⚖️ Karşılaştır
42. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Şûrâ Suresi

Mustafa Çavdar — Mustafa Çavdar Meali

1 Hâ, Mîm.

2 Ayn, Sin, Kaf.

3 Her işinde mükemmel ve her hükmü doğru olan Allah senden öncekilere vahyettiği gerçekleri sana da aynen vahyediyor. 6/19, 42/13-52

4 Zira göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi O’nundur. O, yücedir

5 Gökler neredeyse üzerlerinden çatlayıp yarılacak. Melekler de, bir taraftan Rabblerini överek yüceltmekte bir taraftan da yeryüzündekiler için bağışlanma dilemektedirler. Bilesiniz ki Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 17/44, 40/7-8

6 Allah ile aralarına birilerini evliya koyanlar, Allah onları gözetim altında tutmaktadır. Zira sen onlara vekil değilsin.

7 Biz, Mekke ve civarındaki şehir halklarını hem uyarman hem de hakkında hiç şüphe olmayan o toplanma günü ile ikaz etmen için sana işte böyle Arapça bir Kuran vahyettik. O gün insanların bir kısmı cennettedir, bir kısmı da çılgın alevler içinde! 6/19-92,

8 Eğer Allah isteseydi onları tevhit inancını benimsemiş tek bir ümmet yapardı. Ancak o tercihi insana bırakmış, dileyeni rahmetine dâhil eder. Ama yanlışta ısrar eden zalimlerin ise ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı.

9 Şimdi onlar Allah ile aralarına bir takım evliya/otoriteler mi koyuyorlar? Hâlbuki gerçek veli Allah’tır. Zira ölüleri dirilten Allah’dır, her şeye gücü yeten de O’dur.

10 Din hususunda tartışıp ihtilaf ettiğiniz her konuda hükmü Allah verecektir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Ben sadece O’na güvenirim ve sadece O’na yönelirim.

11 O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Nasıl ki hayvanları çiftler halinde yaratmışsa, üreyip çoğalasınız diye size de kendi türünüzden eşler bahşetmiştir. Hiçbir şey onun benzeri ve dengi olamaz. Zira O’dur her şeyi işiten ve her şeyi gören.

12 Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. O, hak edene rızkı yayar ve bir ölçüye göre verir. Çünkü O, her şeyi bilendir.

13 Allah’ın tevhit dini (İslam’ı) ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın diye Allah, Nuh’a emrettiği inancı sana da din/şeriat kıldı, Aynı şekilde İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz dini sana da vahyettik. Müşriklere ağır gelen senin davet ettiğin işte bu tevhit inancıdır. Oysa

14 Vaktiyle onlar kendilerine hakikatin bilgisi geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilaf edip gruplara ayrıldılar. Eğer cezaların belirli bir süreye kadar erteleneceğine dair Rabbin tarafından verilmiş bir hüküm olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Onların ardından gelen o kitabın mirasçıları bu Kuran hakkında da derin bir şüphe ve tereddüt içindedirler. 2/213, 98/1…5, 18/58-59,

15 İşte bunun için sen bıkıp usanmadan bu tevhide davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Onların arzu ve heveslerine uyma! Ve şöyle söyle: – Ben Allah’ın indirdiği tüm kitaplara inandım ve aranızda adaletli olmakla emrolundum. Zira Allah bizim de Rabbimiz/sahibimiz, sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize ait, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Öyleyse aramızda kavga ve çekişmeye gerek yok. Nasıl olsa Allah, hepimizi bir araya getirecektir. Çünkü dönüş yalnızca Allah’adır. 5/48-49,

16 Allah’ın tevhit çağrısı kabul edildikten sonra Allah hakkında tartışanların ileri sürdükleri bütün deliller Rabbleri katında geçersizdir. Onlar hem Allah’ın gazabına hem de şiddetli bir azaba uğrayacaklar. 4/174, 5/15-16, 6/156-157

17 Çünkü Allah mizânı ve hakkı ortaya koymak için Kuran’ı indirmiş böylece adaletin değer ölçülerini göstermiştir. Hem sen nereden bileceksin bu dünyanın sonu o saat belki de çok yakındır. 2/91, 4/105, 79/42.46

18 Bu dünyanın sonu o saatin geleceğine inanmayanlar, onun çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise o saatin bir gün mutlaka gerçekleşeceğini bildikleri için onun dehşetinden korkarlar. Şunu iyi bilin ki o saat hakkında ileri geri konuşanlar tam bir sapkınlık içindedirler.

19 Allah, kullarına karşı çok lütufkârdır. Zira O, hak edeni rızıklandırır. Çünkü O, çok güçlüdür ve üstün kudret sahibidir.

20 Kim ahiret yurdunun nimetlerine yatırım yapmak isterse onun bu yatırımına katkıda bulunuruz. Kim de sırf dünya nimetlerine yatırım

21 Yoksa onların, Allah’ın din hususunda onaylamadığı bazı inanç ve uygulamaları kendilerine dini kurallar olarak benimseten bir takım otoriteleri mi varmış? Şayet daha önce cezanın belli bir süre ertelenmesiyle ilgili Rabbinin bir hükmü olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Hiç kuşku yok ki Allah’ın dışında dini kurallar koyan zalimler için can yakıcı bir azap vardır.

22 Sen yanlışta ısrar eden zalimleri işledikleri günahlardan dolayı korkudan tir tir titrediklerini görürsün, nihayet korktukları başlarına gelmiştir. Ama iman edip, iyi ve güzel işler yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. İstedikleri her şey Rabbleri katından onlara verilecektir. İşte büyük ikram budur.

23 İşte bu, Allah’ın, iman edip iyi ve güzel işler yapan kullarına verdiği müjdedir. De ki: – Ben bu tebliğ vazifesine karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum, sadece Allah’a yakınlaşma konusunda bir sevgi ve anlayış istiyorum. Kim bir iyilik gerçekleştirirse biz de ona iyiliği artırırız. Gerçekten de Allah, bağışı bol ve şükredenlere karşılığını kat be kat verendir. 10/7, 25/56-57,

24 Yoksa onlar senin için: “Uydurduğu yalanları Allah’a isnat eden bir yalancı” mı? Diyorlar. Eğer öyle olsaydı Allah kalbini mühürleyiverirdi. Unutmayın ki Allah, kelimeleriyle batılı imha edip, hakkı gerçekleştirir. Çünkü O, göğüslerde gizlenen sırları bilendir.

25 O, kullarının tövbelerini kabul eder, günahlarını bağışlar, yaptıklarınızı bilir ve ona göre karşılığını verir.

26 İman edip iyi ve güzel işler yapanların dualarını kabul eder hatta sınırsız lütfu/ikramıyla daha fazlasını da verir. Gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince onlar için çok şiddetli bir azap vardır. 25/63...77

27 Şayet Allah, kullarına rızkı bol bol vermiş olsaydı, kesinlikle yeryüzünde azgınlık edip saparlardı. Fakat O, akıl sır ermez bir ölçüye göre

28 O, kuraklıktan dolayı insanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdırıp rahmetini yayandır. Çünkü O’dur koruyup gözeten, O’dur övgüye layık olan. 30/48...50

29 Gökleri ve yeri yaratması ve oralarda her türlü canlıyı yayması O’nun kudret delillerindendir. O, dilediği zaman onları toplayıp bir araya getirmeye kadirdir.

30 İyi bilin ki başınıza gelen her musibet, yaptıklarınız yüzündendir. Bununla birlikte Allah birçoğunu da affetmektedir.

31 Yoksa siz, yeryüzünde Allah’ı atlatıp bir yere kaçıp kurtulamazsınız. Bilin ki o zaman sizin Allah’tan başka bir veliniz ve yardımcınız da olmaz.

32 Dağ gibi gemilerin denizlerde akıp gitmesi de onun kudret delillerindendir. 14/32.34

33 Allah dilerse rüzgârı durdurur da işte o zaman gemiler su üstünde kalakalırlar. İşte bunda da direnip sabreden ve nimetlerin hakkını çokça verip şükreden herkes için alınacak nice ibretler vardır.

34 Ya da Allah dilerse bu gemileri içindekilerin yaptıklarından dolayı batırıp helak eder, ama çoğu zaman da affeder. 10/22-23,

35 Bizim ayetlerimiz hakkında tartışıp ileri geri konuşanlar bilsinler ki onların kaçıp kurtulacakları bir yer yoktur.

36 Size verilen bu şeyler geçici dünya hayatının geçimliğidir. Ama iman eden ve Rabblerine güvenip bağlananlar için Allah katından verilecek mükâfatlar daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

37 Onlar ki büyük günahlardan ve hayâsızlığın her türünden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da öfkelerini yener ve bağışlarlar. 3/133...136,

38 Yine onlar Rabblerinin çağrısına uyarak namazlarını hakkıyla kılarlar, bütün işlerini aralarında istişare ile yürütürler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.

39 Yine onlar haksız bir saldırıya uğradıklarında birbirleriyle dayanışma içinde karşı koyarlar. 4/75, 22/39-40

40 Zira bir kötülüğün karşılığı o kötülüğe denk bir cezadır. Ama kim de kötülüğü affeder ve barıştan yana olursa artık onun mükâfatı Allah’a aittir. Fakat Allah, saldırganlık yapanları sevmez. 6/159, 27/89-90,

41 Haksız bir saldırıya karşı dayanışma ile kendilerini savunanlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamazlar.

42 Sorumlu tutulacak olanlar insanlara zulmeden ve hak hukuk tanımadan memlekette azgınlık yapan kimselerdir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır.

43 Her kim de sabreder ve affedip bağışlarsa, işte bu gerçekten takdire şayan ve güzel bir davranıştır. 13/23-24,

44 Allah kimin sapkınlığını onaylamışsa artık bundan sonra onu koruyacak hiçbir velisi yoktur. Gün gelecek sen bu sapkınların azabı gördüklerinde “Buradan çıkmanın bir yolu yok mu?” diye feryat ettiklerini göreceksin. 23/99...108,

45 Yine sen o sapkınların zilletten boyunları bükük bir halde ateşin önüne getirildiklerinde korku dolu gözlerle gizli gizli etrafı süzdüklerini göreceksin. İman edenler de onlara şöyle diyecekler: – Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini hüsrana uğratan kimselerdir. Şunu iyi bilin ki, bu yanlışta ısrar eden zalimler azap içinde olacaklar.

46 Artık onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiç evliyaları da olmayacak. Allah’ın sapkınlığını onayladığı kimse için hiçbir kurtuluş yolu yoktur. 7/53, 26/91...103

47 Allah’tan gelecek ve geri dönüşün mümkün olmadığı o gün gelmezden önce Rabbinizin çağrısına uyun. Yoksa o gün ne kaçıp kurtulacak bir yer bulabileceksiniz ne de günahlarınızı inkâr edebileceksiniz. 6/26.28, 39/53...61,

48 Eğer yüz çevirecek olurlarsa bil ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece mesajı apaçık tebliğ etmektir. Biz insana ne zaman katımızdan bir ikramda bulunsak hemen sevinip şımarır. Yaptığı yanlışlar yüzünden başına bir sıkıntı geldiği zaman da nankör kesilir. 6/104-107,

49 Şu insan mal mülk istemekten asla bıkıp usanmaz. Ama başına bir sıkıntı gelince de ümidini yitirip karamsarlığa düşer. 11/9-10, 16/52...55

50 Fakat başına gelen bu sıkıntıdan sonra, biz ona katımızdan bir bolluk ve rahatlık verdiğimizde de tutar: – Bu zaten benim hakkımdır, hem ben bu dünyanın sonu o saat gelip bu dünyanın bozulacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbimin huzuruna çıkarılacak olursam hiç şüphem yok ki O’nun katında beni en güzel mükâfat beklemektedir, diye küstahlık eder. Oysa biz gerçekleri örtbas eden bu kâfirlere işledikleri günahları bir bir haber vereceğiz ve onlara en ağır azabı tattıracağız. 18/32...45,

51 İşte bu insana biz ne zaman bir lütufta/ikramda bulunsak yüz çevirir küstahlaşıp şımarır, ama başı dara düştüğü zaman da sürekli dua ile yalvarıp yakarır.

52 De ki: – Ya bu Kuran Allah katından gelmiş ise; buna rağmen siz de buna inanmamışsanız, bu durumda hak olan Kuran’dan bu kadar uzaklaşan kimseden daha sapkın biri olabilir mi? 10/37, 11/13-14

53 Vakti geldikçe biz bu ilahi mesaj Kuran’ın tartışmasız bir hak olduğu herkes için ortaya çıkıncaya kadar, onlara hem iç dünyalarında hem de dış dünyalarındaki tüm ayetlerimizi/işaretlerimizi göstereceğiz. Bütün bunların gerçekleşeceği hususunda Rabbinin şahitliği onlara yetmiyor mu? 13/1...5, 45/1...9, 51/20-21, 29/52 54. Dikkat edin onlar, Rabbleriyle karşılaşacakları konusunda derin şüphe içindedirler! Unutmayın ki Allah sınırsız ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. 7/51, 45/34-35

← 41. Fussilet 43. Zuhruf →