıktı da ondan. Eğer yeniden dünyaya gönderilselerdi, yine yasaklanan şeylere dönerlerdi. Çünkü onlar gerçekten yalancıdırlar. 6/116, 21/40, 26/102, 39/58-59, 23/90/
29 Zira onlar, “Hayatımız şu dünya hayatından ibarettir, bundan başka bir hayat yoktur. Biz tekrar diriltilecek de değiliz.” diyorlardı. 10/7, 23/35, 45/24, 79/34...41
30 Rablerinin karşısında durdurulduklarında, Allah’ın onlara: “Şimdi bu gerçek değil miymiş?” dediğinde onların: “Rabbimize andolsun ki kesinlikle gerçekmiş.” dediklerini ve (Allah’ın da): “Gerçekleri örtbas ettiğiniz için tadın bakalım azabı.” dediği anı bir görsen! 6/93, 32/12, 34/31, 50/23. 69/13...20
31 Allah ile karşılaşmayı hesaba katmayanlar hüsrana uğramışlardır. Nihayet bu dünyanın sonu o saat ansızın onların başına gelip çattığında, işledikleri günahları sırtlanmış bir halde “Yazıklar olsun bize ahireti hesaba katmadığımız için.” derler. Dikkat edin ne berbat şeyler yükleniyorlar öyle. 6/47...51, 39/56, 43/66, 47/18, 45/34-35,
32 Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise sorumlu davranıp korunanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
33 Onların söylediklerinin, seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat onlar, seni yalanlamıyorlar, gerçekte o yanlışta ısrar eden zalimler bu Kuran’ın hak olduğunu bildikleri halde bile bile Allah’ın ayetlerine inanmıyorlar.
34 Unutma ki senden önceki elçiler de yalancılıkla suçlanmışlardı. Onlar bizim yardımımız gelene kadar sabrettiler. Zira Allah’ın yardım edeceğim diye yazdığı kelimelerini değiştirecek güç yoktur, elbette bu elçilerin haberlerinden bir kısmı sana geldi. 3/184, 6/114-115,
35 Şayet onların yüz çevirmeleri senin zoruna gidiyorsa, eğer yerin dibine doğru bir tünel kazmaya veya göğe merdiven dayamaya gücün yetiyorsa, onlara istedikleri ayeti/mucizeyi getirirsin. Şayet Allah, isteseydi hepsini hidayet/doğru yol üzerinde toplardı, sakın cahillerden olma! 6/109, 7/132, 17/59, 29/50-51,
36 Ancak gönülden kulak verenler daveti kabul ederler,1 ölülere gelince, Allah onları diriltir sonra hesap vermek üzere Allah’a döndürülürler.2 113/18, 10/25, 50/41, 67/10, 222/5-6, 30/19-50, 36/51-52,
37 Onlar “Sana Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi” dediler. De ki; “Allah’ın her türlü mucize indirmeye elbette gücü yeter. Fakat onların çoğu bunun bilincinde değiller.” 10/20, 13/27, 20/133-134,
38 Yeryüzündeki tüm canlılar ve kanat çırparak uçan bütün kuşlar sizin gibi birer topluluktur. Biz bu kitap Kuran’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra hepsi Rablerinin huzurunda bir araya getirilecekler
39 Bizim ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah sapmayı dileyenin sapkınlığını onaylar, dileyeni ise dosdoğru yoluna yöneltir.
40 De ki: “Hiç düşündünüz mü, eğer Allah’ın azabı sizi yakalasa veya bu dünyanın bozulma anı, o saat gelip çatsa, eğer iddianızda doğruysanız söyleyin Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız?” 6/56-63-71,
41 Hayır, sadece Allah’a dua ile yalvarırsınız. O da uygun görürse, kaldırılması için dua ettiğiniz belayı kaldırır da siz, ortak koştuğunuz şeyleri unutuverirsiniz. 6/17, 10/107, 16/52...56
42 Doğrusu biz, senden önce gelip geçen toplumlara da elçiler göndermiş, acziyetlerini itiraf edip yalvarsınlar diye onları şiddetli darlık ve sıkıntılara sokmuştuk. 20/133-134,
43 Hiç olmazsa cezalandırmamız, kendilerine gelince acziyetlerini itiraf edip yalvarsalardı ya. Fakat onların kalpleri katılaşmıştı. Zira şeytan, yaptıklarını kendilerine güzel göstermişti. 7/94, 6/122, 16/63, 23/75-76,
44 Ve kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı ettiler. Biz de onlara bütün nimet kapılarını ardına kadar açtık ve sunulan nimetlerin hazzıyla şımarmış bir haldeyken, ansızın öyle bir cezalandırdık ki ümitsizlik girdabına düştüler.
45 Âlemlerin Rabbine/sahibine hamd/övgüler olsun ki, nankörlükte direnen zalim toplumun kökü böylece kazınmıştı. 23/44, 71/26-27-28
46 De ki: “Hiç düşündünüz mü? Allah, kulaklarınızı sağır gözlerinizi de kör etse ve kalplerinizi de mühürlese, Allah’tan başka onları size geri getirecek bir ilah mı var?” İşte bak ayetlerimizi nasıl değişik şekillerde ortaya koyuyoruz. Yine de yüz çeviriyorlar.
47 De ki: “Hiç düşündünüz mü? Allah’ın azabı, size ansızın veya açıktan açığa gelip çatsa, hiç yanlışta ısrar eden zalim bir halktan başkası mı helak edilir?” 6/6-131,
48 Zira biz, elçileri yalnızca müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Artık kim iman edip, durumunu düzeltirse onlara korku yoktur ve bunlar üzülmeyeceklerdir. 18/56, 33/45, 35/24, 2/62, 7/35, 43/67-68
49 Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlara gelince, Allah’ın yolundan çıkmalarından dolayı onlara azap dokunacaktır. 7/182, 10/94, 27/84, 39/32, 32/18-19-20
50 De ki: “Ben size, Allah’ın (Sevap ve nimet) hazinelerinin benim elimde olduğunu söylemiyorum. Gaybı da (Gelecekte neler olup biteceğini de) bilemem, ben size, ben meleğim/kralım da demiyorum. Ben, ancak bana vahyedilen Kuran’a uyuyorum.” De ki: “Hiç gerçeğe karşı kör olan ile onu gören bir olur mu? Hâlâ düşünmeyecek misiniz?”
51 Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları1 bu Kuran ile uyar ki, Onların orada herhangi bir veli/koruyucu ve şefaatçilerinin olmadığını anlasınlar. Belki sakınıp korunurlar. 18/49, 23/79, 34/31, 69/18, 26/19-70,92, 43/5, 50/45, 32/107, 6/70, 42/9, 46/94, 32/4, 39/43-44,
52 O’nun hoşnutluğunu arzulayarak, sabah akşam Rablerine yalvaranları huzurundan kovma! Zira ne onların hesabı sana düşer ne de senin hesabın onlara düşer. Bu takdirde onları kovarsan onlara haksızlık eden zalimlerden olursun. 11/29, 18/28, 26/114, 10/41, 2/120-145,
53 Bu şekilde biz insanları birbirleriyle sınıyoruz ki; “Allah, aramızdan bula bula iyilik yapmak için bunları mı buldu?” desinler. Peki, Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir?
54 Ayetlerimize yürekten inanıp güvenenler sana geldiklerinde, onlara de ki: “Selamün Aleyküm size müjdeler olsun Rabbiniz zatına rahmeti ilke edindi. Artık kim bilmeden bir kötülük işler ve hemen ardından tövbe eder/yanlıştan döner ve kendini düzeltirse, şüphesiz O, eşsiz bir bağışlayıcı ve bitimsiz bir merhametin sahibidir.” 6/12, 16/119, 5/93, 20/82, 25/70-71
55 Böylece ayetlerimizi açık ve anlaşılır kılıyoruz ki günaha batmış olanların yolunun yanlışlığı açıkça belli olsun. 6/114, 20/133-134
56 De ki: “Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınıza kulluk etmem bana yasaklandı” ve yine de ki; “Sizin uyduruk arzu ve heveslerinize de uyamam, bu takdirde sapıtmış olurum da doğruyu bulanlardan da olamam.” 6/71-72, 7/37, 28/50, 40/20, 46/4…6
57 Ve yine de ki: “Ben, Rabbimden gelen apaçık belgeye Kuran’a dayanmaktayım. Ve siz de bunu yalanlamış durumdasınız. Sizin acele
58 De ki: “Şayet sizin çabucak gelmesini istediğiniz azap benim elimde olsaydı, sizinle benim aramda iş bitirilmiş olurdu ama Allah, azabı hak eden zalimlerin kimler olduğunu en iyi bilendir.”
59 Çünkü gaybın/bilinmezlerin anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları, kendisinden başka kimse bilemez. O, karada ve denizde olup biten her şeyi bilir. Düşen bir yaprak bile onun bilgisi dâhilindedir, yerin derinliklerinde kalmış bir tohum yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitapta/yasada mevcuttur.
60 O’dur geceleyin sizi vefat ettiren/sizdeki bilinci alan ve gündüzünde neler yapıp ettiğinizi bilen. Sonra belirlenen süreye kadar yaşamanız için sizi her sabah yeniden dirilten/bilincinizi size iade eden. Sonunda dönüşünüz O’nadır, ardından O da size yaptıklarınızı bir bir haber verecek.
61 O’dur kulları üzerinde mutlak otorite olan. O size, sizi gözetecek yaptıklarınızı kaydeden (melekler) gönderir. Nihayet sizden birine ölüm geldiği zaman, elçilerimiz görevlerini eksiksiz yerine getirirler ve onu vefat ettirirler. 4/97, 6/93, 8/50, 16/28...32,
62 Sonra da gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnızca O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.
63 De ki: “Eğer bizi kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız” diye içten bir yakarışla dua ettiğinizde, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kurtaran kimdir? 3/126-160, 17/56-57,
64 De ki: “Sizi ondan ve diğer bütün sıkıntılardan kurtaracak olan Allah’tır. Buna rağmen siz hala Allah’a şirk koşuyorsunuz.” 6/17, 16/52...54,
65 De ki: “Size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak birbirinize düşürmeye kadir olan O’dur. İyice kavrasınlar diye ayetleri nasıl açık ve anlaşılır kıldığımıza bir bak!” 6/46-105-126,
66 O hakkın kendisi olmasına rağmen, senin toplumun Kuran karşısında yalana sarıldılar. De ki: “Ben sizin vekiliniz/savunucunuz değilim.” 25/30, 6/104-107,
67 Her haberin gerçekleşeceği bir an vardır. İlerde anlayacaksınız. 15/3, 20/135, 29/66, 38/88, 67/17-29
68 Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşanları gördüğün zaman, başka bir hadise geçmedikleri sürece onların yanlarında oturma! Olur, da şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık Allah’ın ayetlerini hafife alıp alay eden zalimlerle bir arada bulunma!
69 Gerçi sorumlu davrananlara, onların hesabından hiçbir sorumluluk yoktur. Fakat onlara da bir hatırlatma vardır, belki sakınıp korunurlar. 2/41, 24/54, 51/55, 87/9-10
70 Dünya hayatının aldattığı,1 böylece dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri kendi haline bırak2 ve onlara Kuran’la şu gerçeği hatırlat:3 “Her insan, kazandıkları ile rehin alınacak.4 Onun için Allah ile aralarına koyacakları herhangi bir veli/koruyucu ve şefaatçi olmayacak,5 verilebilecek her fidyeyi verse bile ondan asla alınmayacak.6 İşte bunlar işledikleri yüzünden helake sürüklenmiş olacaklar, onlar ayetlerime inanmadıkları için içlerini yakıp kavuran bir su ve acıklı bir azap vardır.”7 131/33, 35/5, 45/35, 53/29, 27/51, 57/20, 36/19, 21/45, 42/7, 50/45, 4 52/21, 53/39, 74/38, 52/107, 10/18, 32/4, 42/9, 610/54, 13/18, 70/11...15,
71 De ki: “Allah, bize doğru yolunu gösterdikten sonra,1 Allah’tan başka bize yararı da zararı da dokunmayanlara mı yalvaralım.2 Tıpkı yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken, bize gel diyerek doğru yola davet eden arkadaşlarını bırakıp;3 şeytanın ayartmalarına kanarak, uçuruma yuvarlanan kimse gibi mi olalım?4, De ki: “Tek doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur, biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”5, 12/120, 16/9, 4/115, 210/18, 22/12-13, 36/23, 312/108, 41/33, 42/15, 414/22, 34/20-21, 36/60/...64, 52/130-131,
72 Ve namazı hakkını vererek dosdoğru kılın ve Allah’a karşı sorumlu davranın. Zira huzurunda toplanacağınız O’dur.
73 Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaç için yaratan Allah’dır1 ve O, ol dediği an oluş sürecine girer. O’nun sözü/buyruğu mutlaka gerçekleşir,2
74 Hani İbrahim, babası Azer’e şöyle demişti: “Sen putları ilah olarak mı kabul ediyorsun? Ben, seni ve toplumunu apaçık bir sapkınlık içinde görüyorum.” 21/51...70, 26/69...77, 37/83...109
75 İşte böylece biz, İbrahim’e imanı pekişip sağlamlaşsın diye göklerin ve yerin hükümranlık sistemini gösterdik/muhteşem nizamı kavramasını öğrettik. 2/124...134, 3/65...68
76 Gecenin karanlığı üzerine bastırınca bir yıldız görmüş ve: “İşte benim Rabbim budur.” demişti. Fakat yıldız batınca: “Ben, batanları sevmem.” dedi.
77 Başka bir zaman Ay’ı doğarken görünce: “İşte budur benim Rabbim!” demişti. Fakat o da batınca: “Eğer Rabbim bana doğru yolu göstermezse, ben kesinlikle sapıtmış şu toplumdan biri olurdum.” dedi.
78 Sonra İbrahim doğmakta olan güneşi görünce: “İşte budur benim Rabbim, zira bu daha büyük ve daha parlak.” demiş, o da batınca: “Ey kavmim, ben sizin ortak ederek şirk koştuklarınızdan uzağım.” demişti.
79 “İşte şimdi ben bütün varlığımla, şirkten arınmış/Hanif olarak gökleri ve yeri eşsiz bir biçimde yaratan Allah’a yöneldim ve ben Allah’a ortak koşan müşriklerden değilim.” dedi.
80 Ve toplumu onunla tartışmaya girdi. İbrahim dedi ki: “O beni doğru yoluna iletmişken siz, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden hiç korkmuyorum. Rabbimin dilemesi dışında hiçbir şey gerçekleşmez. Zira Rabbim, sınırsız ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp aklınızı başınıza almayacak mısınız?”
81 “Hem siz, Allah’ın hakkında hiçbir bilgi ve belge indirmediği şeyleri, O’na ortak ederek şirk koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden niye korkayım ki? Eğer biliyorsanız söyleyin, bu iki taraftan hangisi korkudan emin olmaya daha layıktır?” 7/33-71,
82 İman edenler ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar, işte korkudan emin olmak bunların hakkıdır. Ve doğru yolda olanlar da bunlardır. 4/115, 31/2...5-13,
83 İşte bu, toplumuna karşı kullanması için İbrahim’e verdiğimiz ispat sistemimizdir. Zira biz seçtiğimiz kimseyi yüksek derecelere yüceltiriz. Şüphesiz ki Rabbin her şeyi yerli yerince yapandır ve her şeyi bilendir.
84 Biz İbrahim’e, İshak ve Yakub’u bahşettik ve onların her birine doğru yolu göstermiştik. Nitekim biz önce de Nuh’u ve onun soyundan gelen Davud, Süleyman, Eyyüb, Yusuf, Musa ve Harun’a da doğru yolu göstermiştik. İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz. 29/27, 37/80-105-110-112-131,
85 Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas, hepsi de iyi ve erdemli kişilerdendi. 7/157-199,
86 İsmail, el-Yeseâ, Yunus ve Lut’u hepsini de bulundukları toplumlara üstün kıldık.
87 Onların atalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını seçmiş ve doğru yola erdirmiştik.
88 İşte bu, Allah’ın rehberliğidir ki kullarından hak eden kimseyi bununla doğru yola ulaştırır. Eğer onlar, Allah’a şirk koşmuş olsalardı, yapmış oldukları her şey kesinlikle boşa giderdi. 23/51, 39/23-65,
89 İşte bunlar kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar bu vahye inanmazlarsa, biz de bunu inanacak başka bir topluma bu emaneti veririz. 3/81, 4/163...165,
90 İşte bütün bu kimseler, Allah’ın rehberlik ettiği kişilerdir. Öyleyse sen de onların yolunu izle ve de ki “Ben bu tebliğ için sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Zira bu Kuran, bütün toplumlara sadece bir uyarı ve öğüttür.”
91 Onlar, “Allah, hiçbir beşere hiçbir şey indirmemiştir” diyerek Allah’ı gereği gibi takdir edip tanıyamadılar.1 Sor onlara “Musa’ya gelen, insanlık için bir rehber ve nur olan, kâğıtlara yazdığınız, böylece bir kısmını açıklayıp2 (İşinize gelmediği için) çoğunu gizlediğiniz,3 sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri kendisiyle öğretildiğiniz o kitabı kim indirdi?” “Al 6. EN’ÂM SÛRESİ lah!” de! Sonra bırak onları, boş laflarıyla oyalanıp dursunlar.4, 122/74, 39/67, 24/115, 23/49, 47/25, 33/187, 5/15-44,
92 İşte bu Kuran da hem önceki hakikatleri tasdik eden hem de anakent ve çevresindeki insanları uyarman için indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Ahirete inanıp güvenenler, bu Kuran’a da inanıp güvenirler ki onlar namazlarında devamlılık gösterirler.
93 Kendi uydurduğu yalanı, Allah’a isnat edenden1 veya kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana da vahiy geliyor” diyenden veya “Allah’ın indirdiği Kuran gibi ben de indiririm” diyenden daha büyük iftiracı kim vardır?2 Bu zalimlerin, ölümün pençesinde acıyla kıvranırken meleklerin, canlarını almak için onlara ellerini uzatarak “Haydi elinizden geliyorsa kendinizi kurtarın bakalım, yalan yanlış şeyleri Allah’a isnat etmenizden ve O’nun ayetlerine karşı kibirli/umursamaz davranmanızdan dolayı bugün onursuzluk azabını tadın bakalım” dediklerinde onların durumunu bir görmeliydin.3, 16/21, 10/17, 11/18-19,
94 Dünya’ya ilk gelişinizde sizi yalnız yarattığımız gibi, işte huzurumuza da yapayalnız geldiniz ve size bağışladıklarımızın hepsini arkanızda bıraktınız. Size şefaatçi olacağını zannettiğiniz ve bunun için Allah ile aranıza koyduğunuz ortaklarınızı yanınızda göremiyoruz, aranızda kurmuş olduğunuz bağlar paramparça olmuş ve kurtaracağını zannettiğiniz o kimseler sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. 7/53, 18/49, 19/80-95, 26/92...98,
95 Tohumu ve çekirdeği çatlatıp yeşerten, ölüden diriyi çıkaran diriden de ölüyü çıkaran şüphesiz ki Allah’tır. İşte budur Allah! O halde size ne oluyor?
96 Karanlığı yararak sabahı ortaya çıkaran,1 geceyi sükûnet/dinlenme vakti kılan,2 güneşi ve ayı da zaman ölçüsü yapan O’dur. İşte bu, mutlak üstün olan ve her şeyi bilenin koymuş olduğu bir ölçüdür3,
97 Karanın ve denizin karanlıklarında, konumlarına bakarak yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan Allah’dır. Doğrusu biz, bu ayetleri hakikati anlayabilen bir toplum için etraflıca açıkladık. 16/12-16, 6/105-126,
98 Yine Allah’dır, sizi tek bir özden/candan var eden. Geçici ve kalıcı hayat için yer tayin eden.1 Doğrusu biz, bu ayetleri kavrayabilen bir toplum için etraflıca açıkladık.2 14/1, 11/6, 7/189, 31/28, 39/6, 77/20...26, 2
99 O’dur, gökten yağmuru indiren. Bu yağmurla her türlü bitkiyi çıkardık, o bitkiden de yemyeşil ekin çıkarır da ondan da üst üste binmiş dizili taneler çıkarırız. Hurma ağacının tomurcuklarından da kolayca erişip koparılabilen salkım salkım hurmalar, yine birbirine renk ve tat olarak benzeyen ve benzemeyen nice üzüm bağları, zeytin ve nar ağaçları çıkarırız. Bu bitkiler hem oluşup gelişirken hem de olgunlaştığında meyvelerine ibret nazarıyla bir bakın. İşte bütün bunlarda, inanacak bir toplum için alınacak nice dersler vardır. 2/22, 7/57, 13/4, 30/48, 78/14...16
100 Allah’ın yarattığı görünmez varlıkları/cinleri O’na ortak koştular. Bilgisizce O’nun için oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Oysaki O, onların bu çirkin yakıştırmalarından münezzeh ve çok yücedir. 34/40-41-42,
101 O, göklerin ve yerin örneksiz ve eşsiz yaratıcısıdır. O’nun hiç eşi olmadı ki nasıl çocuğu olsun? Kaldı ki her şeyi yaratan O’dur ve O, her şeyi bilendir. 36/83, 42/11, 112/2-3
102 Kendisinden başka ilah olmayan1 ve her şeyin yaratıcısı olan işte bu Allah’tır,2 sizin Rabbiniz. Öyleyse sadece O’na kulluk edin,3 zira O’dur her şeye vekil olan/koruyup kollayan.4, 12/163, 3/2, 59/22, 2
103 Hiçbir göz ve idrak O’nu kavrayıp kuşatamaz fakat O, bütün gözleri ve idrakleri kavrar ve kuşatır. O, latif/kavranamayan, sınırsız bilgisiyle her şeyi kuşatan ve her şeyden haberdar olandır.
104 Rabbinizden size basiret/bilinç kaynağı olan vahiy/Kuran gelmiştir. Kim bu vahyin gösterdiği yola girip gereğini yaparsa, bunun yararı kendisinedir; kim de körleşirse, bu da onun aleyhinedir. Zira ben, sizin koruyucunuz değilim. 6/50-51,
105 Ayetlerimizi çok boyutlu ortaya koyuyoruz ki “Sen birilerinden ders almışsın.” desinler. Böylece biz, bu hakikati bilmek isteyen topluma açıklayalım.
106 Sen, Rabbinden sana vahyedilen/Kuran’a uy! O’ndan başka ilah yoktur. Müşriklerden de yüz çevir/onların eziyetlerine aldırma.
107 Eğer Allah, dileseydi onlar asla şirk koşamazlardı. Biz, seni onların başına bekçi kılmadık. Sen onlara vekil de değilsin.
108 Müşriklerin, Allah ile aralarına koyup dua ile yalvarıp yakardığı kimselere sövmeyin ki, onlar da bilmeden taşkınlık ve densizlikle Allah’a sövmesinler. İşte böylece her topluma yanlış inanç ve davranışları kendilerine güzel göründü. Sonuçta onlar, Rablerine dönecekler; Allah da onlara yaptıklarını bir bir haber verecek.
109 Onlar kendilerine bir mucize gösterilirse, O’na mutlaka iman edeceklerine var güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. De ki: “Mucizeler göndermek Allah’ın elindedir. Hem siz şunun farkında değil misiniz ki mucize gelse bile onlar da inanmazlardı.” 13/7-27, 17/59, 21/5-6,
110 Biz de, onların kalplerini ve basiretlerini tersine çeviririz de ilk defa inanmadıkları gibi yine de inanmazlardı. Biz de onları, azgınlıkları içinde öylece bocalamaya terk ederiz. 7/101, 15/3, 18/55...59
111 Eğer Allah, onlara melekleri indirmiş olsaydı, ölüler de onlarla konuşmuş olsaydı ve gerçeği ispat edecek her şeyi onların önüne sermiş olsaydı bile Allah’ın dileme isteğini yerine getirip iman etmezler. Çünkü onların çoğu bu ilahi yasayı bilmemektedirler. 6/109, 10/99-100,
112 Onlar birbirlerine insanları aldatmak için akıl çelici birtakım yaldızlı sözler fısıldamalarından dolayı insan ve cin şeytanları, her nebiye düşman oldular. Gerçi Rabbin seçme hakkı vermeseydi onu da yapamazlardı ya. Öyleyse onlardan ve uyduruk dinlerinden uzak dur! 4/60-120, 14/12-22, 16/63, 27/24, 47/24-25
113 Onların amacı da ahirete inanmayanların kalplerini o sözlere meylettirerek, ondan hoşnut olmalarını sağlamaktır ki böylece işledikleri günahları işlemeye devam etsinler. 10/7, 16/22, 27/4-5,
114 Allah, size kitabı ayrıntılı olarak indirmişken1 şimdi ben Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?2 Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, iyi bilirler ki bu Kuran, Rabbin tarafından indirilmiş hakkın ta kendisidir.
115 Zira Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini/hükümlerini değiştirebilecek bir güç yoktur. O’dur her şeyi işiten, her şeyi bilen.
116 Eğer yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Zira onlar, temelsiz zan ve tahminden başka bir şeyin peşine düşmezler ve onlar sadece yalan uydururlar/düşüncesizce hareket ederler. 5/49, 7/179, 12/103-106,
117 Hiç şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanın kim olduğunu en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir. 28/85-69,
118 Eğer Allah’ın ayetlerine inanıp güveniyorsanız, üzerine Allah’ın adının anıldığı hayvanlardan yiyin. 16/5-6, 22/30, 36/72-73,
119 Mecbur kaldığınız durumlar dışında, size nelerin haram kılındığı detaylı bir şekilde açıklanmışken siz neden Allah’ın adının anıldığı hayvanlardan yemiyorsunuz? Fakat insanların birçoğu, hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi arzu ve hevesleriyle bu konularda insanları saptırırlar ama Rabbin haddini aşanları (Haram ve helal koyma yetkisini kendinde bulanları) çok iyi bilendir. 5/1-3,
120 Günahın açığını da gizlisini de terk edin. Zira günah işleyenler, zamanı geldiğinde günahlarının cezasını çekecekler. 4/108, 6/151, 7/33 121. Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilmiş hayvanlardan yemeyin. İşte bu, emre isyandır. Zira şeytanlaşmış insanlar, kendi dostlarına, sizinle uğraşıp ikna etmeleri için telkinde bulunurlar. Onlara uyarsanız, siz de müşriklerden olursunuz. 2/173, 6/138-145, 16/115, 22/34 122. Hiç ölü iken (Vahiy ve imanla) hayat verdiğimiz, insanlar arasında yolunu bulması için yürüyeceği bir ışık/vahiy bahşettiğimiz kimsenin durumu, içinden çıkamayacağı karanlıklara gömülmüş kişi gibi olur mu?1 Gel gör ki gerçeği örtbas eden kâfirler yaptıklarını güzel görüyorlar.2, 16/39, 20/126, 39/71, 67/9-10, 213/33, 16/63, 47/14 123. Ve böylece, her memlekette oranın günahkâr ileri gelen büyükleri orada entrikalarla iş başına gelirler, yaptıkları hile ve tuzakları