Kavramlar

MESCİD NE DEMEK?

Mescid

MESCİD:

Bir önceki yazımızda secde kavramını işlemiştik. Secde kısaca; Allah’ın ayetlerine boyun eğip teslim olmaktı.

Secdede ilk aşama vahyin öğrenimidir. Bir insanın Allah’a secde etmesi için önce ayetlerini bilmesi gerekir. Ayetlerini öğrenip içselleştiren, boyun eğip kabul eden insan Allah’a secde etmiş olur.

İşte mescid de; Allah’a secde edilen yer demektir.

Biraz daha açacak olursak; mescidler vahiy eğitim öğretimi yapılıp insanların vahyi öğrendiği, vahiyle bilinçlenerek Allah’a/ ayetlerine secde ettiği okullardır.

Tabiki bu okullarda diğer bilim dalları okutulmayacak diye bir şey söz konusu değildir. Malumdur ki; kainattaki her şey Allah’ın ayetidir (12/105). Dolayısıyla her bilim dalı Allah’a/ ayetlerine secde etmeye bir vesiledir. Yeter ki O'nun ayetlerini doğru okuyalım.

Geçmişe dönüp araştırdığımızda ~1000 yılına kadar mescit dendiğinde akla; okul/ eğitim öğretim kurumu anlaşılırdı. Daha sonra mescitleri cami ile örttükleriyle kalmadılar, vahiy eğitim öğretimini de ortadan kaldırdılar.

Sonra; ''Kuran Kursu'' dedikleri, aslında arapça alfabe öğrenimi ve Kuranın arapçasını ezberleme olan kurumlar icat ettiler. İnsanlar arap alfabesini öğreniyordu, Kuranın arapçasını ezberliyordu fakat Kuranın içeriğinden hiç haberleri yoktu.

Keza medreseler de öyle. Medreselerde de Allah'ın ayetleri değil, rab edinilmiş ilim ve din adamlarının (9/31) yazdığı kitaplar öğretiliyordu.

Bugüne baktığımızda ise durum farklı değil. İmam Hatipler ve İlahiyat Fakültelerinin de medreselerden bir farkı yok. Bu kurumlara da her şey giriyor fakat, giremeyen tek şey vahiy.

Şeytanlar işini yapıyor.Çünkü; vahiyle bilinçlenmiş bir toplum istemiyorlar. Vahiyle bilinçlenmiş bir toplumda din satamazsınız, dini kazanç kapısı yapamazsınız, Allah ile aldatamazsınız, insanları dinle sömüremezsiniz.
...

Mescidler aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ayağa kaldırıldığı mekanlardır. Bunu cuma salatından da anlayabiliriz.

Salat; vahiyle etkileşimle toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırmaktı. Siz vahiyle etkileşimde olup bilinçlendikçe vahiy sizi harekete geçirir ve sorumluluk yükler. Dolayısıyla salatın iki boyutu vardır:

1: Vahiy eğitim ve öğretimi,
2: Toplumsal dayanışma.

Mescidler aynı zamanda musalla/ salatın ikame edildiği mekanlardır dedik. Mescidi Haram insanlık tarihinin ilk mescidi/ okuludur. Bu yüzden Allah bütün insanlığı vahyin ilk okuluna, vahyin merkezine davet eder. Bkz: 3/97. İnsanlara vahiy öğretilsin, uzmanlar tarafından dersler verilsin, kafasında sorular olan oraya gelsin ikna edilsin, her inançtan insanlar bir araya gelsin ve insanlığın sorunları giderilsin, savaşlar durdurulsun, açlar doyurulsun, çıplaklar giydirilsin diye...

Biz ona Hac diyoruz. Tabiki bugün icra edilen Hacc'ın, Allah'ın bizden istediği Hac'la alakası olmadığını belirtmek isterim. Hac/ tartışmak, fikirleri tartmak (huccet = delil 6/149) demektir. Kabe'nin etrafını 7 kez dönmek, siyah bir taşa el sürmek, şeytan taşlamak vs değildir Hac.

Kıble; müslümanların en üst hedefi demektir. Allah için mekan söz konusu değilki dua ederken bir yöne dönmek zorunda olalım (2/115). Kabe'nin kıble olması; bulunduğumuz her coğrafyada Kabe gibi bir vahiy eğitim öğretim ve toplumsal dayanışma okulları açılması demektir (Bkz: 10/87). Malesef kavramı Kabe'ye tapınmaya çevirdiler.

Bakara 125: Hani Biz, Beyt'i insanlar için toplanma/ sevap yeri ve güvenli bir yer kıldık. "İbrahim'in makamından kendinize bir salat yeri/ musalla/ vahiy eğitim öğretimi ve toplumsal dayanışmanın ikame edildiği mekan edinin." dedik. İbrahim ve İsmail'den, "Evimi; tavaf/ ziyaret edenler, kafalarındaki soruları çözmek amacıyla orda toplananlar, "rüku ve secde edenler/ Allah'ı birleyip ayetlerine teslim olanlar" için temiz tutun/ şirkten ve küfürden arındırın." diye söz aldık.
...

Mescidler; dinin Allah'a halis kılındığı/ din adına vahiy dışında hiçbir şeyin konuşulmadığı, hikaye, masal ve dedikoduların değil vahyin bizzat kendisinin konuşulduğu mekanlardır.

Araf 29: De ki: "Rabb'im bana haktan yana olmayı emretti." Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnızca O'na has kılarak dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.

Mescidler; Allah'a yönelinen, Allah'a dua edilen, Allah'tan başka hiçbir otoriteye seslenilmeyen, Allah'ın çokça zikredildiği (22/40)/ mesajlarının akıllara nakşedilip en büyük zikir olan salatın/ eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmanın ikame edildiği (62/9) mekanlardır.

Cin 18: Mescitler Allah içindir. O halde Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye çağrıda bulunmayın.

Mescidler; insanların oturup istişare ettiği, sorunların giderildiği, gerektiğinde yiyip içtiği mekanlardır.

Araf 31: Ey Âdemoğulları! Her mescid'de ziynetlerinizi alın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Zira O, israf edenleri sevmez.

Buraya kadar okuduklarınızı şimdi etrafımızdaki camilerle kıyaslayın. Hiç yakınından geçiyor mu? Bizim salat ve namaz hakkındaki yazılarımızı en şiddetli şekilde eleştirenler, camilerin bir şirk yuvasına dönüşmesine neden aynı tepkiyi vermezler.

Mescidler; Allah'ın arzı, Allah'ın devesi, Allah'ın evi gibi bütün insanlığın malıdır. Çünkü Allah'ın ''benim'' dediği ne varsa aslında bütün insanlığındır. Öyleyse; mescidler Allah'ın olduğuna göre (71/18), bütün insanlığa 7/24 açık olmalıdır. Camiler açık mı? Hayır.

Camilerde vahyin eğitim ve öğretimi yapılıyor mu? Hayır.
İnsanların sorunları konuşulup çözülüyor mu? Hayır.
Açlar doyurulup çıplaklar giydiriliyor mu? Hayır.
Din Allah'a halis kılınıyor mu? Hayır.
Dua Allah'a halis kılınıyor mu? Hayır.
Kıldığınız namaz Allah'a halis kılınıyor mu? Hayır.
Cuma salatı ikame ediliyor mu? Hayır.
Kadınlar cuma salatına katılabiliyor mu? Hayır.

Bir de diğer pencereden bakalım:

Okunan sala'lar baştan sona Allah ve elçisine iftira değil mi? Evet.
Okunuyor mu? Evet.
Muhammed, sahabilerin isimleri Allah'ın isminin yanında mı? Evet.
Sökülmeli mi? Evet.
Namaza kalkarken Muhammed'e salat komutu veriliyor mu? Evet.
Muhammed'den şefaat isteniyor mu? Evet.
Muhammed ve şefaati için namaz kılınıyor mu? Evet.
Şefaat ya resulullah mahyaları asılıyor mu? Evet.
Muhammed Allah'tan çok anılıyor mu? Evet.
Muhammed Allah'tan çok seviliyor mu? Evet.
Muhammed Allah'tan çok övülüyor mu? Evet.
Vaazlarda; rivayetler, çer çöp bilgiler din diye anlatılıyor mu? Evet.
Kandillerin uydurma olduğu kendi kitaplarında yazıyor mu? Evet.
Kandiller kutlanıyor mu? Evet.
Süleyman Çelebi'nin kasideleri şirk dolu değil mi? Evet.
Din diye, sevap diye okunuyor mu? Evet.

Bu örnekler çoğaltılabilir. Malesef; mescidler önce camilere çevrilmiş, sonra anlamı, misyonu ve görevi yok edilmiştir. Mescidler; Allah'ın adının çokça anıldığı, yalnız O'na dua edildiği, dinin yalnız O'na hasredildiği mekanlardan çıkarılıp, şirkin yuvalandığı camilere çevrilmiştir.

Bakara 114: Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

Allah'ın mescidlerini ancak; Allah'a ve kitabına, ahiret gününe hakkıyla inanıp güvenen, Allah'ın ayetlerinin eğitim öğretimini ve toplumsal dayanışmayı dosdoğru yapan/ salatı ikame eden, bunun için; arınmış bir bilinçle maddi manevi yadımı yapan ve Allah'ın rızasını kaybetme kaygısı taşıyan kimseler imar edebilir:

Tevbe 17: Gerçeği örttüklerini bildikleri halde, müşriklerin, Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.

Tevbe 18: Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, salatı ikame eden, zekatı veren ve Allah'tan huşu duyan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

Enfal 34: Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın evliyası muttakilerdir/ vahiyle korunanlardır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Ayete dikkat edin:

Tevbe 107: Zarar vermek, gerçeği örtmek, gruplaşmak, Allah ve Resul'üne karşı daha önce savaşanlara gözcülük yapmak üzere bir mescit yapan kimseler: "Biz yalnızca iyilik yapmak istedik." diye yemin ederler. Oysaki Allah, onların yalan söylediklerine tanıktır.

Bugün camiler Allah'ın arı duru dinine zarar vermiyor mu?
Allah'ın ayetlerinin üstü örtülmüyor mu?
Gruplaşma yok mu?
Allah ve O'nun mesajlarıyla savaşılmıyor mu?
Bütün bunlar yapılırken; iyi şeyler yaptıklarını söylemiyorlar mı?

Cevabınız evetse; o zaman bu camilerin, ayette eleştirilen münafıkların yaptığı mescidden ne farkı kaldı?

Bir mescidin takva üzere bina edilmesi demek; o mescidin sınırlarını vahyin belirlemesi demektir. Sınırlarını vahyin belirlediği mescidlerde de ancak (şirkten ve küfürden) temizlenmiş veya temizlenmek isteyenler bulunur. Rabbimiz; sınırlarını yalnızca vahyin belirlemediği mescidlerde durmayın diyor bize:

Tevbe 108: Orada asla durma, ilk yapıldığında takva üzere/ sınırlarını vahyin belirlediği yapılan mescit, içinde bulunmaya daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven kişiler vardır. Allah, temizlenmek isteyenleri sever.

Hac 26: Bir zamanlar İbrahim'e evin yerini göstererek; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi ziyaret edenler, kaim olanlar/ kıyam edenler, ruku edenler/ Allah'ı rablikte ve ilahlıkta birleyenler, secde edenler/ Allah'ın ayetlerini öğrenip boyun eğenler için temizle." demiştik.

Bugün hepimizin kıblesi/ en üst hedefi İbrahim olmak olmalıdır. İlk Kabe gibi; vahiy eğitim öğretimi ve toplumsal dayanışmanın ayağa kaldırıldığı/ salatın ikame edildiği mescidler, okullar, dernekler kurmak veya içine şirk bulaşmış camileri; önce insanları bilinçlendirerek, bilgiyle (kavgayla değil), vahiyle arındırmak, aslına/ dinin yalnız Allah'a halis kılındığı ve yalnız Allah'a yönelinip dua edildiği, sınırlarını vahyin belirlediği Allah'ın mescidlerine döndürmektir.

Gayret bizden, başarı Allah'a aittir.

Yorumlar

← KIBLE NEDİR? CiNLER →