NİSA 101.... 103 AYETLER NAMAZDAN MI BAHSEDER?
NİSA SURESİ 101~102~103 AYETLERİN İZAHI.
NİSA 101~102~103 SALAT NAMAZ MI? SECDE NEDİR?
Çok tartışılan ve sorulan Nisa 101, 102 ve 103. ayetlere gelelim.
Bu ayetleri doğru anlamak için öncelikle secde kavramını doğru bilmemiz gerekir. Secde fiziksel değil zihinsel bir eylemdir. Kuranda fiziksel yere kapanmak kelimesi "harre"'dir.
Onlar, ağlayarak çeneleri üzerine kapanırlar. Bu onların huşularını artırır.
وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَز۪يدُهُمْ خُشُوعاً
Ve yahırrune lil ezkani yebkune ve yeziduhum huşua.
KELİME KÖKÜ VE GEÇTİĞİ YERLER
Yusuf / 12:100:5
وَخَرُّوا۟ve harru
ve hepsi kapandılar
Nahl / 16:26:11
فَخَرَّfeharra
çökmüştü
İsra / 17:107:16
يَخِرُّونَyehirrune
onlar derhal kapanırlar
İsra / 17:109:1
وَيَخِرُّونَve yehirrune
ve kapanırlar
Meryem / 19:58:27
خَرُّوا۟harru
kapanırlardı
Meryem / 19:90:7
وَتَخِرُّve tehirru
ve dağılacak
Hac / 22:31:10
خَرَّharra
düşmüş
Furkan / 25:73:7
يَخِرُّوا۟yehirru
davranmazlar
Secde / 32:15:8
خَرُّوا۟harru
derhal kapanırlar
Sebe / 34:14:15
خَرَّharra
yıkıldı
Sad / 38:24:30
وَخَرَّve harra
ve kapandı
O HALDE YERE KAPANMA ŞEKLİNE SECDE DİYEMEYİZ.
De ki: "Ona ister inanın ister inanmayın; daha önce kendilerine ilim verilenler, o, onlara okunduğu zamanlar, secde edip çeneleri üzerine kapanırlar."
قُلْ اٰمِنُوا بِه۪ٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِه۪ٓ اِذَا يُتْلٰى
عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّداًۙ
Kul aminu bihi ev la tu'minu, innellezine utul ilme min kablihi iza yutla aleyhim yahırrune lil ezkani succeda.
yehirrune
onlar derhal kapanırlar
خرر
lilezkani
çeneleri üstüne
ذقن
succeden
secdeye
سجد
Sin-Cim-Dal:
İlgili Ayetlerden birkaçı
Bakara / 2:34:4
ٱسْجُدُوا۟scudu
secde edin
Bakara / 2:34:6
فَسَجَدُوٓا۟fesecedu
hemen secde ettiler
Bakara / 2:58:13
سُجَّدًۭاsucceden
secde ederek
Bakara / 2:114:5
مَسَـٰجِدَmesacide
mescidlerinde
Bakara / 2:125:22
ٱلسُّجُودِs-sucudi
secde edenler
Bakara / 2:144:13
ٱلْمَسْجِدِl-mescidi
Mescid-i
Bakara / 2:149:7
ٱلْمَسْجِدِl-mescidi
Mescid-i
Bakara / 2:150:7
ٱلْمَسْجِدِl-mescidi
Mescid-i
Bakara / 2:187:53
ٱلْمَسَـٰجِدِ ۗl-mesacidi
mescidlerde
Bakara / 2:191:15
ٱلْمَسْجِدِl-mescidi
Mescid-i
Bakara / 2:196:65
ٱلْمَسْجِدِl-mescidi
Mescid-i
Bakara / 2:217:17
وَٱلْمَسْجِدِvelmescidi
ve Mescid-i
Ali İmran / 3:43:4
وَٱسْجُدِىvescudi
ve secde et
Ali İmran / 3:113:14
يَسْجُدُونَyescudune
secdeye kapanırlar
Nisa / 4:102:14
سَجَدُوا۟secedu
secde edince
Secde teslimiyet göstermektir. Otoriteyi kabul etmek, otoriteye uymaktır.
Yusuf 100: Ve (Yusuf) anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine yükseltti. Ve hepsi boyun eğip teslimiyet göstererek/ secde ederek o'nun için yere kapandılar.
وَرَفَعَ اَبَوَيْهِ عَلَى الْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّداًۚ……
Ve refea ebeveyhi alel arşı ve harru lehu succeda,......
Bu ayette secde ile harru kelimesi birlikte geçmekte ve bize secdenin fiziksel yere kapanmak anlamına gelmediğini öğretmektedir. Şayet secde yere kapanmak olsaydı harre kelimesi kullanılmazdı. Benzer ayet için Secde 15'e ve isra 107'ye de bakabilirsiniz.
Burada Yakup ve çocuklarının secdesi, Yusuf'un temsil ettiği makamın otoritesini kabul etmeleridir.
Bugün bir mültecinin T. C. anayasasına bağlı kalarak yaşayacağına söz vermesi, devletin otoritesine boyun eğip kabul etmesi olarak da anlayabiliriz.
Nahl 48: Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?
Allah'a secde etmek; Allah'ın yasalarını kabul etmek, boyun eğmektir.
Zıddıyla tanımlayalım:
İnşikak 20: Onların nesi var ki inanıp güvenmiyorlar.
Inşikak 21: Kendilerine Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar. İnşikak 22: Aksine, Kafirler/ gerçeği örtenier yalana sarılıyorlar.
Ayet açıkça secdeyi; gerçeği örtmek, yalana sarılmanın zıddı olarak tanımlıyor.
Benzer ayetler:
Furkan 60: Ve onlara, "Rahman'a secde edin." dendiği zaman, "Rahman da neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.
Rahman'a secde etmemek, buyruklarına uymamak demektir, yere kapanmak değil.
Bakara 34: Sonra melekelere: "Adem için secde edin." dedik. İblis hariç hemen secde ettiler.O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O kafirlerdendi.
Secde etmemek, yüz çevirip büyüklük
taslamaktır, yere kapanmamak değil.
Elbette konumuz secde değil. Bu kavramı ileride salat konusundan sonra daha detaylı İşleyeceğiz.
Demek istediğimiz secdenin zihinsel olduğu ve fiziki olarak yere kapanmayla bir ilgisi olmadığıdır.
Gelelim ayetlere:
Nisa 101: Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer Kafirlerin/ gerçeği örtenlerin sizi ateşe atmalarından/ kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı kısaltmanızda bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, kafirler/ gerçeği örtenler sizin apaçık düşmanınızdır.
İnsanlar sefere çıkmayı beyninde, savaş ortamında kılıç sallarken olarak kurguluyor. Oysa; sefere çıkmak; savaşa hazırlık, yola çıkmak, savaşmak ve dönüşü de kapsamaktadır. Ve bu süre o günün şartlarına göre en az bir aydır. Savaş meydanında savaşmak ise az veya çok ortalama bir gündür. Bu ayette kısaltılmasına izin verilen salatın iki boyutu vardır:
1: Vahiy eğitim ve öğretimi. Nebi sefer esnasında da vahiy almaya devam etmektedir. Ve kendisine vahyedileni tebliğ etmek, öğretmek zorundadır. Rabbimiz bu eğitim ve öğretim faaliyetini seferde tehlike arzeden durumlarda kısaltılmasına izin vermektedir.
2: Savaş taktik eğitim ve öğretimi. Muhammed nebi aynı zamanda ordunun komutanıdır. Ve ordusuna; gerek gelen vahiy doğrultusunda, gerek ferdi, gerek istişare yoluyla alınmış kararları öğretmek, gerekli talimatları vermek durumundadır.
Her iki durumda da verilen eğitim salat, askerlerin anlayıp kabul etmesi secdedir.
Nisa 102: Sen de içlerinde bulunup; onlara salati ikame ettirdiğin zaman, onların bir kısmı seninle beraber salata dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar, secde edince/ öğrenip kabul edince, arkanıza geçsinler. Sonra, salat etmemiş olan diğer kısım gelsin, seninle beraber salatı ikame etsin. Önlemlerini ve silahlarını da alsınlar. Kafirler/ gerçeği örtenler, silahlarınızdan ve eşyalarınızdan uzak kalmanızı arzu ederler ki, size aniden baskin düzenlesinler. Eğer yağmurdan dolayı bir eziyet görürseniz veya hasta olursanız, önlemlerinizi alarak silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Allah Kafirier/ gerçeği örtenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Görüldüğü üzere Rabbimiz nebimize; kısaltılmış salatı eğitim öğretim faaliyetini icra ederken grubu ikiye ayırmasını, birinci grubun silahlarıyla birlikte eğitim ve öğretimi tamamlayıp secde etmesinden/ anlayıp kabul etmesinden sonra ikinci grubun eğitim öğretime katılmasını, bu esnada diğer grubun da güvenlik önlemi almasını buyurmakta, yağmur veya hastalıktan kaynaklanan zor şartların oluşması durumunda önlem alınması şartıyla silahların bırakılmasına kolaylık sağlamaktadır.
Dikkat edin! Mevzu tamamen eğitim ve öğretim. Her iki grup da silahlanyla birlikte ayakta duruyor. Bir grup eğitim alırken diğer grup güvenliği sağlıyor. Ve bu kısaltılmış: gerek vahiy, gerek savaş taktik eğitimi, gruplar anlayıp, öğrenip secde ettikten/ kabul edip itaat ettikten sonra bitiyor.
Nisa 103: Salati ikame ettikten sonra ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde Allah'ı anın/her ne durumda olursanın olun Allah'ı aklınızdan çıkarmayın. Güvene kavuştuğunuz zaman, salatı gereği gibi ikame edin. Kuşkusuz salat, belirlenmiş vakitlerde Mü'minler üzerine yazılmıştır.
Rabbimiz normal şartlarda salatın ikamesini/ vahiy eğitim öğretim ve toplumsal dayanışma faaliyetini kesinlikle aksattırmamaktadır. Hatta salatın ikamesini, belli vakitlere bağlatarak örgütlenmesini/kurumsallaşmasını istemiştir. Tıpkı devletin eğitim öğretim, halk eğitim kursları gibi faaliyetlerini belli takvimlere/ saatlere bağlaması gibi.
Rabbimiz ancak zor şartlarda bu faaliyetin kısaltılmasına izin vermiştir. Mevzubahis ayetlerin namazla, namazın 2 rekat, seferde 1 rekat olmasıyla alakası yoktur.
Yorumlar