KABİR AZABI VAR MI?
Kabir azabı
KABİR AZABI
1.BÖLÜM.
KABİR AZABINA GETİRİLEN DELİLLERİN İNCELENMESİ
KABİRDE SORGULAMA VAR MI?
Gelenekçi anlayışa göre, Münker ve Nekir meleklerinin görevi insanların öldükten sonra ki kabirde sorguya çekmeleridir. Münker ve Nekir melekleri kişiye, din, peygamber ve Allah ile ilgili sorular yöneltir. Her melek Allah'ı zikretmekle görevlidir. Dolayısıyla Münker ve Nekir sorgu melekleri de her daim Allah-u teala'yı zikreder.
Kuranda bu melek diye isimlendirdiklerinin adı asla geçmemektedir. İnsanlar kendi meleklerini, kendileri üretip ona inanmışlardır. Bunların hepsi kültürel boyutlara dayanmaktadır. Durum böyle olunca da karşımıza komik ifadeler çıkıyor. Ölüye telkin vermek , hatta kişi ta ki başını tabuta vuruncaya kadar öldüğünü anlamazmış gibi ifadelere kadar. Bu zihniyet ölümü bayılma zannediyor. İşte bu konuşmalara dair metinler.
_Sorarlarsa rabbin kim ?
_Allah de ..!
_Sorarlarsa kitabın ne?
_Kur'an de..!
_Sorarlarsa nebi'n kim?
_ Muhammed de..!
Bunun yanı sıra sorarlarsa
Nakşibendi tarikatının halidi kolundanım de.. diyenlerde çıkmaktadır.
Kuran dışına çıkılan her alan bizi mayın tarlasına götürmektedir. Tuttuğumuz her an elimizde patlamaktadır.
Tekasür 8
Sonra, o gün size sefasını sürdüğünüz nimetlerin hesabı bir bir sorulacak.
Kıyamet 13
Ve o gün insana önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek.
Enbiya 47
Ve biz kıyamet günü hassas adalet terazileri kurarız. Hiç kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Hatta hardal tanesi ağırlığınca bir şey olsa onu da değerlendiririz. Zira hesap görücü olarak biz yeteriz.
Sad 16
Ve alay ederek diyorlar ki: – Rabbimiz, bizim payımıza düşen şu cezayı hesap gününden önce hemen ver!
inşikak 7-8 ayetler
7-İşte o gün kime kitabı sağından verilmişse.
8- O, çok kolay bir hesapla hesaba çekilecek.
Allah bütün ayetlerde hesabın mahşerde Allah'ın huzuruna çıkıp Amel defterleri ortaya konulduktan sonra azabın gerçekleşeceğini bize bildirmektedir. Mahşerde hesap gününden önce ne bir sorgu halinin ne de bir cezanın olduğuna dair hiçbir tane ayet yoktur.
Hesabı görülmeyen kişiye de ceza verilmeyeceği için bu ortaya atılan iddialar yersizdir. Allah'ın yeryüzündeki adaleti sağlamak için göndermiş olduğu vahyi kenara etmeye ve onun kaderine müdahale etmeye çalışmaktır. Allah'ın hükümlerini geçersiz kılıp kendi hükümlerini insanlara din diye dayatmaya çalışanlar, Allah'a rağmen ilahlığa soyunmuşlardır. Din konusunda yasayı sadece Allah koyar.(NAHL 52)
2.BÖLÜM
KABİRDEKİ ÖLÜLERİN ÜMİT ETMESİ VARMIDIR?
Mümtehine 13 ayeti bazıları. Kabir azabina delil olarak, Bakın ayeti nasıl çevirmiş.? MÜMTEHİNE 13 HATALI ÇEVİRİ Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümidini kesmiş bir dost edinmeyin.
Ayeti, kabirdeki kafirlerin Allahtan ümit kestiğini ifade ediyor.... Kabirde ümit etme gibi bir olay var ise, demek ki KABİRDE YAŞAYANLARIN hayat gibi bir mertebesi var ki ümitten bahsediyor, çeviride anlatmak istenen budur....
Hadi bunu inkar ettiler bunca alimin sözlerine gözlerini nasıl kapatıyorlar diye de eklemektedir.
1-) Kabirdeki ölünün yaşamasından bahsetmek zaten meselenin saçmalığını ortaya koyuyor. Ölü yaşasaydı zaten ölmezdi.
2-) Kabirdekilerin nasıl dost edinileceğide ayrı bir komiklik. Kabirdekilerle arkadaş olan, dost olan var mı? Ben şahit olmadim.. Kabirdekilere selam verenler mi dersin? Oturup sohbet eden mi dersin? Ordakilerin durumundan haberdar olanlar mı dersin.? Ölüye Talkın (tiyo, kopya) veren mi dersin.? Bunlar oldu alim biz olduk zalim vay beee.
3-) Kabirdeki insanların dirileceğinden kafirlerin ümit kesmesini ve aynı şekilde ahirettende ümitlerini kestiğinden bahseder,
Buna göre ayetin doğru çevirisi.!
Mümtehine 13. Ey iman edenler, Allah'ın gazabına uğramışlarla birlik olmayın. Çünkü onlar, kâfirlerin kabirlerde yatan ölülerin yeniden dirilişinden ümit kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.
Kabirde ki hayatın dahi bahsi geçmediği, onların dirilmemesi ne kadar gerçekse ahiret hayatıda onlar için hüsran olacak, ümitlerini bu yönde kesmişlerdir. Ayeti işte böyle tahrif ediyorlar.
3.BÖLÜM
TEVBE SURESİ 101 AYETTEN KABİR AZABI ÇIKARMI?
Diyanet çevirisi
Tevbe Ayet:101 Çevrenizdeki bedevilerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. ONLARA İKİ DEFA AZAP EDECEĞİZ. SONRA DA BÜYÜK BİR AZABA İTİLECEKLERDİR.!
Bazıları ayetin üç aşama azaptan bahsettiğini, iki kez azabın, biri bu dünyada, biride kabirdedir diyor. Üçüncü olan ise büyük azap mahşerde gerçekleşeceğini idda etmektedir.
İKİ KAT anlamına gelen kelimeyi İKİ KEZ olarak çeviri yapmaları, olayın boyutunu değiştiriyor. kelimesi yinelemek, tekrarlamak anlamındadır. Ayetteki kullanımı azabın tekrarlanacağını, yani bir ise ikiye katlanacağını ifade eder.
İki ayrı aşamada azap söz konusu değildir. İki kat azap, hem yaptığının karşılığını bulması, hemde vicdani azap duyması ikikatı ifade eder.
Daha sonra azabın büyüğüne sunulması kısmı mahşerdeki aşamadır. Dünyadaki azap, ahiretteki azap olarak iki aşama ile değerlendirmek durumundayız.
BUNA GÖRE DOĞRU ÇEVİRİ Tevbe Ayet:101
Çevrenizdeki bedevi Araplardan münafık olanlar vardır. Ve Medine halkından da nifakta ileri gidenler vardır. Sen onları bilemezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki *kat* azap edeceğiz. Sonra onlar, daha büyük azaba uğratılacaklardır.
4.BÖLÜM
SABAH AKŞAM ATEŞE SUNULMAK KABİR AZABIMI? MÜMİN 46
Mümin suresinin 46 ayeti kabir azabına delil olarak en baskın olan ayetlerden birtanesidir. Ayet mealen şöyledir.
Mümin 46 O azap onların sabah akşam sürekli maruz kaldığı ızdıraptır. O saatin gerçekleştiği gün ise Firavun ailesini azabın en şiddetlisine atın! Denilecek.
Firavun ve ailesinin, yandaşlarının sabah akşam ateşe sunulmasını, 44 ayetten itibaren okuduğumuzda...
- YAKINDA SİZE SÖYLEDİĞİM BU SÖZLERİN NE KADAR GERÇEK OLDUĞUNU ANLAYACAKSINIZ. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını daima görüp
gözetir. (Mü'min 40/44)
Ayette yakında size söylediğim bu sözlerin ne anlama geldiğini öğreneceksiniz. işte bu ifade mumin 46 da olan sabah akşam ateşe sunulma olayının anlaşılmasına işarettir. Ölen insanların kabirdeki durumlarına şahitlik edebiliyormuyuz? Onların durumunu bilebiliyormuyuz? Hayır.
O halde neyi ifade ediyor,? Bu dünyada olan birşey olmali ki; insanların denilen şeyi anlasınlar bilsinler şahit olsunlar. Ateşe sunulma olayının bu dünya ile ilgili olduğunu, ayetlerle destekleyelim.
Yunus 88
Musa da dedi ki: - Ey Rabbimiz, doğrusu sen Firavun'a ve onun ileri gelen seçkinlerine görkemli bir hayat ve muazzam bir servet verdin, Rabbimiz, onlar senin verdiğin bu imkânları, insanları senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar, Rabbimiz, onların servetlerini yok et, kalplerine sıkıntı ve darlık ver; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler.
Yunus 89 Allah da: - İkinizin duasi da kabul olundu, fakat siz de hak yolda sebat edip dosdoğru olun; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın, dedi.
İşte bu ayetler hz. Musa'nın duasıyla, firavunun iktidardaki çöküşünün delilidir. Allah duasını kabul ettiğini söylüyor. Firavunun yönetimi kaybetmesi kalplerine sıkıntı vermesi, ayak takımından biri olması, gücünün tükenmesi, onun vicdani rahatsızlığına sebep olmuştur. Dolayısı ile vicdan azabı çekişi sabah akşam ateşe sunulmasının karşılığıdır.
Sonra onu kıyametten sonra azabın en şiddetlisine sunacağız diyor.
İKTİDARI KAYBEDİŞİNİN DELİLLERİ Biz ise, ülkede ezilen bu insanlara iyilikte bulunmak onları önderler yapmak ve onları ülkenin topraklarının varisleri yapmak istiyorduk. (Kasas 28/5)
Ayrıca biz onları bu ülkede güçlendirmek suretiyle Firavun, Haman ve onların ordularının korktukları şeyi başlarına getirmek istiyorduk.
(Kasas 28/6)
Ayetlerin devamında hz Musanın doğuşunu ve firavuna üstün geleceğini iktidari elinden alacağını bize ifade etmektedir.
5.BÖLÜM
ÖLÜLER İŞİTİR Mİ? KABİRDEKİLERİN DURUMU BİLİNEBİLİR Mİ?
İDDA
Kul kabrine konulduğunda ve dostları ondan ayrılırken şüphesiz onların ayak seslerini işitir. (hadisi şerif)
Oysa biz onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Şimdi sen onlardan herhangi birisinin varlığını hissediyor veya sesini sedasını işitiyor musun? (Meryem 19/98)
Muhammed Resülün duyamadığı sesi bunlar nasıl duyuyor, Allahım çıldıracağım. Yahu ölmüş adam ölmüş tik yok, ne kulak ne göz ne başka birşey işlevi olan herşey bitti. Bunlar ölümü ne zannediyor.?
Geçici travma mi yoksa baygınlık mı? Olayın başka boyutuda kabirdekinin dışardakinin ayak seslerini duyması, nerden biliyorsun gittinde mi geldin. Uydurduğunuz hadisi yalanınıza destek gösterek kabul göreceğini mi sandınız.?
Allah bir çok ayette vahye kulak vermeyenleri ölülere işittiremezsin diye nitelendiriyor. İnsanlar normal yaşamda bile duymadığı umursamadığı, ölü gibi davranışlar sergilediği, vahyi ölünce mi duyacak.
Neml-(80) Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Bu ayette çağrıyı umursamayan kulak tıkayan, yaşayan henüz ölmemiş insanlar için örnek verir. Bu tiplere yaşarken işittiremeyen resul, bunlar öldükten sonra işittirecek.
Ne de dirilerle ölüler. Allah bu mesajı duymak isteyene işittirir. Fakat sen kabirdeki ölülere işittiremezsin. 27/80-81, 30/52
Manen ölmüş olan kalpleri kabirdekilere benzeterek bize meseleyi izah ediyor rabbim. Meryem 98 deki gibi Şimdi kalkıp kabirdekilerin işittiğini veya onların durumunu bilebileceklerini idda edenlerde akıl problemi yokmudur?
6.BÖLÜM
KABİR KİMİNE CENNETTEN BİR BAHÇE, KİMİNE CEHENNEM ÇUKURU OLABİLİR Mİ? YILANLAR VAR MI?
İDDA Kişi vefat ettikten sonra kabirde münker ve nekir tarafından sorgu suale çekilir ve eğer mümin ise kabri cennet bahçesine döner. Şeyet cehennemlik ise kabri cehennem çukurlarından bir çukur haline gelir. (Hadisi şerif. Tirmizi, kıyamet 26)
İnsan ölümünden sonra kabre girince beden çürümeye başlar. Bu esnada toprak altında bulunan, böcek türleri, yılan vs. Ölünün bedenini yiyebilir. Bu onlar için azap aşaması değildir. Fakat bu yalnız günahkar olan kimseye özgü değil, salih amel işleyen kişi içinde geçerli. Kabir ölen kişiye ne cennet nede cehennem çukuru olur.
Beden can varken sadece çalışır. Ruh bedene girince bilinç kazanır ve ayakta durur yürür. Uyku halimiz bizim ruhumuzun bedenden çıktığı andır (zümer 42) sadece bedenimiz canlıdır ama bilinç yoktur. Ne zaman ruh bedene dönerde uyanma bilinçlenme başlar. Eğer ölüm olursa bu ruh için değil beden içindir. Ruh ölmez, bedeni can terk ettiği için ruh ona dönmez, ta ki kıyamete kadar.
Kâf 19 Derken ölüm kâbusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!
Kamer 46 Fakat onların cezalandırılacakları gün o saat bu dünyanın sonunun geldiği gündür. O saat ne dehşetli ve ne korkunçtur! Bir bilseler.
Kamer 48 O gün yüzükoyun cehenneme sürülecekler ve kendilerine "Şimdi tadın bakalım yakıp kavuran cehennemin ateşinin dokunuşunu" denilecek.
Ayet cezalandırma gününün kıyamet sonrası mahşerde olacağını bildiriyor. Ne kabrin cennet bahçesi nede cehennem çukuru oluşundan bahseder. Uydurdukları hadisi resule atfederek gerçeklik, inandırıcılık baskısını güçlendiriyorlar. İbrahim 42 Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ne var ki O, yalnızca onları, gözlerin dehşetten yuvalarından fırlayacağı bir güne ertelemektedir.
Allah, zalimlerin cezalarını mahşere bıraktığını ifade ediyor. Kalkıp bu arada kabirde azaba bağlamak akli düşünce ürünü değildir. Sorgu olmadan ceza olur mu?
Önce suçunu ispat edeceksiniz.!
Kıyamet 12 O gün, bütün yollar, Rabbinin huzuruna çıkacak.
Kıyamet 13 Ve o gün insana önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek.
Kıyamet 14 Aslında insan bizzat
kendinin gözeticisidir. Hatta insan o
gün kendi aleyhine şahitlik yapacak.
Kıyamet 15 Her ne kadar bir takım
mazeretler ileri sürse de.
Kıyamet 16 Defterini okurken telaşla dilini dolaştırıp durma!
Kıyamet 17 Bütün yaptıklarını bir araya toplamak ve onu sana okumak bizim işimiz.
Kıyamet 18 Biz sana ondan neyi okumuşsak sen de onu izle. Kıyamet 19 Sonra bil ki onları tek tek açıklamak da bize aittir.
Kıyamet suresindeki bu pasajda
suçluyu yaptığından ötürü hesap günü delillerini sunuyor Allah. Bak şurda şunu yaptın burda bunu gibi.
Kaf 17 İnsanın sağında ve solunda yaptıklarını kaydeden iki yazıcı bulunmaktadır.
Bu kayıtla delillendiriliyor herşey.
Sonuç olarak.
Cennet, cehennem mahşerde var olacak bir kavramdır. Kabirde böyle bir durum söz konusu değildir.
GENEL SONUÇ ve TOPARLAMA ÖZETİ
KURAN'DA KABİR AZABI VARMI? ÖZET
Enam 38. ; BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ NOKSAN BIRAKMADIK, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.
Enam 114. ALLAH size Kitabı AYRINTILI KILINMIŞ BİR HALDE İNDİRMİŞKEN, ALLAH’IN dışında bir hakem mi arayayım?
İsra Suresi 36. HAKKINDA BİLGİN OLMAYAN ŞEYİN ARDINA DÜŞME! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.
Ankebut Suresi 51. KARŞILARINDA OKUNUP DURAN BİR KİTABI SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMİYOR MU? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Zuhruf 44: Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.
Yukarıda bazı ayetleri yazdım, bunu bazı unuttuğumuz değerleri hatırlatmak içindi. Ne diyor Yaradan, ben bu kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadım diyor. Bu sözleri tebliğ alan bizler, beşerin tam tersini söylediği, bu kitap özet bilgidir, Kur’an’da her şey yazmaz diyenlerin sözlerine nasıl kandığımızı, aldandığımızı da, lütfen düşünmesini rica ediyorum.
Devamında ki ayette de, bu kitap ayrıntılı iken, başka kitaplara mı bakıp iman edeyim diyor. Diğer ayette ise, hakkında bilgin olmayan şeylerin ardına düşülmemesi gerektiği, sonunda sorumlu olacağımız kitaptan bahsediyor. Diğer ayette de aslında Rabbim bizlere kızıyor ve diyor ki, sana indirdiğim Kur’an yetmiyor mu da, başka kaynaklar arıyorsun.
En son ayet aslında, çok dikkat çekici ve noktayı koyuyor. Bu Kitaptan sorumlusun. Allah bu kitaptan sorumlusunuz dediği halde, acaba bizler nelere iman etmeye devam ediyoruz, bunu da herkes kendi nefsinde düşünmelidir.
Konumuz kabirde çekileceği söylenen azap. KUR’AN DA, RABBİMİZ KABİR AZABINDAN TEK KELİME DAHİ BAHSETMEZ. Eğer bizlerin bilmesi gereken böyle bir durum olsaydı, ayetlerinde söylediği gibi açıkça belirtirdi. Sizlere kabir azabı konusunu, Kur’an’ın bahsettiği şekilde anlatmaya çalışacağım, elimden geldiğince
KUR’AN BÜTÜNLÜĞÜNDE KABİR HAYATI
Rahman Rahim ALLAH Adına;
NAHL 16/21 ONLAR CANSIZ, ÖLÜDÜRLER. NE ZAMAN DİRİLECEKLERİNE DAİR ŞUURLARI DA YOKTUR.
Yukarıdaki ayet-i kerime açıkça bizlere ölülerin diriliş saatine, yani kıyamete kadar şuursuz bir halde bir yokluk içinde olacaklarını bildirmektedir. Şuursuz, bilinçsiz nefsimizin yani kişiliğimizin kabirde sorgu suale çekilmesi düşünülebilir mi? O zaman insanlar bir uyku halindedir çünkü.
DUHAN 44/56- ORADA, İLK ÖLÜMDEN BAŞKA BİR ÖLÜM TATMAZLAR.
Bu ayete göre eğer insanlar kabirde diriltilirlerse iki defa ölümü tatmış olurlar ki bu, ayete ters düşer. Ayrıca İnsanlar kabirde hesaba çekilirlerse, ahrette ki hesaba çekilme, ahirette hesaba çekilirlerse kabirdeki hesaba çekilme izah edilemez. Eğer kabirde de ahirette de hesaba çekilirlerse, bir fiilden dolayı iki defa hesaba çekilmiş olurlar ki, bu da hem anlamsız olur, hem de Kur’an’da geçen ALLAH’IN adaletine ters düşer. Ancak Kur’an der ki sorgulanma ancak ahirettedir. Kur’an sûra üflendiğinde, yani kalk borusu çaldığında, tüm hesabın adaletle görüleceğini anlatır.
MÜMİN 40/11- Onlar: “RABBİMİZ! BİZİ İKİ DEFA ÖLDÜRDÜN, İKİ DEFA DİRİLTTİN. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmaya yol var mıdır?” derler.
Yukarıdaki ayet cehennemliklerin içlerinde bulunacakları durumu tasvir etmektedir. Bu ayette iki defa ölümden ve iki defa diriltilmekten bahsedilmektedir. Bu ayet genel kabule göre şu anlama gelir: anne rahmine düşmeden önceki yokluk durumu yani ölüm hali(1. Ölüm), Doğduktan sonraki diri halimiz(1.Diriliş) Ecelimizle ölmemiz (2. Ölüm) ve Kıyamet günü yeniden Diriltilmemiz. (2.Diriliş) Eğer Kabir azabı olsaydı üç defa ölüm üç defa diriliş yaşamamız gerekirdi…
O gün sizi çağırdığında, derhal çağrısına O’nu överek uyacaksınız. Ve dünyada az bir zaman kaldığınızı zannedeceksiniz.
(Isrâ 17/52)
Yüce Rabbimiz bu olayı da uykuya benzetir. Nasıl saatlerce uyuduğumuz halde zaman kavramını yitirip, bir göz kırpması kadar uyuduğumuzu sanırız. Benzer şekilde öldükten sonra, diriltilinceye kadar bir yokluk yaşarız. Kuran'a danışmaya devam edelim.
Sura üflenince, KABİRLERİNDEN RABLERİNE KOŞARAK ÇIKARLAR. Yasin 51.Ayet
“Vay halimize” derler, “YATTIĞIMIZ YERDEN BİZİ KİM KALDIRDI? Bu, Rahman’ın söz verdiği şeydi. Demek elçiler doğru söylemişti.” Yasin 52.ayet
Yukarıdaki ayetlerde de büyük bir şaşkınlık ve pişmanlık görülüyor. Ancak insanlar kabir azabı gibi bir ön hazırlık azabı çekseler, hiçte şaşırmazlardı inkâr ettikleri şeylerin gerçek olduğuna. Kur’an’a bakmaya devam edelim.
Naziat suresi bize şöyle diyor.
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar.
Onu bildirmek, senin görevin değildir.
Onun bilgisi Rabbine aittir.
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.
Naziat 42...46.ayetler.
Akla şu soru geliyor. Akıl almaz işkenceler geçiren biri için bir dakika bile yıllar kadar geçmek bilmez bir süreyi ifade ettiği halde, Rabbimiz bu dünyada insanların geçirdiği süreyi (Canlı ve Cansız olarak geçirdiğimiz Dünya süresini) çok kısa bir süre olarak tasvir eder. Vahye kulak vermeye devam edelim:
Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,
İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür. İNFİTAR 4~5.Ayet
Ama kabir azabı inancına göre kişi zaten daha kabirde ne yaptığını ne yapmadığını görmüş bundan dolayı azaba ya da mükâfata tabi tutulmamış mıydı? Demek ki kabir azabına inandığımız zaman, yazdığımız ayetlere ters düşüyor.
ADİYAT 9–10. İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalplerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
Ama kabir hayatı inancına göre, kalplerde olanlar bir sorgulama ile kabirde ortaya çıkarılmıyor mu bizlere öyle öğretilmedi mi?
Kur’an’ın bu ölüm kıyamet ve ahiretle ilgili tüm ayetlerinde hesabın ahi rette verileceği vurgulanırken, yargısız bir infazı andırırcasına “ölmüş” bedene nasıl sorguda bulunulur? ALLAH’IN aşağıdaki ayetlerinde belirttiği gibi, yok iken bizi bu dünyada ruh ve bedenimizle bir bütün olarak var edip, bizi canlı kılan Rabbimiz aynı şekilde bizi yaratmadan önceki halimize döndürüp öldürmektedir. Yani yokken var ettiği gibi, varken yok etmektedir. Ve yokluktan tekrar kıyamet günü var edecektir.
RUM 25. Göğün ve yerin O’nun buyruğu ile ayakta durması O’nun varlığının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz.
RUM 26. Göklerde ve yerde olanlar O’nundur; hepsi O’na boyun eğmiştir.
RUM 27. Önce yaratan, ölümünden sonra tekrar dirilten O’dur. Bu, O’nun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde olan en üstün sıfatlar o’nundur. O, güçlüdür, Hâkimdir.
HAC 6–7. Bunlar, yalnız ALLAH’IN gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün her şeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, ALLAH’IN kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.
Yukarıdaki apaçık ayetler kabirde bir hayat olmadığını, kabirlerde olanın kıyamet günü diriltileceğini söylüyorlar. Bir de Kabir azabına delil olarak bulunabilen ve Kur’an Bütünlüğünden Cımbızlayarak öne sürdükleri Kuran’daki tek ayete bakalım, iki farklı mealden alıntı yapalım.
Mümin SURESİ'de kabir azabının varlığına delil getirilen ayetleri inceleyelim.
Mü’min 44 – Yakında size söylediğim bu sözlerin ne kadar gerçek olduğunu anlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını daima görüp gözetir.
Mümin 45. ALLAH o (muttaki) adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun’un adamlarını sardı.
Mümin 46. Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, “Firavun’un adamlarını azabın en ağırına sokun” denir.
Yukarıdaki ayetteki azabın, kıyamette olacağı anlamı çıkmaktadır. Ancak azap kıyamette verilmese de kabir azabına delil olamaz. Çünkü Kur’an ayetleri bir birini açıklar. Sabah-akşam tabiri Arapçada süreklilik anlamında kullanılır. En’âm 52. Sabah akşam, Rablerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranları kovma.” Ya da Kehf 28. “Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret.” Ayetlerinde kullanıldıkları gibi.
44.ayette, yakında size söylediklerimin gerçekliğine şahit olacaksınız der. Peki bu ifade kabir azabına atıf olsa, kim şahit oluyor kabirde görülen azaba..? Demekki dünyada olan birşey bu hrrkesin görüp şahit olacağı bir durum olmalıdır. Firavunun iktidarı kaybedişi, iktidarın müslümanların lehine geçmesini, firavun ve yandaşları, destekçileri, kaldıramadıkları bir utanç, aşağılanma duygusunun verdiği vicdani azaptır. Sabah akşam bu psikolojiyle yaşamalarını, Allah bize bildirmektedir.
Ayrıca Kâfirler bu dünyada da azaba çarptırılırlar:
Ali_imran 56-Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. _inkâr edenleri de dünya ve ahi rette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.”
Tevbe 55. Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. ALLAH bunlarla onlara dünya hayatında azap etmek ve canlarının inkârcı olarak çıkmasını ister.
Tevbe 74.ALLAH ve peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, ALLAH onları dünya ve ahi rette can yakıcı azaba uğratır.
Tevbe 85. Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; ALLAH bunlarla onlara dünyada azap etmek ve canlarının inkârcı olarak çıkmasını ister.
Rad 34. Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. ALLAH’A karşı onları bir koruyan da yoktur.
Dolayısıyla Kabir azabına delil olabilecek Kur’an’daki tek ayette, Kur’an bütünlüğünde diğer ayetlerin açıklayıcılığı ile anlaşılmalıdır. Kur’an dışı bir inanç olan, Kabir hayatında azap ya da mükâfat inancına Kur’an öncesi Vahiy metinlerinde de rastlanmamaktadır. Muhtemelen Bu inanış, İslam inancının Hz. Muhammed sonrası geniş coğrafyalara yayılma süreciyle beraber, İran inanışlarından etkilenme sonucu Müslümanların gündemine girmiştir.
Ayrıca insanları günahlardan sakındırmak için, etkili bir korku aracı olarak kullanılmıştır. Çünkü gerçekleşmesi sonra olacak olan Kıyamet ve Ahiretle korkutmak ve uyarmaktansa, her an hayatın içinde olan somut mezarlarda azap görüleceği inancı daha etkili olmaktadır.
Ancak Gaybla ilgili zan barındıran bu tür inanışlar dinin masallaşmasına, bir korku sistemi olmasına yol açmaktadır. Dokuz tahta altında yılanlarla boğuşmak ve meleklerin demir topuzları altında parçalanmak tehdidi insanlara din diye sunulmaktadır.
Yapılması gereken tek şey İnançların Rabbimizin Koruduğu Kur’an’la belirlenmesidir. Eğer Allah sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum diyor da, kabirde azabın olacağından hiç bahsetmiyorsa, bunun tersini söyleyenlere inanmamalıyız. Peygamberimizin bizleri Kur’an ile uyardığını hiç unutmayıp, onun sözleri diye, bu konu ile ilgili uydurma sözlere de kanmamalıyız.
Son olarak sizlere ALLAH’IN dikkat çekici bir ayetini hatırlatmak istiyorum. Bu ayetten ibret alan, kabir azabının Kur’an’da asla bahsedilmediği halde inanmanın sonucunu sanırım çok iyi açıklıyor.
Araf 33; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, HAKKINDA HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİĞİ BİR ŞEYİ, Allah’a ortak koşmanızı ve ALLAH HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ HARAM KILMIŞTIR.
Yorumlar